logo

Okumayan Çok Şey Kaybeder


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Varlığım kudreti elinde olan ALLAH’A hamd olsun, yeniden yazmak nasip oldu. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki; yalçın dağlar adeta ruh iklimimize yansıyor. O dağların yalçınlığı ve hırçınlığı yöre insanını tanımlamakta yetiyor. Evet, belki hırçın ve asabiyiz, ancak; konu vatan ve millet olduktan sonra inanırım ki bütün Artvinli kardeşlerim görüşleri ne olursa olsun, bir taraftadır. Bunu 15 Temmuz hain kalkışmada gördük. Sağcı, solcu ocu, bucu demeden herkes bir aradaydık. Yarın çok ama çok önemli bir seçim var. Bana soruyorsunuz. “Öncekilerde de önemli dediniz, bizi mi kandırıyorsunuz?” kardeşlerim; öyle bir bölgede yaşıyoruz ki; yarışı kazanmak için önümüzdeki engelleri aşmamız lazım. Bu öyle bir engelli koşuki her seçimde engel daha bir büyüyor. Bundan sonraki seçim daha önemli ve zor olacak. Çünkü tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye oluşana kadar durmadan, çalışmalıyız.

Türkiye’nin siyasi tarihi çok karışıktır. Belki de kurtuluş savaşında bağımsızlığı kazandık ama ekonomik bağımlılık hep sürdü. 18 milyon km2 den 783.562 km2 düşürülmüş olsak da Dünya üzerinde Türk milletinin ve devletinin etkinliği hep sürdü. Bugün İran ve İngiltere’den sonra en iyi diplomasi yöneten bir ülke olduk. Kadim geçmişimizden örnekleri hem kendi kitlemize hem de uluslar arası arenada göstererek bu milletin büyüklüğü ve vatana bağlılığı herkes tarafından görülür oldu. Evet yarın Türkiye için farklı olacak, 90 yıl öncesi için mükemmel bir sistem olan Parlamenter sistem artık çağın ihtiyaçlarına cevap veremedi. Cumhurbaşkanlığı sisteminden önce; Özellikle %50’nin altında kazanılan her seçim sonrasında muhalefetin “toplumun yarısından bile oy alamadan toplum yönetilemez.” Eleştirilerini haklı bulmuştum. Çünkü bu ülke azınlık hükümetlerini gördü. Haydi size Türkiye’nin siyasal geçmişini ve haritasını çizelim.

İlk azınlık hükümeti İsmet İnönü tarafından 1963’de kurulmuş olan 28. Azınlık hükümetidir. 1974’de Sadi Irmak hükümeti ve Bülent Ecevit başkanlığında 1977’de kurulan 40. Hükümet güven oyu alamayan azınlık hükümetleridir. 1979 yılında Süleyman Demirel Tarafından kurulan Azılık Hükümetini ise MHP ve o zamanki Erbakan’ın partisi MSP dışarıdan desteklemiştir. Tabi arada 80 darbesi oldu demokrasi 5 yıllığına askıya alındı sonrasında ANAP hükümetleri ülkeyi tek başına doksanların başlarına kadar yönetti ve tek başına iktidara gelmenin avantajı ile Türkiye atılıma geçti. 1995 gelindiğinde Tansu Çiller tarafından 25 günlük 51. Hükümet kuruldu o da güven oyu alamadan siyaset sayfalarına gömüldü. 1995 seçimi sonrasında ANAP ve DYP’nin kurduğu güvenoyu almasına rağmen Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilen güvenoyu yoklaması bir daha yapılmamasına da karar verilip bu hükümetin 3 ay içinde istifa ettirilmesine zorunluluk oluşturuldu. Yine Anasol-D ve son olarak Bülent Ecevit Başkanlığında ANAP ve DYP’nin dışarıdan desteklediği hükümetler de azınlık hükümetidir. Yani yeterli milletvekili sayısına dahi ulaşmadan belki de toplumun %10’unun oyunu alarak iktidara gelindi.

Dostlarım geçmişte ki tecrübeleri yazmakla sayfaları bitiremeyiz ancak aldığımız dersleri geleceğimiz için uygularız. Eğer bugün AK Parti Hükümetleri olmasaydı; Türkiye kualisyon pisliğinden bitmiş ve daha erkenden başkanlık sistemine geçmiş olacaktı. Aslında AK Parti hükümetlerinin getirdiği güven ortamı “Başkanlık sisteminin” gecikmesine neden oldu. Sevgili okurlarım bu bazı kesimin düne kadar “Toplumun yarısının dahi oyunu almadan iktidara geldi.” demeleri zaten durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Son günlerde yapılan anketlere bakınca iyice aklım şaşıyor. Önceki seçimlerde bazı siyasal partilere yakın olan bazı anketörler kalkıp; bu seçimde Cumhur ittifakı böyle oy olacak. Millet ittifakı önde olacak falan, filan demelerine çıldırıyorum. İçimden demek geliyor ki “La sen daha önceki seçimlerde

%10 şaşma payı ile anket yapmışsın sana kim inanır.” Amma inananlar var işte, Garip… bana sorarsanız son 7 seçimi adeta oy oranına kadar bildin: bu seçim nasıl olacak derseniz? Bence cevaben Cumhurbaşkanlığı %52-55 Erdoğan Alır. %26-28 oranında İnce alır. 8-10 oranında Akşener alır. % 7-10 oranında Demirtaş alır. % 1 de diğer adaylar alır. İşte %100 tutturmak için bu oranlar içerisinde kaymaları siz yapın. Altan da hesap etsen, üstten de hesap etsen bu oranların üstüne de zor çıkarsın, altına da zor inersin. Yani beyler ilk turda bu iş biter. Haaa milletvekilliği seçiminde ne olur? Ak Parti % 45-47 bandında Chp 22-25 bandında Mhp % 8-11 bandında Hdp 7-9 bandında iyi parti % 5-7 bandında oy alır. Durum gayet nettir. Yarın akşam görürsünüz! İNŞALLAH YARADAN bizi utandırmaz.

Gelelim Yerel Siyasete

Bugün uzun bir yazı kaleme aldım. Çünkü yarın çok ama çok önemli o yüzden ben yazmaktan sıkılmadım. Siz de okumaktan sıkılmayın. Artvin yapısı gereği sosyalist bir şehirdi ancak son zamanlarda yapılan hizmetler ve Ak Parti Milletvekili İsrafil Kışla’nın pozitifliği Eski İl Başkanı Erkan Balta’nın çalışkanlığı Artvin’de hizmetlerin doğru değerlendirilmesi ve bütün topluma ulaşmasına neden oldu. Özellikle o dönemde ki 8 ilçe belediyesinden 7 sini alması ve alınan bu belediyelerin daha önce yapılmayan hizmetleri yapması; bir farklılık oluşturdu ve sosyalit olan bir şehir artık Ak Parti’nin kalesi oldu.
Ancak Artvin’de siyaset yapmak çok zordur. Çok sevdiğim bir siyasetçi Abimin de dediği gibi; Şehir küçüldükçe siyaset büyür. Evet Artvin küçük ama siyaseten çok büyük ve ağırdır. Başka şehirlerde 10 tane milletvekilinin yapamadıklarını Artvin’in tek milletvekilinin yaptığını görüyoruz. İşte Artvin siyasetinin Türkiye’de ki ağırlığı budur. Özellikle Kışla’nın Ankara’da ki Nüfusu ve saygınlığı Artvin’e hizmet olarak geri geldi. ALLAH Kışla’dan razı olsun. Kışla’nın da istediği budur. Bir de bu siyasetin büyüklüğünün başka boyutu var. O da; içeride herkesin işi siyasetle çözme çabasıdır. VALLAHİ de BİLLAHİ de iki gün önce benimde orda bulunduğum bir canlı yayın sonrasında sohbet ederken; Vekil beye öyle bir talep geldi ki güler misin, ağlar mısın? Şaka falan değil adam ciddi ciddi falan bir şehirde özel hastanede yatıyor. Odasında ki televizyonun kumandası çalışmıyormuş da Kışla’dan bu şehirdeki bir yetkiliye ulaşmasını istedir. Arkadaş yeter artık adamlar bu kadar basit sorunlara kadar her şeyle ilgileniyorlar. ALLAH aşkına artık eleştirmeyi bırakın. Herkes yatırımları görüyor. Yaptıklarını görüyor. Bu yukarıda yazdığım durumun benzerleri Balta’nın da başına geliyor. Amma bazı kesim altından varaklı yollar dahi yapsanız eleştirip kitlelerin aklını alıyor. Artvin’in zenginleri olan bu kitle unutuyor ki; yatırımları hükümet getirmezse işletmelerinizi kapatıp kazandığınız paraları gerisin geri iade etmek zorunda kalacaksınız. Eğer bu ülke de ki durum değişirse en çok siz zarar göreceksiniz. Bizim durumumuz ortada fırtına taştan ancak toz alır. Siz kendinizi gökdelen zannediyorsunuz ya bakın sizden ne gider.

