logo

Vicdan


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Vücudu algılayan şeye vicdan deniyor. Tıpkı bir radar gibi. Vicdan bir radar gibi vücudun varlığını (mevcudiyetini) algılar. Vücut var oluş, vicdan ise onu algılayan bir radar gibidir.

Vicdan, “vücud”dan gelir. Vücud bulunmak, vicdan bulmaktır.[1]

Bu kelime, Arapça mübalağa manasını taşıyan kök (mastar) bir kelimedir. Vecede-yecidü (buldu-buluyor) fiilinin mastarıdır. Vücud kelimesi de bu köktendir. Çünkü varlık demek olan vücud, bulunan ve algılanan gerçeklik demektir. Demek vicdan kelimesi, etimolojik manasıyla ve fazlalık ifade eden kipiyle, insanın karşıdaki nesneleri, olayları, manaları tam ve isabetli olarak algılaması, onlarla buluşması; bu algı ve buluşta gereği gibi onları değerlendirmesi manasına gelir. Bu manada olan vicdan kelimesinin şefkat manasında kullanılmasının esprisi ise, şefkatli insanın varlığı ve olayları iyi algılamasından ve çoğu zaman gereğini yapmasından dolayıdır. Yoksa vicdan kelimesi, asla acıma ve şefkat manasına gelmez. Vicdan, İslamın ilk iki asrında kullanılan bir kelime değildir. Bu manada; karşılama, karşılaşma dolayısıyla algılama manasına gelen ilka, tilka ve lika kelimeleri kullanılıyordu. Fakat ikinci asırda ontolojik manada vücud kavramı tartışılınca, vicdan kelimesi, temel bir kavram oldu. Daha sonra, başta tasavvuf kitaplarında olmak üzere ilmî ve psikolojik bir deyim olarak kullanıldı.[2]

[1] http://talhahakanalp.net/ilahiyattan-ahlakiyata-ibn-i-sinadan-ahlakli-gavurlara-temel-soru-imansiz-ahlak-olur-mu/

[2]https://www.facebook.com/inancvebilim/posts/446523818743860

 

Share
359 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...