logo

Uzaylılar var mıdır?


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

 

Uzaylıların Bulunması Mantığa Uygundur

Belgesel kanalı Discovery Channel için hazırlanan bir programda konuşan dünyanın en önemli bilim adamlarından biri olan fizikçi Stephen Hawking, evrende 100 milyar galaksi, bu galaksilerin her birinde de 100 milyonlarca yıldız olduğunu söyledi. Bu şartlar altında sadece dünyada yaşam olduğunu düşünmenin imkansız olduğunu savunan Hawking, “Benim matematiksel beynime göre, bu rakamlar bile uzaylıların varlığını gayet rasyonel kılıyor. Esas soru, uzaylıların neye benzediğini çözebilmek” dedi. [1]

Dünyamızda bu kadar canlı, ruh sahibi, akıl ve şuur sahibi varlıklar olduğu gibi diğer gezegen ve yıldızlarda, gök cisimlerinde oraların hayat şartlarına göre, oranın yapısına ve konumuna göre ruhani varlıklar vardır.[2]

Uzaylıların İslam Geleneğine Göre İsimlendirilme Şekli

Kur’an’ın tarzı açısından, dünyamızın dışında yaşayan varlıklar melekler, cinler ve ruhaniler olarak isimlendirilir.[3]

Bediüzzaman Said Nursi ‘nin Uzaylıların Varlığını İzah Şekli

Bediüzzaman Said Nursi bu belirttiğimiz hususları şöyle ifade etmektedir;

“Ecram-ı ulviye ve ecsam-ı seyyare içinde küre-i arzın hakaret ve kesafetiyle beraber bu kadar hadsiz ziruhların, zişuurların vatanı olması ve en hasis ve en müteaffin cüzleri dahi birer menba-ı hayat kesilmesi, birer mahşer-i huveynat olması, bizzarure ve bilbedahe ve bi’t-tarikı’l-evla ve bi’l-hadsi’s-sadık ve bi’l-yakini’l-kat’i delalet eder, şehadet eyler, ilan eder ki:”

“Şu nihayetsiz feza-yı alem ve şu muhteşem semavat, burçlarıyla, yıldızlarıyla, zişuur, zihayat, ziruhlarla doludur.” (Yirmi Dokuzuncu Söz Birinci Maksat, Birinci Esas)

Bediüzzaman Said Nursi Hawking’ten farklı olarak bu canlıların neye benzediklerini şöyle de açıklamıştı.

Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, rayihadan, kelimattan, esirden ve hatta elektrikten ve sair seyyalat-ı latifeden halk olunan o zihayat ve o ziruhlara ve o zişuurlara, Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye (Aleyhissalatü Vesselam), Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, “melaike ve can ve ruhaniyattır” der, tesmiye eder.” (Yirmi Dokuzuncu Söz Birinci Maksat, Birinci Esas)

Nar: ateş, zulmet: karanlık, savt: ses, rayiha: güzel koku, esir: atomdan daha küçük olan kainatın temel maddesi

O Halde Bu Uzaylıları Niçin Tespit Edemiyoruz?

Madem hakikat budur, o halde bu gün için ulaşılabilen Ay ve Merih’te hayat bulunduğunu niçin tespit edemiyoruz?

Çünkü biz hayat olarak, sadece yerküremizde görebildiğimiz ve tespit edebildiğimiz türde bir hayat emaresi ve delillerini arıyoruz. Başka türlü hayat sahibi mahluk olabileceğini düşünmüyoruz. Gerçektende Yüce Yaratıcının bize hayatımızı devam ettirebilmemiz için bahşettiği duyu organlarımızın kabiliyeti çok sınırlı, halbuki Yüce Yaratıcı’nın yaratması, kudreti ve hikmeti, sınırsız ve sonsuzdur… Suda yaşayan canlılar için, bizim bulunduğumuz ortam öldürücü ve yaşanmaz bir yer, karada yaşayanlar içinse, su öyle. Ya toprağın metrelerce, hatta kilometrelerce altında yaşayanlara ne demeli![5]

