logo

Yeter Artık İdam Şart


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz Şubat ayında yazdığım bir yazıyı son günlerde yaşanan çocuk cinayetleri ve istismarları haberlerinin yeniden gündem olması nedeniyle bende yazımı yenilemek istiyorum. Türkiye’deki durumu maalesef ki gözler önüne seren ve artık mevcut yasaların yetersiz olduğunun kesinleştiği ve bu yasalarla olayların önüne geçilmediğinin ayan beyan ortada olduğu bir durumda maalesef ki yazımı yeniden yayınlamak durumundayım. Bu konuyu yeniden gündeme getirmeye devam edeceğimi belirterek Şubat ayında yazdığım yazıyı yenilemek istiyorum. Tam yeri ve zamanı. Yorum olarak da belirtiyorum ki artık idam şart.

“İdam Şart!”

Artık televizyonlarda haber kanallarını izlerken insanlığından nasibini almamış insanların işledikleri suçları görmekten tiksinir oldum. Gazetelerde bu tür yaratıkların işledikleri suçları okurken erkekliğimden utanır hale geldim. Böylesi şerefsizlerle aynı Dünya çatısı altında bile yaşamaktan, aynı stratosfer altında bulunmaktan ise utanır oldum. Aynı bayrak ve toprak altında bu tür canilerle birlikte yaşıyor olmaktan ise inanın sıkıldım. Yani ne diyeceğimi ve yazacağımı bilemez haldeyim. Burada bu tür olayları dillendirerek daha fazla insanlığımdan utanmak istemiyorum.

Şimdi, bizim ülkemizde artık şu idam cezasını ciddi ciddi tartışmaya açmalı ve derhal uygulamaya koymanın vaktidir. Bazı suçlara idamın getirilmesi şarttır ve bu suçları işleyenlerin suçları sabit ise de aleme ibret bir şekilde bu tür insanların idam cezalarının infaz edilmesinde toplum için büyük yarar vardır. Bunun iyi hali, yok şu hali bu hali deyip indirime gidilmesi ise başka bir insanlık suçu olmaktadır. Bu tür suçların iyi hali falan olmaz ve idam dışında da bir cezası olamaz. Olmamalı da. Yok Avrupa Birliği kriterleri imiş, yok çağdaşlıkmış diyerek bu tür cezaları işleyen insanların yaşamalarına izin vermek bence başka bir insanlık suçudur. Hayvanların dahi yapmayacağı şeyleri yapan sözüm ola insan olan bu canilerin bizim vergilerimizden kesinti yapılarak beslenmeleri de devletimizin bu millete yaptığı en büyük zülümdür. Bu zülüm yolundan devletimizin biran evvel vazgeçmesini istiyorum. Ve buradan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Vakit geçmeden biran evvel idam cezasının bu tür suçlara uygulanması için talimat vermesini Cumhurbaşkanımızdan bekliyorum. Üstelikte sadece yasanın kanunlaşmasından sonra değil, kanunlaşmasından önce de bu tür suçları işleyen canilere de uygulanmasını talep ediyorum. Bunu devletimizin biran evvel yapması lazım. Bu olayların izah edilir bir tarzı yok ve bu insanların yaşamasına müsaade edilmesinin bir anlamı yoktur.

Suçun Kesinlikle Sabit Olması Şarttır

İdam cezası noktasında dikkat edilmesi gereken unsurlar pek tabi ki bulunmaktadır. Bu unsurların en önemlisi kesinlikle suçun bizatihi o kişi tarafından işlendiğinin sabit olmasıdır. Kesinleşmesi ve ispatlanması şarttır. Bir kişi eğer o suçu gerçekten işlemiş ise, işlediğini kabul etmiş veya ilgili birimlerce o suçu işlediği ispatlanmış ise kesinlikle ama kesinlikle suçu işleyenin yanına işlediği suç kalmamalıdır.

