logo

Yazıklar Olsun Mersin Belediyesi Zabıtalarına


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Facebook’da dolanıyordum. Aslında aklımda başka bir köşe yazısı yazmak var idi ama Mersin Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekiplerinin bir kağıt toplayıcısına yaptığı zulmü görünce bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Görüntüleri merak edenler faceden ve googleden o talihsiz görüntüleri izleyebilirler. Benim face sayfamdan da paylaştım o insanlık dışı görüntüleri. Güçlüye sessiz kalan zavallı zabıta personelinin güçsüz bir insana nasıl zulmettiğinin görüntülerini izleyince de sizlerde mutlaka tepkisiz kalmayacaksınızdır.

Ben buradan Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve İçişleri Bakanımıza sesleniyorum. Bu skandal görüntülerde kimin sorumluluğu var ise derhal bu devlet ve bu millet adına görevden el çektirsinler. Bu zorbalıkta imzası olan o makamlarından ve üniformalarından güç alan insan bile demekte zorlanacağım o sözüm ola devlet görevlilerine şimdi bazı sorularım olacak. Ya bu sorulara mantıklı birer cevap verirler ya da o şerefli görevleri hak etmediklerini düşünerek istifa ederler.

Bir kağıt toplayıcısının topluma ne gibi zararı olabilir? Alın teri ile para kazanmaya çalışmaktan ve çevre temizliğine katkı sağlamaktan başka topluma ne gibi zararları bulunmaktadır. Aslen çevre temizliğini kontrol etme görevi ile mükellef olan o zabıtaların yapmadığı görevi yapmaya çalışan, ev ve işyerlerinden çöpe atılmakta olan kağıt, pet şişe, plastik gibi nesneleri toplayarak geri dönüşüm merkezlerine satarak doğru bir iş yaparak alın teri ile para kazanarak çocuklarına ekmek götürmeye çalışan o zavallı toplayıcının ne günahı var idi. Kaçak sigara mı satıyordu? Yoksa kaçak içki mi? Merdiven altlarında hazırladıkları sahte içki ile kimseyi mi zehirliyordu? Eroin veya başka bir şey mi yapıyordu? Hani o zabıtaların görmeye cesaret edemedikleri düzeyde büyük kaçakçılıklara ya da dolandırıcılıklara mı yardım yataklık yapıyordu?

Siz devletin verdiği üniforma ile zabıta olmayı başarmış ancak asla insan olmayı başaramamış kişilik bozukluğu olan şahıslar cevap verin, Mersin dahilinde acaba zabıtayı ilgilendiren usulsüzlükler olmuyor mu? Örneğin bu denli görev aşkınız var ya bir Mersin Hali’ne uğrayın bakalım, köylüden alınan sebze meyveyi halde kaç liraya satıyorlar? Ya da büyük işletmelerde yapılan çevreye ve devlete karşı işlenen hiç mi suç yok? Bir bakın. Mersin’de sokakları dolaşırken acaba hiç mi hatalı iş yapan işletmeler yok? Mersin dahilinde belediye zabıtalarını ilgilendiren hiç mi hatalı iş yapan devlet kurumu yok? Mersin’de kapalı yerlerde sigara içilen hiç mi bir işletme yok? Arabasını yanlış park eden zengin bir insan yok mu?

