logo

Müslümanlara karşı “ideolojik savaş” ajanı operasyonları


Erhan Kırmızı
erhankirmizi@08olay.com

 

Bir müslüman kitlesinde bir uyanış görüldüğü an, sömürgecilik ajanları hemen uyutmak için operasyona girişirler. İdeolojik savaş ajanlarının Müslümanları uyutma metotlarından birisi günün temel ve can alıcı problemlerinden uzaklaştırılarak geçmişiyle iftihar duygularını kabartarak geçmişin parlak ve gösterişli sayfalarına alıp götürmektir.

Fiili sömürgecilik görünür ve mücadele şekli belli olduğundan ortadan kaldırılması kolaydır. Fakat fikrî sömürgeleşmenin aşılması çok kolay olmayacaktır.

Sömürülebilir olmaktan kurtulmak için;

*Aşağılık Kompleksinden kurtulmak ve,

*İftihar Duyma İçgüdüsünü Yenebilmek

Gerekir.

İftihar duygusundan kurtulmak atalarımız geçmişte şöyle güçlüydü, böyle kalkınmıştı avunmamak ve atıl kalmamaktır

 

Cezayirli Müslüman düşünür Malik Bin Nebî “İdeolojik Savaş Ajanları” adlı kitabında buna dair şu somut örneği vermektedir.

“Cezayirli işçiler tarafından Paris’te yapılan bir kongrede, toplantıyı düzenleyenler, özellikle “demokrasi” kelimesini Anayasasına amblem olarak seçmiş Fransa gibi bir ülkede şahit olunan, zamanımızın içler acısı bir meselesini (yani işçilerin sömürülüşünü, haklarının yenilişini, vesaireyi) dile getirerek okuyucuyu düşünmeye sevkeden bir broşür hazırlamayı ve bundan binlerce nüshayı işçiler arasında dağıtmayı akıl etmişlerdi.

İdeolojik savaş uzmanları, bu durum ve bu olayı elbette gözlerinden kaçırmamışlardı.

İyi de broşürde ileri sürülen fikirleri nasıl etkisiz hâle getireceklerdi? Hiç olmazsa bu kongreye katılan müslümanlarda onun doğuracağı kuvvetli tesiri hangi yolla hafifletebilirlerdi?

Derhal “Le soleil d’Allah brille sur l’occident / Allah’ın Güneşi Batı’nın Üzerinde Parlıyor”* adlı ünlü “övgü edebiyatı” eserinin yazarı sempatik Alman kadınını bu toplantıya davet ettiler. O da salonda hazır bulunanlara bu eserinde yazdıklarını bir güzel anlattı.

Böylelikle toplantıya katılanlar, günün temel ve can alıcı problemlerinden uzaklaştırılarak geçmişin parlak ve gösterişli sayfalarına alınıp götürülmüş oldular.

Bu olayı bana anlatan dostum sözlerini “Konferans bittiğinde herkes ayağa kalktı ve konuşmacıyı alkış yağmuruna tuttu” diyerek bitirdi.

Ne yazık ki dostumun, bana ideolojik savaşın oldukça anlamlı bir uygulamasını anlattığından hiç haberi yoktu.

Gerçekten de bu savaş bugün dünyada son kertesine varmış bulunmaktadır. Özellikle İslâm ülkelerinde bu böyledir. Hatta aşırı davranışlarından artık gına getirilmiş, çekilmez olmuşlardır.

İşte, herhangi bir müslüman kitlesine bir çalışma, düşünme, kendine gelme fikri verilmeğe çalışıldığı veya onlarda, kendiliğinden böyle bir uyanış görüldüğü an, sömürgecilik ajanlarının nasıl bir operasyona giriştiklerini, yukardaki olayda, çok net-bir şekilde görüyoruz. Onlar, aynı kitleye, aynı hâl ve şartlar içinde, rüyalardan derlenmiş gözalıcı fikirler, binbir gece masallarından toplanmış düşünceler sunmak suretiyle onların dikkatlerini başka tarafa kaydırmaya çalışırlar.[1]

Cezayirli Müslüman düşünür Malik Bin Nebî’ye göre İslam dünyasını geri bırakan iç faktörlerdir.

Mâlik Bin Nebî, sorunlarımızın temelinde yatan ana problemin ‘zihinlerin sömürgeleşmesi’ olduğunu derinden idrak etmiştir.

İki tür sömürgecilik vardır;

1.Fiili sömürgecilik

2.Fikri sömürgecilik (Zihinleri sömürme)

İnsanlar, birey ya da toplum olarak ancak ve ancak ‘sömürülmeye elverişli’ olduklarında sömürgeleştirilirler.

“Fiili sömürgecilik görünür ve mücadele şekli belli olduğundan ortadan kaldırılması kolaydır. Fakat fikrî sömürgeleşmenin aşılması çok kolay olmayacaktır.

