logo

Tarihçi Yazar Prof. Dr. Çelik’ten Sıra Dışı Açıklamalar

Ensar Vakfının düzenlemiş olduğu Yeni Türkiye ve Ortadoğu’nun geleceği adlı konferans düzenlendi.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezinde düzenlenen konferansa, Ülke TV ekranlarında yayınlanan ‘sıra dışı tarih’ programının yapımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik’in verdiği konferansın açılış konuşmasını Ensar Vakfı Artvin Şube Başkanı Tamer Yıldırım yaptı. Açılış konuşmasının ardından Prof. Dr. Mehmet Çelik, yakın tarihin derin bir analizini yaparak küresel güçlerin Ortadoğu’da terörü ne amaçla ve nasıl kullandıklarını dinleyicilerle paylaştı.

Konferansa, AK Parti Artvin Milletvekili Dr. İsrafil Kışla, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektör Yardımcıları  Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, Prof. Dr. Fahrettin Tilki, Ensar Vakfı Artvin Şube Başkanı Tamer Yıldırım, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Bahattin Yetim, İl Milli Eğitim Müdürü  Abdulcelil Kahveci, Memur Sen Artvin Şube Başkanı İsmail İnce, AK Parti Artvin Merkez İlçe Başkanı Maksut Koçak, AK Parti Artvin İl Başkan Yardımcısı Yüksel Kantar, Artvin Devlet Hastanesi Başhekimi Opt. Dr. İrfan Akalın, AK Parti Artvin İl Kadın Kolları Başkanı Reyhan Güneri,Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’nin eşi hanımefendi Hacer Kocatepe’nin yanı sıra bazı sendika temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Ensar vakfı derneği olarak yeni bir etkinlikle Artvin kamuoyunun karşısına çıktıklarını söyleyen Ensar Vakfı Dernek Başkanı Tamer Yıldırım,“İbni Haldun coğrafya kaderdir der. Bu topraklarda yaşıyorsak kaderimize razı olmalıyız. Eğer ipimizi elimizde tutmazsak iplerimizi ellerine geçirecekler” dedi. Yıldırım, Ortadoğu coğrafyasına daha tarihi bir perspektiften bakarak gelecek hakkında çıkarımlar yapmayı umut ettiklerini belirtti.  Bugün yaşanılan olayların tarihte yaşadığımız olaylarla benzerlikler gösterdiğini belirterek 100 yıl önceki Çanakkale’de olduğu gibi şimdide Güneydoğumuzda belli şer odakları aynı oyunu oynayarak iplerimizi ellerine çalıştıklarını ifade ederken, bu noktada bize düşeninde tarihten gelen rolümüzü ve misyonumuzu gerçekleştirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Dernek Başkanı Yıldırım, Programın gerçekleşmesinde emeği geçen başta Yusufeli Belediye Başkanı Eyüp Aytekin’e ve memur-sen Artvin İl Başkanı İbrahim İnce’ye teşekkür etti.

Yeni Türkiye ve Ortadoğu’nun Geleceği Konulu konferansı sunan Prof. Dr. Mehmet Çelik, katılımcılardan büyük beğeni aldı.

Prof. Dr. Mehmet Çelik, Yeni Türkiye ve Ortadoğu’nun Geleceği Konusu 15 Mart 2011 de Suriye’de başlayan olaylarla birlikte günümüze kadar konuşulan bir konu olduğunu söyledi. Terör olaylarının Ortadoğu’da nasıl diploması aracı olarak kullanıldığına dikkat çekmek gerektiğini vurguladı.

Berlin duvarının yıkılmasının Dünyada bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılması olarak nitelendiren Dr. Çelik, duvarın yıkılmasıyla dünyanın dört bir yanından insanların Almanya’ya akın ettiklerini ve 2’inci dünya savaşından sonra da Amerika ve Rusya’nın dünyayı yeniden dizayn ettiklerini hatırlattı. Çelik, bu yeni düzende Doğu Avrupa ülkeleri Rusya’ya teslim edildiğini, Türkiye’nin de Batı Paktında kaldığını söyledi.

