logo

reklam

Yoksa Siz Aziz Nesin’e mi İnandınız ?


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu.

Bazen kendimi kaybedercesine düşüncelere dalıyorum. Yazdığım bütün yazıların yarın “HAKK’ın” divanında karşıma çıkacağını bilerek kelimelerimi seçerek yazmaya özen gösteriyorum. 4 yılı aşkın süren köşe yazarlığı yaşamımda şahıslar adını kulanıp topluma hedef göstermemem bu yüzdendir. Bir tek kalp bile kırmamaya özen gösteriyorum. Yoksa incilmişliğim ve kırılmışlığım çok… özellikle kadir, değer ve kıymet bilmeyenleri gördükten sonra herşeyden soğur oldum. ALLAH nasip ederse yakında Artvinden gitmek 10 sebep adı altında içimi dökmeyi planlıyorum. Çünkü bazı şeylerden artık yoruldum. Kahrolsun o bazı şeyler… Ancak yine de güzel günlerin geleceğini düşünüyorum. Tüm dünyadaki ölümlerin, zulümlerin son bulacağını düşünüyorum. Artık bebekler yetim kalmasın diyorum. Dünya bir kurtuluş bekliyor. Dünya bir kurtarıcı bekliyor. Gelecek YARADAN’ın vaadi HAKK’dır, o gün gelecek…

Son zamanlarda nereye bakarsam bakayım, bir Atatürk tartışması var sormayın gitsin. Erdoğan’ın Atatürk demesine öylece takılmışlar ki anlamış değilim. Düne kadar Atatürk düşmanlığı ile suçlanan Erdoğan bugün adeta Atatürkçülükle suçlanıyor. Gelin size anlatayım Erdoğan Atatürk düşmanı mı? Atatürkçü mü?

Öncelikle bu ülkede yaşayan radikal olmayan hiçbir kimsenin Atatürk düşmanı olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki radikal dindarlar arasında Atatürk düşmanlığı nedendir? Diye araştırma yapmak gerekir diye düşünüyorum. Kimse kusura bakmasın. Erdoğan Atatürkçülükle oy almayı planlıyorsa sözde 70 yıldır Atatürkçü olan Chp hiç iktidardan düşmezdi. Sözde Atatürkçü dedim çünkü Chp’nin Atatürk’ün ölümünden sonraki sürecini araştırın 1950’ye kadar hiçbir açılım ya da inkilap yapmış mı? Yok, VALLAHİ yok, onun neticesidir ki; Demokrat parti sildi, süpürdü ve Chp’ye 70 yıldır tek başına iktidar nasip olmadı. Hadi diyelim 70 yıldır ülkeyi yöneten sağ partiler yanlış yolda o zaman doğru yolda olan size halk neden oy vermiyor? Yoksa siz aziz nesine mi inandınız? Neyse devam, yani öyle lüks yerlede oturmayla Şişli’de Beşiktaş’da takılmakla Atatürkçü olunmuyor. Bir Türkolog adayı olarak Atatürk’ün topluma kasıtlı yanlış anlatıldığını söyleyeyim. Atatürk ne dinsizdi ne de gözlerini kapacak kadar dindardı.  Ancak bazı çevreler sırf kendi temelsiz ideolojilerine temel aramak için Atatürk’ü topluma yanlış anlattı. Eğer sorarsanız Atatürk ün ideolojisi hangi partiye yakın? hiç şüphesiz “Türkçü ve Milliyetçi” derim gerisini siz anlayın.

Anladığım kadarıyla Erdoğan artık Atatürk’ün siyasi malzeme olarak kullanılmasını istemiyor. Özellikle Feto’nün yaptıklarının sonrasında Atatürk’ün sahte din tüccarlarına yaptıklarını haklı buldu diye düşünüyorum. Atatürk’ün samimi müslüman din adamlarıyla işi yoktu. Son dönemde çürümüş Osmanlı sözde din adamları ve şeyhleriyle işi vardı. Kaldı ki o Sahte din adamları değil miydi Osmanlının sonunu getiren! Avrupadan 200 sene geri kal, hiçbir buluş bulma, yok bu dine aykırı diye fetva ver sonra da “Efendim geri kaldık.” Tabi kalacaksın çünkü İslam sana “İlmi ara bul ve oku diyor.”  Bu 200 yıllık arayı neredeyse 20 yıl gibi kısa sürede kapatmaya çalışan ve borçla devr aldığı İmparatorluğu acz edilince borçsuz devr eden Abdülhamit hanı tahttan indiren fetvayı imzalayan kimdi?

Neyse devam, Erdoğan artık tıpkı başörtüsü her kesime kabul ettirdiği gibi şimdide gerçek Atatürkçülüğü kabul ettirecek kimse merak etmesin. Bu ülkeye bir tek çivi çakmayanlar, işçi hakları deyip, kendi işçilerin, iş gücünü sömürenler artık Atatürk’ün şemsiyesine sığınamayacaklar. Kaldı ki bu Radikal topluma Atatürk’ü kim düşman etti siz daha iyi bilirsiniz. Her fırsatta “Laiklik elden gidiyor. Neredesin Paşam” diyenler. Kendi fikirlerine Atatürk’ü de alet etmeye çalıştılar.

Bu durum şunu gösteriyor. Artık sınıflar arasında düşünce farkı kalmayacak isteyen bu ülkede istediği gibi yaşayacak dindar olan dinini yaşayacak, Ateist kendi bildiği gibi yaşayacak, içkisini içen içecek, namazını kılan kılacak. Ahlaki değerler çerçevesinde kimseyi rahatsız etmeden herkes mutlu mesut yaşayacak kimse merak etmesin. Bu süreç biraz zorlu oldu ve vücut bulmaya devam ediyor ancak sonrası çok güzel olacak… Aslında bu hayatta bir şeyi kafaya takacak kadar uzun yaşamayacağız. En fazla 50 yıl sonra bu hayatta olanların %90’ı hayatta olmayacak. Başka hayatlar, başka sorunlar devam edecek. Ölümün olduğu yerde daha gerçek ne olabilir ki? İnananlar için söylüyorum; merak etmeyin belki orası daha güzeldir.çünkü ölüm bile ölüyor… başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Share
262 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...