logo

reklam

Özellikle Gençler Okusun…


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’a hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Bu gece ağır bir metal kokusu var üzerimde, biraz efkarla karışık sanki… yazımı kaleme dökerken, Youtube’den müzikler açtım. Suavi’nin şarkılarını severim, fikirlerini sevmesem de Suavi’yi dinlerken Doktor Hikmet Kıvılcımlı düştü aklıma, nereden düştüğünü bilmediğim. Devrimin ne demek olduğunu anlayan ve anlatmaya çalışan devrim adamı! hayatını okumanızı tavsiye ederim. Çünkü çok şaşıracaksınız. Kominist parti kurucularından olan Kıvılcımlı hayatının tamamını Devrime adamış kafasında türettiği kusursuz yönetim şeklini İslamla harmanlamış evet yanlış duymadınız “İslamla harmanlamış” zamanında ve zamanımızda kendi siyasi düşüncesinde olanların dahi anlamadığı Kıvılcımlı o zamanda ve günümüzde olan sözde devrimcileri şöyle tarif etmiştir.

“Sıffıyn savaşında namuslu ve yiğit müslüman saflarını bozmak için Tefeci- Bezirgan Muaviye askerlerinin mızraklarının uçuna Kur’an ı takarak “Herkesten koyu müslüman”  olduklarını göstermek istedikleri gibi gibi “Sosyalizm demagogları da” Marks’ın Kapitalini ve başka “kutsal kitapları” kalkan gibi kullanacaklardır. “Toplum polisinin kalkanları ne ise onlarınki de odur.” Nitekim Toplum polisi ne kadar toplumcu ise demagoglar da o tür “Sosyalistlerdir.”

Doktor Kıvılcımlı ne güzel de özetlemiş, yıllardır fikir bazında tek kuruş bile olmayan kişileri devrim öncüleri olarak gördüler. Ancak en az bir asırdır yürünen yolun sonu olmadığını ve barışın bu şekilde gelmeyeceğini anlamadılar. Bu vesileyle Doktor Kıvılcımlıyı da anmış olalım. Özellikle Sosyalist düşünceye yakın olan arkadaşlarıma sesleniyorum. Bir kere açın Kıvılcımlı okuyun. Hiç pişman olmazsınız. Gerçek kurtuluşun İslamla sentezlenmiş sosyalizmle olacağını çok iyi anlatmıştır.

Devam…

Dün Meral Akşener Artvin’e geldi. Hoşgeldi iyi geldi de bazılarının ifade ettiği gibi engellemeler olmadı. En iyi otel de dinlendi en iyi salonda konuşma yaptı. Kimse otel ve ya salon kapatmadı kendisine hatta polis en üst seviyede güvenlik aldı ve dahi inönü caddesi araba trafiğine kapatıldı. Ya ALLAH aşkına “Şeddeli Diktatör” diyenlere soruyorum. Hangi dikatatör bunu yapar. Özgürlükleri bile Ak Parti döneminde yaşar oldunuz. 90’lı yıllarda siyasi iradeyi eleştiren yeni parti kuracaksınız da sokaklarda bu kadar rahat gezeceksiniz ha…

gençler bilmez de eskilerde çok çabuk unuttu. Genç kardeşlerim bundan sonraki yazım sizlere orta yaşlı ve tonton dedeler ise hatırlamak için okuya bilirler.

Mesela “Kırk paralık adam” nereden çıkmış hikayesini okuyun… iki öğrencinin polis kurşunuyla nasıl öldüğünü öğrenin.

Mesela 1946 seçimlerine gelin Türkiye çok partili seçimlere geçmiş amma “Açık oy gizli sayım” ne demek öğrenin.

Mesela 1950’lere gelin Demokrat parti ilk “Gizli oy, açık sayım” millet vekilliği seçimlerinde  %55,2 oy alıyor. ALLAH aşkına nasıl bir bezmişlik durumu ki adil olan ilk seçimde bir siyasi parti %55.2 oy alabiliyor. Bu konu iyi araştırılmalı hatta sosyoloji bölümlerinde kürsü açılmalı. Ayrıca Cumhuriyetin kurulmasından sonra 27 yıl iktidarda kalan ve 1950 seçimlerinden sonra bir daha iktidara gelemeyen Chp’ye en büyük zararı İnönü vermiştir. Öyle ki;  Atatürk’ün ölmesiyle beraber paralardan dahi resmini kaldıran ve İnönü’nün resmini paralara bastıran İnönü chp’si o günden sonra bir daha iktidara gelemedi. Neden İnönü Chp’si dedim. Çünkü Atatürk Dönemi Chp’si çok ama çok farklı, o zamanlarda Elitler partisi değildi Chp, köylü partisiydi… Anadolu’da İnönü’ye rağmen köylü Chpliler vardı. Sahi şimdi onlar nereye gitti?

