logo

Saadet Partisi Şubat Ayı Ekonomik Raporunu Açıkladı

Saadet Partisi

 

Soydan: Şubat ayında da hükümetin karnesi zayıf

Saadet Partisi İl Başkanı Gültekin Soysal, Saadet Partisi Genel Merkezi tarafından her ay hazırlanan ekonomik raporu Artvin basını ile paylaştı.

Hükümetin Şubat ayında da karnesinin zayıflarla dolu olduğunu belirten Soysal; “ İşsizlik:

TÜİK geçtiğimiz günlerde işsizlik rakamlarını açıkladı. Kasım 2014’de işsizlik oranı % 10.7 olarak gerçekleşti. Görünen o ki, işsizlik bu seyrini koruyacak ve kış aylarında da çift haneli rakamlarda seyredecek. İş bulmadan umudunu kesenler ile Gizli İşsizler de buna ilave edilirse rakamın çok daha yüksek olacağı açıktır. İşsizlik oranının yükselmesi milletimiz adına bizleri endişelendirmektedir. İşsizlik oranı bir önceki yıla göre de daha yüksek olmuştur. Nitekim Kasım 2014’de % 10.7 olan işsizlik bir yıl önce, yani Kasım 2013’de % 9.9 idi. Yani işsizlik oranı bir yılda % 0.8 daha yükselmiştir.

İşsizlik bir ülke için en büyük sosyal sorundur. Bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekir. Sorunun çözümü için, IMF politikalarının terk edilmesi ve bir an önce üretim ekonomisine geçilmesi gerektiğini bütün iktidarlara söylüyorduk, bu iktidara da bir kez daha hatırlatıyoruz.

Genç nüfustaki işsizlik oranı daha yüksektir. Kasım 2014’de genç nüfustaki işsizlik oranı % 19.9’dur. Bu oran her beş gençten birisinin işsiz olduğu anlamına gelir. Bir yıl önce Kasım ayında genç nüfustaki işsizlik oranı % 19.3 idi. Yani 2014 yılı Kasım ayında 2013 yılı Kasım ayına göre genç nüfustaki işsizlik oranı % 0.6 daha yüksek olmuştur.

Enflasyon (TÜFE):

TÜİK tarafından Ocak 2015’e ait enflasyon rakamları açıklandı. TÜFE Ocak 2015’de % 1.10 artarken yıllık enflasyon da % 7.24 olarak gerçekleşti. 2014’de TÜFE hedeflenen düzeyde gerçekleştirilemediği gibi, görünen o ki 2015 yılında da öngörülen oranda gerçekleşmeyecek. Yetkililer de bu durumu fark etmiş olacaklarki, daha önce Orta Vadeli Program’da 2015 yılı için öngörülen % 5.3’lük enflasyon (TÜFE) hedefini 2015 yılı bütçesini yaparken % 6.1’e yükselttiler. Ne diyelim inşaallah yeni hedefi revize etmek mecburiyetinde kalmazlar.

Devlet,  Akaryakıt  (Benzin, Motorin), Doğal Gaz, Elektrik gibi temel mallara ve vergilere (ÖTV) zam yaptığı sürece enflasyon yükselir, düşmez.  AK Parti iktidarının da yaptığı sadece zam. 2014 yılı Haziran ayında varili 115 dolar olan Brent petrolün fiyatı Ocak 2015’de 50 doların altına düşünce benzin ve motorinde çok az miktarda indirim yapan AK Parti iktidarı 2015 yılı Ocak sonu Şubat başında brent petrolün varili 50 doların üzerine çıkınca, döviz fiyatlarındaki artışı da bahane ederek, benzin ve motorine zam üstüne zam yaptı. Bu arada uygulanan hatalı politikalar da gıda maddelerinin fiyatlarında artışa sebep oluyor. Kış ayları olması hesabıyla meyve ve sebzeye sürekli zam geliyor. Kuru fasulye, mercimek, nohut gibi baklagiller ile pirinç, makarna, bulgur gibi gıda maddelerinin fiyatları zaten sonbahar aylarından beri yüksek. Sofralık zeytin ve zeytinyağı fiyatları da ateş pahası. Et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri de sürekli zamlanıyor. Yumurta ve piliç eti fiyatları da zamlanmaya devam ediyor. Bunun anlamı önümüzdeki aylarda da enflasyon bu yüksek seyrini koruyacaktır. Evet, AK Parti’nin hatalı politikaları yüzünden bir yandan temel malların fiyatları yükseliyor, diğer taraftan üretim yetersizliği yüzünden gıda maddelerinin fiyatları yükseliyor. Vatandaş da AK Parti hükümetinin hatalarının faturasını ödüyor.

