logo

Ya geminin dibini delersek


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Vaktiyle bir geminin içinde beraber bulunuyorduk.

İçimizden bazılarını ışık getirmeleri için güverteye gönderdik.

Gidenler ışık getirmedikleri gibi yukarıda zevk ve sefaya daldılar.

Üstelik güverteye çıkmamızı engellemek için bütün kapılara kilit vurdular.

Şimdi biz bu karanlık yerden kurtulmak için geminin dibini delmek zorundayız.

Ya geminin dibini delersek ne olur?

Birlikte batarız.

Bilmem anlatabildim mi?

Bu misalin orijinali bir hadis-i şerifte mevcuttur.

عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشيرٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:

«مَثَلُ الْقَائِمِ فِي حُدُودِ اللّٰهِ وَالْوَاقِعِ فِيهَا كَمَثَلِ قَوْمٍ اِسْتَهَمُوا عَلٰى سَفِينَةٍ فَصَارَ بَعْضُهُمْ أَعْلَاهَا وَبَعْضُهُمْ أَسْفَلَهَا وَكَانَ الَّذِينَ فِي أَسْفَلِهَا إِذَا اسْتَقَوْا مِنَ الْمَاءِ مَرُّوا عَلٰى مَنْ فَوْقَهُمْ فَقَالُوا: لَوْ أَنَّا خَرَقْنَا فِي نَصِيبِنَا خَرْقًا وَلَمْ نُؤْذِ مَنْ فَوْقَنَا، فَإِنْ تَرَكُوهُمْ وَمَا أَرَادُوا هَلَكُوا جَمِيعًا وَإِنْ أَخَذُوا عَلٰى أَيْدِيهِمْ نَجَوْا وَنَجَوْا جَمِيعًا»

Nu’mân İbn Beşîr (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

“Allah’ın çizdiği sınırları aşmayıp riayet edenlerle bu sınırları aşıp ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kur’a çeken topluluğa benzerler. Kura neticesinde, onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdir. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar: Hissemize düşen yerden bir delik açsak da üsttekileri rahatsız edip durmasak, dediler. Şayet üstte oturanlar, alttakilerin bu düşüncelerine karışmasalar, hepsi birlikte batıp helâk olurlar. Onların gemiyi delme isteklerine karşı çıkıp mâni olurlarsa hep birlikte kurtulurlar (sahil-i selamete ulaşırlar)”[1] 

Bu hadis meali başka bir kaynakta şöyledir ve daha açıktır;

Rasûlullah (a.s.) buyurdular ki :
Allah’ın hududuna (emir ve yasaklarına) giren meseleleri tatbik eden –ve yağcılık yaparak müsamaha ve gevşeklik gösteren iyi- kimse ile, yasakları işleyen kimselerin durumları , bir gemiye binip kur’a çekerek , geminin alt ve üst katlarına yarleşen yolculara benzer. Öyle ki , alt katta oturanlar , su ihtiyaçlarını giderirken üsttekilerin yanından geçip onları rahatsız ediyorlardı. (Alttakiler bu duruma son vermek için) bir balta alarak geminin dibini delmeye başlasalar , üsttekiler hemen gelip : “Yahu ne yapıyorsunuz?… diye sorunca , alttakiler :”Biz su ihtiyacımızı görürken sizi rahatsız ediyorduk, halbuki suya muhtacız , şimdi sizi rahatsız etmeden yerimizi delerek bu şekilde elde edeceğiz!…” deseler ve üsttekiler bu işte onlara mani olsalar hem kendilerini kurtarırlar, hem de onları kurtarmış olurlar.Eğer yaptıkları işte serbest bırakılsalar ; hem onları helak ederler , hem de kendileri helak olurlar…[2]

[1] http://www.peygamberyolu.com/hadis/icerik/109.html

[2] http://sufizmveinsan.com/kur-yor/ksitte7.html

Share
572 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...