logo

reklam

Seçmen Bakışı


Maksut Koçak
maksutkocak@08olay.com

Genel seçimlere çok az süre kaldı, seçmende bu süreç boyunca oy’una talip olan siyasi partilerin söylemlerini, icraatlarını ve liderlerini yeteri kadar gözlemledi, ölçtü, tartı, biçti ve karar sürecinin büyük bir bölümünü tamamladı ve son kararını verdiğinde de 7 haziran günü sandık başında tüm kendi hür iradesiyle tercih hakkını kullanacak. Demokrasi’nin getirdiği en güzel nimetlerden birisi bu olsa gerek.

Her ne kadar bazı siyasi partileri bu iradeye, bu tercihe çeşitli aşağılayıcı sıfatlar yakıştırsalar da sonuçta tarihteki seçimler Türkiye’deki seçmenin ne kadar engin feraset sahibi olduğunun bir göstergesi aslında.

Bu milletin 1980’nin acımasız darbecisi Kenan Evren’e nasıl sandık dersi verdiğini tarih yazmıştır. Yine 2002 seçimlerinde kendilerini milletin efendisi, tek başına iktidar ve rakipsiz gören partileri nasıl tabela partisine çevirdiğini de tarih yazmıştır.

O yüzden bu seçim sürecine de bu özellikteki seçmenin bakış açısından baktığımızda ortaya şu manzara çıkıyor: Mesela kendisini özgürlükçü ve sosyal demokrat kavramlarıyla tanımlayan partiyi seçmen sorguluyor. Tamam özgürlükçüyüm diyorsun. Ülkemde gezi parkı olaylarında güya çevre için, daha özgür yaşam için ortalığı ateşe veren görülmemiş bir vandalizm sergileyenleri anlından öpüyorsun. İş tamamen insani tercih olan başörtüsüne gelince yok olmaz deyip Danıştay kapılarını aşındırıyorsun. Sosyal demokratım diyorsun, yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehiri kazanırsak tüm fakirlere maaş diyorsun. İstanbul’u kaybediyorsun ama İzmir büyükşehir belediyesini kazanıyorsun, orada ver. Yok orada olmaz kardeşim. Fakir sadece İstanbul’da mı var sadece. Yok olmaz. Halkçıyım diyorsun yaldızlı ipek halılarla döşeli içi monşer ve elit takım dolu sırça köşk duvarlarını aşıp seviyemize inemiyorsun. 2011 Genel seçim sonrası kazanamamanızın nedenini soran muhabire halk bizi anlamadı deyip bizim sizi anlayabilecek akla sahip olmadığımızı ima ediyorsun. Laikim diyorsun, bir zamanlar laiklik için en büyük tehdit olduğunu söylediğin zat ile seçimler öncesi kola girip seçim çalışmalarına dahil ediyorsun ve bu zatın ülkemi dış güçlere yem etmek için kurduğu kumpasların ortağı oluyorsun. Benim yaşadığım vatanımı dış devletlere gidip onların salonlarında onlara şikayet ediyorsun. Nasıl inanayım, nasıl güveneyim ben şimdi sana?

Tüm bunlar yüzünden artık lafıma güven olmaz diye notere gitmeni de çok iyi anlıyorum ama bizim Anadolu’da şöyle söz vardır: Bizde söz senettir. Biz öyle noter taahhüdü, çek, teminat mektubu falan anlamayız, aynası iştir kişinin deyip sınıfta bırakıyor seçmen.

Öte yandan milliyetçi vatansever diye tanımlayan siyasi oluşuma da seçmen şöyle bakıyor ve düşünüyor. 99’da destek aldın benden hükümeti de kurmak için, muktedirdin ama caydın, elinle gidip senin tabanına eli kanlı katil sürüsü diyene verdin başbakanlığı. Milliyetçilik görüşün var fakat bugün partinin milletvekili adayları bölücülükle tanımlanan partinin güçlü olduğunu zannettikleri yerlerde o partiye destek istiyorlar. Siz genel başkan olarak o parti barajın altında kalırsa erken seçim olsun diyorsunuz. Kendiniz 2002 seçimlerinde barajın altında kaldığınızda erken seçim olsun demediniz. Kendinizden esirgediğiniz bu çabayı sizin görüşünüzle taban tabana zıt bir parti için niye gösteriyorsunuz, diye sorguluyor seçmen. Ayrıca partiniz bir zamanlar Türkmenlerin 2. adresiyken bugün Türkmenlere devlet olarak giden yardıma bölücü parti liderinden daha çok eleştiri getiriyorsun. Nerede kaldı Türkçülüğün diyor seçmen ve sınıfta bırakıyor.

Öte yandan tüm ezilenlerin tüm inanç kesimlerinin insanlık onuruna yakışacak şekilde yaşamasını savunan siyasi oluşumun yaptıklarını da seçmen yorumluyor. Sen tüm inanç kesimleri diyorsun sonrada din dersleri kaldırılmalı diye görüş beyan ediyorsun ve insanlık onuru diyorsun. 6-7 Ekim olaylarında yaptığın çağrıyla Allah’ın en değerli varlık diye yarattığı insanın canına sebep oluyorsun, diye sorguluyor seçmen ve sınıfta bırakıyor.

Son olarak da ‘yaradılanı severiz yaradılandan ötürü felsefesiyle 78 milyonun partisi olduğunu savunan siyasi oluşuma bakıyor. Özgürlükse, yıllarca kangren olan başörtüsü sorununu çözdü, anadilde yayın yapan televizyon kurdu. Sosyal demokrasiyse evde bakım parası ödenmesi, üniversite harçlarının kaldırılması, yeni evlenenlere yardım, yeni doğan çocuklara yardım, özürlülere getirilen haklar, halkçılıksa bugün bürokrasinin önceden belli bir kesim içinde elitlere mahsus koltuklarına Anadolu’nun bağrından yetişmiş öz vatan evlatlarının oturması, milliyetçilikse paramızın pul olmaktan çıkması, pasaportumuzun değer görmesi, vizesiz gidilen ülke sayısının artması, uluslararası kuruluşlara borcu olan değil borç veren ülkede yaşamak kısacası tüm diğerlerinin lafta vaad ettiklerini eserlerle icraatle ortaya somut olarak koyup samimiyetini göstermiş diyor ve sınıfı geçiriyor.

Sonuçta bu tahlili tüm seçmen yapmış durumda millet iradesi en iyisini ve en doğrusunu adı gibi biliyor çokta konuşmaya gerek yok seçimler hayırlı olsun.

Share
1045 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?
#

Seçmen Bakışı” için 1 yorum

  1. cafer özdilek : diyor ki:

    çok yanlı bir yazı olmuş…. seçmen olarak sadece akp partisini değerlendirmişsin sanırım.. yanlı..yandaş olarak yazılan bu yazıya sen inanıyonmu…. korku sarmış partini ne yapacağınızı bilemeden son şans olarak çaydırma..kandırma..aldatma politikasına devam ediyorsunuz.. Artvin uyandı.. yerel seçimi aldınız diye 2-0 hayali sarmış sizi…. mevcut 1 ide kaybetmeyinde…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...