logo

reklam

Öğretim Görevlilerinin Akademik Konumu


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Özet: Öğretim görevlilerinin “kaim kişi statüsü” ve “sui generis statü” olmak üzere iki tür statüsü vardır. Öğretim görevlileri ile okutmanlar öğretim yardımcıları değildir.

I.Kaim Kişi Statüsü

1.Öğretim Görevlileri Öğretim üyeleri yerine kaim olan öğretim elemanlarıdır.

2547 Sayılı Kanunun 31. Maddesi’ne göre;

“Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlı birimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veya herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri ile tanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler.”

“atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler” ibaresinden öğretim görevlisinin öğretim üyesi yerine kaim olduğu yani öğretim üyesi yerine ikame edildiğini anlıyoruz.

2.Öğretim görevlisinin hukuki durumu Borçlar hukukunda kaim kişi denilen statüye benzemektedir. 

Kaim olmak: Bir başka şeyin veya kişinin “yerinde geçen” anlamında kullanılır. İlk Osmanlı kağıt paralarına da bu yüzden “altın para yerine kaim olan belge” anlamında kaime adı verilmiştir.[1]

“Yerine geçen” anlamındaki “kaim”, halk diline “kayın” olarak geçmiştir.[2]

“Kaim kişi, borcu, borçlunun ifa yardımcısı sıfatı olmaksızın borçlu yerine ifa eden kimselere denilmektedir. Bunlar, alt vekil ya da alt yüklenici gibi asıl borçlunun borçlarını tamamen ya da kısmen ifa etmeyi başkasına bıraktığı durumlarda alacaklının muhatap alabileceği kişilerdir. Kaim kişi, yardımcı kişiden farklı olarak, esas itibarıyla, borcu kendi adına ifa eden kişidir; bu sebeple üçüncü kişi sayılır.”[3]

“Yardımcı kişi ile kaim olan kişi’yi birbirine karıştırmamak gerekir. Kaim kişi, borcun ifasında tamamen borçlunun yerini alır. Bu halde, borçlu aradan çekilmekte, artık onun ifa ile bir ilişkisi kalmamaktadır. Bu sebeple kaim kişinin bulunduğu hallerde, bu kimse yardımcı kişi olmadığı için, borçlu da yardımcı kişinin fiili sebebiyle sorumlu olmaz.” [4]

3.Öğretim görevlileri ile okutmanlar öğretim yardımcıları değildir.

Yükseköğretim Personel Kanunu, m.3’e göre öğretim elemanları şöyle sınıflandırılmıştır.

A) Öğretim üyeleri sınıfı:

Bu sınıf, profesörler, doçentler ve yardımcı doçentlerden oluşur

B) Öğretim görevlileri ve okutmanlar sınıfı:

Bu sınıf, öğretim görevlileri ile okutmanlardan oluşur

C) Öğretim yardımcıları sınıfı:

Bu sınıf, araştırma görevlileri ile uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacılarından oluşur.

Dikkat edilirse Yükseköğretim Personel Kanunu, m.3’te öğretim yardımcıları olarak sadece “araştırma görevlileri ile uzman, çevirici ve eğitim – öğretim planlamacılar” vardır. “öğretim görevlileri ile okutmanlar” öğretim yardımcıları değildir.

Kanunda geçen sınıf kavramı üstünlük ilişkisi olduğunu göstermez. Bir okulda A, B, C ve D gibi sınıflar bulunabilir. A harfinin önce gelmesi A sınıfının B sınıfından üstün olduğunu göstermez.

Askeriyede Piyade sınıfı ve topçu sınıfları bulunur bu sınıflardan hiç biri diğerinden üstün değildir.

II.Sui Generis Statü

“Sui generis” kavramı Osmanlıcada nevi şahsına münhasır, günümüz Türkçesinde ise “kendine özgü” olarak ifade edilmektedir.

2547 Sayılı Kanunun 31. Maddesi’dne geçen;

“herhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim – öğretim ve uygulamaları için” ibaresinden de öğretim üyesi yerine ikame edilmediğini, başlı başına bir değeri olduğunu anlıyoruz.

III.Sonuç

Yukarıda sui generis başlığı altında öğretim görevlisinin başlı başına değeri olduğunu söyledik. Başlı başına bir değeri olduğu zaman zaten saygındır. İkame değeri olduğu zaman ise öğretim üyesinin yerini tuttuğu, öğretim üyesi yerine kaim olduğu, öğretim üyesi yerine geçtiği için saygınlığı hak eder.

