logo

Vekil Kışla, Referandumun Önemini Anlattı

AK Parti Milletvekili Kışla, ‘Anadolu’da Referandum’ Programına Konuk Oldu

16 Nisan Referandumu öncesinde siyasi partilerin çalışmaları hızlandı. Meclis çalışmalarını tamamladıktan sonra gece gündüz çalışmaya başlayarak referandumda neden evet denilmesi gerektiğini anlatan AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, katıldığı bir televizyon programında da Anadolu’dan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla, Çay TV Canlı yayınında Anadolu da Referandum programına konuk olarak Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelen gazetecilerin cevaplandırdı.

İsrafil Kışla: Sandıktan Evet Çıkacağını Görüyoruz

Referandum çalışmaları hakkında bilgi veren Kışla; “Teşkilatlarımız çok yoğun bir şekilde çalışıyor. Gerek salon toplantıları, gerek birebir ziyaretlerle ilk önce teşkilatlarımızı bilgilendirme toplantıları yaptık. Tabi bir taraftan da muhalefet tarafından bu 18 madde ile ilgisi olmayan, Anayasa değişikliği ile ilgisi olmayan yalanlarla ve çarpıtmalarla bir kampanya yürütülüyor. O bakımdan biz ulaşabildiğimiz kadar herkese doğru bilgileri ulaştırmanın gayreti içerisindeyiz. Tabi insanlara bu bilgileri ulaştırdıktan sonra gerçekten sistemin ne derece kendileri için, milletimiz için, bir ihtiyaç olduğunu çok daha yakinen müşahede ediyoruz. Ve her gün geçtikçe de Evet oylarının arttığını görüyoruz. “ dedi

Artvinli Gazeteci İbrahim Eksilmez’in “Referandum tartışmaları sürerken muhalifler tarafından parlamentonun bir hükmünün kalmayacağını, milletvekilinin hükmünün kalmayacağı yönünde yorumlar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz” sorusunu cevaplandıran Kışla; “Şimdi aslında parlamenter sistemi iyi irdelemek lazım, mevcut parlamenter sistemin ne olup olmadığını aslında milletimiz çok iyi biliyor. Bunu bir milletimize hatırlatırsak, sisteminde neler kazandıracağını çok iyi anlarız. Şu andaki parlamenter sistem, yani mevcut anayasayla yıllardır yönetilen bir ülkeyiz. 1960 darbesinden sonra 1961 darbe anayasasıyla bu ülke yönetildi. Bir sonraki de 12 Eylül ihtilalinden sonra da 82 anayasasıyla bugüne kadar yönetildik. Bir kere bütün partilerin bir anayasa değişikliği konusunda birkaç seçimdir milletimize vaatlerde bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Yani bu anayasa değişmeli diyor herkes. Değiştirelim deniyor. Bu konuyu tüm partiler seçim vaadi olarak yaptı. Nihayetinde bu anayasayı değiştirmek için komisyonlar kuruldu ve en büyük özveriyi Ak Parti gösterdi. 20 Milletvekili olan da 2 üye verdi. 40 milletvekili olan da 2 üye verdi. 100 milletvekili olanda 2 üye verdi. 300 ün üzerinde milletvekili olan Ak Parti’de 2 üye verdi. Yıllarca çalışıldı ama milletin önüne bir anayasa değişikliği getirilemedi. Bu aslında millete verilmişi sözün yerine getirilemeyişi bir eksiklikti. Neden bu zaman diye söyleniyor. İşte buradan girmek lazım. Yani parlamentoda bir anayasa değişikliği için 330’un üzerinde bir milletvekiline ihtiyaç var. E bunu Ak Parti tek başına sağlayamıyor. Devlet Bahçeli’nin böyle bir yol açması ve birlikte gelin değiştirmek istediğiniz bir anayasa varsa değiştirelim demesiyle bu süreç başlamış oldu. Ve parlamentoda bir darbe sonrası hazırlanan bir anayasa değişikliği değil milletin seçtiği milletvekillerinin, parlamentonun demokratik yöntemlerle değiştirmiş olduğu 18 maddeyi milletin huzuruna getirdik. Şimdi parlamenter sistem evet, bugüne kadar geldik. Bu sistemin en sıkıntılı yönleri nelerdir. Bir tanesi koalisyon, beni kimse koalisyonların tek parti iktidarından daha iyi olduğuna beni ikna edemez. Hiç kimse de söylemez zaten. 1950’den bu yana 50 yıl geçmiş arkadaşlar. 66 yılda 27 tane koalisyon dönemi yaşanmış. Peki bu koalisyonların kaç yıl ömrü olmuş? 28 yıl. Şimdi 27 koalisyon 28 yıl. Bir koalisyon döneminin ömrü bir yıl 10 gün civarında olduğunu düşünürseniz. O başbakanın hangi icraatı yapacağını, o bakanın bakanlığı, işleyişi nasıl tanıyacağını, milletin ihtiyacını nasıl tanıyacağını, nasıl yatırım yapacağını bir düşünün. Allah’ınızı severseniz 28 yıl bu ülkede kayıp mıdır, kazanç mıdır? Bu 28 yılın başarılı bir icraat olarak sergilenmesi mümkün değil. Enflasyonlar o dönemde fırlar. Faizler o dönemde fırlar. Bir sürü krizler hep o dönemde gerçekleşmiştir. Diğer taraftan 2. Temel aksaklığı çift başlılıktan kaynaklanan başbakan ve cumhurbaşkanı arasındaki krizlerdir. Bu krizlerin yaşanmadığını kimse iddia edemez. Hep milletin önünde gerçekleşiyor. “ ifadelerini kullandı.

