logo

Sidretü’l-Münteha ve Kab-ı Kavseyn


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Not:Miraçla ilgili bu iki dini ıstılah (terim) 25 yıldan beri sürekli ilgimi çekmişti. Ama anlamlarını bir türlü anlayamamıştım. Kaç defa araştırdıysam anlamaya muvaffak olamamıştım. Bu gece anlamak için olanca gücümü sarfettim ve çok şükür sonunda anladım. Anlamaktaki başarıyı anlatmakta gösterebilir miyim bilmiyorum.

Özet: Kainatı ve varlık alemini çok büyük bir ağaca benzetirsek, sidretül münteha bu ağacın en uç noktası gibi olur.  Peygamberimiz Sidretü’l-Müntehayı geçerek Kab-ı Kavseyne kadar yaklaşmış. Kab-ı Kavseyn” iki yayın, bir ok atılabilecek şekilde tutulması gibi bir benzetmedir. Yani Peygamberimiz Allah’ın Zat-ı Akdesini ifade eden daire-i vücuba, iki yayın, bir ok atılabilecek şekilde tutulması yakınlığında yaklaşmış Allah’ın zatını, dünya gözü ile görmüştür.

Sidretü’l-Münteha

Yedinci gök semada Cebrail (AS)’ın en son gidebileceği, bir adım daha gidersem yanarım dediği bir makamdır. [1]

Bir izafet terkibi olup “müntehâ sidresi”, yani sidrenin sonu, nihayeti demektir.

Müntehâ kelimesi son, nihayet, bitiş anlamlarına gelmektedir. Sidre kelimesi de, ağaç anlamındadır.

Hz. Peygambere refakat eden Cebrâil Aleyhisselâm da Peygamberimizi buraya kadar götürmüş, buradan ileriye geçmeye izinli olmadığını ifade ederek, bundan sonra Cenâb-ı Hakk’ın daveti sebebiyle Hz. Peygamberin yalnızca gideceğini bildirmiştir. İşte bu yüzden bu terkib “son sınır, son hudud veya sınırın sonu” diye anlaşılmıştır.[2]

Sidretü’l-Münteha “göklerin en uç noktası”[3], “idrak edilebilecek alemin son sınırı”[4] gibi manalara gelir.

Gerek peygamberlerin, gerekse diğer yaratılmışlardan her âlimin ilmi burada son bulur, ondan ileri geçemez.

Sidretü’l Müntehâ’dan ilerisi gayb âlemidir ki, Allahü Teâlâ’dan başka hiç kimsenin ilmine ve bilgisine giremez, yani insanî ilmin son sınırıdır.[5]

Kab-ı Kavseyn

Kab-ı Kavseyn kavramı da anlaşılması zor olan imkan ve vücup ortası diye işaret edilen  makam üzerinde bir semboldur, bir alemdir.[6]

Arablar cahiliyyede bir ittifak kurmak üzere anlaşacakları zaman iki yay çıkarır birini diğerinin üzerine koyarak ikisinin kabini birleştirir, sonra ikisini beraber çekip onlarla bir ok atarlar. Bu onların her birinin rızası diğerinin rızası, kızgınlığı diğerinin de kızgınlığı olup aksi mümkün olmayacak şekilde söz birliği ettiklerini gösteriyordu.

Bu anlamda kab, mikdar ma’nâsına değil, iki kavsin birlik manzarasını gösteren kabza ile giriş arası demek oluyor.[7]

“Kab-ı Kavseyn” iki yayın, bir ok atılabilecek şekilde tutulması gibi bir benzetmedir.[8]

Söz konusu teşbihteki yaylardan birisi imkan diğeri ise vücub olmaktadır. İmkân, bütün mahlukat âlemini, vücub ise, zât, şuunat, sıfat, efal ve esmânın tümünü ifade eder.[9]

Hazreti Peygamber (asm), bütün imkan alemini geride bırakıp, mahiyetini idrak edemediğimiz ve edemeyeceğimiz bir makama varıp, Allah’ın zatını, maddi cesedi  ve dünya gözü ile görmüştür.

Kab-ı Kavseynin, imkan ve vücub ortasındaki bir makam olduğu anlaşılmamalıdır. Burada Kab-ı Kavseyn, imkan ve vücubu ve onların yakınlığını temsil eder. Ortası ise ayetteki(ev edna) ile işaret edilen makamdır. Kab-ı Kavseyn ile o makama işaret edilmiştir ve daha yakınlığı ifade eder.[10]

[1] https://ilahiask.wordpress.com/2009/07/14/sidretul-munteha-nedir/

[2] https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/sidretul-munteha

[3] https://eksisozluk.com/sidretul-munteha–92969

[4] http://www.uludagsozluk.com/k/sidret%C3%BCl-m%C3%BCnteha/

[5] http://www.sevde.de/islam_Ans/S/S2/96.htm

[6] http://www.sorularlarisale.com/makale/11785/kabe_kavseyn_olan_imkan_ve_vucub_ortasi_ne_demektir.html

[7] http://dostunevigonullerdir.com/363-kab-i-kavseyn-ve-sidretul-munteha-ne-demektir-.html

[8] http://sufizmveinsan.com/podyum/baslangic.html

[9] https://www.mumsema.org/risale-i-nur/75947-kab-i-kavseyn-ne-demektir.html

[10] http://www.risaleonline.com/soru-cevap/miractaki-iki-yay-mesafesi

Share
977 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?
#

Sidretü’l-Münteha ve Kab-ı Kavseyn” için 1 yorum

  1. Tarik Akyüz : diyor ki:

    Gözler onu görmez .(En’am 103)Hz.Aişe:Kim Muhammed Rabb’ini gördü derse yalan söylemiştir.Hz.Peygamber’in Allah’i gördüğünü dillendiren ilk kişi Yahudi muhtedi Kaab el-Ahbar’dir.Sidretu’l münteha kavramı Necm suresinde geçer.Ayetteki bu kavram Mekke ile Hıra Dağı arasındaki yolda ve dağa yakın bir yerdeki ağaçlık alan olarak nitelenen Cennetü’l me’va’daki en uzak ağacı işaret etmektedir.Taberi ve Kurtubi ilk vahyin indiği yerde bulunan bir ağaçtır yorumunda bulunmuştur.Sidretu’l münteha kavramı semadaki hayali mekanı değil,vahiyle ilk tanıştığı sırada,Hz.Peygamber’in Cebrail’i gördüğü ağacı işaret etmektedir.(PROF.ISRAFIL BALCI isra ve mirac gerçeği )

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...