Son olarak bazı kesim var seçimde yüksek oy almak için olmadık iftiraları utanmadan, arlanmadan, namussuzca ortaya koyuyor. Ha sağ siyaset geleneğinde iftira ve yalanı bırakın. Utandırıcı ve onur kırıcı olaylar siyasilerin başına gelse dahi gündeme getirmek yoktur. Bir seçim kazanmak için başkasının onuru ve gururu hak etse dahi ayak altına alınmaz. Buna güvenip de iftira atanlara sesleniyorum. Gün gelir bu suskun sağ kesim ortaya delilleri ortaya koyarsa işte o zaman sokağa çıkamaz hale gelirsiniz. Ha bunlarda iftira değil saklı gerçekler olur. Yine de Artvin’in konjektörünü bilerek sakin bir seçim olacağını düşünüyorum.

Yarın ki seçimde sandığa giderken Artvin’e yapılan yatırımları ve hizmetleri çantaya koyup yanınızda götürün. Eğer hizmet ve refahın devam etmesini istiyorsanız. Oyunuzun rengini belli edin. Güzel günlerde başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Share
565 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çırak etmek

    25 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kaynak:https://www.karabulut.co/bizim-nesil-icin-usta-cirak-iliskisi/ Köken olarak çırak kelimesi Farsça çarāġ veya çirāġ چراغ  "kandil, meşale" sözcüğünden alıntıdır. Sözlük anlamı olarak çırak “bir yerde uzun süre çalıştıktan sonra geçimini sağlayabilecek duruma erişmiş olan kişiye bağımsız çalışması için izin vermek.” anlamına gelmektedir. Köleler, bilhassa cariyeler belirli bir yaşa geldikten sonra daha evlenme çağı geçmeden ailenin itimad ettiği bir kimse ile evlendirilerek kendilerine yüklü bir cihaz (çeyiz) ve bir de evceğiz verilirdi...
  • Kelâm-ı kibâr – كلام كبار

    23 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kelam, söz; kibar, büyükler manasına gelir. O halde kelâm-ı kibâr “büyüklerin sözleri” anlamına gelir. Din büyüklerinin, büyük devlet adamlarının, ulu kişilerin, ahlakçıların söylediği kısa ve özlü sözler için kullanılan kelâm-ı kibâr, söyleyeninin bilinmesi bakımından atasözlerinden ayrılır. Bu özelliğiyle vecizeye benzer. Ancak vecizeler hemen her konuda söylendiği halde, kelâm-ı kibârdaha çok dini, tasavvufi, ahlaki ve toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren konularda söylenir. Sözlü kültürün vazgeçilmez unsurları olan kelâm-ı kibârları...
  • Kavl-i leyyin

    21 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kaynak:https://zsenturksohbetler.wordpress.com/2011/01/03/kavl-i-leyyin-yumusak-ve-tatli-konusmak/ Kavl-i leyyin,  Arapça bir ibare olup, “yumuşak sözle anlatma. Kırıcı olmama, suçlamama, hakaret etmeme, bağırıp çağırmama, nazik ve kibar olma, gönül okşayıcı olma” demektir. Yani sert ve enaniyetli olmayan söz anlamındadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere; sert olmayan, muhatabı kırmayacak ve muhatabın sözü söyleyen kişiye karşı sert ve kırıcı tavır almamasını sağlayacak sözdür. Kavl-i leyyin’ in içeriğini biraz daha genişletecek olursak, bir i...
  • Hayvansever HAYDİKO’ya destek olmalıyız.

    20 Nisan 2019 Erhan Kırmızı, Genel, Köşe Yazıları

    Kaynak:http://avrasyavizyon.com/istanbulda-sahipsiz-kopeklerin-hamisi-vardi/ 1.Giriş HAYDİKO (Hayvanları Doğayı İnsanları Koruma) Artvin’de faaliyet gösteren, sokak hayvanlarını koruyup yaşatmaya çalışan bir dernektir. Ben de bir süredir faaliyetlerini takip etmeye çalışıyorum. Gerçekten sahipsiz kedi ve köpekleri korumak ve yaşatmak için olağanüstü çaba harcıyorlar. 2.HAYDİKO’ya niçin destek olmalıyız? Bu derneğe destek olup kedi ve köpeklere sahip çıkmamız için bir sürü sebep var. Birinci sebep: Hayvanlara vefa borcumuzun olmasıdır. Ke...