Vekil Kışla: Anayasa Değişikliğine neden ihtiyaç duyulduğunu anlattı

Moderatörün muhalefetin Cumhurbaşkanın parlamentoyu fesih edeceğine dair iddialarını, parlamentonun gücünün kalmadığını, önemsizleştiği eleştirilerine ne diyorsunuz? Sorusuna ise; sistemin eksikliklerini anlatarak yanıt vermeye başladı. Vekil Kışla, bu bölümdeki açıklamalarında; ““ Ona geleyim o zaman. Şimdi mevcut sistemin eksikliklerini bir anlatmam lazım aslında ama. Şimdi parlamentoya gelince bakın kuvvetler ayrılığı deniyor. Nedir. Yürütme, yasama, yargı. 3 tane erk. Şimdi yasamanın etkinliğinin kalkacağı söyleniyor. Şu anda cumhurbaşkanı ile ilgili yasamanın meclisin her hangi bir yetkisi var mı? Soruyorum. Meclis cumhurbaşkanı ile ilgili bir denetim yetkisine sahip mi? Değil. Peki şu anda yasama yapan 2 özelliği var meclisin bir denetim ikincisi yasa yapma. Yasa yapma konusunda meclisin milletvekillerinin yani hükümetin tahakkümü altında olmayıp da münferiden bir milletvekilinin 20 yıl değil 50 sene milletvekilliği yapsa bir kanun teklifi verip de yasalaştıramaz. Çünkü tamamen yürütmenin altında kalmış, yürütme tamamen yasamanın üstünde, yürütmenin baskısı altındadır meclis. Hükümet tasarısı olarak kanun teklifi olur kanun çıkartmak için. Hükümet tasarısı ne gelirse hükümetten meclis ancak onu çıkartır. Şu andaki yasamaya bağımsız diyebilir misiniz? Tamamen yürütmenin emrinde yürütmenin güdümünde bir yasama var. Çünkü başbakan meclisten çıkıyor. Bakanlar meclisten çıkıyor. Meclis Tamamen yürütmenin kontrolü altındadır. Ve yürütmenin getirdiği program doğrultusunda yasama faaliyet yapıyor. Oysa yeni sistemde bir kere cumhurbaşkanlığının hiçbir kanun teklifini gönderme hakları yok. Sadece yılda bir kere bütçeyi gönderme hakları var. O bakımdan esas parlamento tbmm kendi şahsiyetine kavuşmuş olacak. Ve erkler ayrılığı tam yerine oturmuş olacak. Zaten bu sistemin en güzel özelliklerinden biri kuvvetler ayrılığını bir denge üzerinde tutmasıdır. Şu anda erk olarak Türkiye’de hükümet var cumhurbaşkanı var parlamento var yargı var. Bu karışıklık ortadan kalkacak. Yürütme kendi işini yapmış olacak. Yasama kendi işini ve denetim vazifesini yapacak. Yargıda kendi işini yapacak.

