logo

reklam

Ve Reis Geriye Döner


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Siz bu satırları okuduğunuzda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Büyük Kongresi gerçekleştirilmiş olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeniden AK Parti’nin başına bu kongre ile dönmüş olacak. Böylelikle AK Parti yine fabrika ayarlarına dönmüş olacak.

AK Parti bugüne kadar girdiği her seçimde zaferle çıkmış olmasına karşın Recep Tayyip Erdoğan olmadan girilen seçimlerde ise tam olarak istenilen elde edilemedi. Gerek 7 Haziran genel seçimleri gerekse de son referandum seçimlerinde tam olarak istenilen sonuçlar alınamaz iken 1 Kasım genel seçimlerinde ise rekor bir oy oranı ile yeniden tek başına iktidar sonucu alınmıştı. Parti’nin başında genel başkan olarak Ahmet Davutoğlu bulunurken herkes bilmekte idi ki 1 Kasım seçimlerine damga vuran konu kesinlikle Türkiye’nin koalisyonlara mahkum edilmemesi idi ve seçim bu nedenle farklı bir şekilde kazanılmıştı.

Kimi sever kimi sevmez ancak herkes kabul etmektedir ki Recep Tayyip Erdoğan çok iyi bir siyasetçidir. Siyaseti kurallarına göre oynar iken elindeki gücü de çok iyi bir şekilde kullanmaktadır. Halkla arasında oluşan bağ kolay kolay kopacak cinsten olmaz iken halkın çok önemli bir bölümü ona, o da halka sevdalandı. Halk ile aralarında oluşan bağ o denli güçlü oldu ki halk onu hiçbir yolculukta yalnız bırakmadı. Cumhurbaşkanlığı makamına geçtiği günlerde makamın verdiği ağırlıkla istediği kadar özgür davranamayan Erdoğan, bütün eleştirilere rağmen mümkün mertebe de siyaset yapmaya çalışmıştı. Tıpkı Özal gibi.

Özallı yılları kısaca hatırlayalım. Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olmasının ardından kolay bir şekilde o makamdan sıkılması ve yeniden aktif siyaset yapma isteğinin olduğunu hepimiz biliriz. Ölmeseydi belki de Özal, kısa süre içerisinde aktif siyasete geriye dönecekti. Özal, o günlerde bugün ki Erdoğan’ın imkanlarına sahip olsaydı başkanlık sistemini kesinlikle getirmek için düğmeye basacaktı. Koşulların lehine olmadığını bile bile Özal yine de başkanlık sistemini gündeme getirmişti. Özal, başkanlık sistemini gündeme getirir getirmez şaibeli bir şekilde ölmüştü. Ben halen daha o ölümü kesinlikle suikast olarak tabir etmekteyim.

Turgut Özal’ın yapamadığını Recep Tayyip Erdoğan yapmıştı. İlik ilik dokunan başkanlığın yolları 16 Nisan 2017 tarihinde tesadüf bu ya Özal’ın ölüm yıl dönümüne bir gün kala açıldı. Ve Türk siyasetçilerinin hemen hepsinin gönlünden geçen başkanlık hayali Erdoğan’ın gerçeği oluyordu. Bu başarı tabi ki tesadüf değil. Erdoğan, bu ülkede başkanlık sistemini getirmek isteyen önceki siyasetçilerden daha ısrarlı ancak sabırlı bir süreç yaşadı. Önce koşulları hazırladı ve maçı kazanacak gölü attı. Ve Türk siyasetçilerinin başkanlık sistemi hayali gerçek olmuş oldu. Kısa süre sonra da Cumhurbaşkanı yeniden partisinin başına geçti.

