logo

Yeşil Artvin Derneği, Cerattepe Mücadelesi’nin Siyasi Olduğunu Tescilledi


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Yeşil Artvin Derneği, geçtiğimiz Çarşamba akşamı bir basın açıklaması yaparak uzun süren sessizliğe son verdi. Yapacakları açıklamalara ilişkin beklentilerimi yazdığım köşe yazısı ile daha önce belirtmiştim. Yapılan açıklama benim beklentilerimin karşılandığı ve beklediğim cevapların verildiği bir basın açıklaması olmadı. Açıkçası asıl beklediğim gibi bir açıklama oldu. Keşke bu açıklamayı hiç yapmasalardı. Yaptıkları açıklama yıllardır gerçekleştirilen Cerattepe mücadelesinin aslında bir çevre mücadelesi olmadığını ve kesinlikle bu mücadelenin siyasi bir mücadele olduğunu tescilleyen bir açıklama olmuştur. Yapılan açıklamada CHP’yi kurtarma çabaları ciddi anlamda ortaya çıkmış ve CHP’nin bir sonraki belediye seçimlerini alabilmesi için yapılmış bir hamlenin dışına çıkmamıştır. Açıklamada Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’nin de hedef alınması ve de Deriner Beton Şirketi’nin madenden iş almasının sorumlusu olarak AK Parti İl Başkan Yardımcısı olan Gökhan Topçuoğlu olarak gösterilmesi ve de benim yazılarımın da CHP’ye bir saldırı olarak gösterilmesi yaptıkları mücadelenin aslında ne çevre ne de Artvin kaygısı ile yapılmadığının; tamamen siyasi bir mücadele olduğunun en açık kanıtlarıdır.

Yorumlarımızı artık yapalım. Bakalım Yeşil Artvin Derneği ne tür bir açıklama yapmış. Katıldığım yönleri ve katılmadığım bölümleri sizlere aktarmaya çalışacağım.

Murgul Söylemlerinin Önemli Bir Bölümüne Katılıyorum

Yeşil Artvin Derneği, açıklamasının ilk bölümünde Murgul ekonomisinin tamamen madene bağlı hale getirilmesinin son yaşanan grev ile birlikte ne kadar yanlış olduğunun ortaya çıktığını ifade etmiştir. Bu söyleme katılıyorum. Bence de bir ilçenin kaderi sadece bir madene bağlanmamalıdır. Maden nihayetinde çıkarıldıkça azalan bir hammaddedir. Nihayetinde biteceği hesaplandığı zaman koca bir ilçenin ekonomisini madene bağlamak nihai anlamda hata olacağının ortaya çıkması kesindir. Bu sebeple ilçenin ekonomisinde farklı arayışlara girilmesi gerekirdi. Burada asıl suçlu olan maden şirketi değil bu ilçenin kaderine yön veren insanlardır. Farklı gelir kaynakları mutlaka ilçe ekonomisine sokulmalıdır. Tek başına madene bağlamak ekonomik anlamda mantıklı atılmış adım olmayacaktı. Grev bu gerçeği ortaya koymuştur. Madende yaşanan grevde bir takım hataların yapılması ve sonuçta işçilerin şirketin şartları ile işe başlama zorunda bırakılmaları noktasında da katıldığımı ifade etmeliyim. Burada da ilçenin ileri gelenlerinin daha etkin mücadele yapmaları şarttır. Orta yol bulma noktasında maalesef etkin bir mücadele ortaya koyulmadığı gibi greve giden işçilerinde sonradan arabulucuları araya koymak yerine başlangıçta araya koymaya çalışmaları gerekirdi. Bu yanlışta maalesef ki bugün ki sonucu doğurmuştur. Ben halen orta bir yolun bulunabileceği inancındayım. Madende çalışan işçilerin biran evvel işlerine başlamaları ve işçilerin taleplerinin belirli bölümlerinin de karşılanması ile birlikte gerçekleşmesi benim en önemli temennimdir.

Bir Zahmet Deriner Betonun İsmini Lanse Ettiler

Açıklamanın devamında ise Deriner Beton mevzusuna girildi. Nasıl oldu da bu konuya girebildiler şaşırdım. Gerçi girildi girilmesine de bu kına düğüne yetişmedi. Çok geç kalınan bir davranış. Dernek bu konuda kamuoyuna çok ama çok öncesinde açıklama yapmalıydı. Bugün artık atı alan Üsküdar’ı geçmişken ister dillendir ister dillendirme tarafsızlığını zarara uğratmışsındır. Yılmazlar A.Ş.’yi kamuoyunun önüne çok rahatlıkla atan derneğin bugün Deriner Beton’ı lanse ederken çok titiz davranmasının yorumunu kamuoyunun yorumuna bırakıyorum.

