logo

Yardımcı doçentlere sınav gözetmenliği yazılmaması hukuka aykırıdır.


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Gözetmenlik görevlerinin tamamen öğretim görevlilerine yazılırken, yardımcı doçentlere yazılmaması 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 10. Maddesi b fıkrasındaki “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır” emredici hükmüne açıkça aykırıdır…. Amir yetkisini sadece kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde kullanabilir. Amirin teamüller kapsamında yetkisini kullanma hakkı yoktur.

Türkiye geneli üniversitelerimizde sınav gözetmenliklerinin tamamen veya çoğunlukla öğretim görevlilerine yazılırken, üniversitelerimizde çoğunlukla yardımcı doçentlere hiç görev yazılmamasına sıkça rastlanan bir olgudur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 10. Maddesi b fıkrasında ;

Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır

hükmü yer almaktadır.

Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır

hükmünü konumuz açısından değerlendirirsek; bir dekan veya yüksek okul müdürü öğretim görevlileri ve yardımcı doçentlere hakkaniyet ve eşitlik içinde davranmak zorundadır.

Elbette yardımcı doçentlerin kanunen elde ettikleri haklar vardır.

*Maaşlarının yükselmesi,

*Bölüm başkanı olmak için en az yardımcı doçent olmak şartının aranması,

*Öğretim görevlilerinin maaş karşılığı 12 saat ders yükü olmasına karşın, yardımcı doçentlerin maaş karşılığı ders yüklerinin 10 saat olması.

Kanunlarda benzeri başka haklar da olabilir.

Bir dekan veya yüksek okul müdürü bu yardımcı doçentlere tanınan bu haklar hariç, öğretim görevlileri ve yardımcı doçentlere “hakkaniyet ve eşitlik içinde” davranmak zorundadır.

Gözetmenlik görevlerinin tamamen öğretim görevlilerine yazılırken, yardımcı doçentlere yazılmaması 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 10. maddesi b fıkrasındaki;

“Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır”

emredici hükmüne açıkça aykırıdır.

Yöneticiler kanuna aykırı bu uygulamayı meşrulaştırmak için “teamül” kavramını kullanmaktadırlar.

Oysa 657 sayılı devlet memurları kanununun 10. Maddesi b fıkrası ikinci cümlesinde;

“Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır”

hükmü ile teamüllere başvurma yetkisi vermemiştir.

Yani amir yetkisini sadece kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde kullanabilir. Amirin teamüller kapsamında yetkisini kullanma hakkı yoktur.

Hukukta, hele de kamu hukuku alanında “teamül”ün bir kaynak olarak değeri son derece tartışmalıdır. [1]

İdare Hukuku kategorik olarak Kamu Hukuku alanına girmektedir.

Doktrinde teamülün idare hukukundaki karşılığı olan idari teamüllere bakış açısı negatiftir. Bu konu ile ilgili görüşler kaynaklarıyla beraber aşağıda zikredilmiştir.  Bunlardan ilki idari teamülü zayıf bir kaynak olarak nitelendirirken, ikincisi idari teamülün kaynak olamayacağını belirtmektedir.

“İdari teamüllerin; idare hukuku bakımından örf ve adet kurallarına oranla daha zayıf bir kaynak değeri olduğu açıktır. Zira örf ve adetler kanunların yapılmasında dahi dikkate alınabilecek nitelikte kurallar olmasına rağmen, idarenin “belli konularda ve sorunlar karşısında öteden beri süregelen tutum ve davranışlarını” ifade eden idari teamüllerin aynı nitelikte olduğunu kabul etmek mümkün olmamalıdır.”[2]

“İdari Teamül ve Tatbikat”.- İdari uygulamalarda, kanuni bir zorunluluk olmamasına rağmen, belli konularda eskiden beri kendisine çoğunlukla uyulan birtakım tutum ve davranışlar da vardır. Bunlara kısaca “idari teamül ve tatbikat” denir. İdarenin gerçekten işleyişini anlamak için bu tür teamül ve tatbikatı da bilmek gerekir. Ancak teamül ve tatbikat örf ve adet hukuku kuralı değildir ve hukukun kaynağı da olamazlar.[3]

[1] http://www.tufanerhurman.com/teamul-mu-temayul-mu/

[2] http://asosindex.com/cache/articles/orf-ve-adet-kurallari-ile-idari-teamullerin-idare-hukukundaki-yeri-f398106.pdf

[3] http://www.idare.gen.tr/ihd-bolum2.pdf

Share
205 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...