logo

O Gün Gelecek!


Melih Sıddık Dalkılıç
melih_dalkilic@08olay.com

Tüm Selamların Yegane Sahibinin Adıyla BİSMİLLAH.

Varlığım kudreti elinde bulunan ALLAH’a hamd olsun. Yeni bir yazı kaleme almak da nasip oldu. Türk Edebiyattında bir çok akım ve fikir ortaya çıkıp, döneminde ya da dönemi sonrasında silinmez iz bıraktılar. Adamların tek gayeleri fikirlerini özgürce ifade edip, kendi Ruh iklimlerini saran devlet, vatan sevgisi ya da üstopyaları doğrultusunda yaşadılar ve hayatlarına bu Ruh iklimi üzerinde veda ettiler. 1960 nasıl bir yılsa bu yıldan sonra bir tane Fikir ve Edebiyat adamı doğmadı. Şimdi bana popüler kültür yazarlarından bahs etmeyin, onlara eğer yüz yıl, ne yüz yılı, yirmi yıl sonra eserleri tanınırsa o zaman yazar deriz. Lakin dönemimizde bu bilgi daarcığına sahip bir şair ya da yazar göremiyorum.  Peki dönemimiz neden bir Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Atilla İlhan, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu,  Özdemir Asaf, Turgut Uyar, Ece Ayhan, İlhan Berk yetiştirmedi. Bunu sebebini hiç düşündünüz mü? Yoksa Artık Türkiyemiz mi değişti.

Baskı rejimi altında hiçbir sanatçı ideolojisini ortaya koyamaz. Yukarıda ismini saydığım yazarların bazıları Osmanlı doğumlu, bazıları da Cumhuriyet doğumludur.  Lakin geldikleri ekol ve saygı iklimi kadim bir imparatotorluk bakiyesiydir. Kimse kusura bakmasın, bakarsa baksın! 1960 1970, 1982, 1997 darbeleri neticesinde fikir üreten insanlar baskı altına alındı. Fikirlerini ortaya çıkarması engellendi. Yazar kitlemiz kendilerini başka işlere koşturdu, bu durumun neticesi Edebi olarak durgun ve kısır dönemi oluşturdu. Edebiyat Fakültelerinde 1960 sonrası dönem anlatılmaz. Cünkü bu dönem sonrası bir tane ayakları sağlam yere basan yazar çıkmadı. Ne kadar yazık bu topluma. Bu baskıcı rejimi göremeyenler ya da dönemin ahvalinden bi haber yaşayan gövdeler dönemimizde fikir özgürlüğüne dem vuruyor. Arkadaş Yukarda saydığım isimlerden Fikir olarak zıt kutuplarda olduğum lakin kişiline ve fikrine saygı duyduğum; Cemal Süreya’nın hayatını bir okuyun, o zor şartlar altında bile devletine ve milletine düşman olmamıştır. Günümüzün sözde aydınları her fırsatta geçmişlerinde örnek gösterdiği bu şahıslar asla ve kat’a devletleri aleyhtarı bir yazı kaleme almamışlardır. Günümüzde vatana ihane eden şahıslara Aydın rozeti takılıyor. ALLAH aşkına Suriye kan gölüne dolmuşken, Bağdat’ta gelinlik kızlara tecavuz edilirken, Urumçide LAİLAHE İLLALLAH dedi diye deriler yüzülürken, Macaristan’da mültecilere cember takılırken, Ege denizinde Özgürlük ve bir ışık için sulara atılan insanların şişme botları, Yunan Askerleri tarafından delinirken nerde bu Aydınlar.