‘Ortadoğu’nun Diplomasi Aracı Terör’

Prof. Dr. Mehmet Çelik, Yeni Türkiye ve Ortadoğu’nun Geleceği Konulu konuşmasında şu ifadeleri kullandı.

“ Bizleri  batı paktına almak için bize bir şart sundular. Dediler ki bu imparatorluk kafasını bir kenara bırakacaksınız ve demokratik bir sistem kuracaksınız. Bunun içinde seçim yapacaksınız. Bu tek partili sistemle olmaz. Bunun üzerine 1950’ye kadar olan sözde çok partili sisteme geçiş denemelerini bir kenara bırakıp adam gibi bir sistemle çok partili sisteme geçeceksiniz. 1950 seçimlerini adam gibi yaptıktan sonra bizleri NATO’ya falan aldılar ve batının bir parçası olduk. Bize yardımlar yapıyorlardı ve her şeyimizle bağımlı hale geldik.  80 yıllık Cumhuriyet tarihinde de buna uyduk.

Bin yıllık bizim toprağımız olan Suriye şimdi bizim başımızın belası oldu. Çünkü 80 yıldır biz onlara sırtımızı döndük, onlara ne bir bardak su sattık ne de aldık. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti Lozan’la verdiği sözleri harfiyen tutup kendine biçilen rolü oynadı. Ortadoğu da bir çark kurulmuştu. Bu çarkın dişlilerinden biride bizdik. Büyükler ne karar verirse bizlerde onlara itaat eder, bize biçilen rol ne ise küçük, büyük o rolü oynardık ve büyükleri de kızdırmazdık.

Bayrağımız ve istiklal marşımız dünyanın en güzel bayrağı ve en duygusal marşı. Ama bu bizim bağımsız olduğumuzu göstermez. Kâğıt üzerinde bağımsızdık. Bize çizilen kırmızıçizgiler içinde hareket edebiliyorduk. Hele dış politika da kendi başımıza hiç karar veremiyorduk.

‘İslam dünyasını 2 gruba böldüler’

1946 dan sonra kurulan 2 başlı dünya 1992 Varşova paktının dağılmasıyla son buldu. Varşova paktına karşı kurulan NATO da dağılmalıydı çünkü NATO, Varşova Paktına karşıydı. 1992 yılının Brüksel’de ki NATO toplantısında o zamanın NATO genel sekreteri bu soruyu sorarak başladı. ‘NATO işlevi bitmiş bir kuruluştur?’ Varşova paktı dağıldı? NATO’nun işi kalmadı? Bunlar dedi yanlış sorulardır. Bu günden itibaren NATO’nun namluları İslam coğrafyasına çevrilecektir dedi. 1992 de NATO sekreteri bunu açıkça ifade etti.

92’deki plan şuydu; İslam dünyasını 2 gruba ayırıp kendi aralarında çatışacaklar, batılılarla çatışmayacaklardı. Enerjilerini kendi içlerinde harcamak. Peki nasıl 2 gruba böleceklerdi. Etnik açıdan bu olamazdı. Bunu mezhep üzerinden 2 kampa ayırarak yapabilirlerdi. Son 50 yıldır batılılar üniversitelerde İslam üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalar 2 konular üzerine. Bunlar, Birincisi Din Sosyolojisi, 2’cisi Din Psikolojisi üzerine. Örneğin Almanlar, Türkiye’de 9 sene süren Nakşi Bendi tarikatı üzerine çalışma yaptılar.Yaptıkları çalışma Nakşi Bendi tarikatının etnik yapısı üzerineydi. Türk İstihbaratı Almanya’da 2 Almanı yan yana getirip slogan attıramaz. Ama Alman istihbaratı Türkiye’nin bütün vilayetlerinde gezi olaylarını organize edebiliyor. Bizin din yapılanmamızı, sosyolojimizi çok iyi çözdüler ve bunu müthiş akıllıcada da kullanıyorlar. Bunun Ortadoğu’daki en bariz örneği de İŞİD. İŞİD, Amerikan manivelası, istediği gibi kullanıyor.

