logo

Şavşat’ta Hizmet Yapmaya Aç Bir Başkan ve Hizmete Doyamamış Bir Halk Gördüm


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Seçimlere sayılı saatler kala Şavşat ilçesini ziyaret ettim. Ziyaretim ilçenin nabzını tutmaya çalıştım. Vatandaşlarla görüştüm, mevcut Başkan ve Cumhur İttifakı’nın adayı Ahmet Sinan Öztürk ile de kısa bir röportaj yapma şansı buldum. Hizmet adamı, gönül insanı Dr. İsrafil Kışla’nın adının verildiği parkta vatandaşlar ile de konuşarak nabzı birazcık da olsa görme şansı buldum.

Şavşat ilçesinde ne gördüm diye bana sorarsanız eğer yaklaşık 4 saat süren gezim boyunca ilçede hizmete doymamışlık gördüğümü belirtebilirim. Hizmet yapmaya aç bir başkan ve hizmet almaya da doyamamış bir halk gördüm. Geçen 5 yılın verimli geçtiğini düşünen vatandaşların önemli bir bölümü bu hizmet atağının devam etmesinden yana olduklarını belirterek yapılan hizmetlerin güzel ancak devamının gelmesi gerektiğini belirttiler. Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı Ahmet Sinan Öztürk’ün de gözlerinde henüz çok iş yapma isteğini ve arzusunu görmek beni mutlu etti. Öteden beri söylerim bir belediye başkanlığında bir dönemin az iki dönemin normal ve 3 dönemin ise yeterli olduğunu söylemişimdir. Bir Belediye başkanı ilk beş yılında ancak projelerinin ve hizmetlerinin altyapısını hazırlayabiliyor. İkinci döneminde bu projelere ilaveten halkın hayallerini ve kendisinin hedeflerini gerçekleştirebiliyor. Üçüncü dönemde ise bilgisini, tecrübesine, yeteneğini ve başarısını perçinlemek için tüm ustalığını ilçesine veriyor. Dördüncü dönemin ise her zaman dediğim gibi artık tekrara düşen, hedefleri kalmayan bir noktaya gelebiliyor. Bu yüzden bir belediye başkanını başarılı buluyorsanız eğer mutlak surette bu başkan ile devam edilmesi gerektiğine inananlardanım. Açık söylemek gerekirse ben Şavşat ilçesinde ne Başkanın ne de vatandaşların hizmete doyduğunu görmedim. Bu yüzden Şavşat’ta aynı başkan ile devam edilmesinin ilçenin yararına olacağını düşünüyorum. Seçim sonuçlarının da bu şekilde gerçekleşeceğine inanıyorum. Şavşat halkının hizmet odaklı siyaset ile ve hizmet yapmaktan başka gayesi olmayan bir Belediye Başkanı ile bir kere tanıştığı için bırakacağını hiç zannetmiyorum.

Ahmet Sinan Öztürk, bildiğimiz siyasetçilerden değil. Çok fazla konuşmayı ve medyatikliği de sevmiyor. Anlatmak yerine yapmayı, gezmek yerine koşmayı seviyor. İlçesinin vakit kaybetmeden hizmetlere ulaşmasına gayret ediyor. Seçimlerin yaklaşmasına rağmen oy almaktan önce daha fazla hizmeti ilçesine daha fazla hizmet kazandırmanın peşine koşuyor. Düşünün ki seçimlere kısa bir zaman kalmış halen bir iki hizmet daha fazla nasıl yaparım düşüncesiyle hareket eden bir belediye başkanı. O halkının kendisini anlayacağını, niyetini bileceğini ve bu niyete de çabasına da halkın zaten karşılık vereceğini düşündüğündendir ki böyle davranıyor ki zaten bir belediye başkanının da yapması gereken bu değil mi? Seçimlere kısa bir zaman kalmış oy peşine koşmak yerine ilçeme bir eser daha kazandırabilir miyim diyerek bir park daha ilçesine kazandırmak için son ana kadar mücadele vermiş ve başarmış bir belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztürk.

Şavşat İlçesi Beş Yılda Çağ Atlamadı Mı? O Zaman Halk Bunu Ödüllendirmeyecek Mi?

Değerli dostlar, değerli okurlarım benim yazılarımı okurken lütfen bir taraf olarak davrandığımı düşünmeyin. Bu seçimler yerel seçimlerdir. Yerel seçimlerde ön plana çıkması gereken tek şey hizmettir. Yerel seçimlerde seçmen hizmet alıp almamaktan başka neyi düşünebilir ki? Ben de halk adına kamu görevi yapan bir kişi olarak halka bu noktada doğru bilgi ve düşünceyi aktarmak ile görevli değil miyim? Yalan mı yazayım. Yanlış mı fikirlerimi beyan edeyim. Hizmeti değil de siyasetin ön plana çıkarılması gerektiğini mi anlatayım. Bu seçimlerin yerel seçimler olduğu gerçeğinden ve hizmetten ziyade genel siyasetin daha önemli olduğu yanılgısını mı aktarayım. Kimse kusura bakmasın ben doğru olanı söylerim ve yazarım. Tabi ki kendimce. Katılıp katılamamak sizlere kalmış.

