logo

Referanduma İlişkin Doğru Bilinen Yanlışlara Farklı Bir Bakış (3)


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

16 Nisan’da ülkemiz ve milletimiz için son derece önemli olan değişikliklerin oylanacağı referandum öncesinde kamuoyunda bir çok bilgi yanlışlıkları bulunuyor. Bizde bu yanlışlıkların bir nebze olsun düzeltilebilmesi ve halkımızın daha sağlıklı karar alabilmeleri için Anayasa taslağının hazırlanmasında aktif rol oynayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Artvinli Hemşerimiz Abdülhamit Gül’ün kitapçığından alıntılar yaptık.

Yorumsuz bir biçimde 3 gün boyunca bunları yayımlayacağımı yazmıştım. İşte o kitapçıktan alıntıların üçüncü ve son bölümü:

Neden Diğer Partiler Anayasa Sürecine Dahil Edilmedi?

Ülkemizde 1982 anayasası yapıldığı günden beri eleştiriliyor. Birçok defa da değişti. Yine de sorunlara çözüm olmadı. 2007’de mecburi bir değişiklik oldu, CHP ve vesayetçiler 184-367 tartışması açarak Cumhurbaşkanını seçtirmediler.

Bugün geldiğimiz noktada bir yürütme sorunu var. “Bu hükümet sisteminde, yürütmede çift başlılık var, tarihsel hükümet istikrarsızlığına yol açıyor gelin yeni anayasa yapalım” dedik, 2011’de komisyon kuruldu. CHP: “Benim dediğim olmazsa olmaz”, uzlaşmaya yanaşmadı, teklifi “Cumhurbaşkanını halk seçmesin.” Şeklindedir. Halka verilmiş bir yetki geri alınamaz, milli iradeden, halktan seçme hakkını geri alamazsınız. 2007’de Cumhurbaşkanını seçtirmedi, Genel Kurula katılmadı şimdi ise CHP, “ Cumhurbaşkanını Parlamento seçsin” diyor, geriye adım atmak istiyor, milletin elindeki yetkiyi almak istiyor.

Sonra 2016’da komisyon kuruldu, başlamadan masadan kalktılar, “Başkanlık varsa, biz yokuz” dediler, “Yemin ettiğiniz anayasayı değiştiriyorsunuz” dediler. Bazıları “ Bu Meclis Anayasa yapamaz” dediler, biz de dedik ki “5 generalin yaptığını bu Meclis fazlasıyla yapar, bu millet yapar” yine olmadı.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Yenikapı’da “Milli Birlik ve Beraberlik” mitingi yapıldı, sonrasında bir anayasa değişikliği üzerinde liderler anlaştı, mini paket görüşmelerine başladık, 7 maddede anlaştık, ancak daha sonra o da teklif aşamasına gelemedi.

Şimdi CHP’de Yenikapı ruhu kalmadı, kupkuru bir beden kaldı, millete önerdiği teklifi de yok, sadece “hayır” diyor. Muhalefet yapmak “istemezük” le olmaz, ortaya bir şey koymak lazım, milletin faydasına bir politik tercih koymak lazım.

Biz bunu yaptık, teklifimizi getirdik.

Geldiğimiz noktada, Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla, AK Parti’nin metni üzerinde MHP ile anlaştık, yürütmedeki sorunları düzeltmek için bir teklif ortaya koyduk. Meclis’te 339 oyla geçti, milletimizin onayına sunduk. Sayın Başbakanımız CHP’ye çağrı yaptı: “Siz de teklifinizi getirin, onu da halka götürelim” dedi, teklif sunmadılar.

CHP’nin AYM’ye başvurmaması iyi bir gelişme, CHP ilk defa vesayetin dışında siyaset yaptı, ancak teklif halkoylamasına gittiği için bunu yaptı, millettin tepkisinden korkuyor.

Meclis Kapatılıyor Mu, Kapısına Kilit Mi Vuruluyor?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gazi Meclis’tir. Bu devleti kuran bu Meclistir. Hiçbir şekilde Meclis’in kapanması söz konusu değildir. Ana muhalefet partisi liderinin “Meclis kapatılıyor, kapısına kilit vuruluyor” iddiası kocaman bir yalandır.

Meclis devletimizin asli organıdır

Anayasanın 6 ncı maddesinde “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” denilmektedir. Cumhuriyetimiz egemenlik kullanan üç kuvvet üzerine kurulmuştur.

Yasama, yürütme ve yargı. Yine Anayasa’nın 7’nci maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir.

Önerdiğimiz hükümet sisteminde; Meclis üyelerini millet doğrudan seçecektir. Mevcut sistemden farklı olarak yürütmeyi, hükümeti, Cumhurbaşkanını da doğrudan millet seçecektir. Hükümeti millet doğrudan kuracaktır. Yapılan düzenleme sadece bundan ibarettir. Hükümeti millet kuruyor, Meclis’i millet iradesi oluşturuyor.

Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Başbakanlık Olacak Mı?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Cumhurbaşkanına Vekalet Ederken Tüm Yetkileri Kullanacak Mı?

Önerdiğimiz hükümet sisteminde; başbakanlık olmayacak.

Başbakan ve Bakanlar Kurulunun yetkilerini, halk tarafından en az yüzde 50+1 oyla seçilen ve seçim akşamı milletin kurduğu hükümetin başı, devletin başı Cumhurbaşkanı kullanacak. Böylece yürütmedeki çift başlılık ortadan kaldırılmış olacaktır.

Mevcut sistemdeki Cumhurbaşkanı – Başbakan yetki karmaşası ve siyasi çatışma ortadan kaldırılmış olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı yurtdışına çıktığında, hastalık durumu ve izinli olması halinde Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri kendisine vekalet edecektir.

Vekalet edecek Cumhurbaşkanı yardımcısının kim olacağı, hangi durumda hangi yetkileri kullanacağı sisteme geçildikten sonra Cumhurbaşkanı tarafından kararname ile belirlenecektir.

Yine Cumhurbaşkanlığı makamının bir sebeple boşalması halinde Cumhurbaşkanı yardımcısı vekalet edecek ve 45 gün içerisinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilenecektir. Cumhurbaşkanı yardımcısının bu 45 günlük sürede hangi yetkileri kullanabileceği yine çıkarılacak kararnamede hüküm altına alınacaktır.

Cumhurbaşkanı Yardımcısının seçimle geldiği ülkelerde ise yardımcı kalan süreyi tamamlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, kalan sürenin yardımcısı tarafından tamamlanması değil, derhal milletin Cumhurbaşkanını seçmesi söz konusudur.

Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde ülkeyi cumhurbaşkanı yardımcısı mı yönetecek?

Cumhurbaşkanı yardımcısı seçimle görev gelmemektedir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde geçici bir süre, sadece seçimlerin yapılabileceği en asgari sürede Cumhurbaşkanlığı makamına vekalet edebilecektir.

Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde; eğer seçimlere bir yıldan az kalmışsa Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimleri 45 gün içinde birlikte yapılacaktır.

Seçimlere bir yıldan fazla süre kalmış ve Cumhurbaşkanlığı makamı boşalmışsa 45 gün içinde sadece Cumhurbaşkanı seçimleri yenilenecek ve bu şekilde seçilen Cumhurbaşkanı kalan süreyi tamamlayacaktır. Bu şekilde seçilen Cumhurbaşkanının tamamladığı süre o kişi için dönemden sayılmayacaktır.

Saltanat mı geliyor? Tek adam, diktatörlük tartışmaları yapılıyor? Ne diyorsunuz?

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, tıpkı parlamenter hükümet sistemi gibi demokratik bir hükümet modelidir.

Milletin iradesiyle seçilen kişiye sultan denmez, yönetim şekli de saltanat olamaz. Millet kimi isterse onu seçer. Bir kere önerdiğimiz sistemde Cumhurbaşkanı en az 50+1 ile seçiliyor, milletin doğrudan oylarıyla seçiliyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı halka karşı doğrudan sorumludur. Dolayısıyla 80 milyon, yürütmenin başıdır. Bir şey denilecekse Millet Hükümeti denilebilir.

