logo

Sultan Abdülhamid’in siyasi muhaliflerine karşı tavrı


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Hiç bir siyasi muhalifini açlıkla terbiye etmeye kalkışmadı.

Kimsenin rızkına mani olmak istemez, yurt dışına kaçan veya sürgüne gönderilen siyasi muhaliflerine dahi maaş bağlatırdı.[1] Sultan Abdülhamid, iddia edildiği gibi kanlı, kızıl, zalim bir adam değildi. Muhalifleri maaş bağlayarak çeşitli vazifelerle uzaklaştırırdı.[2]

1.Suikastçı Ve Ölümle Tehdit Eden Siyasi Muhaliflerine Karşı Tavrı

II. Abdülhamid Han kendisini kukla gibi kullanmak isteyen ve hatta suikast, ölümle tehdit eden ve devlete zararlı olabilecek kuvvetli ve nüfuzlu devlet adamlarını İstanbul’da tutmayarak onları uzak yerlerde görevlendirdi. İhtilal provaları içerisinde yer alan paşalar bile hapis ve ölümle cezalandırılmayıp, mevcut görevlerine eş görevlerle İstanbul dışına sürüldüler. Aleyhte olan işsiz aydınlar bile kendilerine memuriyet verilerek İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Merhametinin çokluğundan düşmanlarını bile sıkıntı çekmelerine gönlü razı değildi.

2.Kanunlara Uymayan Ve Kafa Tutan Siyasi Muhaliflerine Karşı Tavrı

II. Abdülhamid Han, merhametinin çokluğu sebebiyle kanunlara uymayan ve bir görevden uzaklaştırılması gereken kişilere karşı sürgün politikası uygular, sürgünler, ekonomik yönden mağdur edilmez, kendilerine maaş bağlanarak sürülürlerdi. Bu tarz sürgünlerde bir kısmı hiçbir vazifeye sahip olmayan sadece bir maaşla ikamete memur edilir, bir kısmı da memuriyetle gönderilirdi.[3]

3.Gazeteci Ve Yazar Olan Siyasi Muhaliflerine Karşı Tavrı

Mesela II.Abdülhamid kendisine şiddetli siyasi muhalif olan Namık Kemal’i Gelibolu,Midilli, Rodos ve Sakız adasına mutasarrıf (kaymakam) olarak atadı. Açlık ve sefaletin içine atmadı.

Sultan Abdülhamid Han muharrir (yazar) olan siyasi muhalifleri ile ilgili edebiyata düşman mısınız ithamına  ve sorusuna karşı şu cevabı vermektedir.

“Ben edebiyata düşman olsaydım. Kemal Bey’e (Namık Kemal) öldüğü güne kadar kesemden aylık vermez ve oğlunu saray hizmetine almazdım. Ben edebiyata düşman olsaydım, Ekrem ve Ebüzziya beylerin nazlarını çekmezdim. Ben edebiyata düşman olsaydım, Abdülhak Hamit Bey’i dolgun aylıklarla rahat yaşatmaktan başka, ara sıra borçlarını da vermek gibi hayırhaklıklarda bulunmazdım. Ben edebiyata ve tarih bilimine düşman olsaydım, bir ara tacımla, tahtımla uğraşmak istemiş olan Murad Bey’in (Mizancı Murad) her münasebetsizliğine katlanarak, istifa ettiği halde etmemiş kabul ederek devlet hizmetinde kalmasına razı olmazdım! Hayır, tekrar ederim ki ben, edebiyatçıların gerçek ve şefkatli bir dostu idim. Eğer onlara düşman olsaydım, benim de sokak ortalarında edebiyatçı ve muharrir öldürecek adamlarım yok değildi!”[4]

Sultan Abdülhamid Namık kemal ile ilgili olarak hatıratında biraz daha ayrıntılı bilgi vermektedir. İşte bu bilginin bir kısmı;

“Kemal Bey’in Magosa’ya gidişi, Midilli’ye gönderilişi hep kalemine ve vatanseverliğine kıyılamadığı içindir. Yoksa çok daha ağır cezalara çarptırılması icap eden işlere girip çıkmıştır, İstanbul’da kalması mahzurluydu. Çünkü, çevresine toplananlar onu kışkırtıyorlar, diledikleri gibi kullanıyorlardı. Nitekim bu yüzden hapsettim, sürgün ettim ama, muhabbetimi bir gün bile eksiltmedim. Nerede olmuş olursa olsun, kendisi ve ailesi refah içinde yaşamıştır. Bana olan minnet ve şükranını anlatan mektupları Yıldız evrakı arasında saklıdır. Aranırsa, elbette bulunur. Çünkü bu kusurunu, rahmetli, kendisi dahi bilirdi. Allah rahmet eylesin!” [5]

4.Yurt Dışında Aleyhine Faaliyet Gösteren Siyasi Muhaliflerine Karşı Tavrı

Mesela yurt dışında aleyhine faaliyet gösteren Jön Türklere karşı tavrını kendisi şöyle ifade etmektedir;