Şimdi bu sebeple yazıyorum. Şavşat ilçesi beş yılda çağ atlamış. İlimizin ilçelerinin büyük bir bölümü gibi. Bir önceki yerel seçimlerde tercihlerini hizmet beklentisinden yana kullanan ilçeler hizmet almışlar. Alamamışlar ise bunu da halk mutlaka takdir edecektir. Eğer, bir önceki yerel seçimlerde ilçesinin hizmet almadığını düşünen bir seçmen var ise ve bundan dolayı mevcut yönetime oy vermiyor ise o seçmenin tercihine ilk ben saygı duyarım. Bu tamam ama Şavşat ilçesinin beş yıl öncesini de bugününü de gören ve bilen bir insan olarak bu ilçe hizmet alamamış demem benim aldığım terbiyeme yakışmaz. Bu sebeple diyorum ki Şavşat ilçesi beş yılda adeta çağ atlamıştır. Büyük hizmetlerle tanışmıştır. Hemen hemen her alanda ilçenin sorunlarına eğilinmiş, sorunların büyük bir bölümüne çözüm sağlanmış, ilçenin estetiğinde büyük bir değişim sağlanmış, halkın arzuladığı hizmetlerin büyük bir bölümü kazandırılmış ise bir ilçede seçmen de vatandaş ta bundan başka ne isteyebilir ki? Bunu sağlayan Belediye başkanına destek olmak, onun yeniden göreve gelmesini sağlamak her şeyden önce ahde vefa gereği değil midir? Hizmeti isteyip arzulayan bir vatandaş iseniz bunu sağlayan belediye başkanına yeniden destek olmak başlıca vatandaşlık görevi değil midir? Aynı zamanda da emek verenin emeğinin karşılığını vermek emeğe olan saygıdan gelmez mi?

Şavşat Belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztürk, hizmet odaklı olarak tam beş yıl çalışmış. Bebeğinden ölen vatandaşına kadar herkese hizmeti ayağına götürmüş. Bebek Dünya’ya ya gelmiş vatandaş belediyeyi yanında görmüş, çocuklar çocuk meclisi ile yönetimin sözde değil özde içinde olmuş. Türkiye’de iki örnekten biri Şavşat ilçesinde bulunuyor. Yani çocuklarında yanında olmuş belediye başkanı. Gençlere götürdüğü hizmetlerle onların başkanı değil arkadaşlığını yapmış. Kadınları üretimin de yaşamında içerisine sokmuş. Yaşlılara hayatlarının son demlerinde koltuk değenekliği yapmış. Düğün yapanın sevincine, cenazesi olanın da üzüntüsüne ortaklık etmiş. Birinde mendili ile halay çekerken diğerinde mendili ile gözyaşlarını silmiş. Vatandaşımın cenazesi var, onlar üzüntülüdür cenazelerini ben belediye olarak kaldırırım demiş. Esnafının yüzü gülsün diye her türlü turizm faaliyetinde öncülük etmiş. İlçesini tanıtmak için her türlü organizasyona imza atmış. Çalışan kadın erkek herkes için temiz yollar, çukuru olmayan asfaltlar, kaldırımlar, çiçekli yollar yapmış. Vatandaşım hafta sonu rahatlıkla parklarda bahçelerde zaman geçirip stres atsınlar diye Şavşat gibi her tarafı yem yeşil bir ilçe de parklar, bahçeler ve çocuk oyun alanlarını inşaa etmiş. Yetmemiş ilçesinde ki yaşayan hayvan dostlarını düşünmüş ve onlar için hayvan barınağı ve tedavi merkezi yapmış. Onu yapmış bunu yapmış. Ne yapmamış ki. Tıpkı Artvin’in diğer ilçelerindeki gibi. Ben belediye başkanıyım benim görevim değil demeden ilçesine gelecek her hizmet için Ankara’yı mesken tutmuş. İsrafil Kışla ağabeyini sıkıştırdıkça sıkıştırmış ilçesine hizmetin gelmesini sağlamış.

Şimdi siz böyle bir belediye başkanına oy vermeyeceksiniz ve ödüllendirmeyeceksiniz de sırf siyaseten bir başka yere mi oy vereceksiniz? Pekiyi o zaman ayna karşısına geçtiğinizde veya yastığınıza başınızı koyduğunuzda kendi vicdanınız ile nasıl konuşacaksınız?