Gökhan Topçuoğlu’nu Dillendirmekteki Amaç Ne?

Deriner Beton olayını açıklarken dernek siyasi amacını ortaya koyan bir tavır sergiliyor. Başkan Nur Neşe Karahan, açıklamayı okurken Deriner Beton iş aldı ama iş almasında bir yanlış yok buna aracı olan Gökhan Topçuoğlu hatalıdır, demeye getirdi konuyu. Bu nasıl bir şey anlamadım. Ortada eğer sizce bir yanlış varsa arayıcıya niye bakıyorsun? Aracıya bakacağına iş alana laf söyle. Dernek, şirketi koruma içgüdüsüyle hareket ederken olayda suçlu olarak aracı olan Gökhan Topçuoğlu’nu ve bu olayı haberleştiren şahsımı eleştiriyor. Benim CHP’ye zarar verme adına bunu yaptığımı ifade ederek bir de CHP’yi koruma mücadelesine giriyor. Bunu tabi ki bilinçli yapıyor. Amaç burada hem CHP’yi korumak hem de yaklaşan belediye seçimleri öncesinde CHP’nin yeniden belediyeyi alabilmesi için ortada yanlış yapan CHP’lileri saklayarak olayı AK Parti’ye çevirmeye çalışılmıştır. Asıl amaç siyasettir ve tüm hesaplar çevre mücadelesi için değil siyasi mücadele için yapılmaktadır. Kim bilir belki de Nur Neşe Karahan ya da Bedrettin Kalın, CHP’nin Artvin Belediye Başkan adayı olacaktır. Bunun hazırlıkları içerisinde olunduğu aşikardır. Bu kadar koruma içgüdüsüne girilmesinin başka da bir izahı olamaz.

CHP, kendini koruyabilir. Yeşil Artvin Derneği’nin böyle bir sorumluluğu mu var?

Şimdi burada derneğe bir soru sormak gerek. Deriner Beton’un madenden iş alması sizce yanlış mıdır? Yanlış ise burada neden aracılar suçlu oluyor? Burada konunun haber yapılması mı hatadır? Haber yapandan ziyade işi alan suçlu değil midir? Bu işin doğru olup olmadığını Gökhan Topçuoğlu’na sormak yerine asıl ortaklarına sormayı neden denemediniz? Sordu iseniz aldığınız cevapları neden kamuoyu ile paylaşmadınız? Açıklama yaparken Ali Yücel Kurt’un şahsınıza ilişkin yaptığı suçlamalara neden cevap vermediniz? CHP’yi korumak Yeşil Artvin Derneği’nin işi mi? Nur Neşe Karahan ve yönetim kurulu üyeleri bu açıklamayı hazırlarken CHP’den bir destek aldılar mı? CHP tarafından Yeşil Artvin Derneği’ne kendilerini korumak için bir görev mi verildi? Ben CHP’ye bir saldırı içerisinde isem ona cevabı CHP verir, Yeşil Artvin Derneği’nin açıklamalarında “Bütün bu işbirlikleri esasen maden şirketinin kirli oyunları ve mücadeleyi bölme amacı taşıyan saldırılarıdır. Bu saldırılar özellikle stratejik kişi ve kurumlar seçilerek yapılmakta, bu şekildeki işbirliklerinin toplumsal etkileri çok daha ağır olmakta mücadeledeki kırılmanın artçı sarsıntıları çok uzun sürmektedir.

Nitekim 2017 yılı sonlarında 25 yıllık bu mücadelenin her zaman en ön saflarında yer alan bir siyasi partimize başkanlık düzeyinde yapılan bir saldırı parti yöneticilerinin ve partilerine ve Artvin’e gönülden bağlı üyelerinin çabası ile karşılıksız kalmış, bu saldırı boşa çıkarılmış ancak bu, mücadeleye büyük zarar vermiştir” ifadelerinin işi ne? Bu konuda ki sorumluluğu CHP’nin eski il başkanlarının üzerinden alarak Gökhan Topçuoğlu’nun üzerine yıkma gayretinizin altında Topçuoğlu’nun AK Partili olmasının rolü var mıdır?

Tabi ki benim bu sorularıma yanıt vermeyeceklerdir ve yine her zaman olduğu gibi gerçekler karşısında sessiz kalacaklardır. Onlar sessiz kalmaya devam etsinler. Cevabı Artvin halkı veriyor. Gün geçtikçe arkalarındaki insan sayısı azaldığına göre derneğin gerçek amacının ne olduğunu herkes görüyor.

