logo

Otacı


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Eski Türkçe ota- “şifalı otlarla tedavi etmek” fiilinden +çI sonekiyle türetilmiştir. Otaçı “şifalı otları bilen kişi, hekim” demektir. [1]

Çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında hekim veya eczacı anlamında kullanılan bir unvandır.[2]

Kaynak: http://www.tiptarihimuzesi.com/index.php/oda-7-ecza-deva-otaci/

Kaynak:http://www.lezzetyolu.com/

Otaçı ve emi olarak isimlendirilen hekimler, kamların aksine bitki, hayvan ve mineral kökenli ilaçlarla hastalarını tedavi ederlerdi.

Otacı, ot kelimesinden türetilmiştir. Eski Türkçede ot, tıbbi bitki, ilaç, zehir ve kendiliğinden yetişen bitki anlamındadır. Otacı ise, otamak (ilaç yapmak) fiilinin köküne meslek bildirme eki (cı, çı) getirilerek türetilmiş Türkçe bir kelime olup hekim anlamındadır. [3]

Uygurca otacı ya da şifacı olarak anılan ilk ruh hekimleri tedavide ilaçların yanında musikiyi de aktif olarak kullanıyorlardı. Selçuklu ve Osmanlı darüşşifaları da  bu hakimlerin tedavisi üzerine inşa edildi. Hekimlerin musikişinaslığı çok kadim bir gelenektir. Bu geleneğin ilk temsilcileri Şamanlardır. Uygurca’da ‘hastalıkları gideren, acıları dindiren, çılgınlıkları, saraları yatıştıran, hastalara ilaç yapan kimse’ anlamında, ‘Otacı’ ya da ‘Şifacı’  olarak anılmış olan Şamanlar bilinen ilk hekimleri, hatta ilk ruh hekimleridir. Otlardan yaptıkları ilaçların yanında musikiyi de aktif bir şekilde tedavide kullanmışlardır. O devirlerde Şamanlardan başka hiç kimse ilaç yazamıyor ve tedavide de musikiyi kullanamıyordu.

Müzik doktorluğun ilk şartıdır. Türklerin özellikle İslamiyeti kabulden sonra hekimlikle musikiyi mecz eden bir geleneğe sahip olduklarını biliyoruz. 9. y.y.ın ünlü hekimlerinden Yakub El-kındî ilk Türk musikisi nazariyatını yazan kişidir.[4]

[1] https://www.etimolojiturkce.com/kelime/otac%C4%B1

[2] https://nedir.ileilgili.org/otac%C4%B1

[3] https://sifacim.wordpress.com/turk-kulturunce-otaci/

[4] http://www.star.com.tr/yazar/turklerin-ilk-sifacilari-hekim-musikisinaslar-yazi-862365/

Share
82 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...
  • Zaptiye

    10 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Arapça ḍabṭ ضبط  "tutma, denetleme, disiplin altına alma" sözcüğünden türetilmiştir.  "II. Mahmut zamanında kurulan kırsal güvenlik askerine verilen ad"  "1869'da kurulan polis teşkilatının adı" Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli kuruluşlara verilen ad. Kaynak:http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com/2013/09/401-osmanli-ordusunda-reform.html Kaynak: https://laiksozluk.net/zaptiye_20725 İslam’ın zuhurundan itibaren varlığı bilinen zabıta işleri Emeviler devrinde kurumlaşmaya başlamıştır. Bu döne...