logo

Örf ve Adetin Farkı


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

 

Örf her zaman doğrudur, adetler ise yanlış olabilir. Örf, işle ve sözle; adet yalnız işle ilgilidir. Düğün yapmak bir örftür, düğünü kötü gören bir toplum yoktur. Başlık parası istemek ise adettir, yanlış bir uygulamadır. Bu nedenle gittikçe terk edilen bir adettir.

I.Giriş

Örf ve adet terkibini de sık sık kullanırız. Örf ve adet birlikte kullanılır, ama neye örf, neye adet dediğimiz belli değildir. Bu yazı ile neye örf neye adet diyebileceğimizi belirlemeye çalışacağız.

Örf ve adet, tanımlamayı güçleştirecek şekilde birlikte kullanılan iki sosyolojik terimdir.[1]

Örf ve adet kavramları genellikle birlikte kullanılmakta ve kavramların bu birlikteliğinden hareketle her iki kavram bakımından ortak değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak; “örf” ve “adet” kavramları farklı anlamlara sahiptir.

II.Örf ve adetin faklılıkları

1.Örf her zaman doğrudur, adetler ise yanlış olabilir

Örf; iyi karşılanan ve kabul olunan, bu nedenle de aklıselimin iyi gördüğü şey olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla da örfün zıddı ancak kötü olandır. Adet ise, “itiyad edilen, işlenegelen şey” demektir.  Teamül ile adet anlam itibari ile aynı şeyi ifade etmektedir.  Örf ve adet kavramları arasındaki bu temel anlam farkı nedeniyledir ki;  örf her zaman iyi olandır ancak adetler kötü de olabilir.

Bu anlam farklılığından yola çıkarak; her iki kavram için tamamıyla ortak sonuçlara varmanın doğru bir yaklaşım olmayacağı söylenebilirse de, hukuk literatüründe bu iki kavram birlikte ve aynı anlamda kullanılmaktadır. Örf ve adet hukuku yerine, “teamüli hukuk ” veya “yapılageliş hukuku ” gibi ifadeleri tercih eden yazarlar da bulunmaktadır.[2]

2.Örf, işle ve sözle; adet yalnız işle ilgilidir.

Örf sözlü örf ve ameli örf olabilir. Adetler ise sadece amellerde görülür, sözlü adetler yoktur.

Adete teamül de denir.[3]

III. Örf ve adet ayrımı ile ilgili örnekler

1)Evliliklerde düğün yapmak bir örf’tür. Adet ise topluluklar da yerleşmiş usul, kaide ve göreneklerdir. Örneğin bazı bölgelerde gençlerin erken evlendirilmeleri bir adettir.[4]

2)Komşularla iyi geçinmek, kimsesizlere yardım etmek, büyüklere saygı göstermek, anne babaya hürmet etmek, misafir ağırlamak toplumumuzda önem verilen örflerden bazılarıdır. Aynı şekilde düğün, nişan, sünnet merasimleri düzenlemek, bayramlarda kutlama yapmak da birer örftür. Ancak bunların yapılış şekli daha çok adetlerle ilgilidir. Örneğin ülkemizin değişik şehirlerinde, kasabalarında farklı düğün merasimleri yapılması bir adettir. Düğün yapmak örf iken bu törenin yapılış şekli adet olarak nitelendirilir.[5]

3)Örf, kanun olmadığı halde, belirli bir toplumun bireyleri arasında ortak, halk tarafından alışkanlık olarak uygulanan, bulunulan yer ve durumun şartlarına göre teşekkül eden, akla uygun ve dince iyi kabul edilen davranış kalıp ve kurallarıdır. Bir başka deyişle örf, toplumdaki bireyler için hayati önemi olan belirli durumlarda en uygun davranışı belirleyen kurallardır. Adam öldürmemek, ırza tecavüz etmemek gibi. Örflere aykırı hareket edenler şiddetle cezalandırılırlar. Bunlar çoğu defa bir toplumun kanunlarına kaynaklık ettiklerinden, sözü edilen cezalar kanun yoluyla verilir, İslam hukukunda da örf, hakkında kesin hüküm bulunmayan konularda vazgeçilmez bir hukuk kaynağıdır.

