logo

Yeşil Artvin Derneği 19 Eylül’ü Doğru Okumalı


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Artvin için 19 Eylül 2016 önemli bir tarih idi. Rize Bölge İdare Mahkemesi’nde Yeşil Artvin Derneği ve 751 kişi tarafından açılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Etibakır A.Ş.’ye verilen Cerattepe’deki maden projesinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporunu onayının iptali ve yürütmeyi durdurma davası görüldü. Duruşma öncesinde çok sıkı güvenlik önlemleri alındı ve bu önlemlerde hem dava öncesine hem de davanın bizzat kendine damga vurdu. Şimdi bütün bu olup bitenler ile bundan sonra olması gerekenleri yorumlayalım.

Bu denli güvenlik önlemlerinin sorumlusu kim?

Dava öncesinde Artvin Valiliği aldığı karar ile bir ay boyunca her türlü gösteri, basın açıklaması, oturma eylemi, protesto gibi faaliyetlere yasak geldi. Aynı kararı bir gün süreyle de Rize Valiliği de aldı. Artvin’den pazartesi sabah saatlerinde Artvin’den Rize’ye giden Yeşil Artvin Derneği üyeleri ve Artvinlilerin yolları sık sık kesildi ve kimlik kontrolleri yapıldı. Biraz abartıya kaçılmakla birlikte sık sık yolları kesilen vatandaşlar duruşma için geç kaldılar. Olayın diğer ayrıntılarını biliyorsunuz.

Şimdi önlemleri abartılı yada yanlış bulabilirsiniz, hatta eleştirebilirsiniz de ancak bu önlemleri alanları asla ve asla haksız bulamazsınız. Bu denli fazla önlem alınmış ise bunda son bir yıldır Yeşil Artvin Derneği’nin uzlaşmadan uzak tavırları ve de çevre mücadelesinin aşırı derecede provoke edilmeye açık hale getirilmesinin payı vardır. Maalesef ki hiçbir şekilde hatalarını görmeyen, kendilerini devletinde, milletinde, siyasilerinde çok ama çok üzerinde gören bir anlayışın Artvin’de güvenlik hassasiyetini en üst düzeye çıkarması önlemlerin de had safhaya çıkarılmasını sağlamıştır. Bu yasakları koyanları eleştirenler kendilerine acaba şu soruyu soruyorlar mı? Maden konusunda dediğim dedik diyen, farklı fikirlere asla ve asla saygı duymayan, uzlaşma noktasında bir tek adım dahi atmayan, toplumu sürekli bir baskı altına alan bir anlayışın hiç mi suçu yok? Demokrasi demokrasi diye nutuk atarlarken, sırf kendileri gibi düşünmeyen insanlara hakaretler yağdıran, Artvin’de maden konusunda kendilerinden başka bir derneğin kurulmasını bile kabullenmeyen, kendileri gibi düşünmeyen insanların kurdukları derneği hazmedemeyen, kendileri her türlü toplantıları düzenlerken kendilerinin dışında düzenlenen toplantıları basarak tehdit ve hakaretler yağdıran, bu toplantıları yapanlara da katılanlara da her türlü baskıyı kuran, Artvin’de esnafları tek tek gezerek afiş asma konusunda baskı altına alan, Cerattepe’ye görev yapmaya giden memurların yollarını keserek onlara kimlik sormaya kalkan, Artvin’den Almanya’ya toplantıya katılarak Artvin’in maden davasını Dünya’da madencilikten geçinen en önemli ülkelerin başında gelen Almanya’yı bu işin içerisine sokan, yine bu Alman hükümetine Artvin’den belgeler gönderen ve bu belgeleri gönderirken de imza attırdıkları isimlerin tümüne açıklama yapma gereği dahi duymayan, HDP’nin Artvin ile hiçbir sosyol ve hukuksal bir bağlantısı olmadığı halde meclise giderek bu partiyi de ziyaret ederek destek isteyen, daha sonra da bu parti tarafından verilen desteği reddeden, Artvin ile alakaları olmadığı halde HDP’lilerin Artvin’de ki eylemlere katılmalarını sağlayan, Artvin’de çevre hassasiyetini öyle bir aşamaya getirerek bu kentin huzurunun bozulmasına katkı sağlayan zihniyetin hiç mi suçu yok.

Şimdi tabi ki eleştiriye açık olmayan bir grubun bu eleştirilere de saygı duymasını beklemek olanaksız ancak ben bu gruba bir tavsiyem var. Baskı kurmadan, önyargısız bir biçimde toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini almaya kalksınlar bakalım ki Artvin’de insanların tamamı maden konusunda kendileri gibi mi düşünüyorlar? Ama sanıyorum bu konuda da fazla beklenti içerisine girmemek gerek. 40 bine yakın insanın yaşadığı Artvin’in tamamını maden karşıtı olarak değerlendiren ve tüm açıklamalarında ‘Biz Artvin halkıyız’ diyen bir zihniyetin başkalarının fikirlerine saygı duymasını beklememek gerek. Çok da ileri gitmemek lazım, her gün onlarca tehdit alırken bu tehditlerin boyutlarını başka noktalara çekmeyelim, durup dururken.

