logo

Yaşarken Tehlike Gördükleri Erbakan Hoca’nın Kıymetini Ölünce Anladılar


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Rahmetli Demirel’den siyasetin mirasına kalmış güzel cümledir, ‘Dün dündür, bugün bugündür’ cümlesi. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın bugünlerde kıymete binmesi tam da bu durumu anlatıyor. Dün Necmettin Erbakan yaşarken onu Türkiye Cumhuriyeti için tehlike ve tehdit görenler, dün yine partisi kapatıldığında alkışlayanlar, dün hükümetten post modern bir darbe ile uzaklaştığında mutlu olanlar, Türkiye’ye şeriat getireceğini düşünerek siyasetten uzaklaşınca zafer çığlıkları atanlar bugün Necmettin Erbakan’ın kıymetini anlamış olacaklar ki methiyelerle anıyorlar.

Ben bu anma olayının arka planında kesinlikle bir art niyet aramıyorum. Yani öyle referandum ile falan da bağdaştırma yapmıyorum. Sadece garibime gittiği için dile getiriyorum. Ha şahsi kanaatimi soracak olursanız eğer kesinlikle samimiyetsizlik olarak düşünüyorum.

Ben 2000’li yılları daha dün gibi hatırlıyorum. Necmettin Erbakan’ın çok ciddi anlamda ülkede tehlike görüldüğünü biliyorum. Özellikle o dönemlerde belki sosyal medya olmasa da bugün Erbakan’ı göklere çıkaran zihniyetlerin dün onunla ilgili dirisinden nasıl bahsettiklerini biliyorum. Dün ondan nefret eden zihniyetlerin bugün sırf referandumda AK Parti tabanını etkilemek için kurtarıcı olarak ölüsünden yararlanılma çalışmalarını da ibretle izliyorum. Şunu belirtmekte fayda görüyorum ki, siyasette bu tür hareketler hiçbir zaman artı getirmiyor. Dün kıymetini bilmediğiniz bir kişiyi bugün siyaseten kullanma çabalarının nasıl sonuç vermeyeceğine şahit olacağız. Emin olun ki merhum Necmettin Erbakan’ın kemikleri sızlamıştır, anma etkinliğinde kendinden nefret eden insanların kendisi için söyledikleri o methiyeler dolu sözlerden dolayı. Geçmişte kendisine oy vermemiş bir kişi olarak hiçbir zaman ağır cümlelerle adını anmamış bir kişiyim. Bugün bu satırları yazarken de Erbakan hakkında öyle methiyeler dizmem. Dizecekti isem bugün değil dün yazmış olmam gerekirdi. Yaşarken övmediğim ve oy vermediğim bir lideri bugün övmem samimi görünmez. Beni bilen bilir. Şimdi bugün Erbakan’a methiyeler dizen zihniyetlere bazı sorularım olacak. Umarım cevaplarlar.

İşte o sorular:

Necmettin Erbakan ülkemiz için bir tehdit ve tehlike değil idiyse başta sol ideolojinin yargıya yansıyan yargı adamları olmak üzere sol medya ve sol fikir adamları Erbakan ile ilgili o kampanyaları neden yürüttüler? Erbakan hocanın büyük bir devlet adamı olduğunu o günlerde neden göremediniz? Erbakan hocaya dün büyük bir devlet adamı demek neden içinizden gelmedi? Erbakan hoca önemli bir devlet adamımıydı? Erbakan hocanın önemli bir devlet adamı olduğunu ölünce mi anladınız?

Erbakan hocanın partileri gerek seksenden önce gerekse de seksenden sonra birkaç kez kapatıldı. Bugün o methiyeler dizdiğiniz Erbakan hocanın partisinin kapatılmasına dün neden tepki göstermediniz?

Erbakan hocanın bu ülkeye şeriatı getireceğini düşünerek siyasetten uzaklaştırılması kararını veren zihniyetlere dün neden ses çıkarmadınız? Yok bu olayın yanlış olduğuna inanıyor iseniz bugün o kararları veren zihniyetleri lanetliyor musunuz?

Dün Sincan’da tankları yürüterek post modern darbeyi Erbakan hocanın başbakanlığındaki hükümete yaparlarken sizler bu ülkede yaşamıyor muydunuz? Hadi siyasetin içerisinde değildiniz ama pekiyi o dönemlerde bu konunun yanlışlığına inanan düşünceleriniz mevcut mu?

Dün şeriat getireceğine inanıldığı için medya tarafından bir çok hakarete uğrarken Erbakan hocaya neden sahip çıkmadınız? Çıkıp o medya kuruluşlarına yanlış yaptıklarını neden anlatmadınız?

Benim asla ve asla vatan hainliği ile suçlayamayacağım Erbakan hoca vatan hainliği ile suçlanırken neden sahip çıkmadınız? Erbakan hocanın vatanperver bir siyasetçi olduğunu neden geç kavradınız? Kavramanız için acaba ölmesi mi gerekliydi?

Erbakan hocanın bir general tarafından hakarete uğradığı o günlerde bir generalin böylesine vatansever bir siyasetçi hakarete uğratılmasının yanlışlığını neden beyan etmediniz? Yok eğer bunu yanlış görüyorsanız bugün halen sağ olan o isim hakkında geçmişe dayalı bir suç duyurunuz olacak mı?

