logo

Türk Ocakları Artvin Şubesi Başkanı Ergenekon Bayramını Kutladı

Türk Ocakları Artvin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt Ergenekon Bayramı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Bilelim ki, kendi benliğine sahip olmayan milletler, başka milletlerin şikârıdır” dedi.

Türk Ocakları Artvin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt Ergenekon Bayramı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Türk Ocakları Artvin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt yaptığı açıklamada, “Nevruz, Farsça Yenigün demektir. Eski orta Asya ve Ön Asya kavimlerinin Yılbaşı, Bahar Bayramı’dır.

Miladi 22 Marta, Rumi 9 Marta rastlamaktadır. Güneşin Koç Burcuna girdiği gündür. Kuzey yarım kürede, bahar, yaz başlangıcı demektir.

Türklerde Yılbaşı, ilkbaharda gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günüdür.

Nevruz geleneği, Araplarda yoktur. Çünkü Eski Arap’lar ile Musevilerde Yılbaşı, sonbahara rastlamaktadır. Araplara İranlılardan geçmiştir. Arapça kaynaklarda Neyruz olarak ifade edilir.

Yeni Gün, uyanan, dirilen tabiat karşısında, Türklerin hak ve sorumluluklarının yeni baştan hatırlama ve tabiata galip gelmedir.

Sibirya’nın kuzeyinde Müslümanlıkla hiç tanışmamış Yakut Türk’lerinde, Hristiyan Çuvaşlarda, Gagavuzlarda, Musevi Karaim Türk’lerinde de YENİ GÜN şenlikleri, binlerce yıldır vardı. İdil –Ural ve Kafkasya Türklüğünde de bu şenlik yaşıyor ve yaşatılıyor.

Halkımızın gayrı resmi kutlamaları, farklı isimler ile yaşattığı Nevruz; Türk Dünyası ile kaynaştığımız önemli bir gündür. Türklerde görülen en önemli rivayet, bu günün Ergenekon Günü oluşudur. Demirdağı eritip, dışarı çıkış; o günden beri, Yeni Yıl’ın başladığı gece, Gök Türklerde adettir. O günü Bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce Kağan, bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra Bey’ler de öyle yapar. Bu günü mukaddes bilirler. Böylece Tanrı’ya şükretmiş olurlar.

Ziraatı, Milli Sanat olarak kullanan Çin İmparatorları baharın gelişini saban tutarak kutlarlar.

Nevruz’la ilgili iki ihtimal üzerinde durulmaktadır.

1- Türklerde Bahar Bayramı ( Nevruz), bilinebilen en eski zamanlardan beri Türklerin bir bayramıdır ve Türk’ler vasıtasıyla bütün Asya’ya ve Avrupa’ya yayılmıştır.

2- İran menşelidir. Eski İran efsaneleriyle bağlantılıdır.

Biz Çin kaynaklarından Hunların daha Milat’tan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart tarihinde kırlara çıktıklarını, bahar şenlikleri yaptıklarını, Nevruz kutlamalarında gördüğümüz bir takım adetler ve gelenekler yaşadıklarını biliyoruz. Aynı gelenek, Uygurlarda da görülmektedir. Uygurlardan zamanımıza kadar uzanmış gelmiştir.

İslami Dönemle ilgili kayıtlara baktığımız zaman; Nevruz ‘un ilk izlerini 11. Yüzyıl metinlerinde görüyoruz. Nevruz’u İran geleneğine bağlayan Firdevsi’nin Şeyhnamesi de dâhil olmak üzere ilk defa derli toplu bilgileri, 11. Yüzyıl kaynaklarında buluyoruz. Eğer İran’da da, Hunlarda olduğu Milattan önceki yıllarda Nevruz olayı var olsaydı; Milattan sonra 11. Yüzyıla gelmeden önceki metinlerde de bunun izlerinin bulunması gerekmez miydi?

11. Yüzyılda yaşamış olan Fars asıllı ünlü devlet adamı NİZAM-ÜL MÜLK, Siyasetname’sinde Nevruz’dan söz eder. Nevruz yılbaşıdır der. Nevruz adetlerinden bahsederek; Nevruz’un Türk’ler arasında yaygın olduğunu ifade eder. Fars asıllı bir Devlet adamının, Nevruz’un hususiyle Türk’ler arasında yaygın olmasından söz etmesi gerçekten anlamlıdır.

Kaşgarlı Mahmut (11. Yüzyılın bir diğer yazarı.),Divan-I Lügat-I Türk’ünde; Türklerde Yıl başlangıcının Nevruz olduğunu ifade eder. Ondan sonra mevsimlerin ne şekilde sıralandıklarını kaydeder.

Dikkatlere sunulacak bir başka konu da, 12 hayvanlı Türk takvimi olarak bildiğimiz takvimin başlangıcının da 21 Mart olmasıdır. 12 Hayvanlı Türk takviminde; 12 Yıl bir devreyi, her beş devre bir çağı oluşturur.

Türk’ler Hicri Takvim aylarının sürekli olarak değişmesi yüzünden Devlet hayatı yönünden intibak edemedikleri için; Ömer Hayyam’ın başkanlığını yaptığı Bilim Adamları Heyeti, Sultan Melikşah’ın talimatıyla bugünkü güneş takvimi ölçülerine fevkalade yakın bir takvim hazırladılar. Sultan Melikşah’ın unvanından dolayı (CELAL- ÜD DEVLE) takvime, Takvim-i Celal-I denildi. Bu takvimin başlangıç tarihi de 21 Marttır.