İdam cezasına karşı olanlar yok mu? Tabi ki var. Var olmasına var ancak bu tür görüşlerde olanlara bir tek sorum olacak. Bu tür suçu işleyenler suçlarını sizin çocuklarınıza, kardeşlerinize veya yakın akrabalarınıza karşı bu tür bir eylemde bulunulsa tepkiniz ne olacaktır? Hiçbir devletin vatandaşın yerine karar verme yetkisi olamaz. Bir anne ve baba düşünün. 3 yaşında bir çocuğuna tecavüz ediliyor. Bu çocuğun anne veya babası olsanız, çocuğunuza tecavüzde bulunan bir bireyi affedebilir misiniz? Siz affedemeyeceğinize göre devletin bu kişiyi affederek yaşamasına müsaade etmesine ne diyeceksiniz? Çocuğunuza tecavüz etmiş bir kişinin yaşamasına sizler müsaade eder misiniz? Cevabınız hayır ise devletin müsaade etmesini de doğru bulamazsınız. Bu sebepledir ki idamın tartışılması değil hangi suçlara karşı idam verilmesi gerektiğinin tartışılması şarttır. Toplumumuzda gün geçmiyor ki bir canilik haberi duymayalım. Vallahi kusura bakmayın, ister bana geri kafalı deyin isterseniz de başka bir şey deyin kesinlikle bazı canavarların kesinlikle yaşamasına müsaade edilmesini doğru bulmuyorum.

Doğru olmadığı da yaşanan bu tür suç olaylarının sürekli hale gelmesinden ayan bellidir. Gün geçmiyor ki böyle bir canilik haberi ile karşı karşıya kalmıyoruz. O vakit ortak aklı kullanmalı ve bu tür suçların önüne geçebilme adına mutlaka idam cezasını yeniden uygulamaya başlamalıyız. Avrupa Birliği’ne bizi bu sebepten almayacaklar ise almasınlar. Aynı toplumda bu tür canilerle bizim yaşamamıza daha fazla müsaade edilmemelidir. Ben utanç duyuyorum, kanun koyucularında utanç duyduğuna eminim.

Şimdi sizlere bir araştırmayı paylaşacağım. Çok çarpıcı sonuçları olan bu araştırmayı da okuduğunuzda sanıyorum ki idamın gelmesini en çok sizler isteyeceksiniz çünkü bir gün bu tür bir caninin sizin yakınınıza da böylesine bir canilik yapma şansı bulunmaktadır. Rapor 2016 yılında hazırlanmış ki emin olun o tarihten bu yana belki de artış yüzde 1000’leri bulmuştur.

İşte o araştırma:

Bu Rapor ‘Seferber Ol Türkiye’ Diyor: Son 10 Yılda Çocuk İstismarı Vakaları Yüzde 700 Arttı

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin ‘2016 Çocuk İstismarına Yönelik Raporu’na göre, son 10 yılda çocuk istismarı vakaları yüzde 700 arttı. Türkiye’nin Avrupa’daki en yüksek “çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları” oranına sahip olduğu vurgulanan raporda dini evliliklerden dolayı bu sayının tam olarak saptanamadığı belirtiliyor. Raporda ayrıca mahkemelerde “iyi hal ve saygın tutum indirimi”nin rutin bir uygulamaya dönüştüğü ve bu durumun kamu vicdanını zedelediği belirtiliyor.

Son 1 yılda 400 çocuk istismara uğradı.

İstismarcıların yüzde 66’sı akraba, komşu gibi çocuğun tanıdığı kişiler. Çocuğa yönelik cinsel saldırıların sadece yüzde 5’i ortaya çıkıyor, yüzde 95’i ise gizli kalıyor. İstismarcıların yüzde 9’u çocukla aynı evde yaşıyor. Çocuk istismarı vakaları 10 yılda 300 bini geçti. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili. Çocuk istismarı nedeniyle Adli Tıp Kurumu’na başvuranların sayısı artıyor… Raporda “Avrupa’daki en yüksek çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranına sahip olan ülke Türkiye olup, dini evliliklerden dolayı bu sayı tam olarak saptanamamakta” deniliyor. TÜİK verilerinde, Türkiye’deki tüm evlenmeler içindeki çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları oranının %28-%35 olduğu ve mutlak sayısının 181.036 olduğu yönünde ifadele bulunuyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre ise çocuk yaşta evlendirilen kız çocukların sayısı 2010 yılında 45 bin 738, 2011 yılında 42 bin 700, 2012 yılında 40 bin 428, 2013 yılında 37 bin 481, 2014 yılında 34 bin 629, 2015 yılında 31 bin 337.