Tıpkı Kanun hükmünde kararnameler gibi. Kanun hükmünde kararnameler (KHK) hiçbir zaman kanun değildir ama kanun gücündedir, etkisi ve bağlayıcılığı kanun kadardır.

Öğretim görevlisi öğretim üyesi değildir, ama öğretim üyesi gücündedir. Aynı işi yaparlar, yaptıkları işin değeri aynıdır. Mesela öğretim görevlisinin öğrenciye verdiği not ile, öğretim üyesinin öğrenciye verdiği not birbirine eşdeğerdir.

[1]https://books.google.com.tr/books?id=9cL3AAAAQBAJ&pg=PT134&lpg=PT134&dq=kaime+alt%C4%B1n+para+yerine+ikame&source=bl&ots=4VYUl31VSf&sig=89cE7bk2gUkpawZwLL97UoZOwvI&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwiAyLjo5dHTAhVHL1AKHfjwCNgQ6AEIJzAB#v=onepage&q=kaime%20alt%C4%B1n%20para%20yerine%20ikame&f=false

[2] http://tarihgundem.com/Home/Detay/ilk-osmanli-banknotu–kaime

[3] ÖĞÜZ, Tufan  , ERGÜNE,Mehmet Serkan , ERİŞGİN,Nuri , Borçlar Hukuku, , ANADOLU ÜNİVERSİTESİ, AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1886,s.111

[4] http://www.ansiklopedi.biz/hukuk/yardimci-kisinin-fiilinden-sorumluluk

Share
243 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “Evlenmek” kelimesinin kökü “ev”den geliyor

    17 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Türkler, karı koca olmaya "evlenme" derler. Evlenmek "ev-bark" sahibi olmaktır. "Evlenmek" kelimesinin kökü "ev"den geliyor. Yani bildiğimiz "hane" veya "konut"tan geliyor. "Hanelenmek" veya "konutlanmak" da diyebiliriz. “Bark” Orhun kitabelerinde “mabed” anlamında kullanılmıştır. Hakan türbelerinin yanında bir mabed yapılır, orada kurbanlar kesilirdi. Ev de kutsal bir mabed sayıldığından bark adını alırdı. Bu yüzden ev-bark sahibi olanlar, kutsal bir çatı altında, hayatlarını birleştirmiş sayılırlardı. Selçuklularda “evlilik...
  • AK Parti Divan Başkanına Rağmen Güzel Bir Kongre Gerçekleştirdi

    17 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    AK Parti’nin 6.olağan genel kurulu Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımı ile bir kongre gerçekleştirildi. Kongreyi başarılı bulduğumu ifade ederken bu divan başkanına rağmen bu derece güzel bir kongre gerçekleştirilmiş olmasını takdir ediyorum. Yazımın başlangıcında öncelikle şu divan başkanına seslenmek istiyorum. Ben onun yerinde olsam siyasetten derhal el çekerim ve bir daha asla siyaset yapmam. Bu derece yeteneksiz ve bu derece başarısız bir insanın AK Parti gibi bir partide siyaset yapmasından AK Parti’ye oy vermiş bir kişi olarak utanç ...
  • Kişi Başına Düşen Milli Gelir Nasıl Dağıtılır?

    15 Aralık 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Kişi başına düşen milli geliri hep duyarız da nasıl dağıtıldığını şimdiye kadar hiç duymadık. Eğer Kişi başına düşen milli gelir varsa bunun dağıtılması gerekir değil mi? Eğer dağıtılmayacaksa kişi başına düşen milli gelir kavramı niçin kullanılıyor? Kişi başına düşen milli geliri dağıtmanın nasıl dağıtılacağı ile ilgili basit bir yöntem var. Devlet re’sen (kendiliğinden) herkes için bankamatik işlevi de gören kimlik kartları çıkarır, bunları vatandaşlarımızın adresine gönderir. Sonra TC kimlik numaraları hesap numarası olara...
  • Taşeronlara Kadro Meselesinde Özelleştirme-Devletleşme Kararsızlığı

    14 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Son iki yazımda gündeme getirdiğim taşeronlara kadro mevzuunda her gün yeni gelişmeler ve açıklamalar gündeme gelirken belli olan tek bir şey var ki hükümetin bu konuda kafasının karışık olduğu. Evet, bir çalışma var ancak bu çalışma sonrasında verilecek olan kararların devletin işleyişi, ekonomisi, sosyal politikaları ve ekonomik sistemleri üzerinde ciddi etkileri olacak. Konuya sadece basitçe taşeronlara kadro verilecek şekliyle bakmak yeterli değil. Bu kadro verilebilir ancak kadronun verilmesinin ardından ortaya çıkacak sonuçlar acaba ülkem...