logo

Türk (Selçuklu-Osmanlı Dönemi) Tarihinde Hristiyan Devletlerle İlginç İttifaklar


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

1.Anadolu Selçuklularına Karşı Büyük Selçuklu-Bizans İttifakı

Kutalmışoğlu Süleyman Orta Anadolu’dan İznik’e kadar olan sahayı ele geçirerek, Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurdu. Bu devlet Büyük Selçuklular’a tâbi değildi, ayrıca aralarında düşmanlık da vardı. Alparslan’ın oğlu Melikşah, Kutalmışoğlu’nun kurduğu bu devleti ortadan kaldırmak için Bizans’la işbirliği yapmış, ancak ölümü üzerine teşebbüsü sonuçsuz kalmıştır.[1]

2.Altınordu-Lehistan/Litvanya ittifakı’na Karşı Moskova-Kırım Hanlığı-Osmanlı İttifakı

Altınordu eski gücünü kaybettiği için, bundan istifade eden Moskova Knezliği de yavaş yavaş büyüdü. Altınordu zayıfladıktan sonra 85 yıl daha ayakta kaldı. Yıkılmadan önce Ahmed Han’ın Moskova seferinde, bu şehri alabilecek güce sahipti. Ancak bu sıralarda Altınordu-Lehistan/Litvanya ittifakı, Moskova-Kırım Hanlığı ittifakı ile mücadele ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu da, Kırım Hanlığı yüzünden Altınordu’yu desteklemediği gibi, karşı ittifaka yardım etmekteydi. Ahmed Han’ın 1480 Moskova seferi, Kırım Hanı’nın, o seferdeyken başkentine saldırması yüzünden başarısız olmuş ve bu seferin ardından Altınordu Devleti, Kırım’dan yediği diğer darbelerle tarih sahnesinden çekilmiştir. Altınordu’nun bu trajik ortadan kalkışına dikkat edilirse, bunda Kırım Hanlığı ve dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun da rolü görülür. [2]

3.Moskova’nın Yükselişinde Osmanlı Etkisi

Osmanlı İmparatorluğu’nun XV. yüzyılda izlediği bir siyaset ise ileride kendi başına büyük bir dert açtı. Bu dönemde küçük bir şehir devleti olan Moskova Knezliği, Altınordu’nun baskısı altındaydı. Altınordu’nun Lehistan-Litvanya ile olan ittifakına karşı Moskova, Osmanlı himayesinde bulunan Kırım Hanlığı ile işbirliği yaptı.

Osmanlı İmparatorluğu Moldovya’daki konumlarının Lehistan-Litvanya tarafından tehdit edilmesi ve Altınordu’nun da Kırım’ı ele geçirmeye çalışmasından dolayı Moskova Knezliği-Kırım Hanlığı ittifakını desteklemişti. Kırım Hanı Mengli Giray’ın 1502’de vurduğu darbe ile Altınordu Devleti’nin sona ermesinden sonra, Moskova bağımsızlığını kazanarak ilk önce çevresindeki diğer Rus knezliklerini, daha sonra da Sibirya’ya kadar olan sahada ve Kafkaslar’daki Türk hanlıklarını ele geçirdi. Moskova knezleri Osmanlılar’la yapılan kürk ticareti sayesinde de önemli gelirler elde etmişlerdi. Osmanlı-Rus dostluğu III. İvan’ın Volga havzasındaki Altınordu kalıntıları olan Kazan (1552) ve Astrahan’ı (1556) ele geçirmesine kadar sürdü.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dolaylı olarak yaptığı destek Büyük Rus İmparatorluğu’nun doğmasına yardımcı olan unsurlardan birisidir.

Rusya, 16. yüzyılda Korkunç İvan zamanındaki askerî teşkilatlanmasında Osmanlı ordusundan etkilendi. Osmanlı ordusundaki disiplin ve liyakat sistemi örnek alındı.

Yalnızca Rusya değil Avrupa’daki birçok farklı devlette de Osmanlı ordusunun tesirleri görülür. Uzun süre savaşlarda süvari birlikleri ön plandaydı. Yeniçeriliğin kuruluşuyla birlikte savaşlarda piyadeler ön plana çıkmaya başladı. İspanyollar, Şarlken döneminde Osmanlı ordusundan ilham alarak “tercios” birliklerini kurdular.

İspanyollar ile evlenen İtalyan kadınlarının çocuklarına askerde “yeniçeri” deniliyordu.