FAİZ: Faiz ülkemiz ekonomisini perişan etti. Her yıl bütçenin önemli bir bölümü faize ayrılmaktadır. Mesela, 2014 yılı bütçesinden faize 49.9 milyar TL ödenmiştir. 2015 yılında da faiz ödemeleri için bütçeye 54.0 milyar TL konulmuştur. Ocak 2015’de bütçeden faize 5 milyar TL ödenmiştir.

Saadet Partisi olarak bizler faize hep karşı çıktık. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı döneminde faizlerin yüksek oluşundan şikayet ettiği gibi, Başbakanlığının son 1-1.5 yılından beri de faiz lobisinden şikayet etmektedir. Ama Merkez Bankası faizleri çok fazla düşürmeye yanaşmamaktadır. Nitekim 24 Şubat 2015’de toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu % 7.75 olan politika faiz oranını 25 baz puan indirimle % 7.50’ye düşürdü. Yani faiz oranınında Sayın Cumhurbaşkanının arzuladığı düzeyde  bir indirime gitmedi. Faizlerin indirilmesi konusunda ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı da Merkez Bankasının politikasını destekliyorlar. Biz bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı’nın mı yoksa Merkez Bankası yönetiminin mi tezinin haklı olduğu konusunda yorum yapmak, fikir beyan etmek kısaca bu tartışmalarda onların aralarına girmek istemiyoruz. Ancak şunu görüyoruz; Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı ile Maliye Bakanı Merkez Bankası Yönetimi ile aynı görüşteler ve her üçü de hala görevlerine devam ediyorlar…! 

Ocak 2015 sonlarında % 6.70’e kadar gerileyen Tahvil faizleri Şubat 2015’in 3. haftasında % 8-8.5’e yükseldi ve halen aynı banda seyrini sürdürüyor. Bu arada dolar fiyatları da tarihi zirvesini gördü ve 2.50 TL’ye yükseldi. Yani ekonomi çok hassas dengeler üzerinde ilerliyor. Bir tarafa yapılan küçük bir müdahale tüm dengeleri bozuyor.

Dikkatlerinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Yıllardan beri 54. Erbakan Hükümeti dışındaki bütün hükümetler bütçeyi Denk Bütçe esasına göre yapmıyorlar. Bütçe daha baştan yapılırken açık verecek şekilde yapılıyor. Bütçe açığını kapatmak için borçlanmaya gidiliyor. Borç alınınca faiz ödeniyor. Kısaca Borç-Faiz-Borç sarmalına düşülüyor.

Saadet Partisi olarak hükümete sesleniyoruz. Denk bütçe yaparak faiz harcamalarını ortadan kaldırınız. Türk ekonomisini borç alarak idare etmek yerine 54. Prof. Dr. Necmettin Erbakan hükümetinin yaptığı gibi, milli kaynaklarımızı harekete geçirerek, bütçeye ek kaynaklar oluşturarak idare etme cihetine gidiniz. Aksi halde Türkiye de, vatandaş da, milletimiz de bu faiz belasından kurtulamaz.