Bediüzzaman Said Nursi farklı hayat şartlarına dair şu çarpıcı misali verir;

“Balık suda yaşadığı gibi, güneşin ateşinde dahi o nurânî sekeneler bulunur. Nâr, nuru yakmaz. belki ateş ışığa meded verir.” (29. Söz)

[1] http://www.risalehaber.com/uzaylilar-hawking-ve-risale-i-nur-76888h.htm

[2] http://www.risaleajans.com/soru-cevap/uzaylililar-gercekte-var-midir

[3] http://www.risalehaber.com/said-nursinin-risale-i-nurda-tarif-ettigi-uzaylilar-289964h.htm

[4] http://www.risaleajans.com/soru-cevap/uzaylililar-gercekte-var-midir

[5] http://www.sorularlarisale.com/makale/9873/uzayda_hayat_var_mi.html

Share
224 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Cinlerin ve İnsanların Müftüsü (Müftiy-yüs-sekaleyn) Olan Ebu Suud Efendi

    23 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Cinlere de fetva vermesiyle meşhurdur.” Ebu Suud Efendi, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan İkinci Selim zamanlarında 27 yıl kadar Şeyhülislamlıkta bulunmuş, devrin en büyük alimlerinden biridir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında 22, Sultan İkinci Selim zamanında ise 6 yıla yakın bu görevde kaldı. 84 yaşında ölen Ebussuud Efendi, Eyüb civarında yaptırdığı mektebin yanına gömüldü. Şahsiyeti o kadar ün saldı ki ölümünde Mekke ve Medine halkları da cenaze namazı kıldı. Bütün ilimlerde mahir olup, bilhassa tefsir, fıkıh ve Arabi iliml...
  • Elveda Musa Ulutaş

    23 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, bu ile hizmet etmek, hizmet ettikten sonra da iyi bir şekilde anılabilmek herkesin harcı değildir. Bir düşünür demiştir ki, ‘ Bir insanın iyi olup olmadığını, yaşadığı çevre açısından bir değer olup olmadığını cenazesinde anlayabilirsiniz.’ Sevgili Musa Ulutaş, Arhavi’de uzun yıllar siyaset yapmış, 2002 ila 2009 yılları arasında da Arhavi Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuş, Arhavi’nin önemli bir değeriydi. Bu sözleri bugün yazabiliyor isek o ünlü düşünürün belirttiği gibi Musa Ulutaş’ın cenazesind...
  • MHP’nin Geleceğini Yerel Seçimler Belirleyecektir

    23 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    “Gerek Türkiye genelinde gerekse de Artvin’de 2019 yılında gerçekleştirilecek olan tüm seçimlerde belirleyici parti hangisi olacak?” diye bana soru soracak olursanız kesinlikle MHP’dir diye yanıt verirdim. Bu seçimlerde MHP’nin alacağı oy oranı diğer partilerin kaderini belirleyecek. Buna AK Parti, CHP ve yeni kurulacak olan Meral Akşener’in partisinin alacağı oyda meclisteki sandalye sayılarını da MHP belirleyecektir. Bugüne baktığımız zaman MHP’yi ben yüzde 10 diliminde görüyorum. Bu aşağıya da inebilir yukarıya da çıkabilir. Meral Akşener...
  • Beyaz Gelinliğin Tarihi (Osmanlı’da)

    22 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Osmanlı'da ilk beyaz gelinlik giyen, Sultan 2. Abdülhamid'in kızı Naime Sultan'dır. II. Abdülhamid beyaz gelinliği Avrupa’da katıldığı bir düğünde görmüştü. II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan, 1898’de Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemalettin Paşa ile evlenirken babasının önerisiyle beyaz gelinlik giydi. Böylece Osmanlı’da beyaz gelinlik giyen ilk kadın oldu. Gelinliğini ise elbette Padişah’ın ve tüm Osmanlı’nın modacısı Jean Botter yaptı. O güne kadar işlemeli, nakışlı ve genelde kırmızı renkli gelinlikler giyiliyordu. II. Abdülh...