Bu örnekleri çok daha arttırabilirim ancak fazla uzatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin önce zabıtalarının yaptığı insanlık dışı davranış nedeniyle o alın teri ile evine ekmek götürmeye çalışan toplayıcıdan ve daha sonra da bu toplumdan özür dilemeleri gerekiyor. Ardından da insanlıktan nasiplerini almamış, güçleri sadece biçare durumda olan adama zorbalık yapan o zabıtaları ile zabıtalarına o emri veren üst zorbalara el çektirmesi gerekiyor. Bu zorbalıkta imzası olan herkesin görevden el çektirilmesinin yanı sıra en az 6 ay maaşlarına el konulması da şart. O ayın 15’inde paşa paşa yatan maaşlarına bir el konulsun da görelim bakalım devlet üniformasının altında rahat rahat hava atan şahıslar toplumda çaresizliğin ne olduğunu bir görsünler. Bu konuda şuan bu satıları okuyup ta kıllarını kıpırdatmayan siyasetçisi de bürokratı da aynı şekilde zorbalığa katkı sağlamış sayılır. Cumhuriyet savcılarını da göreve davet ediyorum. Bu toplayıcıya yapılan zorbalık karşısında gereğini yapsınlar. Devlet ve millet adına yapsınlar. Emin olun o zabıtaların yaptığının 15 Temmuz’da bu devlete, bu millete kurşun atan darbeci alçaklardan hiçbir farkları yoktur. Ben bu zorbalığı yapan ve bu zorbalığa sessiz kalanları Allah’a havale ediyorum. Umarım Allah’tan belalarını bulurlar.

Empati Şart!

Neden bu olayı bu kadar büyüttüğümü soracak olabilirsiniz. Doğrudur büyütmüş olabilirim ancak bu bence gerçekten büyütülmesi gereken bir olay. Bugün faceden yayımlanan o görüntülerin benzerleri maalesef ülkemizin bir çok yerinde yaşanan görüntülerden sadece bir tanesidir. Zabıtaların görev ve yetkilerini bu tür çaresiz insanlar üzerinde kullandıklarını ancak asla ve asla gerçekten devlete ve millete zarar veren, halkın kandıran, hırsızlara, yolsuzlara, arsızlara karşı kullanmadıklarını görmekteyiz. Maalesef ki devletin onlara verdiği yetkiyi, devlet tarafından kendilerine giydirilen üniformaları sadece ve sadece çaresiz insanlar karşısında kullanan Mersin Belediyesi’nin zabıta personeli gibi aynı anlayışta olan zabıtalar bulunmaktadır. Ben bu ve benzeri görüntülerin yeniden ortaya çıkmaması adına İçişleri Bakanlığı’nın örnek bir karara imza atarak bu zorbalığa imza atan insanların görevden el çektirilmesini talep ediyorum.

Değerli devlet memurlarını da artık biraz empati yapmaya çağırıyorum. Devlet memurları maalesef görevlerini yaparlarken halkın yanında, güçsüze yardımcı olacak bir biçimde görev yapmamaktadırlar. Bizim devlet anlayışımızda devletin sevk ve idaresinin özellikle bürokrasi ayağında büyük sorunlar yaşanmaktadır. Görev sahibi insanların önemli bir bölümünün kendilerini halkın üstünde görmeleri, kendilerinden devlet ve millet adına talepte bulunan insanları aciz olarak düşünmeleri noktasında ciddi sıkıntılarımız var. Devlet kurumuna giden insanlara parasına, kıyafetini ve de makamına göre ayrım yapıldığına bir çok yerde şahit oluyoruz. Oysa ki her bir vatandaş kesinlikle devlet karşısında eşittir ve aynıdır. Dili, dini, ırkı ya da statüsü ne olursa olsun devlet önünde eşittir. Nasıl ki aynı devlet memuru bir başka kurumda iş yaptırmak isterken bir başkasına ayrım yapılması karşısında isyan ediyor ise kendisinin de ayrım yapmaması gerekiyor.

Ben burada sadece devlet kurumlarında çalışan insanlara değil toplumun tüm kesimlerini empati yapmaya çağırıyorum. Bizim her olayda mutlaka birazcık empati yapmamız gerekiyor. Bu toplumda birlik içerisinde, bir arada, barışçıl bir biçimde yaşamamız için bu empatiyi yapmamız şarttır. Son zabıta olayında göründüğü gibi. Bakınız o zabıtalar kendilerini biran için o toplayıcının yerine koymuş olsalardı acaba kendilerine bu kadar sert davranılmasını isterler miydi? Evlerine ekmek götürmekten başka dertleri olmadığı halde, ne çevreye ne de bir kimseye zararları olmadığı halde kendilerine bu denli zorbalık yapılmasını isterler miydi?

İşte aslında bizim toplumumuzun en önemli sorunu empati yapmamaktır.

