logo

Sosyal Medya Yoluyla Toplumun Bilinç Altına Subliminal Mesaj Yüklüyorlar


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

“Sana bir şey göndereceğim oku tamam mı? Banada arkadaşım gönderdi okumadan önce içinden çok istediğin şeyi üç kez tekrarla sonra aşağıdaki yazıyı oku ………Unutma önce üç kez çok istediğin şeyi tekrarla……..Bismillahirrahmanirrahim lahavle vela kuvvete illah billahi aliyyül azim. Amin ….bu mesajı 20kişiye gönder dilediğin kabul oluyor. İnanmıyordum ama harbiden oluyor eğer silersen veya…..Göndermezsen. Allah dilediğini kabul etmesin. Şimdi saatine bak 9 dakika sonra seni mutlu eden bir olay olacak … Çok zor değil kopyala gönder. Yapalım bakalım.Benim için dene.”

Bana yukarıda yazıldığı gibi bir mesaj geldi. Bu tür mesajlara inanmadığım için hiçbir şekilde itibar etmedim ancak gençlik yıllarım aklıma gelince bu konuyla ilgili bir yazı yazılmasının tam da yeri diye düşünerek bugün ki yazımı bu konuya ayırmak istedim. Geçmişte posta yoluyla ya da fotokopi kağıdı bırakma yoluyla yapılan insanları etkileme ve bir yöne kanalize etme yoluyla toplumu yönetme sanatımız şimdilerde sosyal medya yoluyla gerçekleştiriliyor. Altında mutlaka farklı mesajların yattığı ve de toplumun bilinç altına istediğinizi yerleştirme sistemi sosyal medya aracılığıyla yoğun şekilde gerçekleştiriliyor. Toplumda ümitsizliği ve kolay yoldan para kazanma arzusunu geliştirme adına gönderilen bu tür mesajlar aslında büyük bir oyunun parçasıdır. Bir kesim bu tür mesajlara inanmasa da inanan çok sayıda insanımız mevcut.

Yukarıda yazan mesaja inanmamak ile birlikte konuyla ilgili köşe yazısı yazacağım için 20 kişiye gönderdim. Rasgele seçtiğim 20 kişinin vereceği tepkileri ölçmek amaçlı olarak gönderdiğim mesajlara gelen tepkiler aslında toplumumuzun bir yansıması idi. 20 kişiden 5’i bu tür mesajlara inanmadıklarını ve benim de nasıl inandığıma şaştıklarını ifade ettiler. 6’sı mesaja inanmasalar dahi ne olur ne olmaz diye başka arkadaşlarına yönlendirdiler. 4’ü ise yönlendirme ya da yönlendirmeme noktasında herhangi bir tepki göstermezken, 5 tanesi de inanmadıklarını ama daha önce yaptıklarını ve de başlarına herhangi bir şey gelmediğini söylediler.

Bu kısa araştırmam gösterdi ki nihayetinde toplumun kafasını karıştırma niyetli gerçekleştirilen bu eylem amacına ulaşmış ve toplumun kafasını karıştırmıştır. Toplum bilimciler mutlaka bu konuya daha ayrıntılı ve bilimsel yanıt verirler ancak benim gördüğüm o ki gerek televizyonlar gerekse de medya yoluyla insanların bilinç altınasubliminal mesaj aktarma operasyonu başarıyla tamamlanmıştır. Bu konuyu önemseyerek subliminal mesaj hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum. Daha sonra yorumlarıma devam edeceğim.

Subliminal mesaj nedir?

Subliminal sözlükte “Psik, bilinçaltı, bilinçdışı, bilinçaltı ile algılanan” anlamına gelmektedir.

Subliminal mesaj; Bilinçaltı mesajı olarak tanımlanır. Reklamcılıkta kullanılan bir yöntem olan subliminal mesaj başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır.

Subliminal mesajlar reklamlarda sıkça kullanılır fakat insanlar bunu farketmezler bazılarına teknik açıyla bakılması bile gerekebilir. Subliminal mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir.

Subliminal mesaj hangi alanlarda kullanılır?

Marka ve ürünlerin pazarlamasından toplumun ilgi, ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar birçok konuda kullanılmaktadır. Bir kişiyi kurumu ya da ürünü kötü göstermek için o şey ile kötü olan bir nesnenin aynı temada işlenmesi subliminal mesajın en yaygın kullanılma şeklidir.

