logo

Osmanlı’nın Savaş Meydanlarında Şehit Olan Başbakanları (Sadrazamları)


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Osmanlıda savaş meydanında şehit olanlar sadece sıradan insanlar, askerler değildi. Osmanlıda büyük adamlar da savaş meydanlarında şehit olabiliyordu.

Giriş

Sadrazam demek padişahtan sonra devleti temsil ve idare eden ikinci adam demekti. Sırmalı kaftanlara, murassa silahlara, güzel koşumlu atlara herkesten önce onlar layıktı. Ama demediler ki biz seferden geri dururuz. Bilakis, bırakınız savaşı çadırdan idareyi, bizzat kır atlarının üstünde yalın kılıç cenk ettiler. Bazısı gazi iken, bazısı da şehid düştüler.[1]

Bu baş vezirlerin (sadrazam) özelliği mührünü aldıkları padişah adına fevkalade yetkili ve ani karar verebilen baş görevliler olmalarıdır. Hele sefer esnasında Serdar-ı Ekrem unvanını alan başvezir tuğralı boş kağıtlara padişah adına ferman yazdırabilir. Sulhta dahi memleketin bir ucundan bir ucuna asayiş için askerleri, inşaatlar için işgücünü sevkedebilir. Cezalandırma yetkisi padişahınkine yakındır.[2]

Osmanlılar, tarih sahnesine çıkışlarından itibaren i‘lâyı kelimetullah uğruna Kafkaslardan Anadolu’ya, Balkanlardan Avrupa içlerine kadar seferler düzenlemişlerdir. 17. asrın sonuna kadar padişahlar da ordunun başında bu seferlere iştirakle muharebeleri bizzat idare etmişlerdir. Hatta çoğu gazi olmuşken Sultan Birinci Murad gibi cenk meydanında şehid düşmüş müstesna bir padişah da mevcuttur.[3]

Şehid Sadrazamlardan Bazıları

Atik Ali Paşa: İkinci defa 1506- 1511 tarihleri arasında sadrazamlık görevinde bulunmuş 1511 de Savaş alanında şehit olmuştur. İlk şehit sadrazamdır.[4]

Hadım Sinan Paşa: 1516-1517 yılları arasında sadrazamlık görevinde bulunmuştur. Yavuz Sultan Selim devrinde sadrazamlık etmiş, İran ve Mısır seferlerinde yararlıklar göstermiş vezirlerdendir. Saraydaki hadım kölelerden olup sarayın büyük işlerine geçtikten sonra vezirlikle dışarıya çıkarılmış ve Iran seferinde yararlık gösterdiği için Sultan Selim’in gözüne girmiştir. 28/Nisan/1516 yılında sadrazam olmuştur. [5]

Mısır seferinde ’çok değerli hizmetleri görülmüştür. Tomanbay ile yapılan son savaşta Yavuz Selim’i ele geçirmeğe karar vermiş olan cesur Çerkezler, onu padişah sanarak 22/Ocak/1517 de şehit ettiler. Yavuz Sultan Selim’ in «Mısır’ı aldık ama Sinan’ı kaybettik» demesi meşhurdur.

Fazıl Mustafa Paşa: Avusturya seferindeki Fazıl Mustafa Paşa, Salankamen’de düşman ordusuyla karşılaştı. Çok yoğun çarpışmalar sonucu Avusturya Ordusu’nda ilk dağılmalar başladı, bu arada Kırım Hanı’nın ordusu da Osmanlı Ordusu’nun yanında savaşmak için ilerliyordu.

Tam savaş devam ederken Fazıl Mustafa Paşa’nın alnına isabet eden bir kurşun sebebiyle ölmesi Osmanlı hatlarının çözülmesine yol açtı. Osmanlı Ordusu’nun bocaladığını gören Habsburg kuvvetleri tam taarruza geçtiler. Kırım Hanı savaş yerine geldiğinde dağılmış Osmanlı Ordusu ile karşılaştı.[6]

Elmas Mehmet Paşa: Elmas Mehmet Paşa 11 Eylül 1697 tarihinde Zenta Muharebesi sırasında savaşarak öldü. Bu savaş Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları’nın bir dönüm noktası olup Osmanlı ordusu Savoy Prensi Eugen komutası altındaki Avusturya ordusu karşısında yenilgiye uğramıştır. 20.000’den fazla Osmanlı askeri ölmüştür ve ölenler arasında Sadrazam Elmas Mehmet Paşa, bazı kubbe vezirleri, eyalet ve sancak paşaları ve Yeniçeri ağaları vardır. Bunun başlıca nedeni savaşın en kritik noktasında yeniçerilerin sadrazama karşı ayaklanmaları olmuştur. Tarihçi Dimitri Kantemiroğlu Elmas Mehmet Paşa’nın yeniçeriler tarafından öldürüldüğünü yazmaktadır. Avusturya ordusu savaştan sonra birçok ganimet ele geçirmiştir. Elmas Mehmet Paşa’nın üzerinde bulunan Mühr-ü Hümayun Avusturyalıların eline geçmiştir.[7]

