logo

Vezir başkasının günahını yüklenen demektir


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

Vizrin aslı vezrdir ki bunun sözlük anlamı, sığınılan dağ geçidi veya oyuk demektir. Vizr günah, borç, yük ve bazen de sorumluluk anlamına gelmektedir. Kuranda 10 ayette (türevleriyle, bu sayı 27dir) geçen ağırlık manasındaki vizr kelimesi (çoğulu evzar), bu ayetlerin çoğunda manevi yük ve sorumluluk ilgisiyle ism yerine kullanılmıştır, yani günah anlamındadır.[1]

Vezir sözcüğünün anlamı, türediği sözcüğe göre şu şekillerde açıklanabilir:

Eğer vizr = yük kökünden türediği kabul edilirse, “yük çeken” anlamına gelir. Zaten vezirler de krallara yardımcı olmak suretiyle onun yükünü çeken kimselerdir.[2]

Maverdi, «Edebü’l-Vezir» isimli kitabında vezirlik (vezaretbakanlık) prensiple­rini ve Sultanın siyasetini belirtmektedir. Vezir kelimesinin kökü ile ilgili üç görüş vardır.

Birincisi: Bakanlık El-Vizr kelimesinden müştaktır (türetilmiştir). Bu ise ağırlık demektir. Çünki. vezir sultandan yüklerini almaktadır.

İkincisi: Vezirlik El-Ezir kelimesinden müştaktır (türetilmiştir). Bu

ise yardım   (destek)   demektir. Çünki, Sultan beden kuvveti olarak, ba­kanın  yardımıyla  kuvvetlenmektedir.

Üçüncüsü: Bu kelime Vizr kelimesinden müştaktır (türetilmiştir). Bu ise, melce (sığmak) demektir. Sultan onun görüşüne ve yardı­mına sığınmaktadır. Çünki, o siyasi hadiselerin merkezindedir; İşler ona havale edilmiştir. İbn-i Haldun şöyle diyor:

«Bakanlık, vezirlik» Devlet ve sultanlık işlerinin ana temelidir. Çünki, vezaret kelimesi mutlak yardım etme manasına gelir ve, ya muvazere kelimesinden alınmadır. Bu ise yardım demektir. Yahut ağırlık manasın» gelen vizr kelimesinden, bakan (vezir) kendisini memur eden hükümda­rın ağırlıklarını kaldırıyormuş gibidir. Bu ise mutlak yardımlaşmanın ica­bıdır.» Vezaretten maksat, halifenin, kendisine yardım edecek, yanında yer alacak ve halifenin arkasında duracak kim­seden yardım istemesidir. İslam’ın ilk devirlerinde mevcuttu.[3]

Vezir kelimesinin türediği ileri sürülen “vizr” hakkında başka bir kaynakta şu bilgiler vardır;

Ağır yük yüklenmek ve günah işlemek anlamındaki “v-z-r” kökünden türeyen vizr, sözlükte, ağırlık ve yük demektir. Din ıstılahında; sahibinin sırtında ağırlık ve yük olduğu için günahlara vizr denmiştir. Çoğulu evzardır.[4]

Başka bir kaynakta ayrıntılı açıklamalar vardır;

Vezir kelimesi Osmanlı idare hukuku içinde yer al­mış ve asırlar boyunca kullanılmış olan bir kelimedir. Bunun için bugünkü literatürümüze yabancı olan bir kelime değildir. Lisanımızda lügat karşılığı “yardımcı” ve “bakan” olarak kullanılmaktadır.

İslam’dan önce araplar vezir kelimesinin manasını bilmiyorlardı. Bazı araplar Kisra’nın, Kayser’in ve Necaşi’nin topraklarına ulaştıkları zaman oralarda Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Osman’ın, Hz. Peygamber’in vezirleri olduklarını duydular ve bu kelime­ye böylece vakıf oldular.

Halbuki vezir kelimesini Hak Teala Hazretleri biz­zat Kur’an-ı Kerim’inde geçmiş peygamberlerden hika­ye olarak kullanmıştır. Bir ayet-i kerimesinde; “Musa dedi ki “Ey Rabbim, benim göğsüme genişlik ver. işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Böylece sözümü iyi anlasınlar. Bir de bana ehlimden bir vezir ver. Kar­deşim Harun’u (ver). Onunla arkamı kuvvetlendir. El­çilik işinde onu bana ortak et”

Diğer bir ayet-i kerimede de; “Gerçekten Musa’ya o kitabı (Tevrat’ı) verdik ve ona kardeşi Harun’u bera­berinde vezir yaptık , diye buyurmuştur.

Ayetler açıkça gösteriyor ki; vezir, başkanın uygun bulacağı bazı işlerinde ortak durumundadır ve başkana en yakın olan kimsedir. Bazı görevleri başkan adına yürütür. Fikri yönü ile de başkanın en yakın istişare arkadaşıdır. Onun aracılığı ile kendisini daha kuvvetli hisseder.

Devlet yönetimini elinde bulunduran başkanın ve­zirler edinmek suretiyle kendisini kuvvetlendirmesi gerekmektedir.

Bütün alemlere rahmet olmak üzere gönderilen son Peygamber Hz. Muhammed de, ilahi davet vazifesi ile vazifelendirildikten sonra, her zaman kendisi­ne yardım edebilecek şahsiyete sahip kimselerden ve­zirler ve meşveret meclisi üyeleri seçmiştir.

Nitekim Abdullah bin Mes’ud (r.a.)’dan rivayeten şu haber nakledilmiştir; “Şüphesiz ki Allah kullarının kalbine nazar etti ve kullarının kalblerinden en hayır­lı Hz. Muhammed’in kalbini buldu. Onu kendisi için seçti ve risalet vazifesini tevdi etti. Tekrar bütün kul­larının kalbine nazar etti. Ashabının kalbini kullarının kalbinin en hayırlısı buldu. Bunun üzerine onları da nebisine vezirler yaptı. Çünkü onlar, onun dinini ayak­ta tutmak için harbediyorlardı. Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah katında da güzeldir. Müslümanların çirkin ve kötü gördüğü şey, Allah kalında da çirkindir.”

Bu habere göre ashab-ı kiramın tamamı onun ve­zirleri ve yardımcıları idi. Devlet idaresini de yönet­mekle vazifeli bulunan Hz. Peygamber, zaman zaman bütün ashabının fikirlerine topluca müracaat ederdi. Nitekim Uhud savaşından önce aynı duruma şahit ol­duk. Ancak dereceleri yönünden her sorunu bütün sahabe-i kiram ile görüşme imkanı elbette mümkün de­ğildir. Bunun için onun en yakın yardımcılarını ve ve­zirlerini Suyuti Unmûzecü’l-Lebib fi Hasaisi’l-Habib isimli eserinde şöyle sıralamıştır: “Allah, nebisini dört vezir ile kuvvetlendirdi. Bunlardan İkisi sema ehlinden olup, diğer ikisi de arz ehlinden olup Ebu Bekr ve Ömer’dir.”[5]

[1] http://www.beyan.org/node/1919

[2] http://www.tebyinulkuran.com/index.php?page=taha,15.10.2009

[3] Abdülaziz Kamil,İslam Anayasa Hukukunun Esasları,www.darülkitap.com

[4] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.694 ,2005 Ankara

[5] SÖNMEZ,M.Abidin,Şura Ve Resulullahın Müşaveresi,www.darülkitap.com

Share
317 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...