logo

Türkiye Seçime gidiyor mu?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Aslında bugünlerde herkesin belki de cevabını bildiği ancak yinede cevabını merak ettiği soru bu? Türkiye Seçime gidiyor mu?

Artan terör olayları, yavaş yavaş kendisini göstermeye başlayan ekonomik kriz, toplumda siyaset kurumlarına azalan güven, toplumda daha da artan şiddet, her şeye rağmen akılların ve vücutların gittiği tatil gündemleri ile ülke acaba seçim kararı ile mi karşılaşacak?

Evet bu sorunun cevabı artık yavaş yavaş belirmeye başladı. Türkiye son günlerde sürpriz gelişmelere gebe olmaz ise erken genel seçime gidecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim istediğini herkes biliyor. AK Parti bu karar karşısında diretme şansı yok ve onlarda parti olarak artık kendilerini seçime hazırlıyorlar. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İl Başkanlarını Ankara’da toplayıp “Seçime Hazır Olun!” talimatı vermesinden çıkan anlamda bu. CHP, bu noktada erken seçimi, “Sonuç Değişmeyecek” diyerek seçim istemeyen ilk parti olduğunu söyleyebilirim. MHP ise seçim akşamı 23.00 sıralarından beri erken seçim istiyor ve halen erken seçim seçeneğini doğru görüyor. HDP ise erken seçimi artık kabullenmiş ve kendisini erken seçime hazırlıyor. Yani ülke artık 24 Ağustos’a kadar sürpriz ve beklenmeyen bir koalisyon kurulumu ile karşılaşmaz ise erken seçime gidiyor. Hayırlısı olsun!

Şiddeti kim istiyor ve kimin işini yarıyor?

Bu noktada şimdi kısaca şu terör olaylarına bir göz atalım ardından erken seçim konusuna yeniden dönelim. Son yazımda da yazmıştım, “Fazla Naz Hükümeti Geri Adım Attırdı” diye. Halen aynı görüşe sahibim. Bunu bir miktar açmak istiyorum. 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP’yi baraj üzerine çıkaralım gayretleri üzerine AK Parti 2015 yılının başlarından beri çözüm sürecini aslında rafa kaldırmıştı. HDP, belki çözüm sürecinin devamını istese de sürekli aba altında sopa göstererek AK Parti’nin çözüm sürecini rafa kaldırma noktasında tabanını ikna etmesinde yardımcı oldu. Hele PKK’nın diretmeleri ve “Çözüm süreci sona erecek ise önce bizimle masaya oturulacak” diyerek HDP’yi ve Abdullah Öcalan’ı bir nevi sürecin dışına itme çabası da AK Parti’yi rahatlatmıştı. Belki PKK ve HDP cephesi bu noktada hükümeti hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Şiddeti körüklüyor ve AK Parti’nin yeniden tek başına iktidar yapmak için gizli güçleri ile şiddet ortamını yarattı” savunularına karşı süreçte bizzat hataları oldu. Hal böyle olunca da AK Parti ve Erdoğan, askeri harekatı gündeme getirdi. Sanıyorum bu durum PKK’nın bir atak yaparak yurt içinde yaptıkları o anlamsız hareketlerini ve silahlı eylemlerini bırakma kararı alıncaya kadar da devam edecek. Evet, HDP ve PKK bakımından baktığınız anda, hatta buna muhalefet kanatlarını da dahil ederek şiddeti Erdoğan’ın planı olarak görecek olsak bile yine de rakibin elinde ki kozu olmayan odakların da bu plana dahil olduklarını hatta planın piyonları olduklarına dayalı kanaati uyanır ki, bunda da haksız olmayız.

Yani, şiddet olaylarından kaçınmak, açıklama ve davranışlarla mümkün mertebe nabzı aşağı çekmek varken, başında bugün ki ortamı görememek bence büyük hatadır. Sonucuna bence süreçte hatası olan herkes katlanmalıdır.

Erken seçim kime yarar?