Adet ise, bir toplumda öteden beri uygulanagelmiş yazısız, gelenekle nesilden nesile geçen, halk arasında tatbik edilen, iyilik ve kötülük değer hükümlerine göre yapılması ve yapılmaması gereken hareketleri belirten kurallardır. Resmi toplantılarda koyu renkli takım elbise giymek, sabahları kahvaltı yapmak, yemekte bıçağı sağ elle tutmak gibi. [6]

[1] http://www.enfal.de/sosyalbilimler/o1/010.htm

[2] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/13847

[3] https://www.turkcebilgi.com/%C3%B6rf_ve_adet

[4] http://nenedir.com.tr/orf-ve-adet-nedir/

[5] https://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:Rrng4zFOylEJ:https://www.frmtr.com/lise-bilgi-istekleri/6336386-orf-ve-adetlerin-dinle-iliskisi.html+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

[6] http://www.enfal.de/sosyalbilimler/o1/010.htm

Share
337 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hiç Kimse Vazgeçilmez Değil, Peygamberler Hariç

    20 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Hiç kimsenin vezgeçilmez olmadığını lise döneminde çok erken bir zamanda fark eden bir kişiyim. Teneffüste özellikle alt sınıflardaki öğrenci arkadaşlar ödevlerini yaptırmak ve soru sormak için etrafımı bir petek gibi sararlardı. Lise döneminde bizim okulda neredeyse ödevini yapmadığım bir öğrenci yoktur. Bu durumdan dolayı nefsime bir gurur gelmişti; “ben mezun olursam bu öğrenciler ödevlerini nasıl yapacaklar” diye merak ediyordum. Lise 1989 yılında bitti. Öğrencilerin benden sonra ödevlerini nasıl yapacaklarını takip etmeye b...
  • Münafık kafirden eşeddir (daha şiddetli, daha zararlı, daha beter)

    19 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Münafık, kafirden eşeddir, daha zararlıdır. Münafıklar, dostlar dairesinde sokulup ifsat ederler. Bir kafir insanlığa zarar vermeden insanlar içinde geçinip gidebilir, ama kalbinde nifak olan bir münafık, akrebin, sokmadan ve zehirlemeden lezzet alması gibi insanlar arasında özellikle de Müslümanlar içinde fesat ve nifak çıkartmaktan zevk duyar bir haşeredir. Münafık: İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından Müslüman görünen kimse, asli manasını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi İslam toplumu içinde -çeş...
  • Artvinliler Olarak Kadir Topbaş ve Faruk Çelik’e Büyük Vefasızlık Yaptık

    16 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bu yazıyı yazarken çok düşündüm. Yazıyı yazıp yazmama noktasında kararsız kaldım ancak kendimi vefasızlar arasında görmediğim için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Ben vefasızlığı kabullenemiyorum. Bu sebeple belki bir hatırlatma olur, belki biraz bu iki değerimize ve yazımda yine adından bahsedeceğim Müsteşar Nusret Yazıcı’ya karşı hemşerilerimiz tarafından birazcık da olsa vefa gösterilmesine vesile olur diye bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Değerli okurlarım, benim 1996’lı yıllardan sonra gerek insani gerekse de siyasi olarak Ar...
  • Merdi Kıpti Şecaat Arzederken Sirkatin Söyler

    16 Kasım 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler başka bir deyişle Mert Çingene hırsızlığıyla övünür, demektir. Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler. Aslında sözün aslı ''Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler.''dir. "Şecaat arzederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözünün geçtiği ve Koca Mehmed Ragıp Paşa'ya ait olan beyit aşağıdaki gibidir: “Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun Şecâ'at arz ederken Merd-i Kıbtî sirkatin söyler”  18.yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp...