logo

Taşeron Meselesinde Yumuşak Geçiş Yapılmalı


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Türkiye taşeron işçilerin kadroya geçirilmesini tartışıyor. Kafaların karışık olduğu günlerde ben olaya başka bir bakış getirmek istiyorum. Bugün taşeron olayına bir başka bakışla bakacağım ve ülkemizde taşeron işçi çalıştıran şirketler yönünden olaya bakmak istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki ülkemizde taşeron meselesi çözülmesi gereken bir konudur. Bu konuyu halledelim derken ülkemizin son elli yılda gerçekleştirdiği özelleştirme adımlarından geriye adım atma noktasında da dikkatli davranmakta fayda vardır. Bugün taşeronlara devlette kadro verdiğiniz zaman belki de içerisinden çıkılamayacak hatalara da meydan vermiş olabileceğiz. Bu sebeple konunun diğer tarafı olan taşeron şirketler konusuna da değinmekte fayda görüyorum. Bir tarafı memnun ederken diğer tarafı üzecek, bir kesime iş garantisi verirken diğer bir kesimi ise işsiz bırakabilecek adımları atarken bence direk geçişler yerine dikkatli geçişlerde büyük fayda görüyorum.

Şimdi taşeron işçileri çalıştıran şirketler yönünden konuyu inceleyelim.

Taşeron İşçilerinin Özel Sözleşmeli Personel

Statüsüne geçirilmesi karşısında özel sektör kuruluşları olan sermaye şirketlerinin durumu ile sosyal ve ekonomik olumsuz etkileri:

SOSYAL BAKIMDAN

  • Hizmet alımına yönelik (Taahhüt) halen faaliyetini sürdürmekte olan 17.000 adet sermaye şirketi mevcuttur.
  • Bahse konu şirketlerde genelde iki ortaklı bir yapı mevcut olup; toplamda 34.000 kişiden oluşan bir insan topluluğuna haizdir.
  • Ortalama her şirketin şirket merkezinde 5 kişilik bir çalışan grubu bulunmaktadır. Toplamda bu sayı 85.000 kişiye tekabül etmektedir.
  • Şirket ortakları ve çalışanların toplamı 119.000 kişiye ulaşmaktadır. Eş ve bir çocuklu çekirdek aile olarak düşünüldüğünde dahi bu sektörden direkt geçimini sağlayan kişi sayısı 357.000 kişi olmaktadır.
  • Dolaylı yoldan bu sektöre hizmet veren makine, ekipman ve sarf malzeme tedarikçi firmaları ile şirketlerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre çalışan meslek mensuplarından, mükellefle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili SMMM ve YMM’ler ile hukuk konusunda fiili destek ve danışmanlık hizmeti veren avukatlar hususunda kesin ve net bir hesaplama yapılamamaktadır.
  • Taşeron işçilerin özel statü ile kamu kurum ve kuruluşlarında kadroya alınması sonucunda özel sektörde yer alan taahhüt şirketlerinin ticari yaşamını sonlandıracağı kesin olup; en iyimser bir tahminle 500.000 kişi işsiz kalacaktır.
  • Türkiye’de işsizlik oranının % 10,7  olduğu ile mevcut durum birlikte değerlendirildiğinde sosyal açıdan ortaya çıkacak olumsuzlukların tahmin ve değerlendirilme imkanı bulunmamaktadır.
  • Kanun Tasarısının Yasalaşarak yürürlüğe girmesi durumunda bir kısım çalışanın kadroya alınmayacağı ortadadır. Bu durumda olan personellerin Mahkeme Kararları ile işe iade edilmeleri halinde ticari hayatları hitama eren taahhüt şirketleri ile personellerin karşı karşıya kalarak yaşayacağı olumsuzlukların sosyal barışa yapacağı olumsuz katkı göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Halen kamuda çalışmadığı halde personellerin devam eden kıdem ve ihbar tazminat davaları ile kamu kurum ve kuruluşlarının bu yönde taahhüt şirketlerine açmış olduğu rücu davaları başka bir handikap olarak ortaya çıkmaktadır.
  • Diğer yandan, işçi sendikaları ile işveren sendikaları arasında imzalanarak yürürlükte olan toplu iş sözleşmeleri ile halen müzakere süreci devam eden toplu iş sözleşmelerinin hukuki durumu muallakta kalacaktır.
  • Kanun Tasarısının yürürlüğe girmesi ile taahhüt şirketlerinin oluşmuş marka değer kaybı söz konusu olacak ve ileride bu durum tazminat davalarına dönüşecektir.

EKONOMİ BAKIMDAN

  • Hizmet alımına yönelik (Taahhüt) halen faaliyetini sürdürmekte olan 17.000 adet sermaye şirketinin bankalara olan minimum borç miktarı 500.000,00 TL (Beşyüzbin Türk Lirası) olarak kabul eder isek, halen bu şirketlerin BCH/KMH türü nakit kredi borçları ortalama 8.500.000.000,00 TL (Sekiz milyar beşyüz milyon Türk Lirası) olarak hesaplanmaktadır. Kaldı ki; gerçek kredi tutarı bu rakamın çok üzerindedir.
  • Keza; yatırımı yapılan makine, ekipman ve sarf malzemelerine yönelik tedarikçi firmalara banka kredisi tutarı kadar bir borç yükü daha mevcuttur.
  • Diğer yandan 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave işler, iş eksilişi ve işin tasfiyesi başlıklı;

Madde 24- (Değişik: 30/7/2003-4964/46 md.)

Sözleşme bedelinin % 80’inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici kârına karşılık olarak, sözleşme bedelinin % 80’i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının % 5’i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir.

Hükümleri kapsamında sözleşmenin feshi durumunda ödenmesi Kanun hükmü olan tutar yaklaşık 5.000.000.000,00 TL ( Beş Milyar Türk Lirası) olarak hesaplanmaktadır. Ancak hesaplanan % 5 oranındaki tutar taahhüt şirketlerinin menfi zararlarını karşılamaktan uzaktır.

  • Bununla birlikte; taahhüt şirketlerince satın alınma yoluna gidilen ve halen kamu kurum ve kuruluşlarında çalışır vaziyette ve taahhüt şirketlerinin depolarında stok halinde olan makine ve ekipmanlar atıl duruma gelecektir.
  • Keza, taahhüt şirketlerince sözleşme imzalanması aşamasında peşin ödenen ve sözleşme tutarının %1,57 si oranındaki Damga Vergisi, Karar Pulu ve KİK Payı bedellerinin sözleşmelerin hitama ermesi sebebiyle iadesi gündeme gelecek olup; bu tutar yaklaşık olarak 2.041.000.000,00 TL (İKİMİLYARKIRKBİRMİLYON Türk Lirası) olarak hesaplanmaktadır.
  • Kanun Tasarısı ile 2017 yılı sonunda ticari hayatları sona erecek olan taahhüt şirketlerinin halihazırda mevcut olan tahminen 1.500.000.000,00 TL (BİRMİLYARBEŞYÜZMİLYON Türk Lirası) tutarındaki SGK Prim ve Stopaj ile KDV borçlarının Devlete ödenme imkanı kalmayacaktır.  

Taşeron işçilerin özel sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesi ile taşeron personel statüsüne geçirmesi ile taşeron firmaların mağduriyetlerine karşı şirketlerin önerileri de bulunuyor. Bu konuya ise yarın ki yazımda yine yer vereceğim.

Yukarıda da gördüğünüz üzere taşeron muhabbetini direk olarak devlete işçi olarak geçirdiğiniz zaman ülke ekonomisine ciddi bir yük getireceği kesin gibi görünüyor. Ülke ekonomisinin zor zamanlar geçirdiği bu günlerde taşeron yükü getirmek ne kadar gerçekçi olacaktır. Bu noktada biraz dikkatli davranmakta fayda görüyorum. Bence burada asıl yapılması gereken taşeronların iş garanti süresini, işten keyfi çıkarılmaları ve taşeronların şartlarında iyileştirmelere gidilmesi yönteminin daha doğru olacağını düşünenlerdenim. Nihayetinde devlete vergi veren bir kişi olarak vergilerimizin daha doğru kullanılmasından yana olduğumu belirtmek istiyorum. Taşeronların sorunları çözülsün ancak taşeron sorunu çözülürken geçimlerini taşeron çalıştıran yüklenici firmalar yoluyla sağlayan işverenler ile bu işverenlerin kendi ofislerinde çalıştırdıkları elemanları da hesaba katmak gerektiğine inanıyorum. Sanıyorum ki hükümette taşeron noktasında 3 yıldır adım atmakta gecikiyor ise bu çekinceleri göze aldığı içindir.