Dün Erbakan hocayı yerin dibine sokan gazetecilerin hemen hemen hepsinin program yaptığı Halk Tv’yi kınayacak mısınız? Zira Erbakan hocanın vatan için tehlike olduğunu ileri sürenler bugün sizlere en yakın medya kuruluşu olan ve de Erbakan hocanın anma etkinliğini canlı yayımlayan Halk Tv’de çalışmıyorlar mı?

Dün Erbakan hoca gitsin diye gazete basanlar, ilan verenler bugün siz Erbakan hocayı ananların arasında bulunmuyorlar mı? Şimdi anma etkinliklerine katılmak için yarıştığınız Erbakan hocaya dün hakaret eden aranızdaki ‘cahil kafaları’ aranızdan uzaklaştıracak mısınız?

Ve en zor soru. Bugün yaşarken bu ülke için son derece tehlikeli olan Recep Tayyip Erdoğan’ı yarın ölünce şükran ve minnetle anacak mısınız? Göklere çıkarıp övgü dolu sözlerle anarak seçim malzemesi yapacak mısınız?

Bütün bu ve benzeri sorulara umarım samimiyet sınavında olanlar cevap verirler. Ben cevapları biliyorum ancak halkımızın da bilmesinde fayda görüyorum.

Bu noktada bir tespitte bulunmak istiyorum. 16 Nisan’daki referandum öncesinde CHP başta olmak üzere ‘Hayır’ kampanyaları düzenleyen kesimlerin Erbakan çıkışı inanın büyük bir eksi getirmiştir. Başta ‘Hayırcılar’ olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden büyük tepki vardır. Bizim milletimizi saf ve unutkan olarak görenler büyük bir aldanma içerisindedir. Bu millet hiçbir şeyi unutmuyor. Zamanı ve yeri gelince taşı gediğine koyuyor. Kimin ne için kullanıldığını da biliyor. Bugün sizlerin Erbakan hocayı anmanızdaki ana sebebi de biliyor, samimiyetinizin ölçüsünü de. Bence gülünç olmayı bir tarafa bırakın ve ‘Hayır’ kampanyaları için hiç değilse bu dünyadan göç ederek ebedi mekanlarında istirahatta olan insanları rahat bırakın.

Allah’tan Özal’ın Ölüm Yıldönümü 17 Nisan

Bugün merhum Necmettin Erbakan’ı göklere sığdıramayan zihniyetlere bir kötü haberim olacak. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın ölüm yıldönümü 17 Nisan. Yani referandumdan bir gün sonra. Hani bakarsınız onu da anar ve Özal’da bugün yaşasa Başkanlık Sistemi’ne karşı çıkardı, diyerek toplumu kandırmaya çalışırdınız. Bunu yapmaya fırsatınız olamayacak zira Özal’ın ölüm yıldönümü 17 Nisan 2017 tarihinde. Bir hatırlatma da daha bulunmak gerekiyor. Sakın toplum önüne çıkarak ‘Özal’da başkanlık sistemine karşı duruyordu’ şeklinde abuk subuk cümleler kullanmayınız zira rahmetli Özal, başkanlık sistemini getirmeye çalışan bir lider idi. Ve dün ona da yapmadık hakaret bırakmamıştınız. Hani belki sizlerin vicdanları yutar da halkımız bunları yutmaz, ben hatırlatayım.

Alpaslan Türkeş’i de Anacaklar Mı?

Bu noktada bir soru daha aklıma takıldı. Acaba ‘Hayır’ kampanyaları yapanlar Merhum Alpaslan Türkeş’i de anacaklar mıdır? Bir hatırlatmada bulunarak kampanyacılara destek olmakta fayda var. Bunu da yapmasınlar zira Türkeş’in de Başkanlık Sistemine ilişkin önemli fikirleri ve gayretleri var idi. Bilirseniz iyi olur yoksa karşınıza Türkeş’in bizzat kaleme aldığı yazılar ve kitaplar çıkabilir.

Değerli okurlarım ben bu satırları yazarken ebediyete intikal etmiş isimlerin siyasi malzeme yapılmasına karşı çıkmak için yazıyorum. Bu siyasete de insanlığa da sığmıyor. Sağ iken kıymeti bilinmeyen isimlerin ölünce siyasete malzeme yapılmaları insanlığa sığmıyor. Komik kaçmanın dışında çirkin de kaçıyor. Bırakın kampanyanızı bizzat yaşayan insanlar üzerinden yapın. Ölenleri rahatsız etmek doğru değil. Bu ölen isimlerin yakınları halen bu dünyada yaşıyorlar. En azından o insanları daha fazla üzmeyin. Dün siyasetten yasaklı hale getirilirken bir tek kelam etmeyen insanların bugün sırf oy oranına katkı sağlasın diye kullanılması bu ülkede yanlış bir geleneğin başlamasına neden olacaktır. Bu da bizlere yakışmayacaktır.

Evet ya da Hayır çıksın önemli değil önemli olan bizlerin insanlığımızı kaybetmemizdir.

Etiketler:
Share
612 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...