Subliminal mesajların kanun ile yasaklanması

15 Şubat 2011 tarihinde kabul edilen 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 9.maddesinin 2.fıkrası gereği Türkiye’de “Ticari iletişimde bilinçaltı teknikleri kullanılamaz.”

Bilinç altını etkileme yolları

  1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yollar,
  2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla bilinçaltına itilen 25. kareler,
  3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.

Subliminal algının tarihçesi

Tarihçe oldukça eskilere dayanmaktadır. Eski Mısır, ve Mezopotamya kültüründe çagında da ele alınmıs olabileceği tahminleri mevcuttur. Ancak Antik Yunan’da Demokritos’un (M.Ö. 460-370), bilinçaltı algılama olgusundan söz eden ilk kisi olabileceği öne sürülmüştür.

Platon Timaeus, Aristotle “ParvaNaturalia” isimli kitaplarında konuyu daha ayrıntılı ele alarak islemiştir. Aristotles 2200 yıl önce uyanıkken algılanamayacak uyarıların, uyurken rüyalarda kendini göstereceğini ileri sürmektedir.

Farabi ve İbni Sina ise “Gündüz vakti olan ve aynı zamanda gündüzleri daha fazla uyarı olduğu için bilinçli olarak algılanamayan uyarıların, daha sonra algılandığını gösteren bazı ipuçları olabileceğini” belirtmişlerdir.

Montaigne ve G. W. Leibniz de çok az algılanan veya hiç algılanamayan uyarıların daha sonra bilinç düzeyine nasıl çıktıklarını araştırmışlardır.

  1. yy başında yapılan ilk psikoloji deneyleri bu konuya modern zamanlarda ilgiyi oluşturmuştur. Bu çalışmalarda kişilere basitçe verilen uyarının farkında olup olmadığı sorulmuştur.

Örneğin harfler, sayılar ya da geometrik şekiller gibi vizüel uyaranlar deneklerin göremeyeceği ya da bir nokta gibi görebileceği uzaklığa konmuş; birdenbire konup/kaldırılan görüntüler ve görüp görmedikleri sorulmuş; benzer şekilde oldukça düşük, duyulamayacak şiddette harfler fısıldanmış ancak tüm bu görsel ve işitsel uyaranların algılanabilir olduğunu sınamak için deneklerden uyarılara ilişkin tahminlerde bulunmaları istenmiş, istatistiki analizler ışığında doğruyu bilme oranının tahmin şansından daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.( Kaynak: http://www.nedir.com/subliminal-mesaj#ixzz4tDtzZhf3)

Medya’da ve Sosyal Alemde Her Şeye İnanmamak Gerek!

Değerli okurlarım, bu tür deneyimler göstermektedir ki birileri bizlerin bilinç altına mesajlar göndermektedirler. Bu sebeple gördüğümüz her şeye itibar etmemek gerekir. Özellikle sosyal medyada paylaşılan her şeye inanmamakta fayda var. Bir çok acındırma yoluyla sizleri etkileyip, bilgilerinizi kopyalayabildikleri gibi, sizin duygularınızı kullanarak topluma mesaj yollayabiliyorlar. Bunun dışında sizin iyi niyetinizi kullanarak para sızdırabilmelerinin dışında, bilgisayar sistemlerine virüsleri sizin acıma duygunuzu kullanarak bulaştırmaktadırlar.

Bir çocuk fotosu koyuyorlar, paylaşıyorlar ve sizin de paylaşmanızı istiyorlar. Böylelikle virüslerini gönderiyorlar. Siz de acıyıp paylaşıyorsunuz ve sizin virüslerinizde arkadaşlarınızın bilgisayarlarına yerleştirilmiş oluyor. Zamanı gelince de bu virüsler bilgisayar programlarını alt üst ediyor. Bu tür bir basit amacın dışında yine sosyal medya yoluyla yapılan bir çok sahtekarlıklar mevcut.

Bu tür sahtekarlıklar yine neyse de asıl önemlisi toplumu ayağa kaldırmak için yapılan haber ve paylaşımlardır. Yalan yanlış bir çok görüntü ile toplumda tepki oluşturarak bir markaya, meslek grubuna, kuruma ya da ülkeye toplumun linç girişiminde bulunmasına çalışılmaktadır.

