logo

reklam

On Emir


Selim Çiftçi
selimciftci@08olay.com

1-ZORBALARDAN DEĞİL, ALLAH”TAN KORKACAKSINIZ!

Zorbalardan değil, sadece Allah’tan medet umacaksınız!

Zorbaların, zalimlerin, insanlık ve hakikat düşmanlarının değil, yalnızca Allah’ın ”Mevlâ”nız (dostunuz, sığınağınız, dayanağınız) olduğunu asla unutmayacaksınız!

Allah’tan başkasını Mevlâ edinenlerin, belâsını bulacağını iyi bileceksiniz!

Bugün önünüzü açan küresel zorbaların, yarın, ipinizi çekmekten çekinmeyeceklerini asla göz ardı etmeyeceksiniz!

 

2-TAKİYYE’YE DEĞİL, TAKVA’YA SARILACAKSINIZ!

 

Takiyyeciliğin ikiyüzlülük; Takva’nın ise ikiyüzlülükle yüzleşmek, ikiyüzlülüğü yenmek, yalnızca Allah’a yönelmek olduğunu idrak edeceksiniz!

Takiyyeciliğin, insanın kimliğini, niyetini ve hedefini gizlediğini ama sonunda, kişinin kalbini körleştireceğini, kişiliğini bitireceğini bileceksiniz! Ve hem takiyyenin anası İran’a saldırıp hem de takiyyecilik yapmaya kalkışmayacaksınız!

İhtirasın değil, ihlasın peşinde koşturacaksınız!

Kendi ihtiraslarınız, kendi ”şebeke”nizin iktidarı için ülkeyi yangın yerine çevirmeye, kaosun eşiğine sürüklemeye hakkınız olmadığını unutmayacaksınız!

Ülkeye verdiğiniz maddî-manevî zararın bilançosunu çıkarıp derhal Allah’tan af, milletten özür dileyeceksiniz!

 

3-KARDEŞLERİNİZE DEĞİL, ŞER GÜÇLERE TUZAK KURACAKSINIZ!

 

Bu ülkede ”ipler” hâlâ bu ülkenin çocuklarının elinde değil. Türkiye, fiilen teslim alınmadı ama zihnen teslim alındı; dışarıdan sömürgeleştirilemedi ama içeriden sömürgeleştirildi ve yüzyıldır tarihten sürgün edildi.

Öte yandan İslâm dünyası kan ağlıyor. İslâm dünyası, iki asırdır, Batılıların esareti altında yaşıyor: Batılılar insan haklarını, hukuku ve vicdanı hiçe sayarak diktatörleri ve darbeleri destekliyor her fırsatta.

Türkiye’nin, bölgenin umudu olmaya başladığı, ”altın vuruş”u yapmaya hazırlandığı kritik bir zaman diliminde, mazlum ve masum halkların, çilekeş Müslümanların umudunu söndürmeye kalkışmayacaksınız.

Şer güçlerin güçlerine güç, zulümlerine zulüm katma cinayetine ortak olmayacaksınız.

Birlikte yola çıktığınız kardeşlerinizi arkadan vurmayacaksınız. Kardeşlerinize de, ülkenizin kimsesiz insanlarına da ihanet etmeye ve tuzak kurmaya kalkışmayacaksınız!

İlle de birilerine tuzak kuracaksanız, Müslümanlara ve ülkenize değil, şer güçlere tuzak kuracaksınız! Şer güçlerin oyunlarını bozacaksınız!

 

4-MEVZİLERİNİ YİTİRENLERİN MUVAZENELERİNİ DE YİTİRECEKLERİNİ BİLECEKSİNİZ!

 

Yerinizi bileceksiniz. Yerinizi terketmeyeceksiniz!

Şer güçlerin estirdikleri ayartıcı küresel rüzgârların önünde sürüklenmeyeceksiniz.

Zalimlerin yanında değil, mazlumların yanında mevzileneceksiniz.

Mevzilerini yitiren insanların muvazenelerini / dengelerini de yitireceklerini ve düşeceklerini bileceksiniz!

Mevziyi aslâ terketmeyeceksiniz! Zaman mevziyi koruma zamanıdır.

Mevzi’nin, küresel şebekelerin hatlarını korumak değil, ülkemizin ve mazlum halkların direniş, diriliş ve varoluş koridorlarını açmak olduğunu aslâ unutmayacaksınız.

 

5-ARAÇLARI, AMAÇLARIN ÖNÜNE GEÇİRMEYECEKSİNİZ!

