logo

Şehrimizin Değişimine İmza Atıyorlar


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Değerli okurlarım, geçtiğimiz haftalarda bir yazı yazmıştım, şehrimizin değişimine katkı sağlayan işadamlarımıza ilişkin. Zaman zaman gündemin yoğunluğundan o yazıların tekrarlanmasında yarar görüyorum. Gündem referanduma kilitlenmiş durumda. Her zaman da referandumu yazmak yerine bazen de bu tür yazıları yeniden gündeme getirmek gerek.

Bu yazıma ciddi anlamda yorumlar gelmişti. Yorumların büyük bir bölümünde işadamlarımıza verdiğim değerden dolayı teşekkür gelirken küçük bir bölümünde ise eleştirilerde bulunulmuştu. Ben o yazıyı yazarken şehrimizin değişimine katkı sağlayan işadamlarımıza bir nebze olsun emekleri için teşekkürden başka bir şey düşünmemiştim zira o işadamlarımız ciddi emekler ve riskler almaktaydılar. Onlara ufakta olsa bir teşekkür çok görülmemeliydi. O yazıyı kaleme alırken bizzat içerisinde benim bulunduğum lobi ile şehrimizde Borçka yolunda kıraç bir arazinin istihdama katkı sağlayacak bir biçimde işadamlarımız için yatırım arazisi olsun diyerek gerçekleştirilen mini organize sanayi bölgesine yatırım yapan işadamlarımızın yaşadıkları sorunların da gündeme gelmesini amaçlamıştım. Artvin’de onlarca insana ekmek sağlamak için Çoruh Nehri kıyısında hiçbir kimsenin cesaret edemeyeceği bir yere yatırım yapan işadamlarımız ödül almak yerine bir de ceza ile karşılaşmışlardı. Hiç değilse bir nebze olsun o işadamlarımızın yaşadıkları sorunu gündeme getirme amaçlı yazmıştım. Dönemin valisi Mustafa Yemlihalıoğlu’nun onca riskle oluşturduğu arazi üzerinde bugün yüze yakın insan istihdam ediliyor. Vali o işadamlarımıza inanmıştı ve onlara o araziyi vermişti. İşadamlarımızda o arazi üzerine yatırım yapmışlardı. Karşılığı ceza mı olmalıydı? İşte bu çelişkileri gündeme getirmek için yazmıştım ben o yazıyı. Günah değil miydi o işadamlarına bu cefayı çektirmek? Bu yanlışı kaleme almanın ne gibi yanlışlığı olabilirdi ki? O kıraç arazi üzerine yatırım yapan Hafız Özer, Nevzat Güven, Mustafa Yılmaz ve diğerlerinin suçu istihdama katkı sağlamak mıydı? Bu soruyu bir gazeteci olarak sormayacağız da ne yapacağız?

Bakın geçtiğimiz günlerde yine şehrimizin değişimine büyük katkı sağlayacak olan bir AVM açılışı gerçekleştirildi. Artvinli işadamlarımızın aldıkları büyük bir risk sonucunda kazandırılmıştı ve AVM. Eleştirenler olsa da bence bir şehrin gelişimi için AVM’ler her zaman önemli yer tutarlar. AVM’ler çekim merkezleri de olurlar. Bu vesile ile neden AVM açılıyor demek yerine bu tür işletmelerin sayısının arttırılmasına bakmak daha doğru olacaktır.

Yine bu yazımda Celal Öztürk’e yer vermiş ve Öztürk’ün Çayağzı Mahallesi’nde başlattığı atılım ile şehrimizde yeni bir çekim merkezinin oluştuğunu ifade etmiştim. Gün geçtikçe Çayağzı Mahallesi daha çok cazibe merkezi haline geldi. İşte işadamlarımızın aldığı riskler nasıl da şehrimizi değiştiriyor diye bir kez daha vurgu yapmakta yarar görüyorum. Şehrimiz bu cesur insanlar sayesinde daha da gelişecektir. Yeter ki bu işadamlarımızın sayısını daha da arttıralım. Kim ki bu şehre bir kazma vuruyor ve istihdama katkı sağlıyor ise bu insanı göklere çıkarmak biz gazetecilerinde görevidir. Bu şehirde alın teri ile kazandığını yine bu şehre harcayan insanlara selam olsun diyerek söz konusu yazımı bir kez daha yayımlayacağım. Bu konuda örnek teşkil eden insanları da yazmaya devam edeceğimin de bilinmesini isterim.

İşte o yazım:

“İstihdam Sağlayan İşadamlarımızı Neden Yeriyoruz?