“Yürütme ile ilgili sıkıntılardan bahsediliyor. Hayır cenahı bunu kuvvetli bir şekilde seslendiriyor. Ve bu birazda sanki tutmuş gibi gözüküyor. Deniliyor ki bu sistem tek adamlık getirecek, diktatörlük getirecek. Hakikaten AK Parti’nin getirmiş olduğu bu anayasa değişikliği tek adamlık veya diktatörlük getiriyor mu?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Vekil Kışla, geçmiş dönemlerden örneklendirmelerde bulundu. Kışla, bu soruyu yanıtlarken; “ Bu sistem hiçbir şekilde hiçbir kişiyi hedef alarak merkeze alarak hazırlanmış bir sistem değildir. Ülkenin ihtiyacı dikkate alınarak geleceğimiz için hazırlanmış bir sistemdir. Çift başlılık ile ilgili yaşanan sıkıntıları gördük. En çok yaşadığımız sıkıntılar başbakan ve cumhurbaşkanı arasında yaşanan, her ikisinin de yetkisinden kaynaklanan, yetki kullanımından kaynaklanan sıkıntılardır. Bunu Demirel ve çiller arasında yaşadık mı? Yaşadık. Bütün millet şahit mi buna. Erbakan ile Tansu Çiller hükümet kurdular. Birer yıl birer yıl başbakanlık yapacaklardı. Erbakan hoca bir yılını doldurdu. Erbakan istifa etti. Tansu hanım görev bekliyor. Demirel Tansu hanıma görev vermedi, Yalım Erez’e verdi. Sonrada Mesut yılmaza görev verdi. Aralarında sıkıntılar yaşandı mı yaşandı. Diğer taraftan Turgut Özal’la Mesut Yılmaz arasında yaşandı mı? Yaşandı. Ecevit ile Sezer yaşandı. Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken Ahmet Necdet Sezer ile yaşadı mı? Yaşadı. Bu sıkıntılar yaşanıyor arkadaşlar çünkü yürütmede cumhurbaşkanı ile başbakan arasında yetki kargaşası var.

Bugüne kadar öyle bir yetki kargaşası var ki. Zaten cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmesinden sonra tamamen yarı başkanlık sistemi geldi. Burada ister istemez sıkıntılar yaşanıyor. 7 Haziran seçimlerini tahlil etmek lazım. en yakın olarak gözleyebileceğimiz bir seçimdi. Peki 1 Kasım da millet ne yaptı aman koalisyonlara kalmayalım diye tekrar ak partiye sarıldı mı sarıldı. 7 Haziran da CHP üç parti ile birlikte koalisyon kurmak istediler ancak MHP istemedi HDP ile birlikte. Daha sonra CHP dedi ki gel sen başbakan ol yine kabul etmedi. Cumhurbaşkanı yetki verseydi başbakan olurdu peki MHP kaçıncı partiydi 4. HDP ye verseydi verirdi. HDP 3. Parti olarak halkın seçtiği parti miydi? Bunları millet mi seçti başbakan olması için. Hayır koalisyonlarla bir takım pazarlıklarla seçilmiş oluyor öyle değil mi? Peki koalisyon kurulamadı ve cumhurbaşkanı 1 Kasım da seçime götürdü ülkeyi. Kendi seçime gitti mi? Hayır. Cumhurbaşkanı yeni sistemde bunu yapabilir mi? Peki hangisinde daha fazla yetki var.

Milletimiz Kendine Kral, Padişah Seçmez

Hayır cephesinin “Bir sabah kalkacaksınız emekliliği kaldırmış, Muhtarlığı kaldırmış” iddiaları üzerine sorulan bir soruya ise; “Yok Çay-Kur’un paralarını Cumhurbaşkanı alacakmış, yok muhtarlıklar kapanacakmış. Bunlar aslı astarı olmayan iddialar. Bunları ciddiye alıp cevap vermeye değmez. Şu anki sistemde cumhurbaşkanını kim denetliyor? Her hangi bir denetim mekanizması var mı? Yok. Sadece vatana ihanetten yargılanabiliyor. Peki yeni sistemde yargının yolu açık yaptığı her şeyden yargılanabiliyor. Peki soruyorum şimdiki cumhurbaşkanının yetkilerimi daha kontrollü yoksa yeni sistemdekinin mi?

