logo

Tek başına iktidar mı, koalisyon mu?


facebooktwitter
Artvin 08 Olay
artvinolay@gmail.com

 

  • Ortalamaya göre AK Parti’nin tek başına iktidar olmak için 1-1.5 puana ihtiyacı var.
  • HDP’de çok küçük bir gerileme CHP’de ise iki puanlık bir artış gözleniyor.
  • Oyları gerileyen parti, MHP.
  • 7 Haziran seçimlerinde HDP barajı aşacak mı diye konuşuyorduk. 1 Kasım seçimlerinde ise AK Parti tek başına iktidar olacak mı sorusuna cevap arıyoruz.
  • 7 Haziran seçimlerinin yükselen yıldızları HDP ve MHP’ydi. AK Parti ve CHP oy kaybediyordu.
  • 1 Kasım seçimlerinde ise tablo tersine döndü. HDP, durumu korumaya çalışıyor. MHP ise geriliyor. AK Parti ve CHP yükseliş trendinde.
  • 1 Kasıma giderken cevabı aranan soru şu: Seçimlerden tek başına iktidar mı çıkacak yoksa koalisyon mu? En sonda yazacağımı en başta söyleyeyim.
  • AK Parti, 7 Haziran’a göre daha iyi durumda. 7 Haziran’a giderken eriyen bir AK Parti vardı, 1 Kasım’a giderken yükseliş trendini yakalamış bir AK Parti var.
  • AK Parti, tek başına iktidar kapısını aralamak için yükseliş trendine girdi ama henüz tek başına iktidar eşiğini aşamadı.
  • AK Parti yelkeni bir rüzgar yakaladı ama bu rüzgarın AK Parti yelkenlerini yeterince şişirip, tek başına iktidar limanına ulaşmasını sağlayacak mı?
  • Ben teknik okudum. Hız problemlerinde hız çarpı zaman ulaşılacak yolu verir. AK Parti’nin yakaladığı rüzgar seçime 10 gün kala tek başına iktidar olmasını sağlayacak mı?
  •  Çok güçlü bir rüzgar olsa sorun değil. O nedenle bu sorunun cevabı net olarak görülebilmiş değil. AK Parti’nin nefesi yetecek mi göreceğiz. AK Parti açısından zamana karşı bir yarış söz konusu.
  • Genar Başkanı İhsan Aktaş’a göre, ”AK Parti”nin 1 puana ihtiyacı var” Aktaş, “Tek başına iktidara ramak kaldı” diye açıklıyor son durumu.
  • Oy oranı kadar milletvekili sayısı da önemli. Biliyorsunuz 7 Haziran seçimlerinde HDP ile MHP arasında üç puan fark olmasına rağmen iki partide 80 milletvekili çıkardı. AK Parti’nin çok küçük oylarla kaybettiği yerler var ama aynı zamanda çok küçük oylarla kazandığı yerler de var. Bazı yerlerde AK Parti oylarında bir artış gözleniyor.
  •  Ama bir kısmı milletvekili çıkarmaya yetmiyor. Ya da yettiği yerler var. İhsan Aktaş’a göre, bu seçimlerin kaderini belirleyecek olan yerler küçük iller. Yani birkaç bin oyla milletvekilliğinin el değiştirdiği yerler olacak.
  • Andy-Ar Başkanı Faruk Acar ise 7 Haziran’dan hemen sonra AK Parti’nin yüzde 42 trendine oturduğunu tespit ettiklerini ve bunu da kamuoyuyla paylaştıklarının altını çiziyor.
  • Acar’a göre AK Parti, 7 Haziran’ın muhasebesini yaptığı ya da milletvekili listelerinde düzenleme yaptığı veya daha iyi bir seçim beyannamesi açıkladığı için değil.
  • Seçmen, AK Parti 13 yıldır ülkeyi yönetti. O zaman bu tür terör olayları ya da siyasi belirsizlik yaşamadık. Tek başına iktidarın getirdiği bir istikrar ve öngörülebilirlik vardı. Bunlar gitti ülkede sıkıntılar birbiri ardına harekete geçti. Acar’a göre AK Parti’nin en önemli yükseliş nedeni bu.
  • Acar, MHP’deki erimeyi de buna bağlıyor. MHP lideri Bahçeli’nin 7 Haziran gecesi koalisyona girmeyeceğini ilan edip, erken seçim çağrısı yapmasıyla birlikte MHP’deki gerilemenin başladığı inancında.
