logo

Neden Millet Olarak Kendimizi Bu Denli Küçümsüyoruz?


Tolga Gül
tolgagul@08olay.com

Yazılarıma bir müddet ara vermek porno izle durumunda kalmıştım. Arka arkaya yaşadığım üzücü olayların ardından biraz dinlenmem gerekiyordu. En yakınlarının arka arkaya vefat etmesi ister istemez bir psikolojik baskı getiriyor. Bu baskı olayları yaşadığınızda değil sonradan ortaya çıkıyor.

Artık bu baskıdan yavaş yavaş kurtulma zamanıdır diyerek yoğun yazılarımıza yeniden başlayalım. Benim yazı yazmadığım günlerde ülkemizin gündemi bir hayli yoğun idi. Özellikle de Rusya savaş uçağının düşürülmesi olayı ile birlikte milletçe bir türlü içerisinden kurtulamadığımız psikolojiye geriye dönmüş olduk. Kendimizi küçük görme psikolojisi aslında bu ülkenin aşması gereken en önemli problemdir. Bu problem belki de bizim millet olarak sürekli iki ileri bir geri adım atmamızı sağlıyor. Eğer biz kendimizi küçük görmüyor olsa idik, “Rusya uçağı düşürüldü aman Rusya şimdi bakın bize neler yapacak?” türk porno söylemlerinde bulunmaz idik.

Şimdi isterseniz olayın siyasi boyutunu yada bugün ki iktidar boyutunu bir tarafa bırakarak olayı irdeleyelim. Bu irdelemeyi yaparken de geçmişteki birkaç olayı hatırlayarak bunu yapalım. Hani Osmanlı’ya falanda dönmeden Cumhuriyet Dönemi’nden bazı olayları hatırlayalım. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yurdun dört bir tarafı işgal edilmiş iken bu milleti küçük görmüş olsa ve milli mücadeleyi başlatmasaydı acaba bugün nerede olurduk. Önce buradan başlayalım. Mustafa Kemal bu millete güvendi. Bu milletin büyük bir millet olduğuna ve karakterinde bağımsızlık yattığına olan inancını ortaya koymamış olsaydı bugün bu ülke topraklarına acaba sahip olabilir miydik? Yüz binlerce insanımızı feda ederek kazandığımız bu toprakları kazanan ecdadımız adına kendimizi küçük görme sevdasından vazgeçmeliyiz. Düşünün bir Dünya size karşı ve siz milli mücadeleye girişiyorsunuz ve içinizdeki inançsızlara karşın bu mücadeleyi kazanıyorsunuz. Milli mücadeleyi kazanmanın dışında büyük bir ekonomik savaşında içerisine giriyorsunuz. Ülkenin dört bir yanı tahrip olmuş ve Atatürk çıkıyor diyor ki; “ Asıl mücadele şimdi medeniyetleşmede”. Belki de Kurtuluş rus porno Savaşı’ndan daha büyük bir mücadele ortaya konuluyor ve ülke yeniden ayağa kalkıyor. Burada Atatürk ve yol arkadaşları mücadelelerinde acaba haksızlar mıydı? Yada yanlış mı yaptılar? Ve o günlerde Atatürk’e kimse karşı çıkmadı mı? Veya Atatürk’ün mücadelesine muhalefet yapılmadı mı?

Milli Mücadele dönemini bırakalım ve yakın tarihimizde yaşanan bazı gelişmeleri bir hatırlayalım. Bülent Ecevit’in Başbakanlığı’nda Erbakan’ın da içerisinde bulunduğu hükümet Kıbrıs’ta yaşanan olaylara duyarsız kalmamış ve tüm Dünya karşı olmasına karşın garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs’a çıkarma yaptılar. ‘Ayşe Tatile Çıkıyor’ şifresi ile başlayan çıkarma tüm Dünya’ya karşı yapıldı ve Kıbrıs’taki soydaşlarımızın yaşadığı zalimliklere son verildi. Yine yüzlerce askerimiz feda edilerek. Yapılmamalımıydı. Bülent Ecevit’in Başbakanlığı’ndaki hükümet o gün o kararı verirken milletimizi küçük görmüş olsaydı ve çıkarmayı gerçekleştirmeseydi sıra Türkiye’ye gelmeyecek miydi? Ecevit’in Kıbrıs’a çıkarma yapma kararına acaba o gün muhalefet yapılmadı mı? Yada kimse karşı çıkmadı mı?

Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Yunanlılar ile Ermenilerin arka arkaya yaptıkları abuk subuk olaylar karşısında iki farklı açıklamalarda bulunmuştu. Bu milletin büyüklüğüne inanarak şu cümleleri kurdu: “Cuma sabahı Yunanistan’a karşı kara harekatı başlasak Cuma Namazı’nı Atina’da kılarız. Ermenistan’a iki bomba atsak ne olur yani Ermenistan’dan bize savaş mı açar?” Bu cümleleri kuran Özal’ın o sözlerinin ardından hem Yunanistan hemde Ermenistan kendilerine gelmiş ve akıllarını başlarına almışlardı. O gün Özal bu sözleri kullanırken içeride muhalefet yok muydu?

Yunanlılar ile bir başka olay daha yaşamıştık. Kardak krizi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Kardak’ta yaşanan gelişmeler üzerine “O Yunan Bayrağı oradan ya inecek ya inecek” diyerek Kardak’a müdahale yapmıştı. Tüm Dünya’nın gözünün önünde ve tüm Dünya böyle bir müdahaleye Türkiye’nin cesaret edemeyeceğine inanmasına karşın yine de o müdahale yapılmadı mı? İçeride o dönemde muhalefet yok muydu?

Gelelim futbola. Kendisini hiç sevmediğim halde Fatih Terim ile Galatasaray ile UEFA Kupası mücadelesi yaparken bu milletin çocuklarına ‘aralarında yabancılar olmasına karşın’ yüreğindeki inancını ortaya koyarak kupanın alınmasını sağlarken cesaret etmeseydi belki de Türk Futbol Tarihi’nde böylesi bir büyük başarı gelebilir miydi? O başarı gelirken içeride ve dışarıda Terim’e muhalefet yapılmadı mı?

Yakın ve uzak geçmişimizde bu olaylara benzer onlarca olay yaşanmıştır. Bir çırpıda aklıma gelen olayları yazdım. Şimdi dönelim Rusya ile uçak krizimize. Türkiye sınırımızı ihlal ettiği iddiasıyla Rusya uçağını düşürdü. İçerideki muhalefete karşın bir çok Dünya ülkesinin ve Nato’nun da haklı gördüğü bu hamle aslında bizim benliğimizde bir türlü yıkamadığımız o küçük düşünceyi yeniden ortaya çıkarmıştır. ‘Biz güçlü bir ülke değiliz’ değiliz düşüncesinin yeniden hortladığı bu olay aslında bize güzel bir ders olmalı. Geçmişte yaşadığımız onca büyük başarı aklımıza gelerek söylemlerimizi ona göre düşünerek ifade etmeliyiz. Tüm Dünya’nın haklı gördüğü bir olayda bile ‘Rusya bizden daha güçlü bir devlet. Ya bize savaş açarlarsa’ şeklindeki basit cümle ile içimizdeki muhalefet sevdası ile koca bir milletin geçmişini alçaltma gayretinden vazgeçmeliyiz. Evet zaman zaman benimde eleştirdiğim hükümetin Rusya uçağını düşürmesi konusunda yüzde yüz haklı olduğunu düşünüyorum. Belki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olayın gerilişini arttırma gayretlerini eleştirsem de nihayetinde aklı selim açıklamalara dönülmesi sürecini de değerlendirerek ben ülkemin tavrını haklı buluyorum. Hiçbir ülkenin savaş uçağı benim sınırlarımda benden habersiz uçuş yapmamalıdır. Nedeni ne olursa olsun buna müdahale yapılmalıdır. O yüzden doğru olan yapılmıştır. Tayyip Erdoğan’ı ya da AK Parti zihniyetini severim yada sevmem, eleştiririm yada eleştirmem yaşanan süreçte yapılan doğrudur. Tabi ki aklı selim hareket edilmeli, delilik yapılmamalı, kalkıp Rusya bizim sınırımızı ihlal etti diye Moskova’ya bomba atmaya kalkılmamalıdır ama benim sınırımı bir uçak geçmiş ise ve onca uyarıyı yapıyor isem hiç kimse kusura bakmasın o uçağı bende olsam düşürürdüm. Türkiye’deki muhalefetin başarısız oluşunun aslında yatan gerçekte bu olayda ki söylemlerde gizlidir. Muhalefetin bu milleti küçük görme çabası AK Parti’nin başarısını arttırmaktadır.