Tayyar Mehmet Paşa: IV. Murat’ın Bağdat Seferi sırasında sadrazam Bayram Paşa yolda vefat edince ruznameci İbrahim Efendi’nin tavsiyesi üzerine sultan tarafından orduya çağrıldı ve kendisine 27 Ağustos 1638 tarihinde sadrazamlık görevi verildi. Bağdad kuşatması 15-16 Kasım’da başladı ama Aralık sonlarına kadar şehrin düşmesi gecikti. Bundan sinirlenen IV. Murad sadrazama şidetli bir emir göndererek surlara yapılacak şiddetli genel hücumla kalenin biran evvel ele geçirilmesini istedi. 24 Aralıkta surlara bir genel hücum başlatıldı ve Sadrazam Tayyar Mehmed Paşa şahsen serdengeçtilerin başına geçerek kalenin en önemli birkaç burcunu bu birlikle eline geçirdi. Ancak bu arada elinde kılıcı ile öldürüldü. Kuşatmanın 40. gününde ağır kayıplara uğramış bulunan Safevî kale komutanı Bektaşhan, vire ile teslim oldu. Tayyar Mehmed Paşa’nın mezarı, aynı şehirde savaşta ölen babası Mustafa Paşa’nın mezarı yanında, İmam-ı Azam Türbesi Mezarlığı’ndadır. Sultan IV. Murad’ın onun savaşta ölmesine çok üzülmüş olduğunu gizleyememiş ve Ah Tayyar, Bağdad kalesi gibi yüz kaleye değerdin..diye hayıflandığı bildirilmiştir.[8]

[1] http://yedikita.com.tr/sehid-sadrazamlar/

[2] http://www.milliyet.com.tr/-/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/21.09.2008/993689/default.htm

[3] http://yedikita.com.tr/sehid-sadrazamlar/

[4] http://www.bandirmayasam.com.tr/myazdir.php?id=3016

[5] http://www.bandirmayasam.com.tr/myazdir.php?id=3016

[6] https://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1-Kutsal_%C4%B0ttifak_Sava%C5%9Flar%C4%B1#Sava.C5.9Flar.C4.B1n_kronolojisi

[7] https://tr.wikipedia.org/wiki/Elmas_Mehmed_Pa%C5%9Fa

[8] https://tr.wikipedia.org/wiki/Tayyar_Mehmed_Pa%C5%9Fa

Share
570 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehir Efsanesi

    19 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Şehir efsaneleri kaynakları bilinmeyen, doğrulukları ispatlanamamış ama dilden dile, nesilden nesile özenle aktarılan hikayelerdir. Birçok folklorik hikâyede olduğu gibi şehir efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez ama genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmış hikâyelerdir. Bu hikâyelerin isimlerinin "şehir efsanesi" olmasına rağmen konularını şehirden almaları gerekmez. Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar. Bu ayrımı daha iyi vurgulayabilmek...
  • Türkiye 24 Haziran’da Dünya Gücü Haline Gelecek

    16 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Selim Çiftçi

    Seçmen 24 Haziran seçimlerine memleket meselesi olarak bakıyor. Seçmen güçlü meclis, güçlü lider, güçlü hükümet anlayışına yönelecek Seçmen koalisyonlarla ülke istikrara kavuşamadığını gördü Seçmen Diyarbakır da, Çankaya da olduğu gibi kepenk kapatmıyor özgür iradesiyle oyunu kullanıyor. Seçmen tarihin seyrini değiştirecek olan Türkiye’yi düşünecek Seçmen Milli ve yerli devlet sistemi ne oy verecek Seçmen küresel köle olmaya hayır, küresel güç olmaya evet diyecek Son on yılda dünyanın çehresi değişti diyen sabah yazarı Fahrettin Altun öz...
  • Seçim Çalışmalarını Değerlendiriyorum. Sırada MHP Var

    11 Haziran 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    24 Haziran’a az bir süre kala diğer partilerde olduğu gibi MHP’de de hareketli günlen yaşanıyor. Milletvekili adayları bir o ilçede, bir bu ilçede koşturmaya devam ederlerken, MHP’nin il ve ilçe teşkilatları da çalışmalarını sürdürüyor. Belki ekonomik anlamda diğer iki rakibine göre MHP çok güçlü olmasa da emin olun ki çalışma azmi ve kararlılığı açısından MHP’yi hiçte eksik görmüyorum. Öncelikle milletvekili adaylarının performanslarına şöyle bir göz atmak gerekiyor. MHP’nin iki adayı da çok iyi çalışıyor. İnanılmaz bir efor sarf ediyorlar....
  • Nasreddin Hoca gerçekte kimdir?

    11 Haziran 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türk halkının mizah sembolü Nasreddin Hoca hazırcevap, insanları kırmadan doğruyu söyleyen, yeri geldiğinde kendisiyle de alay etmeyi bilen bir zattır. Fıkralarının çoğunda tarlasında, bağında çalışır, eşeğinin sırtına binip ormana odun kesmeye gider. Bazen de evinin tamiriyle veyahut hanımının dırdırıyla meşguldür. Kimi zaman da bir alim, bir kadı, bir hekim ya da bir elçi olarak karşımıza çıkar, taşı gediğine koyar ve çekilir kenara. Peki Nasreddin Hoca gerçekte kimdir? Kaynak: http://frialsupratman.blogspot.com/2017/10/nasre...