‘Müslümanlar Birlik Olamıyor’

İran, 20 yıldır bir taraftan Amerika’dan bir taraftan İsrail’den sürekli tehdit alıyor ama ne tuhaf ki hiçbir müdahale olmuyor. Sadece karşılıklı söz dalaşı yapıyorlar.  Şunu hatırlamak lazım ki İran tarihi boyunca hiçbir zaman kafirle yani yabancı güçlerle savaşmamıştır. Hep Müslüman ve Türklerle savaşmıştır.Osmanlı zamanın da İran devleti Osmanlı Avrupa’ya sefere çıkarken hep Avrupa Devletleriyle dizli anlaşmalar yapmıştır. İran olmasaydı belki Avrupa’nın belli kısmı değil dünya Osmanlının olurdu.

Rusya’nın Suriye’de ki ağırlığı, biz nasıl NATO üyesi isek 1971’de baba Esad ile birtakım askeri anlaşmalar yaptı. Yakın zamanda Amerika ile Rusya bir görüşme yaptı. Hemen peşinden yapılan açıklamalar ve Rusya’nın askeri müdahalesi. Şunu unutmayalar dünyada olan biten hep 4-5 ülkenin yaptığı anlaşmalara göre şekilleniyor. Muhtemelen Suriye 3’e bölünecek. Güneyde laskiye merkezli bir Nusayri devleti Esad’a kurulacak, İran oraya tabana yerleşecek ve Rusya’nın güçlü bir üssü olacak. Böylece sıcak denizlere inmiş olacak. Suriyeli muhalifleri de o çöl kısmına sürecekler. Bizim sınırımız boyunca da Kürt koridoru oluşturacaklar ve petrollere Kürtleri bekçi yapacaklar.

‘İlk Kez PKK’ya Büyük Bir Darbe Vuruldu ’

Türkiye’de yaşanan PKK olayları ise bugünlere kadar hep boştu. Çünkü saldıracağımız zaman biz koordinatları Amerika’dan alıyorduk. O koordinatlar bize bir saate geliyordu. Tabi bu arada PKK ’ya da haber gidiyordu ve biz boş dağı taşı bombalıyorduk. Örgüt 35 senedir ilk defa darbe yedi. Şuanda 12 kampta boş durumda. 3’te biri İran mollalarının kucağına oturdu, 3’te biri kuzey Irak’a dağıldı, 3’te biride kabanı hattına dağıldılar. Bugün PKK sıkışmış durumda. Genelkurmay başkanı açıklama yaptı 2 bin atış yaptık, hiç biri karavana değil diye. Pe ki bu nasıl oldu. Çünkü insansız hava uçağımızı kendimiz yaptık. Yazılım programını biz kendimiz yaptık. Tankı kendimiz yaptık, helikopteri kendimiz yaptık.

Ortadoğu’da emeli olan hiçbir devlet PKK’dan elini çekmez bu hiç unutmayalım.

Önceden arabamız toprak yolda gidiyordu. Şimdi toprak yoldan çıktık otobana gireceğiz arabamızı durdurdular. Çünkü Suriye’yi bölecekler ve o masaya Recep Tayyip Erdoğan’ın oturmasını istemiyorlar. Oyun bozanlık ediyorlar. Çünkü onlar güçlü bir Türkiye istemiyorlar. İşte bu noktada dikkatli olmamız gerekiyor. Bunun için 1 Kasım da tek başına bir iktidarla arabayı otobana çıkaralım ondan sonra arabayı kim kullanırsa kullansın. O araba otobana bir çıktı mı daha da o yoldan çıkmaz. Artık başkalarının kurduğu bir çarkın dişlisi olmayalım.

İslam dünyası imtihan oluyor. Bu kan ve göz yaşı boşuna değil.”

 

Share
896 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?