logo

Osmanlıda telefon


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Osmanlılar yeniliklere karşı olmak bir tarafa çağın şartlarına göre mümkün olan en kısa sürede ülke topraklarına taşımışlardır.

Graham Bell’in telefonu icat etmesinden 21 ay sonra, 21 Aralık 1877’de Osmanlı’da ilk telefon görüşmesi yapıldı. [1]

Alexander Graham Bell’in, 1876 yılında telefonu bulmasıyla haberleşmede yeni bir devir açılıyordu. İlk ticârî telefon ABD’de aboneli olarak kurulmuş, Siemens, 1922’de ilk kadranlı telefonu îmâl etmiştir. Bugün kadranlı, tuşlu, hattâ görüntülü telefonlar, otomatik ve elektronik santrallarda gelişmesine devâm etmektedir.

Ülkemize ilk telefon makinası Sultan İkinci Abdülhamîd Han zamânında Bell’in keşfinden sâdece üç yıl sonra 1879’da gelmiş ve 2 yıl sonra da 1881’de İstanbul’da Posta ve Telgraf Nezâreti ile Postane arasına ilk telefon tesisi kurulmuştur. 1909’da 50 hatlık manyetolu lokal bataryalı bir santral şimdiki Büyük Postahaneye monte edilmiştir. Düzenli ve teşkilatlı ilk telefon şebekesi 1911 yılında faaliyete başlamış, 1914’te 9600 hatlık Tahtakale, 6400 hatlık Beyoğlu ve 200 hatlık Kadıköy merkezi hizmete verilmiştir. 1926 yılına kadar İstanbul’dan başka yerde telefon şebekesi yoktu. İlk şehirlerarası telefon 1929’da Ankara-İstanbul, ilk milletlerarası konuşma 1931’de İstanbul-Sofya arasında yapılmıştır. Ülkemizde 1923’te 13 santralda 8450 telefon abonesi varken, 1984 sonunda abone sayısı 1.197.000 olmuştur.[2]

Osmanlıda kadın telefon memurları bile varmış.

Yavuz Selim Karakışla’nın yazdığı “Osmanlı Kadın Telefon Memureleri 1913” isimli eser Osmanlıdaki kadın memurelerin hikâyesini anlatmaktadır. [3]

Telefonun Osmanlı’nın hayatına girmesi ile beraber kurulan telefon santralleri sayesinde yeni bir iş kolu doğdu; telefon operatörlüğü.  Avrupa’da daha çok kadınların çalışan olarak tercih edildiği telefon santrallerinin, Osmanlı’da uzun süre kadınların çalışmasına uygun olmadığı düşünüldü. Kadınların uzun mücadelesinden sonra, 1913 yılında, yedi Müslüman kadın Dersaadet Telefon Anonim Şirket-i Osmaniyesi’nde işe alındı. Bu yedi kadının arasında ilk kadın tiyatrocu ve ilk santral memurelerimizden Bedia Muvahhit de yer aldı.[4]

[1] http://www.biltekhaber.net/osmanlidan-gunumuze-aloda-ericsson-imzasi.html

[2] http://www.ilkkimbuldu.com/haberlesmeyi-kim-buldu/

[3] http://www.idefix.com/kitap/osmanli-kadin-telefon-memureleri-1913-yavuz-selim-karakisla/tanim.asp?sid=CWF7O5K6QK6K785S21YZ

[4] http://www.biltekhaber.net/osmanlidan-gunumuze-aloda-ericsson-imzasi.html

 

Share
918 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...