Üzülerek görüyoruz ki, mahkemelerde de “iyi hal ve saygın tutum indirimi” rutin bir uygulamaya dönüştü.

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği raporunda Diyarbakır’da yüzde 50 zihinsel engelli bir çocuğa cinsel istismarda bulunan taksiciye mahkemenin, “erken boşalma” indirimi uyguladığı hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor:

“Daha az ceza çocuklara şiddetin, tacizin, tecavüzün, kadın cinayetlerinin önünü açıyor. Diyarbakır’da 14 yaşındaki kız çocuğunun başına taşla vurup, tecavüz eden ve savcının hakkında 43 yıl istediği sanığa mahkemenin 11 yıl 8 ay hapis cezası veriyor. Cinsel istismar vakalarında “saygın tutum ve iyi hal” uygulamalarıyla indirime gidilmesi kamu vicdanını rahatsız ediyor.

O nedenle diyoruz ki taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerinde bu tür indirimler uygulanmamalıdır. Çünkü böyle bir karar mağdur olanları ve yakınlarını daha da yaralıyor, üzüyor, ölenler bir kez de yargı eliyle öldürülüyor. Bu nedenle Türk Ceza Yasası’nın ilgili hükmü yeniden gözden geçirilmeli ve gerekli düzeltmeler yapılmalıdır…”

Raporun ortaya serdiği korkunç tablo sosyal medyanın da gündeminde…

Cinsel İstismar Davalarında 10 Dehşet Verici İndirim Sebebi

Türkiye’de kadın cinayetleri ve tecavüzler ne durmak, ne azalmak biliyor. Yasalar olduğu yerde duruyor ve erkeği kayıran sistem tecavüz vakalarında akla hayale sığmayan indirim sebepleri üretiyor. Sistem kendini tekrar tekrar kendi içinde yeniden üretiyor. Kadınlar tepki gösteriyor, sokaklara çıkıyor ama yasa kurucuların neredeyse tamamen erkeklerden oluşması çok az şeyi değiştirebilir. Yüzlerce emsalini gördüğümüz tecavüz indirimlerine tekrar bir göz atalım. Tekrar hayret edelim ve tekrar sinirlenelim. Sinirlenelim ki susmayalım.

1. “Yarım kaldı” indirimi: Tecavüz vakalarında bir sebepten tamamlanamazsa, hakim ve savcılar “yarım kaldı” indirimi uyguluyor. Mağdurların tüm hayatları boyunca hissedecekleri yarım kalmış adaletin hiçbir önemi olmuyor.

“Saygın tutum” indirimi: Tecavüz sanığı mahkemede sessiz ve saygılı davranırsa “saygın tutum” indirimi alıyor. Hakimler sanıkların başkalarına yaptıklarıyla ilgilenmiyor. Önemli olan onlara karşı saygılı olunması.

“Eski sevgili” indirimi: Eski sevgiliniz olması onun üzerinde bazı haklarınız olduğu anlamına geliyor. Eski sevgilinizden sizi koruyacak bir ceza yok.

“Ruh sağlığı bozulmadı” indirimi: Özellikle küçük yaştaki ve zihinsel engelli mağdurlar söz konusu olduğunda tecavüzcülerin aldığı indirimlerin başında geliyor. Umarız yakında uyutulan ve bayıltılan kurbanlar için suçlulara “uyuyordu” indirimi uygulanmaz.

“Bakire değildi” indirimi: Daha önce birileri ile beraber olmuş olmanız, size tecavüz eden suçluya indirim olarak dönüyor. Erkek her durumda sahip çıkılan oluyor.

“Cilve yaptı” indirimi: Birileri ile flörtleşip yolunuza gidemezsiniz. Flörtleşmişseniz başınıza gelecek birçok şeyi hak ediyorsunuz, demek istiyor adalet sistemi.