Bizim millet kendine kral padişah seçmez. Tepeden bakanı seçmez. Siyasette tepeden bakacaksınız, 5 sene sonra oy isteyeceksiniz. Bu millet size prim vermez.” Şeklinde cevaplandırdı.

Bir soru üzerine milletvekili sayısının 600’e çıkarılmasının gerekçelerini anlatan Milletvekili Kışla; “Gelelim Milletvekili sayısına. Bakın ülkemizin nüfusu 55 milyon iken de 550 şimdi 80 milyon iken de yine aynı vekil sayısı. Temsil edilme oranımız yani ortalama şu kadar kişiye bir milletvekili düşüyor diyelim. Bakın burada rakamlara bakınca Türkiye’de ortalama çok yüksek. Bunu düşürmemiz lazım. Milleti daha fazla temsil kabiliyeti meclise yansısa daha mı kötü olur.

Gazeteci İbrahim Eksilmez tarafından yöneltilen “Muhalefetin Güçler ayrılığının en önemli ayağı yargı. Eleştirilerden birisi cumhurbaşkanı tüm yargı üyelerini atayacak. Kendi istediklerini olacak. Meclis atayacak o atayacak. İddialarını ise;

18 maddeyi iyi okusalar. Yargı ile 18 madde de getirilmiş artı bir şey yok. Yargıtay la ilgili yok. Danıştay la ilgili yok. Anayasa mahkemesinde 2 üye eksiliyor. Askeri Yargıtay üyeleri. Anayasa üyelerini zaten hepsini Cumhurbaşkanı atıyor. Zaten yaş durumuna göre bir Cumhurbaşkanının görev süresi içerisinde hepsini ataması mümkün değil. Bir önceki ile çalışmak zorunda. HSYK’da ise Bürokratlar kendi aralarında atamaları söz konusu yeni sistemde mecliste seçilen milletvekilleri atayacak. Şu anda RTÜK üyeleri de böyle atanıyor. Burada ancak uzlaşı ile olabilir bunlar. Kimin ne kadar oy alacağı garanti mi? Cumhurbaşkanının partisinin milletvekili sayısını kestirmekte mümkün değil. ” şeklinde konuştu.

Geçmişteki Cumhurbaşkanlarının hangisi partisi ile bağını koparabildi?

Muhalefetin Cumhurbaşkanı tarafsızdır. Yeni sistemde partili Cumhurbaşkanı olacak. Bu tarafsızlık ilkesini zedeler. Bu demokratik bir hadise değildir. Saygın bir makam olduğu için biz eleştiri yöneltemiyoruz. Kılıçdaroğlu yarın ben AK Parti Genel Başkanını mı yoksa Cumhurbaşkanını mı eleştireceğim? İddialarını yanıtlayan Kışla; “Arkadaşlar gerçekçi olalım Turgut Özal, Süleyman Demirel ve daha nice örneklere bakalım hangisi partisi ile bağını koparabildi. Yine sayın cumhurbaşkanımızın Ak Parti ile olan bağını kim koparabilir? Nihayetinde burada yeni sistemde bu iki makam mecz ediliyor. Ve o makam ülkeyi yönetiyor.

Soru bu sistem bize ne sağlayacak. Vatandaş bunu soruyor.

Birincisi bir kere daha demokratik sistem. Halk kendini yöneteceği kendi seçecek. Şimdi koalisyon olmayacak çift başlılık olmayacak. Karar alma ve hızlı icraat yapma noktasında önü açılacak Ya bir il müdürünü bile 3 lü kararname ile atıyorsunuz. Bu sistemin icraatçı seri bir sistem olduğunu iddia etmek mümkün değil. Hem siyasi hem ekonomik istikrar ülkeye çok şey kazandıracak. Önemli olan milletin hakem olmasıdır. Önemli olan buna milletin kendisinin karar vermesidir. %15 oy alan bir lider ciddi zaman kaybı koalisyon pazarlıkları ile başbakan olsa bu milletin takdiri mi oluyor. Millet bunun nihayetinde 5 yıl sonra kararını verecek. 5 yıl sonra bu sistem ülkede dediğimiz gibi olumlu etki yapmasa. Bak millet dese geriye gittik. Eski sisteme döneceğiz dese millet ona oy veriri mi? Verir. Önemli olan millete hizmettir.” ifadelerini kullandı.

Program gazetecilerin diğer sorularına verilen yanıtların ardından son buldu.

Share
424 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?