logo

Türkiye Gerçeği


facebooktwitter
Artvin 08 Olay
artvinolay@gmail.com
  • Türkiye gerçeğini bilmeyen ya da görmezden gelenler her zaman seçim kaybetmiştir.
  • Seçim kaybedip de kazanmış gibi davranan lider veya liderler Türkiye gerçeğini hala görmezden geliyor.
  • Osmanlı’nın son partisi hala anlayamıyor.
  • Müslüman mahallesinde salyongoz satarak seçim kazanamayacağını anlayamıyor.
  • Yani Türkiye gerçeği görmezden geliyor.
  • Türkiye’ye batılı mantığı ya da mantıksızlığıyla yaklaştığın sürece hiçbir hesabın doğru çıkamayacağını kavrayamıyor.
  •  Şimdi kimse kalkıp da CHP’nin şu kadar oyu, bilmem kaç milletvekili var diyerek bağırmaya başlamasın.
  • Gerçeği görebilmek için CHP’nin durumunu, laf olsun diye, AK Partiyle karşılaştıralım.
  • CHP, dedik ya, Osmanlı’nın son siyasi partisidir.
  • Temeli 9 Eylül 1923 yılında atılmıştır.
  • AK Parti’yse 88 yıl sonra 14 Ağustos 2011’de kapılarını açmış.
  • Bu iki siyasi partiden CHP’nin arkasında hep bürokrasi dağ gibi dururken, aynı bürokrasi AK Partiyi kapatmak için uğraşıp durmuş.
  • CHP, 1923-1950 arası ülkeyi bir başına yönetmiş ancak ne zaman millete gidilmiş, CHP o saat ezeli ve bu kafayla devam ettiği sürece ebedi muhalefet katına oturtulmuş.
  • Cumhuriyetin ilanından hemen önce kurulmuş bir parti, cumhuriyetin kuruluşundan 88 yıl sonra kurulan bir partiyle giriştiği her yarışta nal topluyor hep.
  • Neden?
  • Bence asıl ve en önemli neden, hesabını kitabını Türkiye gerçeğine göre yapamamış olmasıdır.
  • Her şeyden önce yöntemine bir göz atın.
  • Nedir yöntemi CHP’nin? Batılı. Kimden oy istiyorsun? Bu ülkenin insanından, bu ülkenin vatandaşından.
  • Söylemlerin ne? Batı imbiğinden geçmiş, batılı kulaklara hoş gerisine boş laflar.
  • Batılı bir liberal siyasi parti gelip Türkiye’de seçimlere girse CHP’nin yaptığından farklısını yapamaz.
  • Peki ne yapmalı?  Türkiye verilerinden yola çıkarak, Türkiye’ye uyacak bir sentez üretmek, bir bileşim çıkarmak zorunda CHP.
  • Yoksa bir arpa boyu yol alamaz. Alamıyor da zaten.
  • Tansu Çiller’le Cem Uzan’ın fıkralara konu olmuş seçim vaadlerini evirip çevirip “asgari ücret 1500 TL olacak, emeklilere dini bayramlarda ikramiye verilecek,”diye seçmenle dalga geçersen sana oy vermez kahkahalarla gülerler ancak!
  • ”Alman sosyal demokratı şöyle yapıyor, İngiliz’in İşçi Partilisi bunları söylüyor ve seçim kazanıyor; biz de aynısını yapmalıyız,” dediğin an hapı yuttun ki sandık o saat üstüne devrilir.
  • Altında kalırsın! Batının on yüz yıllık bir Müslüman geçmişi var mı da onu taklit ediyorsun?
  • Hangi Batılı ülke Orta Asya’dan kopup gelmiş, köhne Bizansı tarihe gömmüş,  Müslüman bir cihan imparatorluğu kurmuş?
  • Millet aydınından, siaysetçisinden, sanatçısından, yazarından ne bekliyor?
  • Bilmem kaç yüz yıllık geçmişinden esintiler .
  • Eğer Amerikan halkına Müslüman davranışları ve Arap felsefesiyle yaklaşırsan tutar mı?  Tutmaz tabi!
  • Ee orada doğulu yöntem ve öğreti tutmuyorsa burada batılısı niye tutsun?
  • Türkiye’nin sorunu batılılaşmak değil, çağdaş kimlik ve kişiliğini bulmak sorunuydu geçmişte; bu gün de öyle.”
  • (Atilla İlhan) Yani sanayileşmek, zenginleşmek, düzgün kentleşmektir isteği bu milletin.
  • CHP bunları söylüyor da nasılını anlatamıyor.
  • Çünkü gerçekten bilmiyor nasıl yapılacağını! Onun için 35 yıl ülkede at oynatmış ama darbeden darbeye milleti sürüklemiş rahmetli Süleyman Beyi kendisine akıl hocası olarak seçmişti ya bir heves!
  • CHP önce kendini inandıracak milletten yana olduğuna
  • (Meraklısına Not: Bu konularda okuyabileceğiniz çok kitap var. Kemal Tahir, Atilla İlhan, Necip Fazıl, Kemal Karpat vb.,) Aziz Üstel Star .HOŞÇA VE DOSTÇA KALIN

Etiketler:
Share
613 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...