Başarılı Bir Belediye Başkanı olan Ahmet Sinan Öztürk’e Oy Vermez İseniz Kaybeden Kim Olur?

Bu soruyu sadece Şavşat’a sormuyorum. Bu yazımı okuyan herkese soruyorum. Şavşat ve Ahmet Sinan Öztürk özelinden sorumu tüm Türkiye’ye soruyorum. Başarılı bir belediye başkanına, ilçesine hizmeti getirmiş bir belediye başkanına, halkına doğru, dürüst davranarak halkının istediği hizmetleri halkının ayağına getirmiş bir belediye başkanına oy vermez iseniz asıl kaybeden başkan mı yoksa siz mi olursunuz? İlçeniz mi yoksa başkanınız mı kaybeder? Nasıl ki iyi hizmet veremeyen ve artık hizmet verme yeterliliği kalmamış bir belediye başkanını o veya bu sebepten yeniden görevde tutarak ilçenizin kaybetmesine sebep veriyorsanız, başarılı bir belediye başkanında ısrar etmemek ve onu yeniden görev başına getirmemek ile asıl kaybeden siz ve ilçeniz olacaktır. İyi olanın, güzel olanın yanında olmak yerine o veya bu sebepten dolayı karşısında yer almak aslında iyi ve güzelinde karşısında olmak değil midir?

Bütün bu sebeplerle başta Şavşat halkı olmak üzere şimdi herkese soruyorum. Başarılı bir belediye başkanı olan başta Şavşat’ın Belediye Başkanı Ahmet Sinan Öztürk olmak üzere kendi ilçenizde ve ilinizde ki başarılı olarak gördüğünüz belediye başkanlarına şu veya bu sebeplerden dolayı oy vermeyerek kaybetmelerini sağlayınca acaba asıl kaybeden kim olacak?

Yerel seçimlerin hayırlar getirmesi dileğiyle…

Share
394 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir çuval para ile bir ekmek?

    22 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    “Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa” ve eş anlamlısı “Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede” Herkes kendisini buyurucu durumda görürse, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar. Herkes masabaşı iş yapmak isterse tarımı kim yapacak, üretimde kim bulunacak? Kaynak: http://ozellestirme.net/wp-content/uploads/2013/07/isci-memur-...
  • Niçin Yeşilçam ismi?

    21 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      1.Giriş Yeşilçam, İstanbul'un Beyoğlu semtinin Taksim'e yakın bir kısmında yer alan bir sokak.1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri bu sokakta bulunduğu için Türk sinemasının kısaca Yeşilçam olarak anılmasını sağlamıştır. Sihirli Perde olarak da tanımlanan sinema Türk insanının hayatına ilk kez 14 Kasım 1914’te girmiş. 1914 senesi, Yeşilçam’ın doğuş yılı olarak düşünülür; çünkü ilk film olan “Himmet Ağa’nın İzdivacı” bu yıl içinde çekilmiştir. I. Dünya Savaşı yüzünden filmin oyuncuları askere alınır, bu yüzden film ...
  • Mal bulmuş Mağribi gibi (sanki çok iyi bir şey bulmuş gibi)

    16 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Açgözlü, sonradan görme insanları betimlemek için kullanılan bir deyimdir. Mal bulmuş mağribi gibi deyimi medyada daha çok tartışmalarda fikri saldırının nitelendirilmesi için kullanılmaktadır; “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak” ve “mal bulmuş Mağribi gibi atlamak”. Bir kimseye saldırmak için sebep bulamayan ama karşı tarafın ufak bir hatası olunca saldıranların durumu “mal bulmuş Mağribi gibi saldırmak”  şeklinde ifade ediliyor. Bir tartışmada savunacak bir söz bulamayan kimseler  eline küçük bir delil geçince çok büyük delil gibi sarılma ...
  • Bir anonim şirkette Hakkı’ya verilen olumsuz emirler

    12 Mayıs 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      *genel kurula katılma hakkı*genel kurulda konuşma hakkı*öneride bulunma hakkı*bedelsiz payları edinme hakkı*tesislerden yararlanma hakkı Hakkı ismindeki bir anonim şirket ortağı buradaki hak kavramını Hakkı olarak algılarsa genel kurula katılmayacak, genel kurulda konuşmayacak, öneride bulunmayacak, bedelsiz payları edinmeyecek, ve tesislerden yararlanmayacaktır. Şimdi okur yazar olduğuma bakmayın. İlkokul üçüncü sınıfa kadar ben de Türkçe’mizin azizliğine uğradığım için doğru düzgün okumayı bilmezdim. Sınıf arkadaşlarım bülbül gibi okurken b...