logo

Plebisit


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Plebisit ve referandum biraz farklı olmakla beraber birbiri yerine kullanılabilmektedir.

Plebisit, demokratik halk oylamasından farklı bir özellik taşır. Hükümetler, plebisiti çoğunlukla, siyasi partileri devre dışı bırakarak doğrudan halka başvurma yolu olarak kullanır.

Plebisit, teşkilatlı ve partili muhalefeti etkisiz hale getirerek halk üzerinde hakimiyet kurma imkanı verdiğinden, iktidarlarını meşrulaştırmak isteyen totaliter rejimlerce de kullanılabilmektedir. Hitler iktidara gelişinde ve iktidarını pekiştirmek için plebisitten faydalanmıştır. [1]

Plebisitin iki sözlük anlamı vardır;

1.Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.

2.Halk oylaması.

Plebisitin kullanıldığı belli başlı seçim alanları şunlardır;

*Bir yöneticinin, bir hükümetin seçilmesi milletlerarası bir arazi meselesinin çözümlenmesi,

*Bir antlaşmanın uygulanması,

*Bir bağımsızlık veya bir başka devlete katılma kararının alınması,

*İç politikaya ait bir problemde tercihin belirlenmesi,

*Bir ülke veya bir bölgenin alternatif siyasi programlar, teklifler arasındaki kanuniliği kabul etmeleri veya reddetmesi

Plebisit kelimesinin kökeni pleb kelimesine dayanmaktadır. Plebler Roma’da yönetilen sınıfı ifade ediyordu. Karşılarında yönetici sınıf demek olan patriciler vardı.

M.Ö. 5. yüzyılın başında Patriciler ve Plebler olarak iki sınıfa ayrılmış olan Roma halkı arasında bir savaş başlar. Patriciler (Yönetici Sınıf), kendilerinin ilk senatörlerin varisleri olduklarını iddia ederek bütün idareci ve rahiplerin haklarının kendilerinde bulunmasını gerektiğini savunurlar. Buna karşı isyan eden Pleb’ler (Yönetilen Sınıf) Aventino (Kutsal Dağ)’a çekilip kendi dini ibadet yerlerini inşa ederek kendi idarecilerini (Tribunus) ve dini görevlilerini seçerler. Daha sonra iki sınıf arasında barış yapılarak “12 Levha kanunları” olarak adlandırılan ortak kanunlar yayımlanır (M.Ö. 451 – 450). Bu 12 Levha kanunları, sadece Roma hukukunun değil aynı zamanda geçmişte birçok ülke tarafından ilan edilen İnsan Hakları Beyannamesi’nin de temeli sayılmaktadır. Bu kanunlar dizisi ile iki toplum arasında daha önce hiç olmayan adalet ve dürüstlük mekanizması kurulmuş ve güçler Patrici’li ve Pleb’li büyük toprak sahipleri tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her iki halk grubu da seçme seçilme hakkına sahip olmuştur.[2]

Plebler (Latince: plebeius) antik Romada ayrıcalıklı patrici sınıfından ayrı olarak Roma vatandaşlarının genel bütününü oluştururlardı. Bu kavram günümüzde bazı toplumlarda genellikle orta ve alt sınıflar için kullanılsa da Roma döneminde plebler oldukça zengin ve nüfuz sahibi olabiliyorlardı.[3]

Aslı Eski Roma’da pleb meclislerinin aldığı karar manasındaki plebiscifum’a dayanan plebisit, Fransa’da 1789 devrimi sonrasında halk hakimiyetinin bir ifadesi olarak görüldü ve yaygınlık kazandı. Daha sonraları milletlerarası problemlerin çözümünde de kullanıldı. [4]

[1] http://www.turkcebilgi.com/plebisit

[2] http://www.turkcebilgi.com/patriciler_ve_plebler

[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Plebler

[4] http://www.turkcebilgi.com/plebisit

Share
495 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...