logo

Öküz Mehmet Paşa


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

“Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor”

17. asır kıymetli devlet adamlarından Öküz Mehmet Paşa, Sultan I. Ahmet Han’ın vezirlerinden ve damatlarındandır. “Vezir” ve “Damat” Mehmet Paşa olarak da bilinir. Sultan I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde, ilkinde iki yıl, ikincisinde on bir ay olmak üzere iki defa “Sadrazamlık” makamına getirilmiştir. Hakkında “edip ve vakur, vezir-i sahib-i şu’ur” denmiştir. 1621 senesinde vefat etmiştir.[1]

Asıl lakabı “Oğuz” olmasına rağmen eski yazıdaki kef ve kaf harflerinin karıştırılmasından dolayı muhalifleri onu babasının mesleğinden mülhem “Öküz” Mehmet Paşa diye anarlar. Bu lakap meselesiyle ilgili diğer bir rivayete göre ise de, Paşa kendi adına bir cami yaptırırken taş taşıyan arabanın öküzünün birinin sakatlanmasıyla hayvanın yerine girip arabayı çekmesinden dolayı bu lakap takılmıştır ve Mehmet Paşa bundan dolayı bu lakapla anılmaktan gocunmaz, hatta şeref duyar. Paşanın diğer lakapları da “kara” ve “damat”tır.

Bu mübarek hayvanın Paşamıza lakap olmasıyla ilgili şöyle hadise anlatılır ki; Mehmed Paşa bir gün dostlarıyla çadırda sohbet ederken dışarıda bir öküz böğürür. Bu sesi işitenlerin yüzünde müstehzi bir tebessüm belirir. Bunu farkeden Paşa’nın kendisi de tebessüm ederek, “Bana sesleniyor ve kendi cinsinin gayri eşekler ile ne diye görüşüp halleşiyorsun diyor!” deyiverir.[2]

Bu olayın anlatıldığı bir başka rivayete göre, Öküz Mehmet Paşa’nın da katıldığı bir sefer sırasında, çadırında bir grup askerle toplantı yaparken bir öküz çadırın altından kafasını sokarak uzun uzun Paşa’yı izlemiş. Yanındaki askerler kendilerini gülmemek için zor tutarken hayvan gitmiş. Aradan az bir zaman geçtikten sonra tekrar gelen hayvan kafasını aynı yerden sokarak Mehmet Paşa’ya yine uzun uzun bakmaya başlamış ve bunu gören askerler artık kendilerini tutamayarak kahkahayı basmışlar. Herkes gülmekten kırılırken, Öküz Mehmet Paşa, “Bu hayvan bana ne diyor biliyor musunuz?” diye sormuş; “Hadi senin kim olduğunu anladım da, bu yanındaki eşekler neyin nesi?” diye soruyor.[3]

Bir Nalbant Çocuğu Başbakan Oluyor

Osmanlı Devleti’ni dönemin diğer devletlerinden ayıran temel özelliklerden biri de soylu sınıfın olmayışı, daha doğrusu ortadan kaldırılmış olmasıdır. Böyle bir devlette herhangi bir makamda yükselmeyi sağlayan temel kriter de haliyle asalet değil, liyakat olmaktadır.

İşte Ulukışlalı Ali ustanın oğlu Mehmet de, daha küçük yaşta zekası ve yeteneği ile insan sarraflarının dikkatini çeker ve eğitilip kabiliyetlerinin çiçek açması için 1567’de Enderun’a alınır. Bu saray üniversitesinde ciddi bir eğitimden geçerek kendini yetiştiren bu nalbant çocuğu, İç Kiler Kethüdarlığı`ndan Silahtarlığa kadar birçok kademede rüştünü ispatlar ve yavaş yavaş ikbal basamaklarını zirveye doğru tırmanır.[4]

[1] http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr/2016/01/okuz-mehmed-pasa-ve-iki-hikayesi.html

[2] http://gencdergisi.com/6050-namus-abidesi-bir-sadrazam-kara-mehmed-pasa.html

[3] http://www.yeniakit.com.tr/kimdir/%C3%96k%C3%BCz_Mehmed_Pa%C5%9Fa

[4] http://gencdergisi.com/6050-namus-abidesi-bir-sadrazam-kara-mehmed-pasa.html

Share
260 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Artvin’de bir lise dindarlar tarafından terk edildi.

    18 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Bu liseye gitmek zahmetliydi, fedakarlık gerektiriyordu. Bu liseye dindar öğretmenler ders anlatmaya gitmedi, yöneticiler de yönetim görevini kabul etmedi. Bu liseye gitmek için fedakarlık yapacak dindar kişi bulma sıkıntısı yaşanıyor. Lafa gelince kimse dava kelimesini ağzından düşürmüyor ama icraat yok. Polemik olmaması için bu lisenin hangi lise olduğunu söylemeyeceğim, ama merak eden olursa özel olarak kulağına fısıldarım. Anlayana sivrisinek saz demişler. Anlaması gerekenlerin anladığını düşünüyorum. ...
  • Artvin’de Dindar Sivil Toplum Kuruluşlarının Bölünmüşlüğü Son Bulmalı

    17 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ "Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimet...
  • Yürüyen Merdivenleri Kazandırdığı İçin Kocatepe ve Ekibine Teşekkür Ediyorum

    13 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bazen bir takım duyumlara ve söylemlere şahit oluyorum ve de bunlara çok üzülüyorum. Kocatepe döneminde bir şey yapılmadığını söyleyenlerin olması gerçekten de çok üzücü. Hani burada yapılanları yazmaya kalksam 30-40 sayfa yazacağım yatırım ve hizmet çıkarda şimdilik kalsın diyerek kendimi engelliyorum. İnsafsız olmamak gerek. Sadece bir yürüyen merdivenin yapılması bile geçmişte bir seçim kazanma sebebi olabilirdi. Bugün Kocatepe döneminde yüzlerce hatta binlerce yatırım ve hizmet yapılmışken hiçbir şey yapılmamış demek birazcık insafsızlık ol...
  • TOPLUM HAYATINI DÜZENLEYEN KURALLAR

    11 Aralık 2018 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    1.DİN KURALLARI 1.1.Tanım Allah tarafından konulmuş olan, peygamberler ve kutsal kitaplar aracılığı ile insanlara iletilmiş olan kurallardır. 1.2.Din Kurallarının Uygulanma Alanı Din, evreni yaratan ve yöneten insanüstü ilahi bir varlığa inanmayı ve ona ibadet etmeyi emreder. İnsanların Tanrı ile olan ilişkilerini düzenler. Bununla beraber, bütün dinler insanların sadece Tanrı ile olan ilişkilerini değil, insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen hükümleri (emir ve yasaklar) içerir. Bir diğer deyişle, dinler hem uhrevi (öteki al...