“Kendilerine «Jön Türkler» denilen kimseler aslında üç -beş kişidir. Bunlar yıllarca Avrupa’da benim aleyhimde çalışmışlar — benim aleyhimde çalışmanın vatanın da aleyhinde çalışmak demek olduğunu düşünmeden — yazmışlar, çizmişler, söylemişlerdir. Çıkardıkları gazeteleri gizlice memlekete sokmanın yolunu —büyük devletlere arkalarını dayayarak— buluyorlar, yabancı postahanelerden de yabancı uyruklu kimseler aracılığı ile çekip şuna buna dağıtıyorlardı. Yıllar yılı, ciddi sayılabilecek bir tesirleri olmamıştır; ciddi sayılacak bir fikirleri olmadığı gibi… Fakat ben buna rağmen, ken’dileri ile ilgilendim. Yabancı memleketlerde parasızlık yüzünden bazı şeylere katlanmamaları için, gazetelerini satın almak bahanesi ile büyücek yardımlarda bulundum, bazı kimselerin memlekete- para göndermelerine göz yumdum. Tek yabancıların maşası olmasınlar, muhalefeti — yanlış da olsa — namuslu kalsın diye!.”[6]

[1] http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=010224

[2] http://m.milatgazetesi.com/siyaset-ve-edebiyat-birbirinden-ayrilmaz-haber-52277

[3] AYDIN, Mehmet, Yöneticiler İçin Yeni Bir Bakış II. Abdülhamid Han’ın Liderlik Sırları,s.122

[4] BOZDAĞ, İsmet, Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri, s.13

[5] BOZDAĞ, İsmet,Age, s.49-50,

[6] BOZDAĞ, İsmet, Age, s.62

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sünnilikte Halife eleştirilebilir fakat Şiilikte İmam eleştirilemez

    25 Şubat 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Sünnilikte Hilafet Görüşü Halifelik, beşeri bir makamdır, ilahi bir makam değildir. Varlık sebebi, İslâm dinini beşere/insanlara uygulamak ve insanlar arasında yaymaktır. Halifelik, nübüvvetten kesinlikle ayrı ve farklıdır. Nübüvvet ve risalet makamı halifelik makamından farklıdır. Nübüvvet ilahi bir makamdır. Allah bu makamı dilediğine verir. Halifelik ise beşeri bir makamdır. Müslümanlar bu makama getirmek için diledikleri kimselere biat ederler. Müslümanlar aralarında diledikleri kimseleri başlarına halife yaparlar. Şiilik...
  • İslami Yönetime muhalefet İslam’a muhalefet değildir

    24 Şubat 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Muhalefetin bugünkü anlamı Arapçada “muhalefet” olarak değil “muaraza” olarak ifade edilmektedir. Güncel dilimizde muhalefet dediğimiz şey aslında muarazadır. Muhalefet kelimesinin asli anlamı görüş ayrılığıdır. Bu da İslam’da normal karşılanan husustur. Allah’a muhalefet asla onaylanmaz. Ancak Allah’ın sözünün anlaşılması esnasında yaşanan görüş ayrılıklarına dönük bir vurgu yoktur. Hz. Ömer evliliği kolaylaştırmak, erkeklerin yükünü hafifletmek gibi çeşitli nedenlerle evlenilecek kadına verilecek mihrin miktarını 400 dirhemle ...
  • Artvin Belediyesi’nden Hayırsız Ada köpek katliamının günahını affettirecek bir icraat

    24 Şubat 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      "Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezi" Artvin Belediyesi sona yaklaşan bu projesini sosyal medya hesabından paylaşmış. Artvin adına sevindirici bir icraat. Artvin ölçülerine göre büyük bir proje. Bu projenin oy kaygısıyla yapıldığını düşünmüyorum, tamamen insani bir proje. Maalesef tarihimizde köpek katliamları var. İstanbul köpekleri ilk toplu sürgünlerinden birini 19. yy’ın ilk çeyreğinde İkinci Mahmud zamanında yaşamış. Hükümdar İstanbul'da ne kadar köpek varsa yakalanıp adaya gönderilmesini buyurunca birkaç gün boyu...
  • Ahmet Sinan Öztürk yüzündeki tebessümü yollara da yansıtmış

    23 Şubat 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şavşat Belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztürk Şavşat çevre yolunu hizmete açmış. İşte Şavşat çevre yolundan bir görüntü; Çevre yolunun açılması Şavşat’ın şehir içi trafiğini çok hafifletmiş. Şehir içindeki sıkışıklık, stres gitmiş. Ferahlık ve huzur gelmiş. Belediye Başkanının yüzündeki nezih ifade ve tebessüm, Şavşat’ın cadde ve sokaklarına da yansımış. İşte yüzündeki tebessümden yollara yansıyan tebessümlere örnek fotoğraflar; ...