 

Araçları amaçların önüne geçirdiğiniz andan itibaren, amaçlarınızı da, yolunuzu da, istikametinizi de yitireceğinizi unutmayacaksınız!

Araçları putlaştırdığınız zaman, ”amaca ulaşmak için her yol mübahtır” Makyavelist ilkesizliğin bütün ilkelerinizi yerle bir edeceğini bir kenara not edeceksiniz!

Başarıya değil, hakikate odaklanacaksınız!

Ölçünüz, başarıya kilitlenmek değil, hakikatin izini sürmek olacak!

Ayartıcı araçlara ve kışkırtıcı şer güçlere değil, Hakk’a ve Hakk’ın diriltici hakikatine ve rahmet elçisine boyun eğeceksiniz!

 

6-ZALİMLERİN DEĞİL, MAZLUMLARIN ÇOCUKLARI İÇİN GÖZYAŞI DÖKECEKSİNİZ!

 

Zira zalimlerin çocukları için döktüğünüz gözyaşının, yarın, mazlumların çocuklarını önüne katarak silip süpürecek bir zulüm seline dönüşeceğini, bu selin sizi de, bizi de boğacağını aslâ unutmayacaksınız.

Müslümanlar için beddua etmeyeceksiniz; dua edeceksiniz sadece!

Eğer ille de beddua edecekseniz, zalimler için, hakikat düşmanları için, insanlık düşmanları için beddua edeceksiniz!

Müslümanların önünde takoz olmayacaksınız; hakikat düşmanlarının, insanlık düşmanlarının önünde takoz olacaksınız!

 

7-CEMAAT BAYRAĞINI DEĞİL, ÜMMET BAYRAĞINI DALGALANDIRACAKSINIZ!

 

Kör ve körleştirici bir ”cemaat” bilinciyle değil, diriltici ve herkese ruh üfleyici bütün cemaatleri kardeş bilen ümmet bilinciyle hareket edeceksiniz! Ümmet bilinciyle hareket ettiğiniz zaman, cemaatin cemadata / taşa dönüşmesini önleyebileceğinizi bileceksiniz!

Kardeş olacaksınız, türdeş değil.

Kalbiniz, cemaatinizin çocukları için değil, ümmetin masum ve mazlum çocukları için atacak!

”Cemaat” bayrağını değil, Ümmet bayrağını dalgalandırmaya bakacaksınız!

 

8-AÇIK OYNAYACAKSINIZ

 

Kirli oyunlara, kirli yöntemlere, kirli ittifaklara başvurmayacaksınız!

İç ve dış şer şebekeleriyle karanlık ittifaklar kurarak Müslümanlar için, ülkeniz için kirli oyunlar tezgâhlamayacaksınız!

Hangi güç odaklarıyla, ne tür ittifaklar içine girdiğinizi açıklayacaksınız!

 

9-HAKİKATİ TESLİM ALMAYACAKSINIZ, HAKİKETE TESLİM OLMAYA BAKACAKSINIZ!

 

Hakikati teslim almaya kalkışırsanız, ortada hakikatten eser kalmayacağını unutmayacaksınız!

Hakikatin çocuğu olmaya bakacaksınız! Hakikati ”çocuğunuz”, ”oyuncağınız” yapmaya, hakikatle oynamaya, hakikati oyuncağa çevirmeye kalkışmayacaksınız!

”Hakikat ben”im”, ”benim hakikatim tek hakikattir” demeyeceksiniz. Tıpkı Bediüzzaman gibi, ”Ben, hakikatin bende”siyim, hizmetçisiyim”, diyeceksiniz! Yoksa Hakk’ın sillesini yemekten kurtulamayacağınızı aslâ unutmayacaksınız!

 

10-SİLLE-TOKAT YESENİZ DE ÜLKENİZİ TERKETMEYECEKSİNİZ!

 

”Hangi akla hizmet Frengistan’da bu kişi!” dedirtmeyeceksiniz!

Frengistan’da, İslâm düşmanlarının, hakikat ve insanlık düşmanlarının ellerinde istedikleri zaman, istedikleri şekilde sizi kullanacaklarını unutmayacaksınız!

Ülkenizde nefes alıp vereceksiniz! Hakikat diye bir derdiniz varsa, bunun çilesini ülkenizde çekeceksiniz!

Tıpkı Bediüzzaman gibi, sille yiyecekseniz, tekme yiyeceksiniz ama aslâ ülkenizi terketmeye yeltenmeyeceksiniz!

