logo

reklam

Yusufeli Tekkale Deresi’nden HES İçin Su Alınmasına Bende Karşıyım


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Beni bilenler bilir, fikir olarak HES’lere karşı değilim. Hatta HES’leri yararlı bulan insanlardan biriyim ancak bu fikrim benim tüm HES’lere koşulsuz olarak destek veren bir kişi olduğum şeklinde algılanmamalıdır. Benim için ister HES Projesi olsun isterse de maden ya da diğer projeler olsun kesinlikle her bir projeyi ne bütünüyle kabul ederim ne de peşinen reddederim. Projeyi incelerim, bölgeyi incelerim, projenin o bölgeye getirisini ve götürüsünün fizibilitesini inceler ve ona göre bir duruş sergilerim. İlimizde tasarlanan birçok maden projesine taraftar olduğum gibi karşı çıkabileceğim maden projeleri olabilir. Yine bir çok HES Projesine destek verdiğim gibi kesinlikle reddettiğim ve kabullenmediğim HES Projeleri bulunmaktadır. Bazen karşımıza öyle projeler çıkıyor ki ne akla, ne mantığa ne de vicdana uyuyor. Böyle bir durumda benim o projeyi desteklemem mümkün de olmuyor.

İşte öyle projelerden biri de Yusufeli ilçesi Tekkale Köyü’nden yeni Yusufeli yerleşim yerine alınmak istenen içme suyu ve HES için su alınması projesi gibi. Geçtiğimiz gün Yusufeli ilçesine bir seyahat gerçekleştirdim. Bu seyahatin öncelikle sebebi ise Tekkale Köyü’ne ve yaylasına gittim. Tekkale’ye hayat veren derenin doğduğu yere ve Yusufeli ilçesinin yeni yerleşim yerinin içme suyu için alınacak olan suyun alınması planlanan noktaya ve gerçekten alınması gereken yere gittim. Gazeteci arkadaşım Ramazan Balcıoğlu ile birlikte gittiğim bu gezimde şunu gördüm ki Tekkale köyü için hayati derecede önemli olan bu suya çok müdahalenin doğru olmadığıdır. Köyde görüştüğümüz köylülerin ilçeye içme suyu alınması fikrine sıcak baktıklarını ancak bu suyun alınması düşünülen noktaya karşı çıktıklarını ve de su için alınacak su miktarının fazla olmasını itiraz ettiklerini öğrendik. Ayrıca Tekkalelilerin HES için bölgelerinden su alınmasına kesinlikle karşı olduklarını ve Tekkale için hayat anlamına gelen sularına fazla bir müdahalenin bölgenin doğal yapısının bozulması anlamına geleceği için suyun yatağından değil kaynağından su alınmasının daha doğru olacağını ifade ettiler.

Köylülerin isteği ne?