Bu yazımı Artvin’e istihdam sağlayan işadamlarımız için yazıyorum. Artvin’e yatırım yapmış, istihdam sağlamış, kazandığını Artvin’e yatırmış olan işadamlarımız için yazıyorum. Gerek işadamlarımıza yardımcı olmak yerine köstek olmaya çalışan bürokratların yaptıkları yanlışı onlara göstermek gerekse de işadamlarımıza minnettar olmaları gerekirken işadamlarımızı yeren insanlarımıza doğru yolu gösterme adına yazıyorum. Umarım dikkatlice okunur ve değerlendirilir.

İsterseniz bu yazımı yalakalık olarak değerlendirin isterseniz de bir hakkın teslimi olarak siz bilirsiniz ancak benim bu yazıyı kaleme almaktaki tek amacım onca cefaya katlanarak Artvin’deki göçü durdurma adına ellerinden geleni yapan değerli işadamlarımıza en azından biraz moral verme adına yazıyorum.

Bu yazıyı Artvin’de sağladığı kazanımlarını yine Artvin’e harcayarak daha fazla insana aş ve iş sağlayan Mustafa Yılmaz için yazıyorum. Biliyorum ki Mustafa Yılmaz kolay bulunmuyor. Bir bakıyorsunuz ki herkesin dilinde Mustafa Yılmaz. Ne yapmış bu Mustafa Yılmaz, Artvin’e hizmet dışında. Büyük bir inşaat firması kurmuş, Çoruh’tan elde ettiğini yine bu şehre otel, avm, petrol istasyonu olarak aktarmış. Pekiyi hak ettiği itibarı veya desteği görmüş müdür? Bırakınız desteği yaptığı yatırımlar karşılığında onlarca ceza ile de karşılaşmıştır.

Bu yazıyı büyük bir cesaret örneğe göstererek Artvin’in çehresini değiştiren Celal Öztürk için yazıyorum. Biliyorum ki bu cesaret herkeste bulunmuyor. Bugün bir çok kişi tarafından yüzüne değil ancak arkasından haksız eleştiriler yapılan Celal Öztürk, bu şehirde klima, tesisat, boru gibi ürünlerden kazandığını yine bu şehrin çehresi değişsin diye Çayağzı Mahallesi’nin çehresi değişsin, Artvin-Borçka yolunda insanlar bir petrol istasyonu, bir dinlenme tesisi kazansın diye harcamıştır. Bunu yaparken bırakın desteği birçok engelleme ve ceza ile de karşılaşmıştır.

Bu yazıyı yazarken bir ilçede kazandığı para ile hazır Yusufeli ilçesinden çıkmış iken Ankara’ya, İstanbul’a gidebilecek iken Artvin’in gıda sektörüne yatırmış olan Hafız Özer için yazıyorum. Biliyorum ki bu Artvin sevgisi başkasında yok. Bugün onlarca kişiye kuş uçmaz kervan geçmez bir nehir kenarında kurduğu büyük bir depoda ekmek verdiği için bırakın ödül almayı cezalarla bile karşılaşmıştır.

Bu yazıyı yazarken yıllarca tahta, sonta doğrayarak kazandığı paraları yine bir nehir kenarına inşa ettiği kapı fabrikası ile onlarca insana ekmek veren Nevzat Güven için yazıyorum. Biliyorum ki Artvin Merkez’de bir fabrika bulunmaz iken fabrika kurma deliliğine girmiştir. Üstelik bunu yaptığı için bırakınız teşviklere boğulmayı aş ve iş sağladı diye ceza bile almıştır.

Bu yazıyı yazarken Artvin’de var olan petrol istasyonları istimlak edilmiş iken il dışına yatırım yapmak yerine Artvin Merkez’de bulunan petrol istasyonuna yatırım yaparak Artvin’i petrolsüz bırakmayan Kamiloğlu ailesi için yazıyorum. Biliyorum ki bu aile Artvin’i petrolsüz bırakmamak için büyük cefalar çekmişlerdir.

Bu yazıyı yazarken bu ilde kazandıkları paralar ile il dışında çok daha az masraflarla yüzlerce daire yapabilecek iken Artvin’in yapı sektörünün öncü isimlerinden olan Bahattin Demiröz için yazıyorum. Biliyorum ki bu şehrin görünümünü değiştirirken bırakınız gönülleri fethetmeyi birçok haksız eleştiriye maruz kalmıştır.

Bu yazıyı yazarken Artvin’e dışarıdan gelip yerleşen, baktığı hayvanlar ile kendisine sermaye ettiği paralar ile yine bu şehre alışveriş merkezi, otel, lokanta ve büyük hayvan bakım çiftlikleri açarak ve makineler alarak istihdam sağlayan Yılmaz Köse için yazıyorum. Biliyorum ki Yılmaz Köse bırakınız övülmeyi sırf Artvinli olmadığı için onlarca haksız eleştirilere maruz kaldı.