“Babasını kamuoyunda mahcup etti” indirimi: Babası tarafından tecavüze uğrayan kurban, bunu bir yayın organında söyledikten sonra babası tarafından öldürüldü. Sistem mağdur kadının yanında değil, yine suçlu erkeğin yanında yer aldı. Erkeği anlamak, ona sahip çıkmak, onu güçlü tutmak her şeyden önce geldi.

Mahkemeye giderken takım elbiseyle gidene “iyi hal” indirimi: Korkunç suçlarınız ne olursa olsun, hakime karşı saygılı ve özenliyseniz ne yaptığınızın pek bir önemi yok.

“Erken boşalma” indirimi: Tecavüz eylemi sırasında erken boşalıp eylemi sonlandıramayanlara indirim veriliyor. Yaşanılan travma, eylemin içeriği ve toplumsal yönü tamamen çöpe atılıyor.

“Rızası vardı” indirimi: 14 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına tecavüz eden sanıkların en çok kullandıkları cümle bu. Çünkü işe yarıyor.

Tecavüz bir insanlık suçudur ve bu insanlık suçuna ilişkin kesinlikle cezalar sert ve de caydırıcı olmalıdır.

Share
294 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yürüyen Merdivenleri Kazandırdığı İçin Kocatepe ve Ekibine Teşekkür Ediyorum

    13 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bazen bir takım duyumlara ve söylemlere şahit oluyorum ve de bunlara çok üzülüyorum. Kocatepe döneminde bir şey yapılmadığını söyleyenlerin olması gerçekten de çok üzücü. Hani burada yapılanları yazmaya kalksam 30-40 sayfa yazacağım yatırım ve hizmet çıkarda şimdilik kalsın diyerek kendimi engelliyorum. İnsafsız olmamak gerek. Sadece bir yürüyen merdivenin yapılması bile geçmişte bir seçim kazanma sebebi olabilirdi. Bugün Kocatepe döneminde yüzlerce hatta binlerce yatırım ve hizmet yapılmışken hiçbir şey yapılmamış demek birazcık insafsızlık ol...
  • TOPLUM HAYATINI DÜZENLEYEN KURALLAR

    11 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    1.DİN KURALLARI 1.1.Tanım Allah tarafından konulmuş olan, peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığı ile insanlara iletilmiş olan kurallardır. 1.2.Din Kurallarının Uygulanma Alanı Din, evreni yaratan ve yöneten insanüstü ilahi bir varlığa inanmayı ve ona ibadet etmeyi emreder. İnsanların Tanrı ile olan ilişkilerini düzenler. Bununla beraber, bütün dinler insanların sadece Tanrı ile olan ilişkilerini değil, insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen hükümleri (emir ve yasaklar) içerir. Bir diğer deyişle, dinler hem uhrevi (öteki al...
  • İRTİFAK HAKLARI

    10 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    1.KAVRAM VE TANIM İrtifak sözlükte “bir şeye dayanmak, ondan faydalanmak” anlamına gelir. İrtifak hakları, sahibine konusu olan eşyayı doğrudan doğruya kullanma veya ondan yararlanma veya her ikisine birden sahip olma yetkisini veren sınırlı bir ayni haktır. 2.İRTİFAK HAKLARININ FARKLI TASNİFLERİ 2.1. İrtifak Hakkından Yararlanma Yetkisinin Kapsamı Açısından A-Tam Yararlanma İrtifakı İrtifak haklarından intifa hakkı hak sahibine eşyadan tam yararlanma yetkisi verir. B-Sınırlı Yararlanma irtifakı İntifa dışındaki irtifak...
  • MUTLAK HAKLAR

    09 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    M 1.Tanım Mutlak, kayıt altına alınamayan, kendisine bir sınır biçilemeyen demektir. Sahibine maddi ve manevi olmayan mallar ile kişiler üzerinde geniş yetkiler veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Mülkiyet hakkı, telif hakkı, ayni haklar, intifa hakkı, velayet ve vesayet hakları mutlak haklara örnektir. Bu hakları herkesin ihlal etmesi mümkündür, bu yüzden herkese karşı ileri sürülebilir. Herkes mutlak haklara uymak ve saygı göstermekle yükümlüdür. Mutlak haklar, hukuk düzeninin belirlediği sınırlar içinde kalmak sure...