logo

Ulufe


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Sözcük, “binek hayvanlarına verilen yem” [1],“süvarilerin atları için verilen yulaf parası” anlamına gelen Arapça “alef”ten gelir. Ancak zamanla, doğrudan, askere ödenen maaş anlamına kullanılmıştır.[2]

Alef ise saman, ot, yulaf, hayvan yemi gibi anlamları vardır.[3]

Ulûfe tabirinin Osmanlı hânedan mensuplarına verilen düzenli parayı ve paralı askerlere ödenen ücretleri de kapsayan geniş bir kullanımı vardır.[4]

Ulufe, Divan-ı Hümayunda Sadrazamın gözetiminde verilirdi. Hazine önünde dağıtılan maaşlar, bölüklerin ve ortanın mevcutlarına göre; ayrı keselere konulur, ağa bölüklerinden başlamak üzere; bölüklerin temsilcilerine teslim edilirdi. Temsilciler de, bunları kışlalara götürür ve ertesi gün askerlere dağıtırdı.  Genel olarak bu ücretler Muharrem, Cemazilevvel ve Şaban ayları içerisindeki bir Salı gününde dağıtılırdı.  Maaş dağıtımı belli bir düzen içinde, ana kütük defterine kayıtlı bulunan asker sayısına göre yapılır; ulufesini alan askere adının ve maaş derecesinin yazılı olduğu ‘esame’ denilen bir de belge verilirdi. Ulufe dağıtım törenin ikinci gününde de, Kapıkulu süvarileri, Cebeci ve Topçu ocaklarının maaşları; bizzat Veziriazam tarafından Paşa kapısında verilirdi.  Sefer sırasında ise sadrazam veya komutanın çadırında dağıtım işlemi gerçekleşirdi.  Topkapı Sarayında dağıtılan ulufeyle birlikte, yemek veya baklava ikramı da yapılır;  bunların askerlerce yenmesi itaatine, kabul edilmemesi ise isyana eğilimli olduğuna işaret sayılırdı.  Padişahlar da ulufe kayıtlarını istedikleri zaman kontrol ederlerdi.[5]

[1] http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/ulufe/

[2] http://www.dersimiz.com/bilgibankasi/ULUFE-NEDIR-HAKKINDA-BILGI-1032.html

[3] http://osmanlica.ihya.org/alef-nedir-ne-demek.html

[4] http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/ulufe/

[5] http://www.meraklisite.com/ulufe/

 

Share
321 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...