logo

Sümbüllü Danıştay’ın Kararını Bekliyor!

Yüksek Gerilim Hatları Artvin’de büyük sorunların yaşanmasına neden olmuş, mahkemeye taşınmıştı. Sümbüllü köyü halkı da hatların güzergâhını değiştirmek için 2011 yılında dava açmıştı.

Sümbüllü’den geçen yüksek gerilim hatları ne yazık ki, tarihi kesin olarak bilinmeyen ancak bin yıldan daha eski olduğu bilinen Sinkot Kalesi’nin yanından, Köyün en önemli koruluğu olan, köyü heyelanlardan koruduğu için “Yasak Orman” diye adlandırılan alanın içinden geçince Sümbüllü Köyü halkının tepkisine neden oldu.

Yüz yıllar önce köyde meydana gelen büyük bir heyelan sonrası köylüler aralarında karar alarak bu bölgede bir dal dahi kesmeyeceklerini ve bu bölgeyi korumanın tüm köylünün görevi olduğu belirterek adına da “yasak orman” koydu.

Hatların Yasak Ormandan Geçmesi Yasaklanmalı!

380 bin Kilovatlık Yüksek Gerilim Hattı ilk geçen hat oldu. Bu hat köyün ortasından bilhassa Başköy mezrasındaki evlerin 25 metre üzerinden geçirildi. İkinci hat olan 154 bin Kilovatlık hat ise Tarihi Sinkot Kalesi’nin hemen yanından geçiyor. bu hat 380 bin Kilovatlık hattın 30 metre yanında bulunuyor.

İlk davayı 2011 yılında açan köylüler Yürütmeyi durdurma kararıyla sevinse de Danıştay alternatif hat güzergâhına bakılsın diyerek alınan mahkeme kararını bozdu. Rize İdare Mahkemesi ek bilirkişilerin olumsuz raporuna uyarak TEÜAŞ lehine karar verdi. Bu kararı temyiz eden sümbüllü halkı Danıştay’’a başvurdu.

Sümbüllü halkı yüksek gerilim hatlarının köyün alt kısmından eski Rus yolu olarak tabir edilen, yerleşim yeri dışındaki mevkiden geçirilmesi durumunda hem köyün kurtulacağı, hem de hatların bakımının yola yakın olmasından dolayı kolay olacağını belirtiyor. Zaten 30-40 yıl önce hatlar buradan geçirilmiş olup oradadır.

Yüksek Gerilim Hatlarından Sonra Yasak Ormana Tarihinde İlk Kez Yıldırım Düştü!

Konuyla ilgili 15 Mart 2016 Salı Günü Artvin Merkez’de Muhtarlar Derneği’nde köy halkıyla yapılan toplantıda son durum değerlendirildi. Toplantıya Sümbüllü köyü halkı katıldı.

Danıştay’ın Kararını Bekliyoruz

Artvin Muhtarlar Derneği’nde toplanan Sümbülü Köyü halkı, Danıştay’dan karar beklediklerini, bu süre içinde ormanlarını korumaya devam edeceklerini yinelediler. Köylüler adına konuşan davacılardan Cengiz Nişancı; “ Sümbüllü Köyü halkı olarak, “ Yasak Orman”ın içinden, dibinden geçen hatların kaldırılarak eski Rus yolunun olduğu yere doğru indirmelerini istiyoruz.

Yıldırım Sonucu Çıkan Yangını Yeğenim Mehmet Nişancı Söndürmüştü!

Bakın ilk hat evlerin üzerinden, Yasak ormanın içinden geçti. Hattın altında kısa sürede heyelan meydana geldi. Bu heyelan AFAD tarafından tespit edildi. Köy, bu hat yüzünden tehlike altına girmiş durumda. Bu hat yüzünden ormanımıza yıldırım düştü. Eğer yeğenim Mehmet Nişancı orman işletmesinden emekli olmamış olsa, bu konuda tecrübeli olmasa belki de tüm ormanı alevler teslim alacaktı. Ama o normal zamanlarda asla çıkamayacağı kadar büyük bir ağaca o heyecanla çıkmış, üstündeki atletini çıkararak, suyun içine daldırıp boğma yöntemiyle yangını söndürmeyi başarmış, çıktığı ağaçtan bu kez inmeye cesaret edememişti.

Bu Hatlar Burada Olduğu Sürece Çok Yıldırımlar Düşer!