Memurun da işçinin de gerektiğinde cezalandırılması ve işten el çektirilmesi şart

Şunu bilmemiz gerekir ki; devlet kurumlarında çalışan insanların tamamı bu devlet ve millet için çalışmaktır. Jandarması polisi, doktoru öğretmeni, zabıtası çöpçüsü, belediye başkanı valisi, savcısı hakimi, memuru işçisi, kısacası devlet kurumunda çalışan herkes devlet ve millet adına görev yapmaktadır. Bu görevini yaparken devletin birliğine, dirliğine, bütünlüğüne ve milletin yararına iş ve faaliyette bulunmaları gerekmektedir. Maalesef bizim ülkemizde iş kanunu özellikle devlet kurumlarında kraldan çok kralcılığı ön plana çıkarmaktadır. Kamu kuruluşlarında çalışan memur ve işçilerin iş garantileri ve cezai sorumluluklarının düşük olması gerek iş disiplinini bozarken gerekse de verimliliği aşağıya indirmektedir. Zabıta olayından buraya gelmiş olmak biraz abartı gibi görünse de bu zabıta olayında olduğu gibi devletin kurumlarında çalışan insanların sorumluluklarının dışında bir faaliyette bulunduklarında mutlaka cezai sorumluluklarının da olması şarttır. Şimdi bu zabıta memurları bir ceza ile karşılaşacaklar mıdır? Ben söyleyeyim. Birazcık bu devlet kurumlarının işleyişini biliyor isem maalesef karşılaşmayacaklardır. Belki olay çok fazla gündem olur da birkaç önemli siyasetçi olayının üzerine giderse birazcık ihtimal ortaya çıkabilir yoksa aksi durumda bu zabıtaların ceza almaları imkansızdır. Alsalar dahi belki bir uyarı belki de bir ufak yevmiye kesintisi. Bu yeterli midir?

Bence bu şekilde görevini halka zulüm etmede kullanan devlet kurumlarının çalışma akitlerinin en az 6 ay askıya alınması gereklidir. Bu bürokrasinin işleyişinin hızlanması açısından şarttır. Bir şekilde devlet kurumuna girmeyi başarmış bir insanın bu millete zulüm etme veya görevini kötüye kullanma, görevini aksatma, yavaşlatma ya da görevinin gereklerini yerine getirme hakkı bulunamaz. Zira o görevi layıkıyla yapacak binlerce insan boşta gezerken siz eğer görevinizin gereklerini yerine getirmiyor iseniz tabi ki devlet garantinizin bir müddetliğine askıya alınması en akılcı yol olacaktır.

Son olarak tekrar başa dönecek olursak, umarım Mersin Zabıta ekiplerinin yaptığı bu insanlık suçuna karşı siyasilerimiz harekete geçerler. İlgili bakanlıklar ve Başbakanlık umarım gereğini yapar. Bakınız böylesini kritik bir seçim süreci öncesinde vatandaşın zorbalık karşısında verdiği tepki hangi boyutlara ulaşıyor. Evet-Hayır noktasında bir tercih yapılmasına kadar gidiyor. Demek ki konu öyle küçük bir olay değildir. Büyük bir olaydır ve gereği yapılmalı ve de yapıldığının halka gösterilmesi elzem derecede önemlidir. Benden söylemesi.

Share
313 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Dava”nın Esasları

    19 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bizim davamız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değil, i'la-yı kelimetullahdır. Yani Allah'ın dinini yüceltmekdir!” Osman Gazi. “Dava” kelimesini çok sık duyarım. Bu elbette mahkemede açılan dava değil. İslami anlamda dava. Fakat bu davanın ne olduğu hakkında kafamda net çizgiler yoktu. Hasan el Benna’nın Risaleler isimli eserinin birinci cildine baktım, başlangıçtaki başlıklara göz attım. Sanki bir anda “dava” kavramının çerçevesi çizilmiş gibi oldu. *Gayemiz Allah *Önderimiz Hz. Peygamber *Anayasamız Kuran *Yolumuz Ciha...
  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...