logo

Sayın Cumhurbaşkanımıza Açık Mektup, Öğretim Görevlilerinin “İnsan Onuru” Hakkında


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Sayın Cumhurbaşkanım;

Üniversitede öğretim görevlisi olarak 20 yıldır çalışmaktayım. Çeşitli nedenlerden ötürü ancak yüksek lisansımı tamamlayabildim.

Üniversitelerimizde başarının tek ölçüsü maalesef yüksek lisans ve doktora olarak görülmektedir. Erkek çocukları için sünnet erkekliğe ilk adım olarak nitelendirildiği gibi üniversite ortamlarında adam sayılmanın, saygın olmanın ilk şartı da doktorayı tamamlamaktır.

Bu nedenle okutmanlar ve öğretim görevlilerine akademik olarak pek değer verilmemektedir.

Bütün öğretim üyelerinin (profesör, doçent, yardımcı doçent) öğretim görevlileri ve okutmanlara kötü davrandığını söyleyemem, İçlerinde insan haklarına saygılı ve insan onuruna çok dikkat eden çok değerli öğretim üyelerimiz var. Onları tenzih ediyorum.

Fakat azımsanmayacak sayıda ve bizi çok rahatsız edecek derecede öğretim elemanlarını adam yerine koymayanlar da var.

Bunların tipik aşağılama davranışlarından bazıları;

1-Bize ”sen” diye hitap ederler.
2-Öğretim görevlilerini akademik olarak yeterli görmezler, bazıları öğretim görevlilerini akademisyen bile saymaz.
3-Öğretim görevlilerini kendilerinin hizmetçisi sanırlar.
4-Öğretim görevlilerinin bir hoca olduğu gerçeğini görmek istemezler.
5-Öğretim görevlileri hoca olduğu halde araştırma görevlisi gibi muamele görür. Hatta araştırma görevlilerinden de aşağı görürler.
6-Öğretim görevlilerini aşağı görenler içinde araştırma görevlileri de var, ne de olsa geleceğin öğretim üyesi olacaklar, kendilerini şimdiden öğretim üyesi sanırlar.

Aslında başka çok değişik yanlışlar uygulamalar da var. Fazla canınızı sıkmamak ve bu köşe yazısı mektubun güzel üslubunu bozmamak için fazla ayrıntılara girmek istemiyorum.

Sadede gelmek gerekirse bir siyasetçinin anlayacağı bir dilde size şunları söylemek isterim.

Bir öğretim görevlisinin öğrenciye verdiği not ile profesörün öğrenciye verdiği not aynı değere sahiptir.

Asıl önemlisi ve sizi alakadar eden yön öğretim görevlisinin seçimlerde verdiği oy ile profesörün verdiği oy aynı değere sahip olmasıdır.

Üniversitelerde öğretim görevlisi ve okutmanların sayısı her zaman öğretim üyelerinden daha fazladır. Öğretim görevlileri sayıca fazla olduğu için oy değerleri öğretim üyelerinden fazladır.

Öğretim görevlisi ve okutmanlar sayıca fazla olduğu için daha fazla sayıda öğrenci ile muhatap oldukları da kesindir.

Öğrencilerin oy kullanma tercihlerini yönlendirme bakımından öğretim görevlisi ve okutmanların öğretim üyeleri olan profesör, doçent ve yardımcı doçentlerden daha fazla etkili olacağı da kuşkusuzdur.

Bu nedenlerden ötürü üniversitelerimizde öğretim görevlisi ve okutmanların insan onurunun korunmasını daha yakından takip edeceğinizi, bu konuda gereken adımları atacağınızı ve gerekli talimatları vereceğinizi umuyor, bu takibin siyasi geleceğiniz açısından da önemli olduğunu taktir edeceğinizi düşünüyorum.

Share
1110 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darbecilere Darbe Yapan Milletimizle Gurur Duyuyoruz

    19 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Yüksel Kantar

    15 Temmuz 2016 Tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize sızmış hain bir grup Marmaris’te tatil yapan Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlemek istemiş, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü trafiğe kaparmış, seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmiş, TBMM’ni bombalamış, Genelkurmay Başkanlığı’nı, Ankara’da bulunan Özel Harekat Polis Merkezi’ni bombalayarak yerle bir etmiş, kısacası Milletimize Darbe yaparak ülkemizi istikrarsızlaştırmaya ve kaosa yönelik işgal girişiminde bulunmuştur. Ancak Aziz ve Necip Milletimiziz, bu hain grubun teşebbüsünü, C...
  • Sosyal Medyada Duyduğumuz Her Bilgiyi Hemen Paylaşmamak Gerek

    17 Temmuz 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Sosyal medya doğru kullanıldığı zaman çok yararlı bir iletişim aracıdır ancak yanlış kullanılır ise de inanılmaz büyük zararlar veren bir iletişim aracı haline döner. Zaman zaman sosyal medyanın zararlı etkilerine şahitlikte yapıyoruz. Bu yazıyı yazmaya sabah saatlerinde sosyal medyada dolanan bir haberin doğrulanamamasından sonra karar verdim. Öncelikle konuyu bir sizinle paylaşayım. AK Parti’den 24-25 ve 26. Dönem milletvekilliği görevinde bulunan Dr. İsrafil Kışla’nın Milli Eğitim Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atandığına da...
  • Dört tarz-ı İslam

    10 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      İslam elbette tek bir dindir. Fakat kabiliyetlerin farklı olmasından dolayı bu tek din farklı tarzlarda algılanmıştır. Devlet İslam’ı: Baskıcı özellikler taşır. Ebu Hanife ve Ahmet bin Hanbel Devlet İslam'ının baskıları sonucu şehit edilmişlerdir. Halk İslam’ı: Daha serbest, kolay ama hurafeler barındırabilen bir İslam tarzıdır. Tasavvuf İslam’ı: Daha dindar bireyler yetiştirir, ama taassuba düşülerek saplantılar içine girebilen bir İslam tarzıdır. Kitabi İslam: Kılı kırk yaran, düşünsel yönü ağır basan İslam’dır. Temsilci...
  • Şeriat nedir?

    08 Temmuz 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda birçok kişinin kafası bir hayli karışık. Anlamını bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Kaynak: https://twitter.com/hashtag/herkesi%CC%87cinadelet Birisiyle karşılaşıyorsunuz. Namaz kıldığından, oruç tuttuğundan söz ediyor. Sohbetiniz sürüyor ve sonunda, şeriatın en önemli iki emrini yerine getiren bu adamın, şeriata karşı olduğunu görüyor ve hayret ediyorsunuz. Bir başkasıyla görüşüyorsunuz. Şeriatı hararetle savunuyor. İç alemine, ibadet dünyasına iniyorsunuz, İslam’...