Seçime bugün ki atmosferde ve koşullarda gidilir ise erken seçimden istediğini alacak olan kesinlikle AK Parti olacaktır. Artan şiddet ve terör ortamının AK Parti’ye yarayacağını zaten diğer partilerde kabul ediyor. MHP hariç. MHP’de terör ortamlarının arttığı dönemlerde oy artışı sağlamaktadır ancak bence bu sefer kazın ayağı hiçte öyle olmayacaktır. Zira MHP, 7 Haziran’dan sonra ciddi anlamda puan kaybetmiştir. Belki bir nebze oylarını geriye toplayabilse de bu MHP’yi maksimum yüzde 12’lere çıkarabilir. Belki büyük bir iddiada bulunacak olursam eğer yarın sabah seçim olsa MHP barajın altıda kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

CHP ise erken seçimde bir şeyin değişmeyeceğini savunuyor ancak bence kendi açılarından haklı durumdalar. CHP için erken seçimde çok fazla değişen bir şey olmayabilir. HDP’ye giden oylar geri gelir ve yüzde 28’lerde bir oy alır. Yine ana muhalefet olur.

HDP ise erken seçim koşullarında bence baraj tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. HDP’yi baraj üzerine çıkaran dinamikler bu sefer rahatlıkla bu görüşlerini savunamayacaklardır. HDP’nin barajı geçmesi durumunda doğuda rahatlama olacağı ve terör eylemlerinin olmayacağı ileri sürülmüş ve AK Parti’nin önünü kesmek adına da HDP’ye oy verilmesi gerektiği savunulmuştu. Bugün bu görüşü savunanlar inanın toplumda rahatlıkla aynı görüşü savunamazlar ve de dillendiremezler. Zira, 7 Haziran’dan sonra gördük ki terörün artması veya azalmasının HDP’nin barajı geçip geçmemesi ile bağlantısı bulunmamaktadır. 7 Haziran’dan önce HDP’ye çalışan kesimlerin önemli bir bölümünde erken seçim ortamında kopuş olacaktır.

Bu oyunu CHP yada MHP bozabilir

Eğer bunun bir oyun olduğuna CHP ve MHP inanıyor ise bu oyunu bozmakta bu partilerin elindedir. Bence bu noktada HDP’nin yapabileceği bir şey yok. HDP, tam bu noktada PKK’nın koşulsuz bir biçimde silah bırakması ve yurt içindeki güçlerini yurt dışına çıkarmasını sağlayabilir ise ancak bu oyunu bozabilir. Bunu sağlayabileceğine inanmıyorum zira PKK, bu noktada HDP’yi dinlemediğini ve de dinlemeyeceğini göstermiştir. Bu oyunu iki parti bozabilir ve bu da ancak koşulsuz bir biçimde hükümete gireceklerini deklere ederek gerçekleştirebilir. CHP hiçbir ön koşul sunmadan hükümete gireceğini deklere eder ve hükümet ortağı olacağını deklere eder ise bu oyunu bozabilir. Tabi bu noktada AK Parti’nin tutunacağı tavır önemlidir. CHP, eğer ciddi anlamda toplumu, “Biz koşulsuz koalisyon ortağı olmak istiyoruz ama AK Parti kaçıyor” görüşüne inandırabilir ise o vakit AK Parti’nin yükselen oylarını aşağıya çekebilir. Bu durumda AK Parti, 24 Ağustos tarihine az bir süre kala toplum baskısı nedeniyle hükümet kurmakla karşı karşıya kalabilir. Zor bir ihtimal olsa da böylesi bir ortam oluşabilir. Tabi ki, bu noktada CHP’nin kendi tabanına vereceği hesapta önemlidir. Seçim meydanlarında neden böyle bir karar aldığını anlatabilirse de tabanın desteğini de alabilir. Bu bir risk olsa da bence siyaset risk alma sanatıdır ve CHP bu riski almalıdır.