Yıldırım isabet eden ağaç Artvin Göknarı, çıra gibi. Reçine yüklüdür ormanın neredeyse tamamı aynı ağaçlarla kaplıdır. Çok hızlı şekilde yanabilirdi, itfaiye gelene kadar da iş işten geçerdi. Gelse bile ne su bulabilirdi ne de yol var. Bu nedenle yeğenim orman Bölge Müdürlüğü tarafından ödüllendirildi. Bunu neden anlatıyorum; Bu hatlar burada olduğu sürece, bir hat daha bu ormanın içinden geçerse bu yıldırım tehlikesi her zaman olacak ve artacaktır. Ayrıca orman tıraşlanacağı için köy sıkıntıya girecek. Ormanın içinde serbest halde kayalar, taşlar var. Biz bunları çok iyi bildiğimiz için mahkemeye gittik. Bundan dolayı Anayasamızın 56. Maddesini işlettik.

Bakın aklımdayken tekrar edeceğim. İlk geçirilen 380 bin Kilovatlık hattın geçtiği yerde heyelanlar gelmeye başladı. Tepedeki direk şimdi büyük tehlike altında. Bu heyelanlar daha da artacak. O zaman ne olacak? Hele ikinci bir hattın ormanın ortasından geçmesi ise bizim için tam bir faciadır. Çünkü 40-50 metre eninde orman tıraşlanacak. Ondan sonra olacakları ise düşünmek bile istemiyoruz. Sadece köy değil, aşağıdaki Borçka-Artvin yolu da büyük tehlike altına girecek. Hiç kimse bunları düşünmüyor. “Yasak Orman”ın bir başka özelliği daha var ki, o da dünyanın sayılı yaşlı, doğal ormanları oluşudur.. Bu ormanın içine girdiğinizde hayran kalacağınız manzaralarla karşılaşırsınız. Görürsünüz ki her bir ağaç köyün gönüllü nöbetçisi Önünde kocaman taşlar, kayalar duruyor Onlara geçit vermiyor.

Böyle güzel ormanı her yerde göremezsiniz. Ben bu yıl doğayı, orman gezisini seven doğaseverleri Artvin halkını ve Türkiye’deki tüm dostlarımızı buraya davet ediyorum. Bu arada Artvin’in ve köyümüzün tarihi eseri olan Sinkot kalesine sayın Artvin Valisi, Sayın Belediye başkanı ve il Turizm kültür müdürüyle birilikte bütün bürokrat ve vatandaşlarımızı davet ediyorum. Turizmi olumlu etkileyecek tabiata davet ediyorum. O zaman neden bu kadar ısrarla hatların yerinin değişmesi gerektiğini söylediğimizi görmüş olacaksınız.

Biz Hatlara Değil Güzergâha Karşı Çıkıyoruz

Bakın bizler, hat güzergahı için alternatifte sunuyoruz. Diyoruz ki, Eski Rus yolu iletim hatları için o kadar uygun ki, Ne biz, ne de devlet zarar görmeden sorun yaşamadan bu konuyu halledebilir. Ne diyor büyüklerimiz, İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Devlet varsa bu insanlar sayesinde var. Yaptığınız iş kamu yararı içinse, kamuyu dinlemek ve kamu yararına olacak şekilde proje hazırlamak ve güzergah belirlemek hepimizin görevi olmalıdır.

Son bilirkişi ek raporunda alternatif hat güzergahı yok denilmişti. Ancak TEÜAŞ, göstermiş olduğumuz alternatif hat güzergahına çok yakın yerden yeni hatların inşasına başladı. Bu ek bilirkişi raporunu çürüten önemli bir delildir.

Biz mücadelemizde bir ilki daha gerçekleştirdik. O da Yasak Orman ile ilgili Köy muhtarı ve ihtiyar heyetiyle birlikte karar defterine Yüksek gerilim hatlarının yasak ormanın içinden neden geçmemesi gerektiğini maddeler halinde yazdık. Bunu ilgili kurumlara gönderdik.

Doğayı Bu Kadar Kolay Tahrip Etmek Doğru Bir Davranış Mıdır?

Doğamızı bu kadar kolay ve acımasız bir şekilde tahrip etmemiz doğru mudur? Önce bu sorunu çözmek için oturup proje geliştirmek gerekmez miydi? Denizin dibinden 20 bin kilometre kablo döşenen bir çağda yaşıyoruz. Köylerden geçerken bunun için bir çözüm arayışına neden kimse girmiyor. Kolayına geldiği gibi araştırma yapmadan geçmişler.. Doğa zarar görüyormuş, insanların yaşam alanı etkileniyormuş, radyasyon varmış kanser hastalıkları yaygınlaşmış hiç önemli değil. İşte ben de bunu kabullenemiyorum. Son olarak; biz hukuka kanunlara adalete saygılı insanlarız. Adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inancımız tamdır” dedi.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?