logo

Seçim Değerlendirmem (2)


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Seçim değerlendirmelerime devam ederken şimdi olaya bir de muhalefet partileri tarafından bakalım. Muhalefet partileri referandum sonucunu başarı olarak mı görmeliler, yoksa başarısızlık olarak mı değerlendirmeliler? İşte benim yorumlarım:

Genellikle bu tür seçimler veya referandum oylamalarında yapılan en büyük hata önceki seçimlere göre değerlendirmelerde bulunmaktır. Değerlendirmelerimizi önceki seçim sonuçlarını elimize alarak yapar isek eğer her seçimin kendine özgü kriterlerinin bulunduğunu ve yapılan seçimler veya halk oylamaları öncesindeki söylem dillerini dikkate almamış oluruz. İlk bakışta Evet cephesini AK Parti, MHP ve BBP, yüzde 20 Kürt kökenli seçmen olarak, Hayır cephesini ise CHP, yüzde 80 HDP, Saadet Partisi, DP ve diğerleri olarak düşünebiliriz. Bu referandumda aslında Evet cephesini AK Parti, çeyrek MHP ve çeyrek BBP, Hayır cephesini ise CHP, yüzde 80 HDP, Saadet Partisi, DP ve diğerlerinin yanına yüzde 75 MHP, yüzde 75 BBP olarak değerlendirmeliyiz. Bu açıdan değerlendirdiğimizde son genel seçimlere göre AK Parti, çeyrek MHP ve çeyrek BBP oylarını topladığımızda yüzde 55’lerde bir oy toplamı görmek gerek. Hayır cephesini ise topladığımızda ise yüzde 45’lerde bir oy toplamı olarak görmek gerek. Bu şekilde baktığımızda AK Parti’den Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine oy vermeyenlerin oranı yaklaşık yüzde 3’lerde görmek gerek. İktidar partisi bu seçimi değerlendirirken kendi içerisinde yüzde 3’lere varan bir kaybı değerlendirerek tespitlerde bulunmalı. Bu da demek oluyor ki AK Parti’nin iç muhasebesini yaparken kendisinden bir miktar fire olduğunu görmesi ve bunun tahlilini yapması gerekir.

Nihayetinde bir futbol maçı şeklinde gördüğümüzde seçimleri kazanan taraf her zaman başarılıdır. Bu maçın kazanılması için yüzde 50’lik oy diliminin geçilmesi gereklidir ve 1 Milyon 350 bin civarında bir oy ile de bu yüzde 50’lik dilim aşılmıştır. Şuanda özellikle Hayır cephesinin liderliğini üstlenen CHP, seçimlerde hile yapıldığını ileri sürse de ben bu noktada itirazda bulunuyorum. CHP’nin en önemli isimlerinden Özgür Özel’in referandum öncesinde yaptığı açıklamalara baktığımızda bu referandumda hile yapılması imkansızdır. Özel, bütün sandıklara hakim olacaklarını ve her sandıktan birden fazla görevli ile sandığı muhafaza edeceklerini ifade etmiştir. Şuanda yapılan mühürsüz oy pusulalarının sayılmamasına ilişkin talepleri incelediğimizde bütün o mühürsüz oy pusulaları kullanılırken her sandıkta birden fazla sandık müşahidinin sadece CHP’den bulunduklarını düşündüğümüzde Hayır cephesinin müşahit oranının Evet cephesinden fazla olduğunu görürüz. Eğer, burada halen böylesine bir üstünlük var iken sahtekarlıktan bahsediliyor ise bu sahtekarlıkların gerçekle alakasının olabileceğini benim aklım almıyor.

Nihayetinde öyle yada böyle iddialar olsa da biz seçim sonuçlarını ilan edilen sonuçlara göre değerlendirmeliyiz. Resmi olmayan kesin sonuçların ilanına baktığımızda Evet oylarının fazla olduğunu gördüğümüze göre aksine bir sonuç çıkana kadar bizler resmi olmayan bu kesin sonuçlara göre yorumlarımızı yapmalıyız. Sonuç Evet çıkmıştır.