Ben asıl oyun bozacak partinin MHP olacağına inanıyorum. Nasıl mı? Evet bu yazacaklarım MHP’lileri kızdıracak olsa da bence MHP’nin elinde ki en büyük koz hükümete girme kozudur. Yani MHP’li bir hükümetin kurulabilme ihtimali MHP’ye zirve yaptırabilir. Birincisi yine koşulsuz olarak CHP gibi AK Partili koalisyona gireceklerine yönelik açıklama yapmaları oyunun bozulmasını sağlar. Buna toplum aslında hazır ve böyle de bir beklenti var. Kendi tabanı da bunu kabullenmiş durumda olduğu gibi hükümet ortağı olmayı arzuluyor. MHP’nin kurmayları ve Devlet Bahçeli’nin elinde çok önemli bir dayanakta bulunmaktadır. Bu dayanakta, “AK Parti, çözüm sürecinden vazgeçti. Bizim içinde olduğumuz bir hükümette çözüm süreci gündeme gelemez” dayanağıdır. Risk oranı düşük olan bu ihtimal ülkede terör olayının ancak bugün ki konumda olmasını sağlasa da uyumlu bir MHP’li koalisyon uzun vadede MHP’ye de kazandırabilir.

MHP’nin gidebileceği ikinci yol ise çok daha büyük bir risk içermektedir. MHP, AK Parti’nin kirli bir tezgahın içerisinde olduğunu öne sürerek, artık bu ülkede kan akmasın diyerek taşın altına gövdemizi koyuyoruz, diyerek bizzat CHP ve HDP ile koalisyon ortağı olarak hükümeti kurdurmaktır. “Türk-Kürt kardeştir. HDP’de artık terör istemiyor. Türk halkının önemli bir bölümü de HDP’ye oy verdiğine göre, seçmenin mesajını biz aldık ve sorumluluk alıyoruz” diyerek hükümetin kuruluşunu sağlayabilir. Bu aslında toplumda ilk etapta ciddi bir tepkiyle karşılaşsa bile bence ülkenin geleceği adına muazzam bir adım olur. Hayal diyebilirsiniz ancak siyaset işte aslında tamda budur. Seçmende bunu arzuladığı için 3 partinin bir araya gelerek zor bir seçenek olmasına karşın zoru başarmaları adına 7 Haziran’da tam da bu mesajı vermişti aslında. Eeee mesajı biz aldık ve seçmenin arzusunu yerine getiriyoruz der iseniz ve de uyumlu bir 4 yıllık hükümet süreci yaşarsanız ve de bu ülkede kanı durduran ve toplumsal barışı sağlayan parti olarak 2019’da seçime giden bir parti olsanız acaba toplumda bunun karşılığı ne olur? Tabi ki başarılı olmak koşuluyla.

Eğer bu seçenekleri kabul etmiyor ve illa da seçim diyor iseniz savunduğunuz ve de ileri sürdüğünüz iddiaların bizzat sizde içerisindesinizdir. Bütün bunların Erdoğan’ın bir oyunu olduğunu ileri sürüyorsanız o vakit bozun bu oyunu. Aksi taktirde seçmen sizi ciddi anlamda bozacaktır. Bugün üzerine sorumluluk düşenler sorumluluklarından kaçarlar ise inanın erken seçimde seçmen yeni mesajını bu sorumluklarından kaçanlar adına çok daha farklı verecektir.

Benden söylemesi…

Share
823 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ben CHP Genel Başkanının Koltuk Israrını Anlamıyorum

    22 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, basına yaptığı açıklama da kurultay isteğine anlam veremediğini ve birilerinin koltuk ısrarının ise şaşılacak bir durum olduğunu belirtti. İnanın haberleri okurken sizler bile hayrete düşeceksiniz. Bunca seçime girip kazanamamış ve partisine bir arpa boyu yol aldıramamış bir Genel Başkanın koltuğunda ısrarlı oturma çabasına eminim ki sizin de söyleyecek sözleriniz olacaktır. Öncelikle konuyla ilgili yapılan ve Milliyet Gazetesi’nin haberini yayınlayalım: Kılıçdaroğlu'ndan son dakika kurultay açıklamas...
  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...