Sözün özü şudur ki; medya da ve özellikle de sosyal medyada her şeye inanmamak gerektir. Her paylaşılan görüntü veya bilginin doğru olduğunu düşünmemek, ani tepkiler vermemek, doğru olduğundan emin olmadığınız görüntü veya bilgileri paylaşmamak doğru bir vatandaşlık görevi olacaktır. Bazen şahsımın da düştüğü bu hatalara düşmemek adına uyanık olmalı ve her şeye inanmamalı diyorum.

Güç doğru kullanılırsa güç olur, doğru kullanılmayan güç, güç değildir. Geriye tepen bir silahtır. Bu sebeple sosyal medyayı doğru kullanmalı, kullanmayanları doğruya sevk etmeliyiz.

HoSosyal medya ile ilgili son bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Sosyal medya aynı zamanda yediklerinin, içtiklerinin, her yaptığının yayımlandığı yer olmasını da doğru bulmuyorum. Sosyal medyayı bir hava atma aracı olarak kullanmak en başta bizim ne geleneklerimize ne de dinimize uygun bir davranıştır. Bu hatırlatmayı da bir görev bilerek yaptım. Benden söylemesi, sosyal medya oldu sonradan görme sosyal medyacılık.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Hakimiyeti ve Müslüman Hakimiyeti arasındaki farklar

    21 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Müslüman Hakimiyeti demek her zaman için İslam hakimiyeti demek değildir. İslam Hakimiyetini kurmak için bu Hakimiyetin tesisinde Müslümanların görev alması beklenir ama bu mecburi değildir. Allah dilerse kâfir, münafık ve fasık bir adamın eli ile de dinine hizmet ettirebilir. İslam Hakimiyeti İslam dininin hakim olması demektir. Müslüman Hakimiyeti ise Müslümanların Hakimiyeti demektir. İslam Hakimiyeti ilkesel bir Hakimiyettir. Müslüman Hakimiyeti ise bir yerde müslümanların sayısal çoğunluğu ele geçirmesi demektir. Müslüma...
  • Komünizmde Kadınların Ortaklaşalığı Var mı?

    19 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “..Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin…” Maide suresi, 8 Giriş Komünizm Türkiyede çoğunluk itibari ile elbette benimsediğimiz biz ideoloji değil. Toplumumuzun ekseriyetinin görüşü Komünizm ile bir birine zıttır. Fakat bu zıtlık “Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin.” Maide suresi, 8’in bize verdiği ölçü gereği, Komünizm hakkındaki görüşlerimizin de adaletsizliğe varmaması lazım. Çocukluğumdan beri komünizmde kadınların ortak olduğu sözlerini duyardım. Bu konuyu internette biraz ar...
  • AK Parti Eti Bakırdaki işten çıkarmalara müdahale edecektir

    18 Ocak 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çünkü işten çıkarılan işçiler bu işten çıkarmanın faturasını AK Parti’ye keseceklerdir. Bu fatura elbette olumsuz fatura olacak ve AK Parti oy kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya gelecektir. AK Parti pragmatist yapıya sahip bir parti olarak bu duruma seyirci kalması mümkün değil. 1000 kişinin işten çıkarılması büyük bir olaydır. 3-5 kişinin işten çıkarılması gibi değildir. Toplumsal bir olaydır, sadece Artvin için değil Türkiye hatta dünya için ilgi çekici bir olaydır. Siyaseti etkilememesi mümkün değil. Bu nedenle pragmatist b...
  • Murgul’da Plaket, Artvin’de Doğa Katili

    18 Ocak 2018 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Bir gün bu yazdıklarımın hepsi anı olarak kalacak, belki olursa çocuklarım ve torunlarım okuyacak ya da benden belki yüz yıl sonra beni ve fikirlerimi anlayan birileri olacak, bu demek değildir ki günümüzde anlaşılmıyoruz ancak bazı kesimlerin anlamamak için direndiğini görünce iyice asabileşiyorum. Kendime öz eleştiri yapıyorum. “Onlar anlamasa da sen anlatmaktan vazgeçmeyeceksin.” Bizim kalemimiz sivri sırf biri istiyor diye şimdiye kadar inanmadığım hiçbir şeyi yazma...