logo

Seçmenin Mesajını Ne? (1)


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Geçtiğimiz hafta sonu ülkece sandığa gitti. Anayasa değişikliklerinin oylandığı referandum bir iki münferit olay dışında ülke genelinde başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Referandum sonuçlarına ilişkin bir tartışma bulunuyor olsa da bizler bu tartışmaların dışında değerlendirmelerde bulunarak kendi düşüncelerimizi aktarmaya çalışalım.

Sonuç itibariyle seçmenin önüne bir tercih gelmiştir ve seçmende bence çok uzun süren bir kampanya süresince anlatılanları, konuşulanları, gösterilenleri değerlendirerek bir karar vermiştir. Seçmenin kararı Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen değişime onay niteliği taşırken, siyasi partilere de ciddi niteliklerde uyarılar içerdi.

Öncelikle Evet cephesinden baktığımızda seçmen belki bu cephenin isteğine az bir oy fark ile de onay vermiş olsa da aslında seçmen bu anayasa değişikliklerinin üzerinde biraz daha ciddi durulması, bir hazırlık sürecinin gerçekleştirilmesi, halkın güveninin alınması noktasında çeşitli çalışmaların yapılması, toplumsal uzlaşı noktasında daha fazla gayret gösterilmesi gerektiğine dayalı mesajları bu cepheye vermiştir. Seçmenin Evet cephesine güçlü bir onay vermediği çıkan sonuca baktığımızda herkesin malumudur. Burada seçmen Evet cephesinin talebini kısmen onaylamış olsa da Evet cephesindeki partileri kendi içlerine dönük iç muhasebe yapmaları gerektiği mesajını da vermiştir. Gerek kampanyanın yetersizliğini gerekse de Evet oyunu destekleyen partilerin kendi tabanlarını tam ikna edemediklerini seçmenin mesajından alıyoruz. Evet oylarının karşılığında yer alan 3 partinin oylarına Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen bir miktar eski HDP oylarını da eklediğimizde yaklaşık yüzde 63-65’lik bir oy kapasitesinin yüzde 51’lerde bir sonuç veriyor olması Evet’in bu 3 siyasi partinin kendi tabanlarına kesinlikle anlatamadığını göstermiştir. Bu 3 parti seçmenin mesajını bir zafer ve kendilerine tabanlarının yüzde yüz desteği olarak algılar ise büyük hata yaparlar. Ben sonuçları değerlendirdiğimde AK Parti’nin yüzde son genel seçimlerden yaklaşık yüzde 7-8 civarında, MHP’nin 80 civarında, BBP’nin ise yine yüzde 80 civarında bir kaybı olduğunu düşünüyorum. MHP’deki kaybını referandum süreci öncesinde MHP’de yaşanan tartışmalar ve karışıklıklara bağlıyorum ve tabanın Recep Tayyip Erdoğan’a olan karşıtlığının payı var. MHP Liderinin mutlak surette parti içerisinde tekrar eski gücüne geriye almayı ya da artık kenara çekilme tercihinden biri yönünde kararlı bir yürüyüşte bulunması şart. Bu derece kayıp vermiş bir teşkilatta suların durulması kolay değil.

AK Parti’nin içsel bir muhasebe yapması şart

Bu sebeple MHP’nin kaybını anlıyorum ama AK Parti içerisinde yüzde 7-8 civarındaki kayba anlam veremiyorum. AK Parti tabanın liderlerine bu derece bağlı olduğu ortamda Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine parti tabanından belki cılızda olsa Hayır çıkmasının gelecek açısından endişe verdiğini düşünüyorum. İl bazında değerlendirdiğimde AK Parti’nin Türkiye genelinde tüm teşkilat üzerinde net değerlendirmelerde ve muhasebesinde bulunması gerektiği gerçeğini daha güçlü bir şekilde dillendirmem gerekiyor. İl bazında rakamlara baktığımızda Evet veren seçmenin tamamını AK Partili olarak gördüğümüz taktirde bir başarı durumu ortaya çıkarken, 3’lü blokta Artvin’de 2 Bin civarında MHP’li seçmeni, 150-200 civarında bir BBP seçmenin oy verdiğini kabul edersek AK Parti’nin il genelinde de bir kaybının bulunduğunu görürüz. Ben yeni seçmeni de dahil ederek yaptığım değerlendirmede Artvin’de 1 Kasım seçimlerinde AK Parti’ye oy veren seçmenin yaklaşık 3-4 binin Evet oyu vermediği gerçeğini görüyorum. Bu da ortaya koymaktadır ki ilde de AK Parti’nin mutlaka bir iç değerlendirme yapması şarttır. Teşkilatların yorgunluğu, yerelde ve genelde iktidar olmanın verdiği yorgunluk, geçmiş teşkilatlar ile bugün ki teşkilatların tam kaynaşarak çalışamaması, sosyal medyada üstünlüğün bir türlü ele geçirilememesi, halka muhalefetin kullandığı söylem diliyle referandumun anlatılamaması gibi bir çok etkenin bu düşüşte etkisinin olduğunu düşünüyorum. AK Parti bu noktada içsel bir muhasebe yaparak, seçimleri ön yargısız bir biçimde değerlendirerek ve tabanını dinleyerek değerlendirdiğinde gelecek seçimler için yeni bir sinerji oluşturulması ihtiyacını görecektir. Ben AK Parti’nin gerek milletvekilinin gerekse de İl başkanı ve ilçe başkanlarının özverilerinin yetersizliğini düşünmüyorum ve bu bazda büyük bir değişime ihtiyaç olduğuna inanmıyorum ancak mutlaka yönetimlerde yeni isimlere ve etkili güçlü isimlere yer verilmesi gerektiğini ve de yorulan yöneticilerin yerine yeni isimlerin eklenmesinin yeni bir sinerji oluşturabileceğine inanıyorum.