Günümüzün kalemi silinir ama Tarihin kalemi asla silinmez. Dönemimizde aydın rozeti takılan bu hainleri zaman asla af etmeyecek. Yazdığım yazılardan rahatsız olanlar oldu.  Bir çok olumsuz eleştiride aldığım da oldu. Eğer şimdiye kadar yazdığım yazılar Hak ve HAKK’ın yolundan sapmışsa kalemimi yüce YARADAN kırsın, ALLAH c.c’nin varlığı ve birliği üzerine idealize ettiğim bu hayatımda bir gün yüzü görmeyeyim. Kul övecek diye YARADAN’ın yolundan asla sapmam. Sokak kirlemişken tek temiz kalan ev göze batar. ALLAH aşkına Ortadoğu yanarken, bizim vatanımıza el uzatan hainlerin ellerini kırmak ne zaman suç oldu. Bırakın artık Haburu, Oslo’yu eğer dediğiniz gibi bir ihanet varsa Hak’ın sahibi Hakkını alır. Dönem geçmişle hesaplaşma dönemi değil. Dönem sokağı temizleme dönemi. Siyasi hesapları uğruna susanlar ya da ne pahasına olursa olsun hükümet gitsin diyenler nizam terazisinde ihanetle yargılanacaktır. İnanın bana bu topraklar ihanet edeni asla af etmedi. Artık bu ruh uyandı. ALLAH şahit olsun ki; o gün gelecek. O gün gelende Ayağına çelme takılan mazlumların ahını sahibi duyacak. O gün gelecek, yaşmakları coni cizmelerinde kirlenen gelinlik kızların öcü alınacak. O gün gelecek, o gün gelende Vatanına, Milletine, ve de kendi nesline ihanet edenler, kendi fikirlerinde boğulacak.

Aslında konu gayet açık ve net; büyük bir savaş içinde olan devlet küllerinden yeniden doğacaktır. ALLAH c.c hamd olsun ki bu ülke ve bu millet Kur’an ve Hz Muhammed S.a.v yolundan sapmadığı sürece hep var olacaktır. Demem o ki dönem “Diriliş” dönemidir. Başka bir yazımda görüşmek dileğiyle…

Share
522 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İslam Toplumunda Şerait-i Sulhiye (Toplumsal Barış Şartları)

    29 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    İslam toplumunda sulh şartları yani toplumsal barışın sağlanmasının şartları, zekatın farz kılınması, faizin haram kılınması ve faizsiz borç vermenin teşvik edilmesidir. Kapitalizmi ise ayakta tutan faizdir. Faizin kaldırılması ile  kapitalist sistem de çökecektir. Bu söylediklerimiz Risale-i Nur Külliyatında şu veciz cümle ile ifade edilmektedir; “Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir.” Vücub-u zekât: Zekatın farz olması Hurmet-i ribâ: Faiz yasa...
  • Çeleng

    25 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Farsça çēlān چيلان  "demirden yapılan her türlü alet ve edevat" sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir. Farsça sözcük Farsça çiling veya çiring چلنگ/چرنگ  "demirin demire çarpma sesi" sözcüğünden türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir. Türkçe çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş, ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden geri-alıntılanmış olması mümkündür. Eskiden kadınların süs için başlarına taktıkları mücevher veya madenlerden yapılmış sorguç. Halka şeklinde çiçek veya yapraklı dal demeti. Çelenk, aslınd...
  • Sultan İbrahim Deli miydi?

    24 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Meşrutiyet devrinden (1908) sonra Osmanlı tarihi üzerine yazıp çizenler Sultan İbrahim’e bir “deli” sıfatı takmışlardır ki, bugün tereddütsüz, büyük iftiradır diyebiliriz. Tarihçiler, Padişah’ın buhranlı bir hayat geçirdiğinde hemfikirdir. I. Mustafa’ya söylenen, hafif akıllılık gibi tabirler, bu Sultan hakkında kullanılmamıştır. Güvenilir Osmanlı kaynaklarında şahsına yönelik “deli” nitelemesi zikredilmemiştir. 20. yüzyıl başlarında, özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde kaleme alınan bazı kaynaklarda, Osmanlı düşmanlığının tesiriyle bu lakap kast...
  • Keltler

    23 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Kelt kelimesi ilk kez Yunanlı tarihçi Hecataeus tarafından M.Ö. 517 yılında yunan mitolojilerinde geçmektedir. Kelt kelimesi; cesur, savaşçı, erdemli anlamına gelmektedir.  “Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. M.Ö 2000 yıllarında Keltler, anavatanları olan Orta Avrupadan göç etmişlerdir. Çoğu İspanya,Galya ve Britanya adalarına yerleşmiştir. Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde ...