logo

Partiler Konuşuyor, Ya Seçmen Ne Diyor?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Seçim tarihi yaklaştıkça siyasi partilerin parti programları da bir bir açıklanmaya başlandı. Genellikle genel yazılar yazmayan bir gazeteci olarak hafif genel yazarak yerele konuyu indirgemeye çalışacağım.

Öncelikle Türkiye’de seçmenin kafasının belki de son 5 seçim içerisinde kafası en çok karıştığı seçimler bu seçimler olacak. Seçmen, siyasi partiler tarafından o derece etkilenmeye çalışılıyor ki, vaatler havada uçuşuyor. Aslında bu seçimin belki de sonuçları açısından değerlendirme yaptığımızda vaatlerin seçimi olacak.

Ya vatandaş “Onlar konuşur, AK Parti yapar” sloganı ile seçim kampanyasını gerçekleştiren iktidar partisine oy verecek, yada vaatleri ile parti programlarını açıklayarak seçim kampanyalarını düzenleyen diğer siyasi partilere oy verecek.

Açıkçası seçime yakın bir sürede tahminlerimi net olmamakla birlikte yayınlayacağım; ancak seçmenin genel anlamda seçim havasında olmadığını belirteyim. Son günlerde siyasi partilerin vaat üzerine vaat yayınlamaları seçmeni bir nebze seçime kilitlemeyi başarmış olsa da; seçim havasının tam olarak herkese yayıldığını söyleyemem.

Bu seçimde şöyle bir tahminim var. Seçimde oy kullanma oranı bir önceki seçime göre daha düşük olacak. Gerek üniversite sınavlarına kısa bir süre kalmış olması gerekse de seçmenin siyasete olan uzaklığı seçimde oy kullanmanın önüne geçecektir. Seçmenin siyasete olan uzaklığının birinci sebebi umutsuzluk, ikinci sebebi ise sonucun değişmeyeceğine olan inançsızlık. Bunun yanı sıra da siyasete soğukluk ve ilgisizlikte oy kullanmama nedeni olacak.

Artvin’de seçmen ne istiyor ve ne söylüyor?

Artvin’de seçmen bir iki parti dışında adaylardan pek memnun görünmüyor. Bu sebeple de seçim heyecanına katılmıyor. Siyasi partilerin merkez atamaları yıllarca seçmeni siyasetten uzak tutan bir sebep olmuştur. Seçmen kendi arzuladığı isimleri listede göremediği için demokrasinin de tam anlamıyla işlediğine inanmıyor. Bu vesile ile de kim seçilirse seçilsin, benim adayım değil ki diyor.

Kendi adayının listede olduğunu gören seçmen ise zaten yakınlığı ve siyasi partisinin faaliyetlerine katılımından kendisini gösteriyor. Bu noktada MHP’nin adayı Muhammet Altunal’ın oluşturduğu coşku güzel bir örnek olur. Bir değişim, bir talebin karşılanmasının bulduğu karşılık ayan beyan ortada. Seçim sonuçlarına ne derece yansıyacağını 7 Haziran tarihinde göreceğiz. Hayırlısı diyelim.

Ancak Artvin’de seçmen adaylardan genel sorunlar açısından seçmenin beklentilerine karşılık bulan partinin bir adım önde olacağını düşünüyorum. Seçmen hem genel politikalar hem de genel başkanlar nezdinde oy vereceği partiyi belirliyor. Bu seçimde yerel hedeflerde bir nebze seçimde etken olacak olsa da, bence asıl liderler üzerinden bir değerlendirme olacak. Tabi ki burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ciddi ciddi bir etkisinin olacağını düşünüyorum. Son bir aya kadar bu derece önde gözükmeyen Erdoğan’ın öne çıkmaya başlaması siyasetin rengini de sonucunu da etkiledi. Şuana kadar Erdoğan’ı görmek isteyenler AK Parti saflarında, görmek istemeyenler diğer partilerin saflarında yer almaya ve yığıldılar. Kararlarını vermeyen seçmen bence oy verip vermeme noktasında kararını veremedi. Sandığa gidip oy vermeli mi, yoksa vermemeli mi noktasında karar aşamasındalar. İşte tam burada Artvin’deki adayların olumlu yada olumsuz etkisi ortaya çıkıyor.

Burada tabi ki benim net tahminlerim var ancak seçimi şuandan bitirmek istemem yada etkilemek. Biraz daha zaman geçmeli. Kararlar netleşmeli.

Seçmeni etkilemek isteyen iktidar partisine önerim, Artvin’e dair projelerini ortaya koymaları ve de Başkanlık sistemi ile Recep Tayyip Erdoğan’ı daha fazla gündeme getirmeleridir. Tabi ki iktidar partisinin ilçe belediyeleri noktasında ve özellikle de merkez belediye noktasında ciddi atılım içerisine girmesi gerekiyor. Son bir ayda Artvin’de bol açılış ve temel atma etkinliği olmalı. Bunlar olursa seçime olumlu yansır diye düşünüyorum. Hani, “Onlar konuşur AK Parti yapar” sloganı var ya, işte tam bu slogana göre yapılan yatırımlar ve yapılacak olan yatırımların temel atma törenleri önemli. Ha birde Cankurtaran Tüneli’nin açılışı ve arabaların oradan geçişinin de olumlu katkısı olacaktır.

Muhalefete gelince bence genel politikalardan ziyade yerel politikalara eğilmeleridir. Benim muhalefete naçizane dinlerlerse birkaç önerim olacak. Bir kere kesinlikle iğreti söylemlerde bulunmamalılar. Unutmasınlar ki ana hedef iktidar partisinden oy almaktır. Eğer bu ülkede son Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimlerde seçmenin yüzde elli civarında bir seçmen AK Parti’nin tercihlerine oy vermiş ise bu seçmeni tahrik etme anlamına gelir. Seçmen bu tür durumlarda tercihte bulunduğu görüşten kopmak yerine kilitlenmeyi tercih ediyor. Bunun geçmişte bu kadar örneği var iken halen benzer hataların yapılıyor olmasına hayret ediyorum. Muhalefetin gerek kampanya müzik ve söylemlerinde gerekse de seçim çalışmalarında bu söylemi bırakması lazım. Seçmene eksikliklerden bahsetmek, hedeflerini anlatmak ve vaatlerini sıralamak seçmeni daha mutlu ediyor. Yerel eksiklikleri nasıl düzelteceklerini anlatmak seçmene heyecan veriyor. Ama seçmenin daha önce oy verdiği yere hakaret edilmesini hoş karşılamadığı ayan beyan ortadadır.

Aslında seçmenin ne dediğini çözmek kolay. Halkın arasına girerek tarafsızca ve ön yargısız bir biçimde seçmen ile kimliklerini beyan etmeden sohbet ederlerse bence seçmenin isteğini anlarlar.

Bu seçimin ilimize ve ülkemize hayırlı olması dileğiyle.

Share
936 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...
  • İstismar

    20 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İstismar, semereden gelir. Semere; ürün, meyve, mal, kazanç için kullanılan güzel manaya sahip bir kavramdır. İstismar; semere almak, semere elde etmeyi istemek manasındadır. Semere, fayda üretme olgusunu, sonuçta elde edilen bir verimi ifade eder ve olumlu bir anlam alanı oluşturur. İstismara dönüştüğünde anlam alanı birden olumsuzlaşır. Semeredeki verim ve fayda, istismarda üretene dönük, kurgulayıcının yararına dönük hale gelir; üretenine fayda ama başkasına zarar veren bir kavramsallaştırmaya kapı aralar, doğrudan bireysel yarar ve çıkar ...