Erdoğan ekonomiyi ve partisini toplayamaz ise kesinlikle 2019’u kaybedeceğini biliyor

Türkiye başkanlık sistemine daha doğrusu bizim adlaştırdığımız tabiriyle Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçti. Bunu AK Parti ve dolayısıyla da AK Parti demek Erdoğan demek olduğundan hareketle Recep Tayyip Erdoğan başardı. Başarılmasına başarıldı ancak asıl sorun tümüyle arzulanan sisteme geçilecek olan ve anayasa değişikliklerindeki hakların kullanımının önünü açacak olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin gereklerini yerine getirecek olan Cumhurbaşkanının belirleneceği seçim tarih değişikliği yapılmaz ise 2019 yılında gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde başarılı olmaktır. Erdoğan’da bunu bildiği için biran önce partisinin başına geçmeyi arzuladı. Yasa artık cevaz verdiği için süre kaybetmek istemedi ve biran önce ipleri tamamıyla yeniden ele almak istedi. Bunda da haklıydı. Son referandum sonuçları da göstermekteydi ki AK Parti’nin oylarında da bir düşüş var ve bu düşüşe önlem alınmaz ise kesinlikle hayaller suya düşmekle kalmaz hayal edilen güç başkalarının eline geçebilirdi. Bunu bilen Erdoğan, biran önce dümene geçerek oyları yeniden yukarıya çıkaracak olan çalışmalara imza atmak için kolları sıvamış olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dümene geçer geçmez başkanlık oylamasının yapılacağı ilk seçime kadar öncelikle partisinde köklü değişimlere ve yeniliklere gitmek isteyecektir. Beklediğim ülke genelinde en az 50 ilde il başkanlarını değiştirecektir. 30 civarında ilde ise il başkanları kalsa da yönetimlere müdahale yapılacaktır. Partide deneyim ile yenilikleri bir araya getirerek yeni bir sinerji oluşturmaya çalışılacaktır. Erdoğan gerek partisindeki şüpheli konumundaki FETÖ bağlantılı kişileri oyun dışına çıkaracak yerlerine yeni isimleri monte edecektir. Ben dahil bir çok yazar yazmaktadır ki AK Parti içerisinde asla ve asla temizlik yapılmamıştır. Bu satırları Sayın Erdoğan okuyor ise buradan daha net bir dille yazayım ki gerek ilçe ve il teşkilatlarında gerekse de seçilmiş noktalarda ülke genelinde çok sayıda FETÖ bağlantılı şahıs yerlerinde durmaktadır. Şimdi kendilerini gizleyen eski FETÖ bağlantılı bu kişilerin partiden gönderilmeleri için en ufacık adım atılmamıştır. Bunların içerisinde milletvekilleri, belediye başkanları, parti meclis üyeleri, il ve ilçe başkanları ve de il ve ilçe yöneticileri bulunmaktadır. Bu ifadeleri altını çizerek yazayım ki yerel anlamda kullanmıyorum, genel anlamda ifade ediyorum. Bunu çok iyi bile ve referandum ortamının sona ermesini ve partinin başına geçmeyi beklediği için dokunmayan Erdoğan’ın yapacağı iş ülke genelindeki tüm il ve ilçe teşkilatlarının tamamını görevlerinden alarak tek tek elden geçirip bir kısmını yeniden görevlerine atamak bir kısmına da yeni isimleri görevlendirerek işe değişimin önünü açmak olacaktır. Erdoğan’ın bunu yapmaması belki de ilk yarıyı 4-0 önde tamamlayan bir takımın ikinci yarı 4-5 yenilmesi anlamına gelecektir. Parti kademeleri artık bas bas bağırarak, ‘Beni Yenile’ demektedir. Parti kademelerinin en üstünden en altına kadar hemen her isimde mutlak bir yorgunluk var. Bu nedenle tecrübe ile yeni isimlerin harmanlanması ve değişimin yolunun açılması zaruridir.

Bu parti açısından yapılması gereken çalışmadır. Ülke yönetimi açısından baktığımızda ise yapılması gereken ilk iş hiç kuşku yok ki ekonomidir. Ekonomiye müdahale yapılmaz ise goller arka arkaya gelecektir. Ekonomi kesinlikle sos vermektedir ve piyasalar her an büyük bir fırtınayı haber vermektedir. Bence bu noktada Cumhurbaşkanı’nın yapacağı ilk iş ekonomi kadrosunu ve danışmanlarını yenilemek olmalıdır. Son yıllarda AK Parti’nin en başarısız olduğu konu kesinlikle ekonomidir. Türkiye’de piyasalar ciddi anlamda iflas sesi verirken iş çevresinin hemen hemen hepsi iş kolu ayırmaksızın iflasın eşiğindedir. Hiçbir esnafın cebinde para kalmadığı gibi ekonominin bel kemiği büyük işletmelerde de artık ciddi iflas senaryoları konuşulmaya başlanmıştır. Ben açık olarak yazayım ki seçim idi, şuydu buydu ama artık herkes kendi işine döndü ve cebindeki parayı düşünmeye başladı. Kimsede para kalmadı ve sıcak para artık dönmüyor. Piyasaya biran önce para aşılanmaz ise ülke ekonomisi, işsizlik, enflasyon ve diğer ekonomik alanlarda eski rakamlarına dönüş olabilir. Bu da kazanımların kaybedilmesi anlamına gelecektir.