Uzun Hasan Bey tarafından düzenlendiği için O’nun adından dolayı Hasan Padişah Kanunları olarak bilinen Akkoyunlu kanunları da 21 Martta yürürlüğe girer. (yani uyguladıkları takvimin başlangıcı.) Uzun Hasan Bey tarafından düzenlendiği için O’nun adından dolayı Hasan Padişah Kanunları olarak bilinen Akkoyunlu kanunları da 21 Martta yürürlüğe girer. (yani uyguladıkları takvimin başlangıcı.)

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, Nevruz’un çok canlı bir şekilde yaşatıldığını, kutlandığını görmekteyiz. Nevruz, Osmanlı Divan şiirinde ne kadar büyük yer tuttuğunu görüyoruz. 4. Murat’ın Nevruz’la ilgili şiiri vardır.

17. Yüzyıldan itibaren ,Eyaletlerde doğrudan doğruya Vali veya Sancakbeylerine ödenmek üzere, Resmi Nevruziye adıyla yeni bir vergi konmuştur.

Nevruz geleneği ile ilgili, bizim Edebiyatımıza mal olmuş tabirlerden biri, Sultan Navroz (sultan Çiçeği) tabiridir. Bugün Anadolu’da asıl adı bir kenara bırakılıp Kardelen adıyla ifade edilmektedir.

Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı Boyuna mensup Karakeçili Aşiretinin Ertuğrul Gazi’nin Türbesi etrafında toplandıklarını, burada bayram yaptıklarını; at yarışları, cirit atma, güreşler yaptıklarını görüyoruz. Bu kutlamalara Yörük Bayramı adını verirlerdi.

Ertuğrul Gazi Şenlikleri, günümüzde Eylül ayının ikinci haftasında yapılmaktadır. Daha önce, 2. Abdülhamit zamanına kadar şenlikler Nevruz’da yapılırdı. Sonrasında şenlikler

2. Abdülhamit’in tahta çıktığı tarih 19 Ağustosa alınmıştır. Son 35 yıldır eylül ayında kutlanmaktadır.

Nevruz’da Tatlılar, macunlar hazırlanır ve dağıtılır. Manisa Mesir Şenlikleri 21 Mart Nevruz’la ilgilidir.

Kırgız’lar, yeni yılın ilk gününe NOORUZ adını vermektedirler. Orta Asya’da Nevruz eğlencelerine Seyil Eğlenceleri adını vermektedirler.

Orta Asya Türk’lerinde, özellikle Uygur, Kazan, Ufa, Mişer Türk’lerinde Nevruz Günü yapılan toplantılarda, oldukça enteresan bir adet görülmektedir. Bahar geldiği zaman, özellikle Nevruz Günü Ergenekon Destanı okunmaktadır.

Elizabet E.Bacon’un bir diğer tespiti de oldukça önemlidir. Buna göre SSCB. Yöneticileri ellerinden geldiğince Nevruz Bayramı’nı engellemeye, unutturmaya çalışmışlardır.

Batı Trakya Türk’lerinde, Nevruz geleneği “ Mevris’’adıyla bilinmektedir. Yugoslavya Türk’leri arasında Nevruz Geleneği oldukça yaygındır. Sultan-I Navrız olarak bilinmektedir.

Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-I Türk’ünde naklettiği, Ergenekon – Nevruz Bayramı bir Kurtuluş Bayramıdır.

Ömer Seyfettin, 18 Mart 1914 tarihinde bir makale neşretmiş ve bu günün ( 21 Mart ) Türk Gençliğinin belirli bir zamanda noktalanan mukaddes bir timsali, yani Milli Bayramı olduğunu vurgulamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Nevruz – Ergenekon, resmi bayram niteliğindedir.

1925 yılında Ankara’da Nevruz, Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN huzurunda yapılan resmigeçitte; Askeri Kıtalar, Gök Sancaklar ve Al Sancakların yer aldığını görüyoruz.

1926 Yılında Miladi Takvim ’in kabulünden sonra, Mart Ayı, Mali Yılbaşı olarak uzun yıllar devam edegelmiştir.

1991 Yılında, SSCB.’nin dağılmasından sonra bağımsız olan Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler, Türkmenler, Azeriler 21 Mart’ı Milli Bayram olarak kabul etmişlerdir.

Nevruz Geleneği’nin, ne Sunnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşılıkla doğrudan menşe bağlantısı olmayan, İslamiyet’ten çok öncelere, M.Ö.’lere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya bir mezhebin bayramı değildir. O itibarla herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi ve bir ayrılık, gayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması ,fevkalade yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

Nevruz’la ilgili iki noktanın altını çizelim;

Nevruz Kutlamaları zamanında yakılan ATEŞ’in Zerdüşt’lükle ilgisi yoktur. Çünkü, Gumilev’in de ( Qedim Türk’ler) haklı ve yerindeki tespitlerine göre ; İran Düşüncesinde ATEŞ, Tapınma objesidir. Hâlbuki Türk Düşüncesinde TEMİZLEME vasıtasıdır.

Bayram Kutlama adetlerinde; DEMİR DÖVME adeti , İranlılarda yoktur. Sadece Türklerde vardır.

Ergenekon- Nevruz Bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş, ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk Tarihi’ne dayalı bir Bayram’dır.

Nevruz – Ergenekon Bayramı’ nı, Büyük Türk ATATÜRK’ÜN bir vecizesiyle sonlandıralım. “Bilelim ki, kendi benliğine sahip olmayan milletler, başka milletlerin şikârıdır” ifadelerine yer verdi.

Share
599 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?