Mehmet Kocatepe’yi Hedef Alma Gayretinin Altında Belediye Seçimleri Yatıyor

Derneğin açıklamalarında Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe hedef alındı. Bu kanımca yine planlı bir hareketin sonucudur. Kocatepe’ye ilişkin eleştirilere yanıt vermek bana düşmez, o kendisi yanıt vermek isterse verir ancak burada bizzat Kocatepe’nin hedef alınması seçim gayesinden dolayı. Yerel seçim hesapları yapıldığından dolayı CHP’nin son Deriner Beton olayında aldığı yarayı kapattırmak gerekmektedir. Bu şekilde Mehmet Kocatepe hedef alınarak seçimi maden isteyenlerle maden istemeyenler noktasına kaydırmak isteyen Dernek, burada bilinçli olarak Kocatepe’yi hedef almışlardır. Ayrıntılar beni pek ilgilendirmiyor ama ayan beyan ortada ki dernek açık ve aleni olarak artık siyaset yapmaktadır.

Bence Nur Neşe Karahan, CHP’nin Belediye Başkan Adayı Olması Lazım

Bu konuyu bundan sonra sık sık yazacağım. Hemen hemen her açıklamasında dernek Artvin halkı adına açıklamalarda bulunuyor. Bu yetkiyi Artvin halkı verdi mi bilemiyorum ama bu yetkiyi almışçasına tüm Artvin halkının kendilerine bir yetki vermişçesine bu cümleyi kullanabiliyor. Bende diyorum ki Artvin halkının size böyle bir yetki verip vermediğini görmek için gelin derneğin başkanı olarak ve siyasi arka bahçesi olduğunuz CHP’den Artvin Belediye Başkanlığına aday olun. Bir bakalım bugüne kadar yaptığınızın arkasında Artvin halkı var mı, yok mu görelim? Bazı açıklamalarınızda da sürekli olarak referandum yapılmasını dillendiriyordunuz. Böylelikle bu bir referandum olmuş olur. Artvin halkı sizi belediye başkanı seçer ise bundan böyle güçlü bir biçimde mücadelenizi sürdürürsünüz, vermez ise de artık bu mücadelenin bittiğini kabullenerek Artvin halkı adına açıklama yapmaktan vazgeçersiniz. CHP içinde bence Nur Neşe Karahan çok ideal bir aday olur. Böyle ayrı gayrı olmaya gerek yok. Her şey açık seçik ortada olmuş olur ve halkta nasıl bir tercihte bulunacaksa öyle bir tercihte bulunur. Halkımızda rahatlamış olur.

Bu arada açıklamaya katılımı çok zayıf bulduğumu ifade etmeliyim. Çok kişiyi gözlerim aradı. Galiba bu isimlerin katılmamasının bir nedeni vardır. Eskiden en ön saflarda olan insanların çoğunu açıklamada görememek beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu konuya dair de yorumlarım ilerleyen yazılarımda olacaktır.

Derneğin açıklamalarına ilişkin yorumlarıma devam edeceğim. Sabırla bekleyiniz değerli okurlarım. Şimdilik bu kadar.

Share
497 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muzaffer Çorbacı efsane bir milletvekili olabilirdi

    20 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Muzaffer Çorbacı AK Parti Artvin birinci sıra milletvekili adayı olsaydı Artvin için efsane bir milletvekili olabilirdi. Muzaffer Çorbacı, Hasan Ekinci gibi seçmenle bireysel sıcak ilişkiler kuran bir milletvekili olurdu diye düşünüyorum. Muzaffer Çorbacı milletvekili adayı olduktan sonra facebookta arkadaş olduk. Seçim çalışmalarını onun paylaşımlarından takip etmeye başladım. Seçmenle çok yakın, candan ve sıcak ilişkiler kurabildiğini gözlemledim. Sanırım Muzaffer Çorbacı bir iş adamı, yani sıradan vatandaş için elit sayılabilece...
  • Yüz Körlüğü

    20 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Bir sabah yine alarmınızın çalmasıyla uyanıyorsunuz. Yüzünüzü yıkamaya banyoya gidiyorsunuz ve aynada tanımadığınız bir yüz size bakıyor. Kaynak: http://myartmagazine.com/beautiful-artworks-lidia?i=14 Yüz körlüğü, günümüzde nadir görülen ve pek bilinmeyen nörolojik kökenli bir hastalıktır. Prosopagnosia (Yunanca “Prosopon” yüz + “agnosia” kayıtsızlığı), “yüz körlüğü” olarak da adlandırılan insan yüzleri tanıyamama, ayıramama durumudur. “Prosopagnostikler” göz, burun, ağız gibi yüzün her parçasını tek tek görebilmekle birlikt...
  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...