  • Daha önce AK Parti’ye oy verip 7 Haziran’da MHP’yi tercih eden milliyetçi seçmenin hükümetin kurulamaması ve onun devamında baş gösteren istikrarsızlıkta Bahçeli’nin bu tutumunun payı olduğu kanaatinde.
  • O nedenle Faruk Acar, ”Nasıl ki 7 Haziran gecesi AK Parti muhasebe yapmalı dedik. 1 Kasım gecesi de MHP için aynı şeyi söyleyeceğiz”diyor.
  • Acar’a göre AK Parti’ye bu seçimlerde ilk ve son kez bir “Emanet oy” gidecek. Ankara patlamasının toplumun zihninde 1 Kasım seçimlerini de aşan bir etki yaptı. Ankara patlaması Ortadoğu’yu, Suriye’yi, terörü, yabancı güçlerin Türkiye üzerindeki oyununu çağrıştırdı.
  • Seçmen, “1 Kasım’dan sonra da bu tür olaylar yaşanacaksa, Türkiye’nin yönetiminde kim olmalı diye soruyor. Bu durum AK Parti’yi avantajlı duruma getiriyor” Faruk Acar’a göre sonucu emanet oyları ile hala yüzde 8-9 puanlık kararsız kitle belirleyecek
  • İhtiyatlı konuşmayı tercih ediyor Acar. ”AK Parti iktidar kapısını aralamaya yönelik bir trendi yakaladı. Aynı trend devam ederse iktidar kapısı aralanıyor” görüşünde.
  • Seçimlere 10 gün kala partiler son kozlarını oynayacaklar. Son düzlüğe girilirken AK Parti iki stratejik karar aldı.
  • 1-Daha önce AK Parti’ye oy vermiş ancak 7 Haziran’da AK Parti’ye oy vermemiş ama bu arada diğer partilere de gitmemiş olan yüzde 4-4,5’luk kesime yönelecek. Yani AK Parti 7 Haziran öncesinde kaybettiği AK Partilileri kazanmaya çalışacak.
  • 2- MHP ve Devlet Bahçeli hedef alınmayacak. Daha önce, MHP hedef alınmasın ama Devlet Bahçeli’nin uzlaşmaz tutumu gündeme getirilsin diye bir strateji izleniyordu. Ondan bir değişiklik yapıldı.
  • Bahçeli’nin hedef alınmasının MHP seçmeni üzerinde olumsuz etki yaptığı tespit edildi. Bu yüzden her ikisinin de hedef alınmaması kararı alındı.
    Keşke benzer bir karar HDP ve Selahattin Demirtaş konusunda da alsaydı AK Parti. 7 Haziran’da “Türkiyelileşme” söylemi ve terörün önünü kapatıp, siyasetin önünü açmak için HDP’ye oy veren kitle, yaşanan terör olaylarından dolayı hoşnut değil.
  • Ancak AK Parti HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı hedef tahtasına oturttukça, Kürt seçmen sahiplenme duygusuyla partisini terk etmiyor.
  • Yine keşke son 10 günde Kürt seçmeni kazanabilecek kucaklayıcı bir dil kullanılabilse. Çünkü Kürt seçmen gelmeden AK Parti’nin işi zor.
  • Siyasette 24 saatin dahi uzun bir süre olduğu bir sürece girdik diyor Abdülkadir Selvi Y.Şfakta satır başlarıyla
  • Hoşça ve dostça kalın

Etiketler:
Share
383 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...
  • Hilfu’l-Fudûl (Erdemliler İttifakı)

    15 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke'de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Hz. Peygamber'in de katıldığı antlaşma. Bu sivil insiyatifin olumlu girişimleri Mekkeliler arasında takdirle karşılandı, örgüt mensuplarına karşı güven ve saygı oluşturdu. Bu örgütün, Hz. Peygamber'in kişiliğinin oluşturmasında, çevresiyle ilişkilerinin geliştirmesinde, itibar oluşturmasında etkisi büyük olmuştur. Peygamberliği ilan ettikten sonraki dönemde dahi Hilfu’l-Fudûl 'dan övgüyle söz etmiş ve "Yine çağrılsam gider katılırım...