Macarlar, 15. yüzyılda “Hussar” adı verilen hafif süvari birliklerini Osmanlı timarlı sipahilerini örnek alarak kurmuşlardı. Osmanlı ordusunu en çok taklit edenlerden biri de Polonyalılar’dı. Polonya ordusu kullandığı kılıca kadar birçok silah ve sistemi Türk ordusundan örnek almıştı. [3]

4.Fransa-Mısır İttifakına Karşı Osmanlı-Rus İttifakı

1831-1833 Osmanlı-Mısır Savaşı Kavalalı İbrahim Paşa Mısır ordusuyla Filistin ve Suriye’yi işgal etmesi; Belen Geçidi Muharebesi ve Konya Muharebesi ile Osmanlı ordularını yenik düşürmesi sonucunda[4] Osmanlı hükümeti şimdi kaderini, artık savaşların nihaî belirleyicisi olan diplomasiye bağlamak zorundaydı. Fransa, Kavalalı’nın yanında saf tutmaktaydı. Kendi sorunlarıyla uğraşmakta olan İngilizler, yardım talep etmek üzere Londra’ya gelen Namık Paşa’nın bütün ısrarlarına rağmen harekete geçmeyi reddettiler. Bölgede zayıf bir Osmanlı hâkimiyetini güçlü Kavalalı idaresine tercih eden, bu anlamda yardıma çağrılmasa da müdahale edeceği kesin olan Rus Çarı Nikola, II. Mahmud’un yardım isteğini kabul ederek, 25 Aralık’ta ön görüşmeleri yapmak üzere bir Rus askerî heyetini İstanbul’a gönderdi. İbrahim Paşa, 2 Şubat 1833’te Kütahya’ya girdi. Bu aşamada Kavalalı ve oğlu İbrahim Paşa’nın asıl emellerinin İstanbul’u ele geçirmek ve hatta Osmanlı hanedanına son vererek tahtı devralmak olduğu söylenir.

2.Mahmud’un talebi üzerine bir Rus filosunun Boğaz’a girerek 5 Nisan 1833’te Beykoz’a 13 bin asker çıkartması bir anda uluslararası diplomasiyi hareketlendirdi. Ruslar’ın Boğaz’a yerleşmesinden son derece rahatsız olan İngiltere ve Fransa, Osmanlı hükümeti ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa üzerinde baskı kurarak, iki tarafı savaşa son vermeye zorladılar. 6 Mayıs 1833’te meydana gelen Kütahya uzlaşması ile Suriye ve Adana Mehmed Ali Paşa idaresine verildi. Ancak Mısır meselesinin bu ilk safhasına son veren antlaşma, ne emellerine çok yaklaşmış bir hâldeyken geri adım atmak zorunda bırakılan Mehmed Ali Paşa’yı, ne de devletinin mevcudiyetini tehdit eden bir asiyi tepeleyemeyen II. Mahmud’u memnun etti. Ayrıca, Rusya’nın, Osmanlılar’la imzaladığı Hünkâr İskelesi Antlaşması’nda (8 Temmuz 1833) muhtemel bir Mısır saldırısı karşısında tekrar yardıma gelmeyi taahhüt etmesi ve antlaşmanın gizli bir maddesiyle bu yardımı mukabilinde Boğazlar’ı düşmanlarına kapatıp kendisine açık tutmayı başarması, ileride “Boğazlar Meselesi”nin patlak vermesine zemin hazırladı. [5]

[1]AFYONCU, Erhan, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu https://stratejisite.files.wordpress.com/2016/01/sorularla-osmanl-mparatorluu.pdf  s.14

[2] AFYONCU, Erhan, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu https://stratejisite.files.wordpress.com/2016/01/sorularla-osmanl-mparatorluu.pdf  s.131

[3] AFYONCU, Erhan, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu https://stratejisite.files.wordpress.com/2016/01/sorularla-osmanl-mparatorluu.pdf  s.1039-1041

[4] https://tr.wikipedia.org/wiki/1839-1841_Osmanl%C4%B1-M%C4%B1s%C4%B1r_Sava%C5%9F%C4%B1

[5] AFYONCU, Erhan, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu https://stratejisite.files.wordpress.com/2016/01/sorularla-osmanl-mparatorluu.pdf  s.735-736

Share
335 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan Vahdettin Kaçtı mı Kaçırıldı mı?

    21 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İstanbul 13 Kasım 1918 de işgal edilmiş. 6 Ekim 1923’te ise işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiş. Sultan Vahdettin ise 17 Kasım 1922 yılında İstanbul’dan kaçmış? Sultan Vahdettin’in kaçtığı tarihe bakıyoruz İstanbul’da işgalci İngiliz kuvvetlerinin hakimiyeti var. Sultan Vahdettin İngiliz gemisi ile kaçmış. İngilizler Sultan Vahdettin’e dost mu düşman mı? Eğer İngilizler Sultan Vahdettin’e dost ise Sultan Vahdettin niçin İngiltere’ye, Londra’ya gitmedi de Malta Adası’na ve en sonunda İtalya’ya gitti? Eğer İngilizler S...
  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...