Bu yazıyı yazarken muhasebecilikten kazandığı parayı turizm sektörüne aktararak bu şehirde turizm olur diyerek Koru Otel’e yatırım yapan gerçek turizmci Belkis Demir için yazıyorum. Bunu yaparken de biliyorum ki turizm ile ilgilenen kamu kuruluşlarından plaket almak yerine yüzlerce zorlukla yüz yüze kalmıştır. Aynı şekilde yine bu şehrin turizm değerine yatırım yapan diğer turizm işletmecileri için yazıyorum.

Bu yazıyı lokantacılıktan kazandığı parayı yine aynı alanda şehrimizde lokantacılık sektöründeki değişime imza atmak için ekonomik riske giren Osman Bakır için yazıyorum. Biliyorum ki bu riske girdiği için bırakın teşekkürü bir çok sıkıntıya girmiştir.

Bu yazıyı yazarken 3 kardeş olarak Erzurum’dan gelerek Artvin’e önemli işletmeleri imza atan Hilmi, Hasan ve Naci Akın kardeşler için yazıyorum. Onlar bu şehirde istihdam sağlarken ömürlerinden ömür gitti.

Bu yazıyı yine şehrimize önemli ekonomik riskler alarak başka iller yerine bu şehre yatırım yapan onlarca işadamı, esnaf, tacir ve müteşebbis için yazıyorum. Kimi yaptıkları risklerin karşılığını aldı kimi ise bu risklerin karşılığında büyük ekonomik problemlerle karşılaştı ancak hepsinin bir ortak yanı vardı ki bu şehrin insanlarına aş ve iş verdiler. Bir çırpıda aklıma gelenleri yazacak olursam emin olun unuttuğum o denli insanlar olur ki kimseyi kırmaktan korkarım.

Şimdi yazımın ana konusuna gelecek olursam eğer yukarıda adlarını yazdığım veya yazamadığım büyük küçük tüm müteşebbislerimizin bir tek ortak noktası var. O ortak nokta da bu şehre ve bu şehrin insanlarına inanılmaz zorluklar içerisinde ticaret yoluyla hizmet ettikleridir. Bu şehirde ticaret yapmak inanın eşeğe hendek atlatmaktan beterdir. Bu şehirde bir ticari işletmeyi kurmak değil o işletmeyi yaşatmak çok daha zordur. Bu nedenle de bu şehirde bir tek insana bile ekmek veren, bırakınız bir tek insanı sadece kendisini dahi açtığı işletme ile geçindiren her türlü müteşebbisin baş üzerinde taşınması gerekmektedir.

Bizim şehrimizde ticaret yapmayı bir tarafa bırakın bu şehirde yaşamak dahi oldukça zordur. Bu yüzden herkesin bu gerçeği bilerek hareket etmesi gerekir. Bürokratından siyasetçisine, sivil toplum kuruluş temsilcilerinden vatandaşına kadar hepimizin büyük küçük işadamlarımıza hiçbir şey yapamıyor isek saygı duymamız lazım. Onlar hayatın kolay yolunu değil zor yolunu seçmiş insanlardır. Onlar kendilerini değil bu şehri ve de bu şehrin insanlarını düşünen insanlardır.

Maalesef ki bu şehirde ticaret yapan insanlar birçok bürokratik zorluklarla karşılaşmaktadır. Kimi çeşitli bürokratik engellere takılırken, kimi ise ortaya konulan eksiklikler nedeniyle çeşitli maddi cezalar yemektedirler. Kimi alabilecekleri teşvikler ile daha fazla insana ekmek verme imkanına sahip olmak için paralarını kaybederken kimi ise yüksek vergiler nedeniyle borç batağının içerisine düştü.

Sözün özüne gelince ilerleyen yazılarımda şehrimizin iş dünyasında hayat mücadelesi veren müteşebbislerimizin sorun ve dertlerine sık sık yer vereceğim ancak bu insanlarımıza lütfen saygı duyalım. Kısır çekişmelerle, kişisel hırslarla, anlamsız çekememezliklerle, gereksiz bürokratik engellerle, mantıksız zorlamalarla, yetersiz desteklerle, bilinçsiz söylentilerle falan bu insanlarımızı daha fazla yormayalım. Bu insanlarımızın Artvin’e, şehrimize ve insanlarımıza artı sağlamaktan başka bir amaçları yok. Bu insanlarımız başka illerde olsalar yere göğe sığdırılamaz iken bizim şehrimizde hak ettikleri itibarı göremeyen insanlarımızdır.

Bunu böyle bilelim ve en azından gölge etmeyelim bu insanlarımıza çünkü onlar bizden başka ihsan istemiyorlar. Onlar bürokratlardan köstek değil destek, siyasilerden seslerinin duyulmasına, stklardan ise dertlerinin gündeme getirilmesinin dışında bir şey beklemiyorlar. Artvin halkından ise dedikodu değil sadece saygı bekliyorlar.

İş dünyamıza sahip çıkalım unutmayalım ki onlar bizim değerlerimiz.”

Etiketler:
Share
414 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...