Yani sömürülmekten kurtulmak için gereken esas mesele sömürülebilir olmaktan kurtulmaktır.

mesele sömürülebilir olmaktan kurtulmak için;

*Aşağılık Kompleksinden kurtulmak ve,

*İftihar Duyma İçgüdüsünü Yenebilmek

Gerekir.

İnsanların zihni sömürgeleştirilmeye müsait iken olacak olan şey iki şekilde tezahür edecektir:

İlkin sömürgecilerin bizi bizden daha iyi bileceği düşüncesinden dolayı bireyin aşağılık kompleksine kapılıp etkinliğinin en aşağıya düşmesi durumudur. Bugün bu durum öyle bir hale gelmiştir ki Müslümanlar kültürlerinin maddi ve manevi unsurlarını hattâ lezzet ve ihtiyaçlarını bile başkalarından almaktadır ve böyle olunca (sömürgecilerin) daha değerli olduğu düşünülmektedir. İkinci olarak bunun tersine Batı’nın kültürel egemenliği sonucu oluşan eksiklik kompleksini bastırmanın bir aracı olarak kendisiyle övünme ve iftihar duyma içgüdüsüne yapışmasıdır. Bu ikinci durum öncelikle fikir ve vicdanı gerçek zorlukların farkına varmaktan alıkoyan bir teselli aracı olarak, uyuşturucu işlevi göreceğinden zihinsel olarak etkinliğin olmaması veya oluşamaması gibi bir duruma sebep olabilir. Dolayısıyla belirtilen her iki husus da Müslümanların durumunu düzeltmede olumsuz bir role sahip olacaktır.[2]

[1] Malik Bin Nebi, İdeolojik Savaş Ajanları, s.50-51, Timaş Yayınları, İstanbul, 1997

[2] GÜNGÖR, Fethi, http://dirilispostasi.com/a-3045-mlik-bin-nebnin-somurulebilirlik-kuramini-dikkate-almak.html 27.06.2016

Share
427 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hata

    18 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Özet: Bilmeyerek yapılan yanlışa hata denir. Hata sorumluluğu kaldırır. Bilerek yapılan yanlışa hata değil taammüd denir.  "Amd" veya "taammüd" eş anlamlı olup, önceden tasarlayarak, düşünerek, bilerek, isteyerek ve kasıtla yapmak demektir. Kasıtlı yapılan bir işin günaha yol açar. 1.Kavram Hata istenmeden yapılan yanlıştır. Bir yanlış bilerek ve isteyerek yapılırsa hata olmaktan çıkar (amd-taammüd) denilen suç olur. Bir terim olarak hata, kasıt unsuru taşımayan bir söz veya fiil olup, asıl iradeye aykırı olarak vuku bulur. İnsan, gaflet so...
  • Reklam

    12 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Reklam kelimesi, Latince’de (çağırmak) fiilinden türetilmiştir. Bu mantıkla reklam batı dillerinde avcıları avlanırken , kurbanlarını (avlarını) cezp edebilmek ve çağırmak için uyguladıkları hileleri, teknikleri, yol ve yöntemleri betimlemektedir. Terim olarak Reklam, televizyon, gazete, radyo, billboard, dergi, sinema  internet gibi mecralar aracılığıyla çeşitli mal, ürün ve hizmetlerin hedef kitlelere ve tüketicilere belirli bir ücret karşılığında tanıtılmasıdır. Bu işin ana unsurları; bir ücret karşılığında yapılması, tanıtım yaptıran firm...
  • Şerefiye (ﺷﺮﻓﻴّﻪ)

    10 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

    Arapça “yüksek mekân” anlamına gelen şereften, şerefі - şerefiye olarak Türkçe’de türetilmiştir. İmar edilen bir yerdeki gayrimenkullerden değerlerinin artışı sebebiyle alınan bir çeşit vergidir. Devlet, kamu tüzel kişileri ve özellikle belediyelerin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve altyapı hizmetleriyle imar faaliyetlerinden dolayı bazı kimselerin mal varlıklarında önemli değer artışları olmaktadır. Bina, arsa ve arazi gibi gayrimenkullerde gayrimenkul sahibinin herhangi bir çabası, katkısı veya masrafı olmaksızın; yanıt ilgili kişinin irad...
  • Nota vermek

    09 Haziran 2019 Erhan Kırmızı, Köşe Yazıları

      Özet: Nota vermek; posta koymak, ayar vermek, uyarmak gibi algılansa da tam karşılığı bu değildir. Devletler arası diplomatik yazışmadır. Fransızca note "1. işaret, alamet, iz, hatırlatma yazısı, 2. müzik işareti" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Latince aynı anlama gelen nota sözcüğünden evrilmiştir. Gündem konuları arasında sıklıkla iki ülke arasındaki gerilim sırasında kullanılmasından dolayı yanlış bilinen bir anlama da sahiptir. Yalnızca siyasi sorunlar sırasında kullanılmamaktadır. Askine, devletler arasındaki yazışmaların tümün...