Mücadelenizi ülkenizde vereceksiniz! Eğer mücadelenizi Frengistan’da vermeye kalkışırsanız, bunun bedelini isteyeceklerini aslâ unutmayacaksınız!

Frengistan’da bedel olarak sizden izzetinizi satmanızı isteyeceklerini aslâ gözardı etmeyeceksiniz!

İzzetinizi yitirdiğiniz zaman, hizmetin hezimete dönüşeceğini iyi bileceksiniz!

Ek: Geldiğiniz noktayı göreceksiniz artık: Dostlarınızı düşman, azılı İslâm düşmanlarını dost yaptığınızı bile göremiyorsanız hâlâ, Allah kurtarsın sizi, diyorum. Vesselâm.

NOTLAR

1-Okuduğunuz bu metnin her bir maddesi, en az bir âyet, hadis ve Bediüzzaman’ın külliyatından bir sözün şifrelenmesinden oluşturuldu.

2-Bu yazı, sadece Cemaat’i değil başta kendim olmak üzere herkesi göz önünde bulundurarak kaleme alındı.

3-Bu yazı, yaklaşık 3 haftalık zaman sürecinde hazırlandı. Yusuf Kaplan y.Şafak

-Yazıyı aynen yayınladım. Hoşça ve dostça kalın

Share
367 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Berta (Ortaköy) için yapılması gereken birkaç şey

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Geçen hafta Cuma günü milletvekili aday adaylarımızdan Sayın Akay Tekin Bey ve Hilmi Yazıcı Bey ile birlikte önce Ardanuç Geçitli Köyü muhtarı Hakan Öztürk’ü, sonra da Berta’yı (Ortaköy) ziyaret ettik. Berta 750 haneli ve yaklaşık 3000 nüfusu olan bir yer. Berta Nerdeyse küçük bir ilçe. Berta’da bankamatik olup olmadığını sordum, yok dediler. Sadece bir posta telgraf acentesi olduğunu söylediler. Bence Berta’da bir banka şubesi ile birlikte bir bankamatik olmalı. Yakın zaman önce Artvin AK Parti merkez ilçe başkanı seçilen Be...
  • Ordinaryüs Profesör, dışarıda sıradan unvan iken ülkemizde hocalar hocası olarak görülmüş

    12 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: sıradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Aslında Avrupa’da vasıfsız profesörler için eskiden kullanılan, ayni "yardımcı doçent" örneğinde olduğu gibi bir ast unvanıdır. Ama karizmasının da etkisiyle, yurt dışında profesör unvanı alıp Türkiye’ye gelen akademisyenlerin adında görülmesiyle, taşıdığı "sıradan" anlamı (ordinary: siradan), "aşmış" anlamına evrilmiştir. Türkiye, "ordinaryüs" kelimesinin olumlu anlam...
  • Ben Cumhurbaşkanının Yerinde Olsam Ekonomi Kurmaylarını Hemen Görevden Alırım

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Yazdığım yazılarda genellikle ekonomik rakamlar ve halkın ekonomisine ilişkin önemli uyarılarda bulunduğumu bilirsiniz. Hükümetin dikkat etmesi gereken en önemli işlerden birinin ekonomiyi çizgiden çıkarmamak olduğunu ifade etmiştim. Görünen o ki yakın gelecekte ülkemizi ciddi bir ekonomik kriz bekliyor ve hükümetin tüm dikkatini bu işe vermesi şart gibi görünüyor. Türkiye pek çok yönüyle kuşatma altında. Bir takım dış güçler içerideki odakları da kullanarak ülkemize sürekli oyunlar oynayarak ülkemizdeki yöneticileri kıskaca almaya çalışmakt...
  • Sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) kucak açmalıyız

    11 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ettiyse biz de Washington'u Kızılderililerin başkenti ilan ederiz. Biz de sürgünde bir Kızılderili devletine (diasporasına) ev sahipliği yapmalıyız. Belki bu düşündüklerimiz ABD için küçük bir tehdit olarak değerlendirilebilir. Sinek küçük ama mide bulandırıcı derler. ABD’nin midesi bulanınca ayağının altındaki halıyı daha rahat çekeriz ve onu tökezletebiliriz. Şimdi Barbar Avrupa ve Amerikalıların Kızılderili soykırımına biraz değinebiliriz. Kristof Kolomb, Hindistan’a varmak üzere çıktığı ...