Tekkale Köyü’ne hayat veren Tekkale Deresi Güngörmez ve GalvaneDereleri’nin birleşmelerinden oluşuyor. Yusufeli Belediyesi yeni yerleşim yerinin içme suyunu Tekkale Deresi’nden temin etmek istiyor. Tekkale Bölgesi’nin yaylalarından çıkan bu su vadi boyunca özgürce akarak Tekkale bölgesine hayat veriyor. Yusufeli ilçesini bilenler bilir bölgede yeşil alanlar kısıtlıdır. Havanın da sıcak olması yeşil alanların az olmasına neden oluyor. İlçenin ortasından su geçiyor olsa da ilçenin büyük bir bölümünde sulama suyu sıkıntısı yaşanıyor. Bütün köylerde su konusunda çok şanslı sayılmazlar. Tekkale köyü ilçede su bakımından en şanslı köylerden biri. Bu sebepten dolayı da köyün tüm mahalleleri yeşil ve yaylaları ise adeta bir Karadeniz Yaylası gibi. Rize’nin güneyinde kalan Tekkale bölgesinin güzelliklerini sağlayan ana neden ise köyün ortasından geçen dere. Bu derede Tekkale’nin yaylalarından çıkan suların birleşmelerinden oluşuyor. Köyün deresi ciddi anlamda iyi bir debiye sahip ve su miktarı açısından da sulamaya oldukça elverişli. Bu nedenden dolayı köyde oturan herkes hem sebze hem de meyve yetiştiriciliği yapıyorlar. Yusufeli Belediyesi tarafından içme suyu için köyden su alınması teklifi daha önceki yıllarda da ortaya atılmış ancak bu fikir çok kabul görmemiş. Hatta döşenen borular bir gece köylüler tarafından kırılmış. Köy halkı suyuna dokunulmasını çok fazla kabul etmiyor. Köy halkının önemli bir bölümü ilçede de yaşadığı için ve de gelecekte kurulacak olan yeni ilçe merkezinde de yaşamaya devam edecekleri için ilçeye içme suyu sağlayacak hattına köylerinden su alınmasına bu sebeple bu sefer soğuk bakmıyorlar. Bakmıyorlar ancak bu konuda kafalarında bir takım soru işaretleri var. Soru işaretlerinden birincisi içme suyu için su alınacak noktanın Bölükbaşı mahallesi sınırlarında kalan Güngörmez ve GalvaneDereleri’nin birleşme noktasından su alınacak olması. Bu noktada su alınması demek bu bölgenin altında kalan tüm yaşam merkezlerinde su sıkıntısı yaşanacağı anlamına geliyor. Özellikle de zaman zaman 40 Litre/Saniyeye düşen sudan 85 Litre/Saniye su alınmasının düşünülmüş olması. Böylesine bir miktar suyun iki derenin birleştiği bölgeden alınması bölgenin susuz kalmasına, elverişli tarım alanlarının ise sulamasının tehlikeye girmesine neden olacağı anlamına geliyor. Bu da köylü için kesinlikle kabul edilemez bir durum oluyor. Köylünün bu itirazının yanı sıra DSİ’de 85 Litre/Saniye su alınmasını kabul etmez iken 63 Litre/Saniye su alınmasını kabul ediyor. Son duyumlara göre ise talep edilen su miktarı ise 42 Litre/Saniye olarak düşünülüyormuş. Bu miktarın 10 bin nüfuslu bir ilçe için yeterli görülecek olan 15-20 Litre/Saniye su miktarının iki katından da fazla olması yeni ilçe merkezinin yanı başında kurulması planlanan HES için su alınması anlamına geldiğini düşünüyorlar. Ve bu fikre kesinlikle karşı çıkıyorlar. HES için köylerinden su talep edilmesini kabul etmedikleri gibi köylüler iki suyun birleştiği noktadan su alınmasını da kabullenmiyorlar. İçme suyu için köylerinden su vermeye evet diyen köylüler bu bölge yerine bölgenin bir kilometre yukarısında bulunan mevkiden ve yalnızca Güngörmez Deresi’nden su alınması fikrine sıcak bakıyorlar. Bunun sebebi ise bu noktadan su alındığında gerek yaşam alanları gerekse de tarım alanlarının en az şekilde etkilenecek olması. Yaşam merkezi susuz kalmayacak ve sulama suyu için yeterli su her zaman bulunacak. Yaz aylarında geçmiş yıllarda 37 Litre/Saniye’ye düşen suyun köye yetmeyeceği aşikar iken iki suyun birleştiği noktadan su alınması köylülerin yaşamının büyük çapta olumsuzluğa düşeceği aşikar. Unutmayalım ki içme suyu kaynağından alınır. Kaynağından alınan içme suyu kesinlikle daha sağlıklı bir içme suyu olacaktır. Bu vesile ile iki suyun birleştiği noktadan içme suyu almak yerine kaynağına yaklaşmak en akılcı yol olacaktır. Yeni ilçede musluktan akan su gönül rahatlığıyla içilecek ise su kaynaktan alınmalıdır.İki su yerine dereden süzme olarak değil kaynağından alınmalıdır. Bende bu düşüncedeyim.