Muhalefetin başarısızlığına daha sonra yeniden değerlendirmelerde bulunacağımı belirtirken, bu milletin büyük bir millet olduğunu ve istenildiğinde birlik ve beraberlik içerisinde hareket edilince hiçbir topun bu milleti sindiremeyeceğini vurgulamak isterim.

 

Share
368 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Beyaz Gelinliğin Tarihi (Osmanlı’da)

    22 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Osmanlı'da ilk beyaz gelinlik giyen, Sultan 2. Abdülhamid'in kızı Naime Sultan'dır. II. Abdülhamid beyaz gelinliği Avrupa’da katıldığı bir düğünde görmüştü. II. Abdülhamid’in kızı Naime Sultan, 1898’de Gazi Osman Paşa’nın oğlu Kemalettin Paşa ile evlenirken babasının önerisiyle beyaz gelinlik giydi. Böylece Osmanlı’da beyaz gelinlik giyen ilk kadın oldu. Gelinliğini ise elbette Padişah’ın ve tüm Osmanlı’nın modacısı Jean Botter yaptı. O güne kadar işlemeli, nakışlı ve genelde kırmızı renkli gelinlikler giyiliyordu. II. Abdülh...
  • Muhtarların Görev, Yetki ve Sorumluluklarını Biliyor muyuz?

    22 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Geçtiğimiz Perşembe günü Türkiye’de Muhtarlar Günü kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla Artvin Valisi Ömer Doğanay, muhtarlara bir de yemek verdi. Yemeğe bende katıldım. Muhtar değilim ama basın mensubu olarak bu yemekte yer aldım. Valimiz ile aslında sık sık özel sohbetlerde bir araya gelmemize rağmen bir türlü haberlere katılamıyordum, bu sefer katılalım dedik. İyi de yapmışız. Gerçekten sıra dışı bir Valimiz var. Valimiz tam bir devlet adamı. Devlet ciddiyetini her yerde korumanın yanı sıra devletin şevkatlı elini de gösteren bir kişilik. Ken...
  • Marksizmin Ekolleri (Mezhepleri)

    21 Ekim 2017 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: *Marksizm, bilimsel sosyalizm ve komünizmin kurucusu Karl Marx'ın ve Friedrich Engels'in çalışmalarından çıkarılan insanlığın özgürleşmesiyle ilgili bir düşünce sistemi ve ideoloji. *Leninizm işçi sınıfını odak noktası olarak kabul eder. *Maoizm’de Çinde işçi sınıfı olmadığı için köylüler işçi sınıfı yerine konmuştur. *Cheizm’de İşçi ve köylü sınıfı birlikte hareket eder. *Marksizm’in bu ideolojileri İslamdaki mezheplere benziyor. İslam bir tane olduğuna göre mezhepler niye var diyenler, Marksizmdeki bu farklı ideolojileri ...
  • İki Röportajla İSME Dosyasını Kapatıyorum

    19 Ekim 2017 Köşe Yazıları, Tolga Gül

    Bildiğiniz üzere Bodrum’da düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda düzenlenen Madencilik ve Çevre Sempozyumu (İSME 2017) de gerçekleştirdiğimiz röportajlardan bir bölümünü yayımlamıştım. Şimdi son iki röportajla İSME 2017 dosyasını kapatıyorum. Bu röportajlardan biri alanında ülkemizin aranılan akademisyenlerin Prof. Dr. Hürriyet Akdaş hocanın açıklamalarını içeriyor. Bir diğeri ise ise iş dünyasından iki röportajı içeriyor. Yine her zaman olduğu gibi yorumsuz bir biçimde sizlere aktarıyorum. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim G...