Yeşil Artvin Derneği Devlet ile Mahkemelik Şirket ile Değil

Mahkeme boyutuna gelince. Öncelikle şunun altını bir çizmek gerekir: Rize Bölge İdare Mahkemesinde görülen davada taraflardan biri Yeşil Artvin Derneği ise bir diğer taraf ‘Devlettir’. Ruhsatın sahibi maden şirketi olmasına karşın, ÇED olumlu kararını veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğu için Yeşil Artvin Derneği’nin dava açtığı taraf kesinlikle Devlettir. Bu maalesef tam olarak halen bilinmemektedir.

Gelelim davaya. Çeşitli sebepler sunan Yeşil Artvin Derneği ve müdahiller Reddi Hakim Talebinde bulunarak davadan çekildiler. Böylelikle mahkeme aşamasında sonucun açıklanması birkaç hafta ertelenmiş oldu. Açıkçası duruşma günü öncesinde ben böylesi bir tavır bekliyordum. Beklediğim gibi de oldu. Artık mahkeme noktasında sona gelindiğini bilen Yeşil Artvin Derneği, amaçları gereğince doğru bir adım atarak ellerindeki son kozu oynayıp Reddi Hakim Talebinde bulundular. Zira onlarda mahkemenin vereceği kararı biliyorlardı. Yaklaşık 3 ay önce ortaya çıkan bilir kişi raporu ayan beyan bir şekilde sonucun aleyhte olduğu biliniyordu. Bu sebepten dolayı zaman kazanılmalıydı ve bu sebepten dolayı en doğru adım Reddi Hakim idi.

Reddi hakim nedeniyle izlenebilecek yollar şu şekilde: Mahkeme heyeti Reddi hakimi talebini kabul etmeyip kararını yazar ve taraflara bildirir. Davacı tarafta bu kararı bir üst mahkemeye taşır.

Mahkeme kararı kabul eder, yeni bir heyet atanır ve kararı bu heyet verir.

Rize Bölge İdare Mahkemesi direk topu bir üst mahkemeye atar.

Bizim hukuki aşamanın ne olabileceğine ilişkin edindiğimiz izlenim bunlar. Benim şahsi kanaatim mahkeme heyeti çeşitli yazışmalarda bulunur ve bu yazışmaların sonucunda kararını yazar ve taraflara bildirir. Bu karar da çok ama çok büyük bir ihtimalle mevcut ÇED’i yeterli bulur ve iptal etmez ya da düzeltilsin demez. Ve bu karar bir üst mahkemeye taşınır. Ve konuya ilişkin yürütmeyi durdurma kararı olmadığı için Devlet şirkete maden çalışmalarına başlayın talimatını verir.

Artık Gerçeği Görmek ve Alternatif Planları Devreye Sokmak Gerekmektedir

Gelelim artık eğri oturup doğru konuşma olayına. Lütfen bu satırlarımı yine önyargısız bir biçimde okuyunuz. Artvin Cerattepe’de madenin çıkarılacağı kesindir. Ben demagoji yapmam ve bildiğim doğruları okurlarımla paylaşırım. Artvin’de maden kesinlikle çıkacaktır. Bu nedenden dolayı fikriniz ne olursa olsun bu satırlar çok önemlidir zira bunlar gelecekte karşılaşacağımız sorunlardır.

Artık masaya oturma vakti gelmiş ve geçmektedir. Bu günden sonra Artvin, Devlet ile Devlet aracılığıyla maden şirketi ile masaya oturmalıdır. Eğer bu masaya oturma noktasında daha fazla gecikir isek bunda kaybeden kesinlikle Artvin olacaktır ve Artvin halkı olacaktır. Maden çıkmasını ister isteyelim ister istemeyelim masaya oturma taraftarı olmalıyız. Artvin’in topraklarında çıkacak olan madenden Artvin’in faydalanmasını sağlamalıyız. Devletten de şirketten de Artvin için bir şeyler isteyerek istediğimizi almalıyız. Üstelik bunu yaparken kontrol ve işleyiş noktasında da aktif olmayı şart koşarak, üstün teknoloji, en çevreci yaklaşım ile en zararsız bir biçimde madenin çıkarılmasının sağlatmalıyız. Yoksa bir çok baraj projesinde olduğu gibi ilimiz hem maksimum seviyede zararını yaşar hem de minimum seviyede yarar görür.

Ben sonuç itibariyle artık korkularımızı ve kaygılarımızı bir tarafa bırakarak maden projesinin bu ilin geleceğinin önünü daha fazla tıkamasını önüne geçmeli ve de bu ilde yaşayan insanların daha fazla ayrıştırılmasına müsaade edilmemelidir.

Etiketler:
Share
1650 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...
  • Öküz Mehmet Paşa

    19 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor” 17. asır kıymetli devlet adamlarından Öküz Mehmet Paşa, Sultan I. Ahmet Han'ın vezirlerinden ve damatlarındandır. “Vezir” ve “Damat" Mehmet Paşa olarak da bilinir. Sultan I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde, ilkinde iki yıl, ikincisinde on bir ay olmak üzere iki defa “Sadrazamlık” makamına getirilmiştir. Hakkında “edip ve vakur, vezir-i sahib-i şu’ur” denmiştir. 1621 senesinde vefat etmiştir. Asıl lakabı “Oğuz” olmasına rağmen eski yazıdaki kef ve kaf harflerinin karıştırılmasından dolayı muha...