Evet, insanlarımızı sevindirelim ancak bir tarafı sevindirirken birkaç tarafı da üzeceğimizin bilinmesi gerekir. Taşeron işçi çalıştıran firmaların da burada hesaba katılarak orta bir nokta bulunarak çözüm sağlanabileceğini düşünüyorum.

Taşeronlara kadro konusunda yüklenici firmaların çözüm önerileri bölümümüz ile yarın ki yazımızda devam edeceğiz.

Share
180 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Doğal Hukuk

    24 Nisan 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

        Doğal hukuk anlayışına göre hukuk kuralları tıpkı yerçekimi kanunu, suyun kaldırma kuvveti gibi doğada var olan kurallardır. Newton Yerçekimi Kanununu bulmadan önce de Yerçekimi Kanunu vardı. Arşimed suyun kaldırma kuvvetini bulmadan önce de suyun kaldırma kuvveti vardı. Öyle de doğal hukuk hukukçular ferkedilmeden önce de doğada vardı.  1.Kavram Doğal hukuk tabiî hukuk, ideal hukuk olarak da adlandırılır. Doğal hukuk yaklaşımına göre hukuk ya da hukuk kuralları, insandan ve insan iradesinden bağımsız bir şekilde v...
  • Demokrasi’de Çareler Tükenmez Sözünün Haklılığı Bir Kez Daha Görüldü

    23 Nisan 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bizim siyasi sistemimizde o denli açıklar var ki zamanında ‘Demokrasi de çareler tükenmez’ diyen eski Cumhurbaşkanlarımızdan merhum Süleyman Demirel’in haklılığı bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Bildiğiniz üzere 24 Haziran seçimlerine girmesi tehlikede olan İYİ Parti’ye CHP’den 15 milletvekili geçince İYİ Parti için tehlike ortadan kalkmış oldu. Açık söylemek gerekirse İYİ Parti adına sevindim. Ben İYİ Parti’nin seçimlere girmesini arzuluyordum. Seçimlerin dışında kalan bir İYİ Parti’nin potansiyeli tam olarak ortaya çıkmayacağı için bu part...
  • Demokrasinin Kaç Tarifi Var?

    23 Nisan 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Mesela başka bir soru ve cevabı Adamın biri iki kere iki kaç eder diye sormuş Muhatabı kaç etmesini istiyorsun demiş Soruya karşı soru Birkaç kişi oturuyor, birisi “ben HES lere karşıyım diyor Diğeri HES nedir diye soruyor. Birinci şahıs sahi hes neydi diye soruyor. Demokrasi ben kazanırsam seçim demek ya rakib kazanırsa Türkiye de diktatör kimdir. Halka hizmet edenmi halka hakaret eden bidon kafalı diyen mi?. Türkiye de çok partili siyasi hayata erken geçtik, yanlış yaptık demişler ...
  • Bakalım kara kaplı kitap ne diyor ?

    23 Nisan 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kasabalılar, Nasreddin Hoca'ya Kadı'dan yakınmışlar : "Kadı Efendi çok menfaatçi bir adam. Aynı suça bazen beraat, bazen de çok ağır ceza veriyor. Hak hukuk tanımıyor, nereden menfaati varsa o taraftan oluyor. Münafık bir adamdır. Bundan nasıl kurtuluruz" demişler. Hoca durumu mülki amirlere bildirmişse de, onları pek inandıramamış. "Nasıl ispat edersin"? demişler. Hoca'mız, Kadı Efendinin tanımadığı bir müfettişin kendisine gönderilmesini ve beraberce Kadı'yı ziyaret etmelerinin yeterli olacağını mülki amire, (vali'ye) anlatmış...