Diktatörlükte böyle bir sınır yoktur. Diktatörler kuvvetleri yetene kadar iktidarda kalır, diktatörlük halka dayanmaz. Cumhurbaşkanının meşruiyeti halk iradesine dayanır; diktatörün meşruiyeti zorbalığa, zulme veya askeri vb. vesayete dayanır.

Görev süresi de beş yıldır. Bir kişi iki defa seçilebiliyor. Süresiz bir görevde kalma söz konusu değildir.

Önerilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde; kuvvetler ayrılığı netleşmiştir. Meclis yasa yapar, Cumhurbaşkanı uygular. Kontrol denge mekanizması korunmuştur.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı ve/veya Meclis kendinin de görevini sona erdirmek kaydıyla seçimlerin birlikte yenilenmesine karar verebilmektedir.

İdarenin her türlü iş ve işlemi yargı denetimindedir. Cumhurbaşkanının suçlandırılması mümkün kılınmıştır. Cumhurbaşkanı, yüce divanda yargılanabilmektedir.

Bütçeyi de Meclis kabul etmektedir.

Bu iddialar milletimize karşı söylenmiş yalanlardan ibarettir. Önerecekleri politika, çözüm olmayınca yalana başvuruyorlar, milletimizi bu yalanlarla kandıramazlar

Share
297 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teşkilatların değişmesi değil, milletin cebinin para görmesi gerekir

    18 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partiye zarar verdiklerini düşündüğü kibirli ve çıkarcı kimseleri partiden uzaklaştırmak istiyor. Bu elbette erdemli ve ideal bir davranıştır. Fakat aslında maalesef toplumumuz hem kibir hem de çıkarcı insanları bir şekilde benimsemiş ve içselleştirmiştir. Bu söylediğimi destekleyen iki önemli atasözü var. El öpmekle dudak aşınmaz (Bu kibirli insanların varlığına bir tahammül anlamı içerir) Bal tutan parmağını yalar (Bu da bazı insanların yolsuzluk yapmasına t...
  • Cerattepe’yi Gezmeye Gelen Basın Mensupları Ön Yargı İle Geldiklerini Belli Ettiler

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde ulusal medya temsilcileri Artvin Cerattepe Maden Projesi’ne ilişkin bilgi almak üzere Artvin’e gelmişlerdi. Konu bu olmasına karşın bence bilgi almak için ön yargılarını ispatlayacak belge, bilgi veya fotoğraf çekebilmek için ön yargılı bir biçimde Artvin’e geldiklerini yaptıkları haberlerden belli ettiler. Madencilik konusunda çok fazla bilgi sahibi olmayan ve kuru kuruna bir çevre hassasiyeti içerisinde bulunan basın mensuplarının genelde yaptığı şey budur. Ülkemizde madencilik yapılmasın, yerli kaynakl...
  • Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörüne Duyrulur…

    17 Ağustos 2017 Köşe Yazıları, Melih Sıddık Dalkılıç

    Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Son zamanlarda yazar olmaktan iyice sıkıldığımı fark ettim. Neden diye sorarsanız; Artvin gibi illerde doğruları dile getirdiğin zaman “Hain” ilan ediliyorsun. Maden konusunda doğruları yazdığında “Madenci” diye yaftalamıyorsun ya da bürokrasi hakkında yazdığında “Hükümeti” eleştiriyorsun diye algılanıyor. Geçen haftalarda beni rahatsız eden konuları ele aldım. Nasıl Ak parti içinde “Metal yorgunluğu”  dile geliyorsa a...
  • Hilfu’l-Fudûl (Erdemliler İttifakı)

    15 Ağustos 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke'de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları Hz. Peygamber'in de katıldığı antlaşma. Bu sivil insiyatifin olumlu girişimleri Mekkeliler arasında takdirle karşılandı, örgüt mensuplarına karşı güven ve saygı oluşturdu. Bu örgütün, Hz. Peygamber'in kişiliğinin oluşturmasında, çevresiyle ilişkilerinin geliştirmesinde, itibar oluşturmasında etkisi büyük olmuştur. Peygamberliği ilan ettikten sonraki dönemde dahi Hilfu’l-Fudûl 'dan övgüyle söz etmiş ve "Yine çağrılsam gider katılırım...