Hayır cephesinde Türkiye Barolar Birliği ve diğer STK’ların payını unutmamak gerek

Şimdi muhalefetin başarılı olup olmadığına bakalım. Yukarıda yazdığım gibi muhalefetin yani Hayır cephesinin yüzde 45’lerden 48’leri geçen bir oy alması tabi ki de başarı olarak değerlendirilmelidir. Bence aradaki yüzde 3’lük başarı başta Türkiye Baralor Birliği olmak üzere diğer sivil toplum kuruluşlarının Anayasa değişikliklerine karşı yaptıkları muhalefetin başarısıdır, şeklinde bir düşünce içerisindeyim. Türkiye Barolar Birliği tarafından Cumhurbaşkanı’nın tarafsız kalmaması nedeniyle yaptığı eleştiriye kendilerinin tarafsız kalmaları gerekirken taraf olmaları eleştirisinin altını çizdikten sonra yine de onların katkısının unutulmaması gerektiğini düşünüyorum.

Birkaç gündür CHP’lilerin değerlendirmelerini ve yorumlarını dikkatlice takip ediyorum. Genellikle yapılan yorumlarda ‘Hayır’ın alınmasının en büyük payın kendilerinde olduğunu ifade etmelerini ise şaşkınlıkla seyrediyorum. Bu sonuç eğer bir başarı ise ve bu başarının tamamının payı CHP’ye ait ise ortada büyük bir yanılgı bulunmaktadır. Seçmenin Hayır oyu kullanmasındaki ana neden CHP’ye olan inanç değildir. Seçmenin Hayır oyu kullanmasında siyasi partilere olan gönül bağının yanı sıra Anayasa değişikliklerine olan muhalefetin de payı büyüktür. MHP’lilerin, BBP’lilerin önemli bir bölümünün Hayır oyu kullanmalarının altında yatan en önemli gerçek budur. Bu gerçeğin yanı sıra Hayır cephesi tarafından kullanılan ağır muhalefet dilini unutmamak gerek. Tek adamlık, diktatörlük, bütün yetkilerin bir adamda toplanması, bütün yetkilerin tek adamda toplanması durumunda ülkedeki her türlü konuya bu adamın karar verecek olması, istediğinde muhtarlıkları kapatıp açabileceği, istediği ilin plakasını kaldırıp istediği ilçeye plaka vereceği, sorgusuz sualsiz bütün vatandaşların mal varlığına el koyabileceği, tüm hakim ve yargıçları tek bir adamın atayacağı, bütün yargının işlerine müdahale edeceği, adalet sisteminin ortadan kalkacağı, meclisin ortadan kaldırılacağı, bugünden sonra bir daha asla seçim yapılmayacağı, demokrasinin yok edileceği, laikliğin kaldırılarak şeriatın getirileceği, saltanatın yeniden ilan edileceği, halifeliğin Recep Tayyip Erdoğan’a verileceği, tek adamın istediğini asıp istediğini asmaktan kurtaracağı, istediği gazeteyi anında kapatacağı gibi ağır söylem ve iddiaların bu referandumun sonucuna ciddi oranda etkisi bulunmaktadır. Tek başına bu iddiaların referandumda seçmenin tercihinde yüzde 10 etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Sonuç itibariyle muhalefet bu söylemleri ile talep ettiği oyun önemli bir miktarını almıştır. Dış destekli kampanyalar ile birlikte Hayır oyu çıkabildiği kadar üst noktaya çıkmıştır. Türkiye’de görevleri olmadığı halde görevleriymiş gibi siyasi söylem ve eylemler geliştiren STK’ların payı bu noktada önemli bir paya da sahiptir. Bütün bunları topladığımızda aslında Evet cephesinin tek artısı iktidar nimetlerinden kampanya boyunca yararlanılmasıdır. Bunu da iyi bir şekilde kullanmış olan Evet cephesi bu artıyla birlikte sonuç almayı bilmiştir. Nihayetinde kazanan taraf Evet cephesi olmuş, kaybeden taraf ise Hayır cephesi olmuştur.