Tekkale köylülerinin bu talepleri haksız sayılmaz. Yetkililerin bu talepleri dikkate alacağını düşünüyorum. Tekkale için yaşam anlamına gelen derelerin içerisinde cansuyu bırakılması Tekkale’nin canının tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Bunu köylülerin kabul etmeleri beklenemez. Evet, yeni yerleşim yerinin içme suyuna ihtiyacı var ancak HES yapılacak diye köyü susuz bırakmak Yusufeli Barajı nedeniyle birçok fedakarlıkta bulunan ilçe halkına bir de elektrik üreteceğiz diye bir yeni fedakarlık daha yapın demek oluyor. Bir ilçe halkının hele hele bir köy halkının çok fazla fedakarlık yapmaları beklenmemeli. Yusufeli halkı yeterince bu devlet için fedakarlık yapıyor. Daha fazlasını beklerseniz ilçedeki yaşamı sona erdirmeniz anlamına gelebilir. Burada dikkatli olmak lazım. Evet, Yusufeli Belediyesi’nin HES  yapma fikri güzel ancak hem içme suyu için hem de HES için sadece bir köyü değerlendirmek doğru değil. Ben inanıyor ve biliyorum ki HES için başkaca bir çözüm yolu bulunur ve Tekkale köyü sakinleri daha fazla tedirgin edilmemiş olur. Tekkale halkını iyi dinlemek ve onların seslerine kulak vermekte fayda var. Tekkale köyü bugüne kadar sebze ve meyvecilikte yaptığı katkıların dışında yeni yapılan projeler ile birlikte hayvancılıkta da ilçe ekonomisine ciddi katkılar sunmaya hazırlanırken bu köyü çok tedirgin etmek doğru değil. Ben Yusufeli Belediye Başkanı ile de kısa süre içerisinde görüşeceğim ve konuya ilişkin detaylı bilgileri kendisinden alacağım. Bu Tekkale köylülerinin düşünceleri ve bu düşünceleri sizlere aktarmaya çalıştım. Belediye Başkanı ile de görüşerek onunda düşüncelerini alacağım ve onları da aktaracağım. Bugün bu yazımda köylülerin duygularına ve düşüncelerine tercüman olurken kendimi o köyde oturan bir insan olarak düşünerek bu yazıyı kaleme aldım.

Tekkale köylüleri bu devletini seven, bu millet için ve devlet için gerekirse canlarını seve seve verebilecek insanlardır. Bu sebeple Tekkalelileri üzmemek adına yapılması düşünülen projeler köy halkına sabırla ve tüm açıklığı ile anlatılmalı ve gönülleri alınarak bu projelere onay vermeleri sağlanmalıdır. Onların tedirginlikleri her şeye karşı insanların karşı çıkmaları gibi algılanmamalı ve onların hassas oldukları konulara hak verilerek projelerde gerekli değişikliklere gidilmelidir.

Ben Tekkale köylülerine bugüne kadar ilçe ekonomisine sağladıkları katkıdan ve de vatan millet sevgisinden ödün vermemelerinden dolayı teşekkür ediyorum ve tedirginliklerinin biran önce giderilmesini temenni ediyorum.

Son birkaç satırı da bu köyün güzelliklerine ayırmakta fayda var. Yusufeli ilçesinin en güzel coğrafyalarından birine bu köy sahip. Köy sınırları içerisindeki meyve ve sebze bahçelerinin yanı sıra Tekkale deresinin suyunun özgür akışına, yaylalardan gelen suyun oluşturduğu vadinin güzelliğine, içerisinde Tekkale Kalesi ve Dört Kilesi’nin doğayla bütünleşmesine, Tekkale Köyü’nün yeşilliğine, bu köyün içerisinde bulunan doğal kaynak sularının serinliğine, yeşilin bin bir tonuna ve doğal yaşlı ormanlara ve de o güzelim yaylaların güzelliklerine, özellikle de o temiz havaya ortak olmak ister ve tüm bu güzellikleri yaşamak isterseniz bence bu hafta sonu hava iyi ise Tekkale köyüne gitmenizi tavsiye ederim. Bir ufak bir tavsiyem daha var. Bu gezinizden keyif almak istiyorsanız Ramazan ayından sonra gitmenizin daha iyi olacağını söylemeliyim. Zira niyetli iken bu güzelliklerin tam tadına doyamıyorsunuz. Benden söylemesi…

Etiketler:
Share
560 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...
  • Yeter Artık İdam Şart

    04 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Şubat ayında yazdığım bir yazıyı son günlerde yaşanan çocuk cinayetleri ve istismarları haberlerinin yeniden gündem olması nedeniyle bende yazımı yenilemek istiyorum. Türkiye’deki durumu maalesef ki gözler önüne seren ve artık mevcut yasaların yetersiz olduğunun kesinleştiği ve bu yasalarla olayların önüne geçilmediğinin ayan beyan ortada olduğu bir durumda maalesef ki yazımı yeniden yayınlamak durumundayım. Bu konuyu yeniden gündeme getirmeye devam edeceğimi belirterek Şubat ayında yazdığım yazıyı yenilemek istiyorum. Tam yeri ve za...