logo

Sahur


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Sahur, Arapça bir kelime olup, seher kelimesinden türemiştir. [1]

Arapça sḥr kökünden gelen saḥūr سحور  “seher vakti yenen yemek” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça saḥar سحر  “tan ağarması” sözcüğünün ismi mübalağasıdır.[2]

Arapça seher ise sḥr kökünden gelen saḥar سحر  “gün ağarması, tan vakti” sözcüğünden alıntıdır.[3]

Sahur Ramazan ayında, oruç tutmak niyetiyle, seher vaktinde yenilen yemeğin adı. Seher vakti, gecenin yani güneşin batışından imsak vaktine kadar olan zamanın son altıda biridir. Seher Vaktinde yenilen yemeğe “sahur” denir. Oruç tutan bir kimsenin, güneşin ufukta kaybolmasından sonra, orucunu açmak için yediği yemeğe de “iftar” adı verilir (Bkz. İftar).

Sahurun son vaktine imsak denir. İmsak, yemenin içmenin kesildiği vakittir. İmsak vakti, İslam astronomi alimlerinin fıkıh kitaplarındaki tarifleri esas alarak yaptıkları rasatlarla tespit edilmiş ve güneşin ufkun altına -19 derece yaklaştığı vakit hesap edilerek bulunmuştur. Bu da fecrin doğduğu, yani ufukta beyazlığın göründüğü vakittir. Bundan 15-20 dakika sonra bu beyazlık ufukta yayılır ve sabah namazı da bu vakitte kılınır.[4]

Sahur oruca dayanma gücü verdiğinden, sahura kalkmak müstehaptır. Hz. Peygamber, “Sahur yiyiniz; çünkü sahurda bereket vardır.” buyurmuştur (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 9). İftarda acele etmek, sahuru geciktirmek sünnettir. Ayrıca sahur vakti, duaların makbul olduğu vakitlerden biridir.[5]

Bazı hadislerde sahurun tamamen terkedilmeyip bir yudum su ile bile olsa yerine getirilmesi tavsiye edilmiş, sahura kalkanların Allah’ın rahmetine ve meleklerin duasına mazhar olacağı belirtilmiş (Müsned, III, 12), sahur yemeği “mübarek gıda” olarak nitelenmiştir (Ebû Dâvûd, “Savm”, 17; Nesâî, “Sıyâm”, 25-26). Bütün bu delilleri dikkate alan fakihler sahura kalkmanın hükmünün sünnet olduğu sonucuna varmışlardır.

Bazı hadislerde ifade edildiği gibi (İbn Mâce, “Sıyâm”, 22) sahurun tutulacak oruca güç yetirebilmek için vücuda besin sağlama amacı taşıdığı açık olmakla birlikte sahura kalkan müminin asıl hedefi Hz. Peygamber’in sünnetini yerine getirerek bu vaktin feyiz ve bereketinden yararlanmaya ve neticede Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışmak olmalıdır.

Sahurun, müslümanların orucunu Ehl-i kitabın orucundan ayıran bir özellik olduğunu ifade eden hadis (Müslim, “Sıyâm”, 46; Ebû Dâvûd, “Śavm”, 16; Nesâî, “Sıyâm”, 27; Tirmizî, “Śavm”, 17) açıklanırken bu durumun müslümanlara önceki ümmetlere göre sağlanan bir kolaylık olduğu, dolayısıyla Ehl-i kitap’tan farklı davranarak sahura kalkmanın bu nimetin şükrü anlamına geleceği belirtilir.

Şah Veliyyullah’ın sahurda bereket olduğuna dair hadisten hareketle sahur yemeğiyle bir yandan vücuda oruca dayanmasına yardımcı olacak enerji sağlanır, diğer yandan insanların daha dindar olma çabasıyla dini zorlaştırmaya ve dinin getirdiği yükümlülüklerde değişiklik yapmaya yeltenmeleri önlenmiş olur. Nitekim Hz. Peygamber bizim orucumuzla Ehl-i kitabın orucu arasındaki temel farkın sahur yemeği olduğunu belirtmiştir. Bu ifadede Ehl-i kitabın dinlerinde tahrifat yaptığına işaret vardır. Onların bu tutumuna aykırı davranmak dinin aslî haliyle korunmasına katkı anlamı taşır (Ĥüccetullāhi’l-bâliġa, II, 52).[6]

[1] http://www.turkcebilgi.com/sahur

[2] http://www.etimolojiturkce.com/kelime/sahur

[3] http://www.etimolojiturkce.com/kelime/seher

[4] http://www.turkcebilgi.com/sahur

[5] http://www.mumsema.org/islami-kavramlar/117194-sahur-ne-demektir.html

[6] http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=261775

Share
466 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...
  • Hata

    18 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Özet: Bilmeyerek yapılan yanlışa hata denir. Hata sorumluluğu kaldırır. Bilerek yapılan yanlışa hata değil taammüd denir.  "Amd" veya "taammüd" eş anlamlı olup, önceden tasarlayarak, düşünerek, bilerek, isteyerek ve kasıtla yapmak demektir. Kasıtlı yapılan bir işin günaha yol açar. 1.Kavram Hata istenmeden yapılan yanlıştır. Bir yanlış bilerek ve isteyerek yapılırsa hata olmaktan çıkar (amd-taammüd) denilen suç olur. Bir terim olarak hata, kasıt unsuru taşımayan bir söz veya fiil olup, asıl iradeye aykırı olarak vuku bulur. İnsan, gaflet so...