Mesela 1960’a bakın Menderes neden idam edildi. Hem Menderes öyle sıradan bir adam değildi. Bu ülke’de başbakanlık yapmış bir adamdı. Bunlar başbakanı bile astırlar. Bu benim nacizane tespitimdir. Menderes’in asılma sebebi Atatürk’ü koruma kanunları olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlamayın Atatürk’ü koruma kanunlarını çiğnemedi. Atatürk’ü koruma kanunlarını O’nun DP’si çıkardı. Yani Atatürk’ü kimden korudu siz anlayın…

Mesela 1970’lere gelelim. Deniz Gezmiş’e gelelim. Sahi kim astı O’nu, Nihat Erim kimdi? Nihat Erim Hangi partiliydi. Ve Asılmasın diye iki elini birden havaya kaldıran Erbakan neredeydi. Bunu sosyalisler anlamaz ancak onları en fazla anlayan Rahmetli Erbakan idi. Evet beyler Deniz Gezmiş’i asan Nihat Erim kim?

Mesela 1980’lere gelelim. Darbe alışıla gelmiş bir durumdu sanki; 1960, 1971, 1980, 1997 ve son onlarak 15 Temmuz hain darbe kalkışmasını saymıyorum. Çünkü hamd olsun başarılı olmadı. Kalan 4 darbe girişiminde Türkiye hep 10 yıl geri gitti. Özellikle 1980 darbesine uzanan yolu okumanızı tavsiye ederim. Bizim çocuklar başardı lafı ne demek öğrenin… yazmaya kalkarsak günler alır. 1980 den sonra Terör nasıl olurda hemen bitti…

Mesela 90’lı yıllar merkez sağ hükümetlerini hizaya sokmak için hep bir Terör olayları dizayn edildi. 1970 lerde temeli atılan ve 1980 de darbeyle nihayete eren sağ sol olayları yerini hain pkk terörüne bırakıyor. Türkiye’nin gelişmesini önlemek isteyen iç ve dış mihraklar bu dönemde pkk nın en kanlı katliamlarına zemin oluşturdu ve Türkiye 30 senedir bu çibandan kurtulmaya çalışıyor. Ancak o dönemlerde tek sorun pkk değildi. Neredeyse her altı ayda bir değişen hükümetler, zamlar, faizler, bankerler hepsi bu dönemdeçıktı. Ak parti eğer tek başına iktidara gelmeseydi. Her halde 2017 yılında 100. Hükümet kurulurdu.

Geldik 2000 li yıllara bu dönem dönüşümün başladığı yıllardır. Tek başına iktidara gelen Ak Parti kendisinden önceki bütün Hükümetlerin yaptığı yatırımları ve sanayi atılımını 15 sene gibi kısa bir sürede tamamladı. Uçurumun kenarında olan, Anayasa kitaplarının ve yazarkasaların havalarda uçuştuğu Türkiye’yi Avrupa Standartlarıyla yarışır halde getirdi. Bakın Ak Parti döneminden önce kaç tane hava alanı varmış, şimdi kaç tane var? Bakın kaç tane hastane varmış, şimdi kaçtane var? Kişi başına düşen hasta yatağı sayısına bakın! Biz çocukken ambülansı ancak ayda bir görürdük. Şimdi en ufak bir sinir krizinde en geç 10 dakika içinde kapıda… dahası derslikle Tüm Cumhuriyet döneminde yapılan derslik sayısını 15 yıllık Ak Parti hükümetleri ikiye katladı. Her ile Üniversite yapıldı. Duble yollar ki 15 yıl önce bir türlü bitmeyen 1980 lerde temeli atılan karadeniz otoyolunu iktidara gelir gelmez hızlı bir şekilde 5 yılda tamamladı. Eskiden yanı başımızda olan Trabzon’a 8 saatte gidilirdi. Takılırdın bir kamyonun peşine, sollayamazdından da git git bitmezdi.

Yani lafın uzunu ahmaklara edilir, genç kardeşlerim bu ülke öyle babadan miras kalmadı kimseye yıllardır ince eleyip sık dokumayla bu günlere gelindi. Şimdi bazı televizyon kanallarında çıkıp mabal okuyanlara bakmayın siz. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Ve sözlerime yine Hikmet Kıvılcımlı’nın cümleleriyle son verelim…

“Hangi ülkede hangi çocuğun kaç lokma ekmek yiyeceğine, servet sahiplerinin bir araya geldikleri kahvaltılarda ve yemeklerde karar verilir.” Hikmet Kıvılcımlı

Share
175 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...
  • Taşeron işçileri insan onuruna aykırı kötü şartlarda çalıştırılıyorlar.

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron işçileri düşük ücretle çalıştırılan işçilerdir. Aylarca ücret alamadıkları zamanlar olur. Tazminat ödemeden işten çok kolay çıkarılabilirler. Sendikalı olmalarına izin verilmez. İşçi haklarını hararetle savunan sendikalar bile taşeronların sorunlarını hiç görmezler. Kadrolu işçiler tarafından bile dışlanırlar. Hani hak aramak için Ankara’ya eylemlere gidip halay çeken sendikalı işçiler var ya, taşeron işçilerinin durumu onların hiç birisinin umrunda değildir. Taşeron işçileri görev tanımı dışındaki işlerde...
  • Taşeron

    14 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Taşeron bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverendir. Fransızca’daki "tacheron" kelimesinden gelir. Fransızca tacheron "başkasına ait yükümlülüğü ücret karşılığında üstlenen kimse, iş yüklenen kimse" sözcüğünden alıntıdır. Büyük bir işin yalnız kendi uğraşı alanına gi...