Borçlar: Türkiye’nin Toplam Borcu (İç Borç+Dış Borç) devletin yayınlamış olduğu resmi rakamlara göre, sürekli artmaktadır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerimizi 31 Ocak 2015’de sizlere sunduğumuz raporumuzda etraflıca açıklamıştık. Şimdi borç durumumuzu yılları da dikkate alarak Tablo 1’de veriyoruz. Biliyoruz, Hükümet Üyeleri ve AK Parti yetkilileri bu rakamları açıklamıyorlar. Parlamentoda grubu bulunan muhalefet partileri de Türkiye’nin bu önemli sorununu dile getirmiyorlar. Saadet Partisi olarak bizler Türkiye’nin Dış Borcunu, İç Borcunu ve Toplam Borcunu milletimize açıklıyoruz.

Devletimiz bu borçları yeni borçlar olarak ödemektedir. Yani borcu borçla ödemektedir. Borcu borç olarak ödediği için devletimizin borcu her yıl, hatta her ay artmaktadır. Borçlardaki artış bizleri milletimiz adına endişelendirmektedir. Borçlardaki hızlı artış halkımızı bu ülkenin geleceği hakkında karamsarlığa sevketmekte ve ister istemez Yunanistan gibi borçlarımızı ödeyememe durumu ile karşı karşıya kalma endişesine sevketmektedir.

Biz Saadet Partisi olarak diyoruz ki, “borcu borçla ödeme” günü kurtarma politikasıdır. Bu yüce milletin borçla yaşamaktan kurtarılması gerekir.

Dış Ticaret (İhracat – İthalat), Dış Ticaret Açığı Ve Cari Açık:

Son yıllarda artan Dış Ticaret Açığı ve buna bağlı olarak oluşan Cari Açık tehlike sinyalleri veriyor. Bu konuları 31 Ocak 2015’de yapılan İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısında Ekonomik İşler Başkanlığı olarak sizlere sunduğumuz raporda ele alıp etraflıca incelemiştik. Bu ayki raporumuzda 2002 yılına ve son altı yıla ait Dış Ticaret rakamları ile Cari Açık miktarlarını tablo halinde veriyoruz (Tablo 2). Tablo 2’den görülebileceği gibi, 2014 yılında ihracatımız Orta Vadeli Program (OVP)’ın revize edilerek 160.5 milyar dolara düşürülen hedefinin de altında kalmış ve 157.7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Yani AK Parti iktidarının 2014 yılı için öngörüleri de tutmamıştır. Milletimize 2023’de 500 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmeyi hedef gösteren iktidar, maalesef 2013’de olduğu gibi, 2014’de de 3 ay önce revize ettiği hedefe dahi ulaşamamış, sözünü yerine getirememiştir. İthalat da revize edilen OVP’daki öngörülen 244.0 milyar doların altında gerçekleşmiş ve 242.2 milyar dolar olmuştur.

2014 yılına ait cari açık alınan önlemler sayesinde 2013 yılına ait cari açıktan 19.2 milyar dolar daha düşük olmuştur. Ancak 45.8 milyar dolarlık cari açık da çok yüksektir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının bir ülkenin ekonomik durumunu değerlendirirken üzerinde durdukları en önemli kriterlerden biri cari açıktır. Eğer bir ülkenin cari açığı yüksek olursa o ülkenin kredi notunu düşürmektedirler. Türkiye’nin cari açığının GSYH oranı da yüksektir. Bu durum Türkiye’nin kredi notunun düşmesine sebep olabilir. İktidar 07 Haziran 2015’de yapılacak Genel Milletvekili Seçimi nedeniyle Türk ekonomisinde her şeyi toz pembe gösterebilir hatta 7 Haziran 2015 seçimleri nedeniyle Moody’s ve Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşları Türk ekonomisini değerlendirmeyi Genel Milletvekili Seçimleri’nden sonraya erteleyebilir. Bütün bunlar gerçeği değiştirmez. Seçimlerden çok değil bir ay sonra, mesela Temmuz 2015’de Türkiye’nin kredi notunun düşmesi de o tarihte piyasalarda oluşacak panik havası dolayısı ile Türk ekonomisine çok büyük zarar verebilir” ifadelerine yer verdi.

Share
2453 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?