Genel bazda baktığımızda da AK Parti’de artık yeni isimlere daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Parti Recep Tayyip Erdoğan rüzgarı ile yürüyor. AK Partiyi başarılı kılan en büyük özellik hiç kuşku yok ki icracı ve reformcu bir yapısının olması idi. Özellikle de ekonomi anlamında büyük reformlara imza atmış olması ve kısa sürede ekonomik rakamları düzeltmesi nedeniyle halkın takdirini kazanmıştı. Son yıllarda ülkemizin içerisine girdiği kriz ortamları gerek bu reformları gerekse de icraatları bir kenara itti. Aynı zamanda ekonomik anlamda da eski günleri andıran ortamları yarattı. Hayat pahalılığı ve ekonomik sıkıntı içerisinde boğuşan halk muhalefetin sözlerini daha fazla duyar hale geldi ve hükümetin sözüne daha az itibar eder oldu. Bence bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’nın da kendi kadrosunda bir değişim içerisine girmesinin şart olduğunu düşünüyorum. Halkın sorunları ve halkın gündeminin daha fazla araştırılması ve bu yönde politikalar üretilmesi yönünde çalışılmaz ve AK Parti’nin ilk yıllarındaki yapısına geriye dönüş olmaz ise açık söylemek gerekiyor ki AK Parti için kritik seçimler arka arkaya yaşanır.

Ben yeni değişen yasalar ile birlikte yeniden AK Parti’nin başına geçecek olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın kısa sürede partide bu iç muhasebenin yapılmasını sağlayacaktır ve yaptıracağı araştırmalar neticesinde halkın sorunlarının ivedilikle çözülmesi için reformcu ve hızlı icraatçı yapıya AK Parti’yi yeniden sokacaktır.

Aynı durumu ilimiz adına da değerlendirdiğimizde artık 7 belediyesi olan AK Parti’nin ilde de icraatları ile daha fazla ön plana çıkması ve yaptığı bu icraatları da halkı iyi anlatması şarttır. Özellikle bu seçim göstermiştir ki kırsal kesimdeki vatandaşlara KÖYDES yetmiyor. Kırsal kesim hem cebine hem de daha fazla eğitim ve sağlık istiyor. Daha fazla hizmet ve yatırım bekliyor. Ve kendisine bu hizmetlerin daha fazla anlatılmasına ihtiyaç duyuyor.

Tahminlerimde 4 puan yanıldığım için özür diliyorum

Yarın devam edeceğiz değerlendirmelerimize. Bu noktada tahminlerim konusunda yaklaşık 4 puanlık bir yanılgı yaşadığım için sizlerden özür diliyorum. Bizlerde hata yapabiliyoruz ancak ilçe bazında baktığımda tahminlerimde belirli bir tutturma görürken il genelinde ciddi bir yanılgı yaşadığımı görüyorum. Özellikle MHP Lideri’nin son iki günde yaptığı ‘Eyalet’ çıkışının MHP tabanında ciddi bir kayba neden olduğunu ve AK Parti’nin de, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu noktada doyurucu bir hamle yapmamasının MHP tabanını Evet konusunda ürküttüğünü düşünüyorum. Daha fazla MHP’linin Evet vermesini bekler iken son iki günde yaşanan gelişmelerin tahminlerimizin bir miktar altında Evet oylarının çıkmasını sağladığını düşünüyorum. Gerek il genelinde gerekse de ülkemizde Evet oylarında bu durumu gözlemlerken, bu çıkıştan daha önce kapanan yurt dışı oylarında herhangi bir şekilde düşüş olmaması da bu savımızın kanıtı olduğuna inanıyorum.

Şunun da altını net bir şekilde çizmeliyim ki, Artvin’de Evet oyları geçmiş seçimlerde olduğu gibi yine Türkiye genelinin yüzde 4 civarında aşağıda gelmiştir. Bu beklediğimiz bir sonuç idi. Her seçim aynı olmaktaydı. Türkiye’de Hayır çıkması için Artvin’de Hayır oylarının en az yüzde 60’lara yakın olması lazımdı. Türkiye ortalaması yine Arhavi ilçesi ile birbirine yakın sonuç verdi. Bence her seçim Arhavi ilçesinin sonucunu dikkatlice takip edin, genellikle benzer sonuç veriyor.

Share
351 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...
  • Hilfu’l-Fudûl (Erdemliler İttifakı)

    15 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke'de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Hz. Peygamber'in de katıldığı antlaşma. Bu sivil insiyatifin olumlu girişimleri Mekkeliler arasında takdirle karşılandı, örgüt mensuplarına karşı güven ve saygı oluşturdu. Bu örgütün, Hz. Peygamber'in kişiliğinin oluşturmasında, çevresiyle ilişkilerinin geliştirmesinde, itibar oluşturmasında etkisi büyük olmuştur. Peygamberliği ilan ettikten sonraki dönemde dahi Hilfu’l-Fudûl 'dan övgüyle söz etmiş ve "Yine çağrılsam gider katılırım...