Ben bu açıdan baktığımda Erdoğan’ın biran önce ekonomi kadrosunu yenilemekle işe başlayacağını düşünüyorum. Bakanlar kurulunda da en az 8 yeni isimle tanışacağımızı düşünüyorum. Bakanlar Kurulu’nun da bir hafta içerisinde değişeceğini öngörüyorum. Ülke genelinde daha hızlı bir bürokrasinin yolunu açmak için bürokratik kadrolar, siyasi kadroların değişimi ile birlikte başlayacaktır. Erdoğan’ı Erdoğan yapan en önemli unsur hiç kuşku yok ki icra idi. AK Parti icracı yapısını da daha fazla ileriye çıkaracaktır. Erdoğan kısa zamanda bunu yapacaktır.

Türkiye eskisi gibi yeniden şantiyeye dönecek ve icraatlar yeniden başlayacaktır. Hareket yeniden başlayacak ve her alanda para dönmeye başlayacak. Ekonomi yeniden canlanacak ve piyasalar ile iş dünyası nefes alacak. Böylelikle işsizlik azalacak ve yeniden mutluluk seviyesi artacak. Bütün bunlar tabi ki iyimser senaryodur.

Kötümser senaryoyu konuştuğumuz zaman ise bütün bunların yaşanmaması ve Erdoğan’ın dış politika nedeniyle oyalanması ve iç siyaset ve ülke yönetimi açısından elini çabuk tutmaması ise Erdoğan ve AK Parti için büyük bir kaza ile sonuçlanabilir. Mutlaka yukarıda yazdığım iyimser senaryo gerçek olması şarttır. Bu hepimiz için gereklidir. Emin olun artık mızmızlanma başlamıştır. Kimse durumundan memnun bir halde değildir. Bu durum alternatif arayışlarına milleti sokar ki bu da 2019 seçimlerinde gerek Erdoğan gerekse de AK Parti için hayalin başkasının eline geçmesi anlamına gelir.

Ben şimdiden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden partiye geçmesinin hayırlı uğurlu olmasını dilerken bu değişimin ülkemizde yeniliklerin ve güzelliklerin yolunu açacağı umudunu taşıdığımın altını çiziyorum.

Başarılar Erdoğan…

Etiketler:
Share
297 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor

    17 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türkler, karı koca olmaya "evlenme" derler. Evlenmek "ev-bark" sahibi olmaktır. "Evlenmek" kelimesinin kökü "ev"den geliyor. Yani bildiğimiz "hane" veya "konut"tan geliyor. "Hanelenmek" veya "konutlanmak" da diyebiliriz. “Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı. Selçuklularda “evlilik...
  • AK Parti Divan Başkanına Rağmen Güzel Bir Kongre Gerçekleştirdi

    17 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    AK Parti’nin 6.olağan genel kurulu Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımı ile bir kongre gerçekleştirildi. Kongreyi başarılı bulduğumu ifade ederken bu divan başkanına rağmen bu derece güzel bir kongre gerçekleştirilmiş olmasını takdir ediyorum. Yazımın başlangıcında öncelikle şu divan başkanına seslenmek istiyorum. Ben onun yerinde olsam siyasetten derhal el çekerim ve bir daha asla siyaset yapmam. Bu derece yeteneksiz ve bu derece başarısız bir insanın AK Parti gibi bir partide siyaset yapmasından AK Parti’ye oy vermiş bir kişi olarak utanç ...
  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...