Bu noktadan değerlendirdiğimde muhalefet partilerinin bu seçimde elde ettikleri tek kazanç moral olmuştur. İktidarı gerektiğinde değiştirebileceklerine dair bir moral kazanırlarken o beğenmedikleri sistemin bir gün kendilerine de yarayacağını ve halka indiklerinde ve istediklerini alabilmek için doğru söylemler geliştirdiklerinde pek tabi ki iktidardan fazla oy alabileceklerini görmeleri açısından da bir kazanç elde etmişlerdir. Bence muhalefetin oy açısından bir başarısı ortada çok görünmez iken tek başarıları kendilerine gelecek seçimler için moral ve inanç veren miktarda bir Hayır oyu almayı başarmalarıdır. Muhalefet partilerinin oy açısından başarılı olduklarına inanabilmem için alınan oyun tartışmalardan uzak bir rakama ulaşmış olması lazımdı. Bu oranda bence yüzde 55 dilimidir. Bu aynı zamanda Evet cephesi içinde geçerlidir.

Hani Bu Millet Aptal Ve Koyundu, Hayır Çıksa İdi Olmayacak Mıydı?

Şimdi bu noktada ülkemizdeki başta CHP olmak üzere muhalefet partilerine ciddi bir sorum olacak. Her yenilgi elde edilen seçimden sonra sürekli olarak seçmene hakaretler yağdırılırdı. Seçmenin aptal, koyun ve cahil olduğu yönündeki iddiaların bizzat üst kademe siyasetçiler tarafından dahi dillendirildiği günleri dün gibi hatırlarken, bugün ne hikmetse seçmen kıymete binmiş durumda. Bu demek oluyor ki seçmen kendi istedikleri oyu verince biranda zeka sahibi, uyanık ve cahillikten kurtulmuş oluyor.

İşte Türkiye’de birçok kez dillendirilen iktidar sorunundan ziyade muhalefet sorunu olduğunun en açık kanıtı budur. Dün İstanbul, Ankara gibi büyük illerdeki seçmenin tercihi AK Parti’den yana kullandığında seçmene ağır hakaretlerin yapıldığı ortamdan Türkiye’nin okumuş, zeki, cahil olmayan, üreten, çalışan insanlarının yoğun olduğu büyükşehirlerde Hayır çıkması ile övünülür hale geliniyor ise muhalefetin burada seçmeni yargılamak yerine kendilerini yargılamaları gerekmektedir.

Bugüne kadar hiç çalışmadıkları kadar çalışan muhalefet partileri, yanlarına aldıkları stklar ile birlikte halkın ayağına giderek dertlerini anlattıklarında bu halktan oy alabiliyorlarmış. O vakit sorunu seçmende değil kendilerinde aramanın gerektiğini artık anlamış olmalıdır muhalefet partileri.

Bu seçimde yine de dikkat çekici bir oy alan Hayır cephesini başarılı bulurken, bu oyun tamamının CHP’ye aitmiş gibi algılatılmasının CHP için gelecek açısından büyük bir yanılgı olduğunun altını bir kez daha çiziyorum. Bence CHP, kendi içerisinde mutlaka bir yenilemeye gitmelidir. CHP, bu oyu kendi oyu gibi görerek gelecek seçimlerde yüzde 35’lerde yada 40’larda bir oy ile seçime başlayacaklarını düşünür ise yüzde 25’lerin altına indiklerini görebilirler. Bu uyarımı dikkate alsınlar ve bugün yüzde 48 Hayır oyu veren kesimin oylarının dağılacağı ve hatta bir miktar oyun yeniden gerek iktidar partisine gerekse de MHP ve BBP’ye gidebileceğini düşünerek gelecek seçimler için bugünden çalışmaya başlamalılar.

Etiketler:
Share
325 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Dava”nın Esasları

    19 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      “Bizim davamız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değil, i'la-yı kelimetullahdır. Yani Allah'ın dinini yüceltmekdir!” Osman Gazi. “Dava” kelimesini çok sık duyarım. Bu elbette mahkemede açılan dava değil. İslami anlamda dava. Fakat bu davanın ne olduğu hakkında kafamda net çizgiler yoktu. Hasan el Benna’nın Risaleler isimli eserinin birinci cildine baktım, başlangıçtaki başlıklara göz attım. Sanki bir anda “dava” kavramının çerçevesi çizilmiş gibi oldu. *Gayemiz Allah *Önderimiz Hz. Peygamber *Anayasamız Kuran *Yolumuz Ciha...
  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...