logo

Teşkilatsız İslam İşbirliği


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun. Yeniden yazmak nasip oldu.

İslam İşbirliği Teşkilatı Türkiye’nin dönem başkanlığında İstanbul’da toplandı. Bu toplantı diğerlerinden çok farklıydı hatta bir milat taşı niteliğindeydi. Peki bu toplantıdan ne çıkar; öncelikle yakından takip ettiğim toplantı süresi içinde ikili ilişkilerde yakınlaşma gözle görülebilir biçimde şekillenmeye başladı. Özellikle Erdoğan’ın Aliyev’e “Düşman çatlatalım mı?” deyip sarılması uzun zamandır özlenen bir tabloydu. Görünen o ki; artık zaman İslam dünyası aleyhinde işlemeyecek. Orta ve uzun vadede his edilebilir iyileşmeler olacağı aşikardır. Uzun yıllar Osmanlı egemenliğinde barış ve refah içinde yaşamış toplumlar tekrardan Osmanlı bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti devleti öncülüğünde yeninden ayağa kalkmaktadır. Okyanus ötesinden ve hiçbir biyolojik ve manevi bağı bulunmayan toplumlardan barış dilemenin ve barış beklemenin savaşın ta kendisi olduğunu bütün İslam alemi görmüş durumdadır lakin öylesine iç içe geçmiş hem siyasal hem de askeri olan bu yapıdan nasıl kurtulmalı?

Öncelikle Petrol zengini olan bu ülkelerde İslam adı altında, İslam dininin kabul etmediği saçma sapan kurallar revize edilip yeniden modernize edilmeli. Kadının dahi seçme hakkı olmadığı toplumlarda kadın hakları ve bilim araştırmaları ön planda olmalı. İki yüzyıldır, bilim anlamında olduğu yerde sayan özelikle Arap dünyası Petrol gelirlerini Lüks hayat yaşamak yerine ilim ve fenni kalkınmaya harcamalı. Yoksa 40 sene içerisinde bitecek olan bu rezevlerden sonra elde avuçta bir şey kalmayacak ve de tekrardan petrol öncesi fakirlik dönemlerine geri döneceklerdir. Bir iğine dahi üretemeyen sanayisi tamamen dışa bağımlı olan bu devletler petrol bitince ne üretecekler çok merak ediyorum. İslam’ın ilk emridir “Oku” “İlim Çin’de olsa dahi gidin alın” diyen bir Ümmetin Peygamberine sözde itaat edenler yarın nizam terazisi kurulduğunda nasıl olup ta bu çağdışı kalmanın nedenini açıklayacaklar bu nu bir düşünelim. Yukarıda belirttiğim gibi öncelik olarak ilim ve Fenni çalışmalara yer vermek zaruridir. İkincil olarak; yazarlığa ilk başladığım dönemde birkaç kez bahis ettiğim ve şimdi memnuniyetle yeşermesini gördüğüm İslam Ordusu en kısa zamanda kurulacaktır, demiyorum fiziki olarak sahada yer alması gereklidir. Türkistan’dan, Arakan’dan Filistin’e kadar olan İslam coğrafyasında kanın durması ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Bir yandan barış gelsin deyip bir yandan da silah satan G7 devletlerinin bölgesel etkisi ancak bu şekilde kırılır. Nüfus olarak 500.000 i geçmeyen bu devletler 2 milyarlık Müslüman coğrafyasını kan gölüne çeviriyor.Osmanlının son dönemlerinde özellikle Emperyal emeller doğrultusunda hareket eden batı ile menfi çıkarlarını İngiliz, Fransız ve İtalyan sömürgesinde bulan İslam’a ve kendi milletlerine ihanet edenler bu yüzyılda mazlumlar tarafından yargılanacaktır. Ve dahi inanıyorum ki; bu milletler ve bu Din ayaklanacaktır.

Üçüncü olarak; Avrupa birliği gibi ortak Pazar oluşturulmalı özellikle Türkiye ve kısmen de olsa sanayisi gelişen İran’ın bölgede sanayi faaliyetlerine alt yapı olarak destek olması gerekir. Başlıca inanç turizm ve diğer haç hizmetlerinde dahi görünen Avrupa menşeli firmaları bölgeden uzaklaştırmalı. Ayrıca Müslüman olmayan birinin Mekke şehrine girmesi dahi yasakken yüce Kabe’nin fiziki ve ruhsal yapısına uygun olmayan zemzem tower otellerinin işletmesi nasıl olurda Fransız firmasına verile bilir? Bu gibi emperyal kenelerin acilen bölgeden uzaklaştırılması gerekir.

Bu maddeleri alt alta sıralaya biliriz ama acilen ve ana olarak bu üç sac ayağı altında şekillenmesi gerekir ve inanıyorum ki alt madde olarak; sağlıkta eğitimde, işçi haklarında sosyal alanlarda sporda ve benzeri aktivitelerde ortak çalışma kayseri escort bayan sonucunda İslam dünyası kendine vurulan prangadan kurtulacaktır. ALLAH c.c izniyle bu yüzyılda ayağa kalkış olacaktır. Özelikle Türkiye’nin önlenemez gelişmesi bölgeye bir nur olacaktır. İçimizde ve dışarıdan içimize empoze edilen hainler olsa dahi ALLAH’ın vaadi haktır ve yerine gelecektir…. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Etiketler:
Share
468 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...